26 Ekim 2017 Perşembe 21:04
İran Kerkük’ün alınmasını nasıl sağladı?

İndependent’in Ortadoğu muhabiri Fazel Hawramy, Irak Ordusu ve Haşdi Şabi Güçleri’nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin denetimde bulunan Kerkük’e düzenlediği askeri operasyonu ve İran’ın etkisini yazdı.

Hawramy, İran Devrim Muhafızları’ndan bir General, Iraklı komutanlar Ebu Mehdi El Mühendis ve Hadi El Amiri eşliğinde Kerkük’te Kürt komutanlarla buluştuğunu öne sürdü.

Kerkük’ün Irak merkezi yönetiminin denetimine girmesinin ardından KDP ve KYB yetkilileri birbirlerine ağır suçlamalar yöneltmişti. IKBY Başkanı Mesud Barzani, Irak’a referandumu dondurma çağrısında bulundu.

Fazel Hawramy’in Almonitör’de yayınlanan, “İran Kerkük’ün alınmasını nasıl sağladı?” başlıklı haberi şöyle:

“15 Ekim akşam saat 8 sularında İran Devrim Muhafızları’ndan bir General, Iraklı komutanlar Ebu Mehdi El Mühendis ve Hadi El Amiri eşliğinde Kerkük’te Kürt komutanlarla buluştu. Sadece “İkbalpur” soyadıyla bilinen ve Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani ile yakın çalıştığı söylenen İranlı komutan Kürtlerden Kerkük’ü barışçıl şekilde teslim etmesini istiyordu” dedi.

Görüşmeye vakıf bir kaynağın Al-Monitor’a aktardığına göre İkbalpur Peşmerge komutanlarını şöyle uyardı: “Direnirseniz sizi ezeriz, her şeyinizi kaybedersiniz.”

25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu öncesinde Süleymani defalarca referandumun iptalini istemiş ama Kürt yönetimi bu talepleri reddederek İranlı komutanı kızdırmıştı. 1980’lerde Süleymani gibi Devrim Muhafızları komutanlarının desteğiyle Saddam Hüseyin’in ordusuyla savaşan Peşmerge komutanları Süleymani’nin öcünü alacağını biliyorlardı. Ancak Kürt yönetimiyle istişare ettikten sonra Kerkük’ü bırakmayacaklarını söylediler.

Bunun üzerine İkbalpur bölgenin haritasını çıkarıp Kürt muhataplarının önüne serdi ve şöyle dedi: “Bu bizim askeri planımız. Sizi üç noktadan vuracağız. Şuradan, şuradan ve şuradan...” Bu sözlerin ardından yanındakilerle birlikte toplantıyı terk etti.

Görüşme Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Kerkük’teki merkezinde yapılmıştı. Süleymani ve Irak tarafı Kerkük taarruzunu planlarken fazla uzakta olmayan K1 hava üssündeki ABD’li askeri danışmanlar sessizliğini koruyordu. Öyle ki bir Kürt yetkili, koordine bir taarruz başlatmak üzere uluslararası mutabakat sağlanmış olabileceğini düşünüyordu. Kürtler büyük bir şaşkınlık yaşayacaktı.

Gece yarısından sonra, 16 Ekim’in ilk saatlerinde Iraklı güçler İranlı generalin belirttiği noktalardan saldırıya geçti. Kimi Peşmerge mensupları sert bir direniş ortaya koysa da Kürt yetkililer ve komutanlar kaçıyor, Iraklı güçler akşam saat 8 sularında Kerkük’ü ele geçiriyordu. İkisi binbaşı olmak üzere üç Peşmerge kaynağı, Iraklı güçlerin içinde Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’nin (HSB) üniformalarını giyen ama Farsça konuşan askerler gördüklerinden emindi.

Peşmerge’nin nasıl bu kadar hızlı yenildiği tartışılabilir ancak mühimmat yetersizliği ve KYB ile Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) arasında eskiden beri süren çekişme bu sonuçta etkili oldu.

Kerkük’ün güneyinde Şii Taze kasabası yakınlarında savaşan 30 yaşlarındaki Peşmerge komutanı Binbaşı Nihad şöyle konuştu: “Ben saatlerce çatıştım. İlerlemelerine izin vermedik. Devam edemememizin tek nedeni mühimmatımızın bitmesiydi.”

Iraklılar Kerkük’ü ele geçirirken binlerce Kürt sivil ve Peşmerge mensubu Erbil ve Süleymaniye’ye kaçtı. Kerkük’ün hemen doğusundaki Kara Hançer’de Al-Monitor’a konuşan bir Peşmerge mensubu “Bizi sattılar, (Kürt) yöneticiler bizi sattılar.” diyordu. O sırada binlerce çaresiz ve şaşkın insan araçlarıyla Süleymaniye’ye doğru gidiyor, bazı Kürt yetkililerin ise cipleriyle tepelik alanlardan kaçtığı görülüyordu. Süleymaniye yakınlarında yolda toplanan kalabalıklar yetkilileri yuhalıyordu.

Kerkük’teki çöküşün hemen ardından KDP ve KYB yetkilileri birbirilerini ihanetle suçlamaya, karşılıklı hakaretler yağdırmaya başladılar.

KDP’ye göre KYB’nin bir kanadı Bağdat’la gizli anlaşma yaparak Kürtleri satmıştı. KYB yetkililerine göre ise Kürdistan Bölgesi’nin fiili başkanı Mesud Barzani, Kürtlerin en yakın müttefiklerinden gelen telkinlere rağmen referandumda ısrar etmişti ve şimdi ektiğini biçiyordu. Taraflar birbirilerini Kerkük’ün petrolünü yağmalamak ve milyonlarca doları hortumlamakla da suçluyordu.

Görünen o ki İran’ın Bağdat’a verdiği destek Kürtlerin sıkıştırılması ve tüm ihtilaflı bölgelerin geri alınmasında başarılı oldu. ABD Başkanı Donald Trump ise iç mesele niteliğindeki bir konuda taraf tutmayacaklarını söyledi.

İran bu başarısından dolayı memnun olabilir ancak oldukça öfkeli olan Kürt kamuoyu hem Süleymani hem de Kürt yönetimi tarafından satıldığını düşünüyor. Kürtler referandum sonrası nasıl bu denli büyük kayıplar yaşadıklarını idrak etmeye çalışırken Kürtlerin burnunu sürtme kararı İran’ı uzun vadede pişman edebilir.

Aşağılanmışlık duygusu Kürdistan Bölgesi’nin dört bir yanında hissediliyor. 16 Ekim’de Kerkük’ün hemen dışındaki bir tepede elinde paslanmış silahıyla oturan 18 yaşındaki Germiyan “Kentimizi savunmak için babamın Kalaşnikov silahını almıştım.” diyordu. Gözleri yaşaran genç, Kerkük’ten kaçanların tıkadığı yola bakarak “Ben kaçmayacağım.” diyor ve kenti savunurken ölmeyi yeğlediğini söylüyordu.

Kerkük’te yaşananların ardından Kürdistan Bölgesi’nde İran karşıtlığı yükselişe geçti. Oysa Kürtlerin geneli İran’ı kara gün dostu olarak görüyordu. Saddam rejiminin 1988’deki kimyasal saldırılarında Kürtler yardım için İran’a başvurmuştu. 1991 Körfez Savaşı’nın ardından Saddam tekrar Kürt bölgelerine saldırınca pek çok Kürt yine İran’a sığınmıştı. Genel olarak binlerce yıllık ortak tarih nedeniyle Kürtlerin kendilerini Araplar ve Türklerden çok İranlılara yakın gördüğü söylenebilir.

Irak tarihinin bu kritik kesitinde Tahran’ın Bağdat’a yardım etmiş olması uzun vadede İran’ın Kürdistan Bölgesi’ndeki nüfuzunu zedeleyebilir. Irak Başbakanı Haydar El Ebadi açısından bakıldığında ise Şii grupların komutanları kontrol edilemeyecek kadar güçlenmiş olabilir.

Kürt yönetiminin yanlış bir zamanda referanduma giderek devasa bir hesap hatasından sorumlu olduğu muhakkak. Ancak buna verilen tepkilere bakıldığında hem Tahran hem Washington Kürt halkını küçük düşürmüş olmaktan ileride muhtemelen pişmanlık duyacak.

(Kaynak: Al Monitör)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.