'Devri Cumhuriyette önce söyletirler, sonra'

Tarık Ziya Ekinci, yaptığı yazılı açıklama ile Türkiye’nin son günlerde yaşadığı olaylara ilişkin görüşlerini dile getirdi. Özellikle KCK Operasyonlarını hedefe koyan Ekinci, “Yapılan tüm keyfi tutuklamalara isyan ediyorum. Terörle Mücadele Kanunu ile 301. madde başta olmak üzere, TCK’nın iltibasa yol açan, tüm maddelerinin derhal iptal edilmesini talep ediyorum.” dedi.

 

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

 

DİKKAT! TÜRKİYE DEMOKRASİ DIŞINA ÇIKIYOR

 

Dün akşam haberlerinde 45 avukatın Öcalan’la görüşmelerinin özetini Kandil’e ilettikleri gerekçesiyle gözaltına alındıkları haberini hayret ve dehşet içinde dinledim. Yıllardan beri Öcalan’ın avukatları cezaevi yetkililerinin gözetimi altında kendisiyle görüşür ve izin alarak not ettiklerini basınla paylaşırlar. Muhtemelen Kandil’e de iletirler. Bunlar hakkında yıllar boyu hiçbir kovuşturma yapılmadı. Öte yandan Başbakanın, kendisini temsil yetkisiyle görevlendirdiği müsteşar yardımcısı PKK’nın en üst düzey yetkilileriyle pek çok kez görüşür, müzakere eder ve vardıkları ortak görüşleri onay için önce hükümete, sonra Kandil’e ve Öcalan’a iletir. Bunların hiçbiri suç olmaz. Tanınmış gazeteciler pek çok kez Kandil’de PKK yetkilileriyle görüşür, aldıkları bilgileri günlerce basında tefrika ederler, herkes okur. Bu da suç olmaz.

 

Günün birinde hükümetin izniyle Öcalan’la görüşüp izlenimlerini basınla ve Kandil’le paylaşan 45 avukat KCK üyesi ilan edilerek gözaltına alınır, muhtemelen de tutuklanırlar. Bu, devlet tarafından  vatandaşa tuzak kurma eylemidir. Anayasanın kuvvetler ayırımı ilkesinin yok sayılması, ilga edilmesi ve icranın yargıyı kendi amaçları için kullanma edimidir.

 

Türkiye’de bugün ‘Terörle Mücadele Kanunu’ işletilerek OHAL’siz OHAL uygulanıyor. Maalesef, bu keyfi uygulamaların resmi gerekçeleri de büyük medya tarafından gizli ve tehlikeli olaylarmış gibi esrar perdesine büründürülerek destekleniyor. Pek yakında devletin gözü önünde Kandil’e gidip gelen gazetecilerin de aynı kanun hükümleri çerçevesinde gözaltına alınıp tutuklanmaları bir sürpriz olmaz.

 

Hükümetin anılan keyfi uygulamaları bana Neyzen Tevfik’in bir taşlamasını hatırlattı. Olayımıza denk düşen bu taşlama mealen şöyledir:

 

Devri istibdatta söyletmezlerdi insanı,

Açınca ağzını bellerlerdi ananı,

Devri Cumhuriyette önce söyletirler,

Sonra bellerler ananı,

 

Bugün, gözaltına alınan avukatların şahsında yapılan budur. Yıllarca, avukatlarını Öcalan’la denetim altında görüştür, izlenimlerinin yayınlanmasına izin ver, canının istediği bir gün bu eylemi suç sayarak haklarında kovuşturma yap!. Bu, demokrasiyle yönetilen bir ülkede kabul edilebilir bir davranış türü değildir. Türkiye, tüm demokratların elbirliğiyle karşı çıktıkları, militarist vesayet rejiminden kurtuluyor derken bu kez Erdoğan’ın kişisel vesayeti altına mı giriyor?

 

Yapılan tüm keyfi tutuklamalara isyan ediyorum. Terörle Mücadele Kanunu ile 301. madde başta olmak üzere, TCK’nın iltibasa yol açan, tüm maddelerinin derhal iptal edilmesini talep ediyorum.

 

Hukukla bağdaşmayan keyfi tutuklamaların tümünü protesto ediyor, kamuoyunu hukuksuzluğa, keyfiliğe  ve çoğunluk diktasına karşı demokratik tepkilerini göstermeye davet ediyorum.

 

Tarık Ziya Ekinci

(Yesilgazete.org)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.