Dargeçit vahşetini kazacaklar!

Dargeçit Savcılığı'nın; 2-6 Kasım 1995'te jandarma tarafından gözaltına alınıp kendilerinden bir daha haber çıkmayan yedi gencin öldürüldüğü iddiasına ilişkin hazırladığı fezleke doğrultusunda, cesetlerin bulunması için Boğazözü köyünde bugün kazı yapılıyor

Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995’te iki öğretmenin PKK tarafından kaçırılıp infaz edilmesine ilişkin ilçe jandarması, 2-6 Kasım 1995’te 57 yaşındaki Süleyman Seyhan ile tamamını yakını akraba ve köylülerden oluşan yedi genci ve çocuğu gözaltına almıştı. Bunlardan yalnızca 13 yaşındaki Hazni Doğan bırakılmış; Hazni’nin 14 yaşındaki ağabeyi Seyhan’ın da aralarında olduğu sekiz kişiden bir daha haber çıkmamıştı. O tarihte jandarma, bu kişilerin PKK’ya katıldığını ileri sürmüşse de Süleyman Seyhan’ın başı gövdesinden ayrılmış ve yakılmış haldeki cesedi 3 Mart 1996’da bir köy kuyusunda bulunmuştu. Cesedin ortaya çıkmasından iki gün sonra da İlçe Jandarma’da çalışan Uzman Çavuş Bilal Batırır, kaybedilmişti. Tüm bu bilgiler, Dargeçit Cumhuriyet Savcısı Şükrü Arslan’ın geçen yıl yürüttüğü soruşturma kapsamında ortaya çıkmıştı. Savcı Arslan, altı asker hakkında ‘silahlı örgüt kurma, adam öldürme, öldürmeye azmettirme’ iddiasıyla hazırladığı fezlekeyi, 17 Kasım 2011’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermişti.

 

 

GİZLİ TANIK, BOĞAÖZÜ KÖYÜNE GÖMDÜK

Doğan Ailesi’nin avukatı Eren Keskin’in verdiği bilgiye göre Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, fezlekede anlatımlarına yer verilen, asker ya da korucu olduğu tahmin edilen gizli tanığın iddiaları doğrultusunda, yedi kayıp gencin cesetlerini bulabilmek için Dargeçit’in Boğazözü köyü yakınlarında bugün kazı yapılması talimatı verdi.

 

Gizli Tanık, ifadesinde, yedi kişinin dönemin Dargeçit Jandarma Komutanı Mehmet Tire ile Jandarma Komanda Tabur Komutanı Hurşit İlmen’in emriyle öldürüldüğünü, Korucu köyünde mağaraya atıldıklarını, olayın duyulması üzerine mağaradan çıkarılıp Boğazözü köyü yakınlarında gömüldüğünü ileri sürmüştü. Aynı tanık ayrıca. Uzman Çavuş Bilal Batırır’ın da Seyhan’ın cesedinin yerini bildiğini, bu olaylardan rahatsız olup çevresinde söylediği için jandarma komutanlığının kazan dairesinde yakıldığını iddia etmişti.

 

‘O BAŞKANLAR GÖREVİNDEN ALINSIN’

Avukat Eren Keskin, Dargeçit Savcılığı’nca hazırlanan fezlekenin tarihi önemde olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Bu dosya, JİTEM’in o tarihlerde ne kadar korkunç ve kirli işler yaptığının açık göstergesidir. JİTEM, sadece bölge insanlarını değil, kendi mensuplarının içinden biraz vicdan barındıranlarını yok edecek kadar fütursuz davranmış. Cinayet şüphelisi olarak dava açılan iki kişinin belediye başkanı olduğunu öğrendik. Demek ki biz varlığımızı bu insanlara emanet ediyormuşuz. Bu ne kadar korkunçtur. Bu iki başkanın derhal görevinden alınmaları gerekiyor. Biz kontrgerillanın uzakta aranmaması gerektiğini söylerken haklıydık.”

 

TAM BİR VAHŞETTİ…

Dargeçit’ten tek kurtulan 11 yaşındaki Hazni Doğan’dı. Jandarmalarca serbest bırakılan Hazni Doğan, ağabeyi Seyhan’ı ve diğer yakınlarını kurban vermişti. Annesi Asiye, oğlunu bulabilmek için, Türkçe’yi hiç bilmediği halde çalmadık kapı, denemedik yol bırakmadı. Her girişiminden sonra ya gözaltına alındı ya tutuklandı. Bir seferinde 20 gün kendisine ulaşılamadı. Asiye Doğan, iddiaya göre, bu süreçte yakalandığı hastalığın ardından 2000 yılında hayata veda etti. Sonra eşi Ramazan Doğan, oğlunu aramayı sürdürdü. Baba Doğan da geçen yıl oğlunun cesedine bile kavuşamadan hayata gözlerini yumdu.

 

Hazni Doğan, o geceyi ve sonrasını ve annesinin yaşadıklarını Radikal’e anlatırken ağlıyordu. O gece ne mi olmuştu?

 

Doğan, ağabeyi Seyhan’dan bir gün sonra çobanlık yaparken gözaltına alınıp dövüldüğünü ve sonra panzere konulduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ağabeyim panzerdeydi. Asker beni dövmeye başlayınca ağladım. Ağabeyim müdahale etti. Beni bırakıp onu dövdü. Sonra adam botunu çıkardı, öyle vurdu. Gözümüzü bağladılar. Tabura gittik. Tahtayla alnımıza vuruyorlar. Çırılçıplak soydular. Bir odada ağabeyim Filistin askısındaydı. Çırılçıplaktı, mosmor olmuştu. Ağabeyimi indirdiler ve beni aldılar. Uyandığımda tabutun içindeydim. Tabuda koymuşlar, tabutu dik koymuşlar. Bizi tuvalete götürdüler. Tuvaletteyken askerler geliyor, gelen dövüyor, giden dövüyor. Hemen yan tuvalette, cesedi yakılan Süleyman Seyhan da vardı. Bir gün kaldık. Sonra bizi nezarethaneye getirdiler. Bir daha ağabeyimi görmedim. Bir vahşetti; elektrik, su, askı…”

 

Hazni Doğan, kaybedilen Uzman Çavuş Bilal Batırır’ın daha önce ağabeyi Seyhan’ı bir kez vurulmaktan kurtardığını da söyledi. (radikal)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.