Müjgan Yağmur
Müjgan Yağmur
14 Temmuz 2017 Cuma 11:38
"Bizden sadece işimizi değil, hayatımızı da çaldılar"

İşe iade talebiyle açlık grevi yapan Semih Özakça'nın kendisi gibi açlık grevinde olan eşi Esra Özakça DW Türkçe'ye konuştu. Esra Özakça amacının KHK ile ihraç edilen eşinin e iade talebini duyurmak olduğunu söylüyor.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra işine iade edilme talebiyle açlık grevine başlayan ve ardından tutuklanarak cezaevine gönderilen öğretmen Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça, 29 yaşında.

Aydınlı olan Özakça, Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü 2011 yılında bitirmiş. Semih Özakça önce sınıf arkadaşı, derken hayat arkadaşı olmuş. İkisi de mezuniyetten sonra bir süre atama beklemiş. Eşi askerdeyken Erzurum’a, kendisi ise Mardin Mazıdağı’na atanmış. Eş durumundan Semih Özakça’nın da tayinin Mardin’e yapılması ile ayrı geçen dört senenin ardından nihayet bir araya gelebilmişler:

“Evlendiğimizde 25 yaşındaydık. Çok uzun süre ayrı kaldığımız için evlilik kararı almıştık. O zaman Semih Erzurum’da, ailesi Eskişehir’de, ben Mardin’de ve ailem Aydın’daydı. Hepimiz bir yerdeydik! Hızlı bir şekilde aynı yaz nişan ve düğün yaptık.”

Genç yaşta evlendiği eşi ile dünya görüşlerinin ortak ama karakterlerinin tamamen ayrı olduğunu gülerek anlatıyor:

“Ben aceleci, heyecanlıyım ve hızlıyım. O ise serinkanlı, sakin ve yavaş. Onun kararını her konuda net duruşu var. Ben ise kararsızımdır mesela.”

Esra Özakça, son cümlesini bitirdikten sonra evde kendisiyle kalan annesi ve kayınvalidesinden ayağının altına uzatabileceği bir tabure istiyor. Az ötede, bir tartı gözüme çarpıyor. 11 Temmuz, Esra Özakça’nın açlık grevinin 50. günü… Annesi tabureyi yerleştirirken ağrılarının bu aralar iyice arttığından bahsediyor:

“Ayak ağrılarım çok fazla var. Diş etlerim çekildi biraz. Bir şey içtiğimde diş sinirlerimi hissediyorum. Dört günlük gözaltında yoruldum bir de. O süreç beni beden olarak yıprattı.”

Eşi Semih’in ihraç kararını aldığında çok öfkelendiğini hiç unutamıyor. O gün, bu karara boyun eğmeyeceğini, hakkını arayacağını tekrarlamış. Öyle ki, talebine cevap alamazsa açlık grevine başlayabileceğini de yine o zaman dile getirmiş:

“İhraç gecesi tüm öğretmen arkadaşlarımız bize geldi. Oturma eylemi yapabileceğini, gerekirse açlık grevi yapabileceğini de söylemişti. O zaman çok iddialı bulmuştuk. Temkinliydik tabii, ‘Nasıl olacak Türkiye şartlarında’ diye ama Semih çok kararlıydı. Hakkını alacağını düşünüyordu, hâlâ öyle düşünüyor.”

Ankara Yüksel Caddesi’nde eyleme başladıktan sonra imza toplamalarına ve kamuoyunda eylemlerinin ses getirmesine rağmen işe iade talepleri yerine getirilmediğinde Semih Özakça’nın açlık grevi kararı kesinleşmiş. Sonrasında eşine destek olmak için kendisi de açlık grevi kararı almış. Amacının, eşinin işe iade talebini duyurmak olduğunu dile getiriyor:

“Zaten ben açlık grevinde değilken ama onlar başlamışken 75 gün zor geçmişti. O zaman da yedi kilo kaybetmiştim. Düşüncelerimden biri de şuydu: Aç kaldığımı sadece eşim bilse bile benim için yeter. O bu durumdayken yemek yemeyi mi düşüneceğim?”

SAÇLARI DÖKÜLÜYOR

En son 10 Temmuz’da eşini cezaevinde ziyaret eden Esra Özakça’ya görüşmemizden sonra ev hapsi cezası verildi. Dolayısıyla hapis cezası bitene kadar 10 Temmuz, Semih Özakça’yı gördüğü son tarih oldu. Cezaevine girme sürecinin ne kadar zorlu ve uzun olduğunu, her hafta 30 dakika süren kapalı görüş yapabildiklerini, ayda bir de açık görüş imkanı bulunduğunu anlatıyor:

“Morali gayet yerindeydi ama gözaltına alındığımda öfkelenmiş. Yürümesi aksıyordu. Böbrek ağrısı var, böbreğini tutuyordu. Avurtları çökmüş, sakalları uzamış. Saçları dökülüyor, tüyleri dökülüyor. Nuriye’nin de böbrek sıkıntısı var. İdrarında parçacıklar görmeye başlamış. Kas ağrıları çok yoğun.”

Eşİ Semih’in kitap sınırlamasından şikayetçi olduğunu söylüyor. Cezaevinde çok fazla kitap okuyan eşi en son dünyaca ünlü Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun “Tepetaklak” ve “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” kitaplarını bitirmiş. Tutuklu bulunan Özakça’da Nazım Hikmet’in hemen hemen tüm şiir kitapları varmış ve yine son dönemde Gülten Akın okuyormuş.

Kitap okumak dışında Semih Özakça’nın cezaevinde bir gününün savunmasını hazırlamak, gitar çalmak, haber takip etmeye çalışmak ve mektup yazmakla geçtiğini ekliyor. Ancak son zamanlarda ağrılar nedeniyle eskisi kadar rahat yazı yazamıyormuş. Görüşlere tekerlekli sandalye ile geliyormuş.

Özakça ve Gülmen’in fotoğraf çektirmelerinin aslında yasak olmadığını, belli bir ücret karşılığında fotoğraf çektirilebildiğini ancak fiili bir yasak hali olduğundan bahsediyor. Dilekçe yazdıklarında, “Fotoğraf makinası bozuk” denilmiş.

Esra Özakça, açlık grevine başladığından beri dokuz kilo kaybetmiş. Ancak eşinin açlık grevine başladığı zaman pek yiyemediği için o dönem de yedi kilo kaybı var. Açlık grevinden önce kilo kaybetmeye başladığı için daha hızlı etkilendiğini söylüyor.

UMUYORUM DAHA FAZLA UZAMAZ

Tam bir sene önce ne yaptıklarını ve nerede olduklarını hatırlayıp hatırlamadığını soruyorum. Bir sene önce ile şimdi arasında çok büyük bir fark olduğunu, biri o zaman gelip şu anda olanlar hakkında kehanette bulunsa hayatta inanmayacağını anlatmaya başlıyor:

“Geçen yaz bu zamanlar Semih ile Marmaris’te tatildeydik. Şimdi ikimiz de açlık grevindeyiz. Bizden sadece işimizi değil, hayatımızı da çaldılar. O hayatımızı geri istiyoruz. Umuyorum daha fazla uzamaz ve işlerimize sağlıklı bir şekilde döneriz.”

Müjgan Yağmur Kimdir?
1983’te Malatya'da doğdu. Liseyi Malatya'da okudu. 2004'te Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü kazandı ve 2009'da mezun oldu. 2010'da Mersin yerel basınında muhabir olarak çalıştı. 2014'ten beri Demokrat Haber, bir gazete ve farklı bir haber sitesinde internet editörü olarak çalıştı. Halen Demokrat Haber editörlerinden.
Son Güncelleme: 14.07.2017 11:51
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.