Roboski’de köylülerin savaş uçaklarıyla öldürülmesine benzer bir olay 1994’te de yaşanmıştı. O zaman öldürülen köylüler kaçakçı da değildi, sınır dışında da. Köylerinde öldürülen insanları uzun yıllar PKK’nin katlettiği iddia edilmişti, ancak yıllar sonra gerçek ortaya çıktı.

1994 yılında 41 kişinin katledildiği Kuşkonar ve Koçağılı köyleri katliamlarına ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması için bir soru önergesi veren tutuklu Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, “Kürt coğrafyasında yaşanan bu ve diğer katliamlar ile ilgili Toplumsal Yüzleşme ve Hakikatlerin Araştırma Komisyonu düşünüyor musunuz? Devlet adına katledilen köylülerin yakınlarından özür dilemeyi düşünüyor musunuz?" diye sordu.

ANF’nin haberine göre, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, 26 Mart 1994 tarihinde TSK’ye ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 41 köylünün katledilmesini Başbakan’a sordu. Sarıyıldız, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken aracılığı ile verdiği soru önergesinde, Kürtlerin demokratik hak ve taleplerinin inkârı, 12 Eylül 1980 darbesinin ortaya çıkardığı baskı ve sindirme politikaları neticesinde giderek büyüyen PKK hareketinin 1990’lı yılların başı ile beraber kitlesel bir desteği de arkasına aldığını ifade etti.

Devletin, bu desteğin önünü kesmek için Kürt illerinde 1990’lı yıllardan itibaren sivil halka karşı sistematik bir yıldırma ve bastırma politikası geliştirdiğini hatırlatan Sarıyıldız, yürütülen savaş konsepti sonucunda binlerce kişinin hayatını kaybederken milyonlarca insanın da yerinden yurdundan edildiğini belirtti.

EN KORKUNÇ OLANI TOPLU ÖLÜMLER

Şırnak merkez ve ilçelerinde de yoğun çatışmaların yaşandığı 90’lı yıllarda yüzlerce insanın ya öldürüldüğü, kaybedildiği ve failli meçhul cinayetlere kurban gittiğine işaret eden Sarıyıldız, “ En korkunç olanı ise toplu ölümler, toplu kaybedilmeler ve toplu infazlardı. Aynı aileden çok sayıda kişi bir anda atılan bir bomba, ya da tesadüfen binilen bir arabadan çıkarılarak kaybedildi. Öyle ki baba-oğlu, ağabey-kardeş, amca çocukları-hala çocuklarının ortak kaderleri olan ölümlerden dolayı birçok aile sadece bir kişinin değil, yakınlarından birkaç kişinin yasını tutmak zorunda kaldı” dedi.

“Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağıllı köylerinde de 26 Mart 1994 tarihinde askeri uçakların gerçekleştirdiği bombardımanda beşikteki bebekler, çocuklar ve hamile kadınların aralarında bulunduğu 41 kişi yaşamını yitirdi” hatırlatmasında bulunan Sarıyıldız, önergede şunlara dikkat çekti: “Hava saldırısına günlerce sessiz kalan dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, katliamın uluslararası basında da yer almasından sonra yaptığı açıklamada saldırıyı doğrulamış ancak bombalamanın bilinçli şekilde yapılmadığını belirterek, savaş uçaklarına takılan bombaların kayışlarının “gevşemesi” sonucu bombaların köyün üzerine düştüğünü açıklamıştı. Dönemin iktidarı ve medyası yaşanan katliamdan sorumlu olarak uzun süre PKK'yi göstermişti. Basına yansıyan haberlere göre Ulaştırma Bakanlığı, Avukat Tahir Elçi'nin talebi üzerine Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden, 26 Mart 1994 tarihli uçuş kayıtlarını istedi. Alınan yanıtta ise “Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bulunduğu noktada (10 NM-18.55 KM) Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2 uçuş icra edildiği tespit edilmiştir" denildi” .

ÖZÜR DİLEMEYİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Sarıyıldız, Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a yanıtlaması talebi ile şu soruları sordu:

TSK’ye ait askeri uçakların bombardımanı ile katledilen 41 sivil yurttaşın failleri neden hala bilinmemektedir?

Soruşturmanın zamana yayılması ve örtbas edilmesi ile ilgili dönemin yetkilileri ve hükümetinizin bir talimatı olmuş mudur?

41 sivil yurttaşın katledilmesi esnasında savaş uçakları ya da helikopterlerde görev yapan, operasyon kararı veren ve bombalamayı gerçekleştiren kişiler hakkında soruşturma açılmış mıdır? Bu kişilerin soruşturma aşamasında ifadelerine başvurulmuş mudur? Başvurulmuşsa, ifadeler nelerdir?

Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, savaş uçaklarına takılan bombaların kayışlarının “gevşemesi” sonucu bombaların köyün üzerine düştüğünü açıklamıştı. Bu açıklama katliamın sorumluluğunun kimde olduğunu açıkça göstermemekte midir?

Dönemin Başbakanı, Genelkurmay Başkanı ve Hava Kuvvetleri Komutanı’nın ifadelerine başvurmayı düşünüyor musunuz? Bu kişiler hakkında herhangi bir inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır?

Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği son bilgi ve Genelkurmay eski Başkanı Doğan Güreş’in geçmişteki açıklamaları katliamın askeri uçak ya da helikopterler tarafından yapıldığını göstermektedir. Yaşanan katliamdan ötürü devlet adına katledilen köylülerin yakınlarından özür dilemeyi düşünüyor musunuz?

Kürt coğrafyasında yaşanan bu ve diğer katliamlar ile ilgili Toplumsal Yüzleşme ve Hakikatlerin Araştırma Komisyonu kurmayı düşünüyor musunuz? “

20 YIL SONRA BULUNDULAR: 4 JET 2 KÖYÜ BOMBALAMIŞTI

Önceki gün konu hakkında gazete Habertürk’te yayınlanan Zülfikar Ali Aydın'ın özel haberi de şöyleydi:

Şırnak’ta 19 yıl önce aynı anda 2 köy bombalandı. 38 köylü öldü. Köylüler bombalayan uçakları ayrıntılarıyla anlattı ama Genelkurmay ısrarla, “O gün uçuşumuz yoktu” dedi. Bombardımanı gerçekleştiren 4 uçağın izi, dosyanın zamanaşımına uğramasına aylar kala Ulaştırma Bakanlığı’ndan geldi. “Tanyer 60” kodlu iki F-4 ve “KAPLAN 05” kodlu iki F-16.

26 Mart 1994... Güneydoğu’da PKK’ya karşı askeri operasyonların yoğun olduğu günler... Şırnak’ta Cudi Dağı eteklerindeki Kuşkonar ve Koçağılı köyleri tanık ifadelerine göre 2 uçak ve 1 helikopter tarafından bombalandı. Saat 11.00’de başlayan bombardıman bittiğinde yüzlerce kişinin yaşadığı 2 köyde 38 kişi hayatını kaybetti. 13 köylü yaralandı.

‘PKK YAPTI’ İDDİASI

Köylüler yakınlarını topluca defnettikten sonra batıya göç etti ve bir daha da köylerine dönemedi. Olayla ilgili ilk açıklamada saldırıyı PKK’nin gerçekleştirdiği öne sürüldü, ancak yaklaşık 40 hanenin bulunduğu köyden yaralı kurtulan tanıklar bombardımanı 2 uçağın yaptığını söylüyordu.

BAKAN YALANLADI

Olay 1994’te Meclis’e taşındı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, “Eylem hazırlığı içindeki bin kişilik terörist grupla ilgili ihbar üzerine Stoker Tepe ile Kuşkonar Köyü’nün kuzeyindeki kayalıklara hava harekâtı düzenlenmiştir” dedi. Genelkurmay da “O gün bölgede uçmadık” diyerek köyün bombalandığını yalanladı. Hava Kuvvetleri aynı yönde evrak gönderdi. Tanık ifadelerinde yer alan uçakların izi yıllarca sır olarak kaldı.

10 YIL SONRA İLK KARAR

38 köylünün ölümüyle ilgili soruşturmada ilk karar 10 yıl sonra alındı. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Hakan Çeliker dosyayı “Olayı PKK’nin yaptığına dair delil bulunamadı” diyerek, Hava kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi. Askeri savcılık ise 8 yıl sonra “Uçakların menşei belirlenemedi” deyip görevsizlik kararı verdi.

ISRAR SONUÇ VERDİ

Yıllardır aydınlatılmayı bekleyen dosyaya zamanaşımının dolmasına aylar kala çarpıcı bir belge geldi. Köylülerin avukatı ve Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin talebi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, Ulaştırma Bakanlığı’na yazı yazarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün 26 Mart 1994 tarihli uçuş kayıtlarını istedi. Gelen yazı iddiaları doğruluyordu: “Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bulunduğu noktada (10 NM-18.55 KM) Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2 uçuş icra edildiği tespit edilmiştir.”

İŞTE ÖLEN 38 KÖYLÜ

Olayda aralarında nüfus kaydı olmayan Honaf Yıldırım ile birlikte ölen köylülerin isimleri şöyle: Zahide Kıraç, Ayşe Bengi, Şirin Kaçar, Huhi Kaçar, Şemsihan Kaçar, Fatım Bengi, Ahmet Kaçar, Şehriban Kaçar Huri Bengi, Luliz Bengi, Fatma Bedir, Hazal Kıraç, Asiye Erdin, Ömer Kalkan, Manmut Benzer, Ali Benzer Nurettin Benzer, Ömer Benzer, Abdullah Benzer, çiçek Benzer, Ayşe Benzer, İbrahim Borak, Şerife Yıldırım, Melike Yıldırım, Şaban Yıldırım, İrfan Yıldırım, Elmas Yıldırım, Ferciye Altan, Hacı Altan, Kerem Altan, Mahmut Oygur, Ayşe Oygur, Adil Oygur Asiye Yıldırım Kerem Yıldırım, Mirza Yıldırım, Şevket Yıldırım.

UÇAKLARIN MENŞEİ BELİRSİZ

Olaydan 12 yıl sonra 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, 2006/260 sayısıyla soruşturma açtı. 2 yıl süren soruşturmanın sonunda görevsizlik kararı verilirken, olay, “Menşei belirlenemeyen patlamalar” olarak ifade edildi.

İKİSİ F-4, İKİSİ F-16: TANYER 60 VE KAPLAN 05

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, uçuş kayıtlarının belgesini de gönderdi. “26 Mart 1994 Günü Görevleri” başlıklı belgede iki ayrı ikili kol yani 2 uçağın havalandığı belirtiliyor. İlk uçuşun “E 253” görev numaralı “Tanyer 60” isimli “2xF-4” uçağı olduğu, 10.24’te kalkıp 11.54’te iniş yaptığı, yükünün ise “C” olduğu kaydediliyor. 2 köyün üzerinde uçan diğer uçağın ise “E 254” görev numaralı “KAPLAN 05” adlı “2xF-16” uçağı olduğu, 11.00’de kalkıp 12.00’de iniş yaptığı, yükünün ise “4xMK-82” olduğu ifade ediliyor.

TANIKLAR ANLATIYOR

‘Öz annem ile kızım nereye gömüldü bilmiyorum’

AHMET BENGİ: “Köyümüz Koçağılı üzerinden önce helikopter geçerken işaret verici bir şey attı.. Sonra 2 jet ayrı ayrı 4’er tane toplam 8 tane ve bir insandan daha büyük bombaları bıraktılar. Aynı zamanda jetler tarafından köyümüz tarandı. Atılan bombadan evimiz çöktü. Annemle kızım öldü. Eşim Behiye başından yaralanmıştı. Bugüne kadar doktorlara gitmemize rağmen iyileşemedi. Üvey annem iyileşemedi 2 ay sonra öldü. Olaydan sonra köyümüze gelen korucular ve vatandaşlar ölü ve yaralıları alıp götürdüler. Öz annem ile kızımı nereye gömdüklerini bilmiyorum.”

‘Eşim evin önünde parçalanmıştı’

AHMET YILDIRIM: “Kuşkonarlıyım. Öğlene doğru evimin önündeydim. Çok yakın mesafeden 2 uçak geçti. Aşırı gürültü yaptığından bodruma kaçtım. Büyük bir patlama sesi duydum. Sesler kesildiğinde çıktım. Eşim Elmas’ı parçalanmış halde evin önünde yerde yatarken gördüm. Birçok akrabamın öldüğünü sonra öğrendim. Cenazeleri köy meydanında topladık. Tek tek mezar açıldı. Evimin 30 metre önünde 2.5 metre derinliğinde bir çukur gördüm. Çukur çevresinde kol büyüklüğünde bir bomba parçası gördüm. 2-3 gün sonra hayvanlar ve alabildiğimiz eşyaları alıp köyü terk ettik. Diğer köylüler de Mersin’e, Siirt’e gitti. Bir daha köye dönmedim...”

İKİ ÜS: O GÜN UÇUŞ KAYDI YOK

DİYARBAKIR Cumhuriyet Başsavcılığı, iddiayı 2008 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na sordu. Diyarbakır’daki 7. Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Kazım Öndül, savcılığa “Söz konusu tarihte üssümüzde uçuş faaliyeti yürütüldüğüne dair bir kayıt bulunamamıştır” yanıtını verdi. 2. Hava Kuvvet Komutanlığı da aynı yönde cevap verdi.