Ataol Behramoğlu: İlk işareti verilen bir iç savaştır bu

Ataol Behramoğlu, son günlerdeki laik tartışmalarını ve Türkiye’deki gerilimi iç savaş provası olarak niteledi.

Behramoğlu, “Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta provaları yapılan; “minareler süngümüz” meydan okuyuşuyla daha geniş bir alana çekileceğinin ilk işareti verilen bir iç savaştır bu. Henüz ilan edilmemiş olsa da ilan edilmesi eli kulağında bir iç savaş” ifadelerini kullandı.

Ataol Behramoğlu’nun Cumhuriyet’e yayınlanan, “İlan edilmemiş iç savaş” başlıklı yazısı şöyle:

Bir iç savaşta olabileceğinden daha çok can kaybına yol açmış olsa da sözünü etmekte olduğum, Güneydoğu’da sürmekte olan savaş değil.

Bu karşılıklı kırım, yaşanmış ve yaşanmakta olan bunca acıya karşın çok şükür hiç değilse şimdilik bir iç savaşa dönüşmedi.

Böyle olmamasının bence başlıca nedenlerinden biri halkın sağduyusu, bununla ilişkili olarak bir ikincisi birlikte yaşama istencinin güçlülüğü ve kaçınılmazlığıdır.

Ayrılma iradesinin maddi temelleri yoksa ya da eksikse halkları birbirinden ayıramazsınız.

Ülkemizde yaşanmakta olan etnik kökenli çatışmada görülen budur.

Başka türlü olsa karşılıklı boğazlaşmaya, bir iç savaşa hiçbir güç engel olamazdı.

Buna karşılık bir başka alanda bir iç savaşın koşulları inatla, kararlılıkla oluşturulup pekiştirilmektedir.

Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta provaları yapılan; “minareler süngümüz” meydan okuyuşuyla daha geniş bir alana çekileceğinin ilk işareti verilen bir iç savaştır bu.

Henüz ilan edilmemiş olsa da ilan edilmesi eli kulağında bir iç savaş...

“Dindar ve kindar nesiller yetiştirme” hedefi bu iç savaşın yol haritasında bir dönüm noktasının adlandırılmasıdır.

Bilimsel düşünen, hümanist, yurtsever gençler değil, dindar ve kindar nesiller.

Eğitim sistemini bozup değiştirerek bu hedefe ulaşmada büyük yol aldılar ve almaktalar...

Gezi başkaldırısı sırasında söylenen “halkın yüzde ellisini evlerinde zor tutuyorum”  tehdidi, dolaylı olarak dile getirilmiş olsa da bir iç savaş tehdididir aslında.

Burada şaşırtıcı ve düşündürücü olan, bunları söyleyen kişinin, bugün bulunduğu yerde bulunmakta oluşudur...

Halkın yarısının sizden yana olduğunu düşünüyorsanız öteki yarısının da yaşamını ilgilendiren bir değerler sistemini başka türlü nasıl ortadan kaldıracaksınız?

Ve son olarak, en üst perdeden laiklik karşıtı söylem...

Laiklik kavramının anayasadan çıkarılıp yerine inançla ilgili kavramların konulmasını istemek, Cumhuriyet değerlerinin yok edilip yerine şeriat hükümlerinin konulması, bir başka deyimle de yine o çevrelerin kullandığı bir sözle yüz yıla yaklaşan “parantez”in kapatılmasıdır...

Bir iç savaşı göze almadan bunu yapmayı başarabilme şansınız var mı?

Söz konusu çevrelerin yaygınlaştırmaya çalıştıkları inanç, büyük bir imparatorluğun yıkılıp yerine küçük bir Cumhuriyetin kurulmuş olduğu, bunu yapanların da Cumhuriyetin önder kadroları olduğudur...

Tarihsel gerçeklik ancak bu kadar bilinçsizce, bilgisizce ya da kasıtlı olarak tersine çevrilebilir...

İmparatorluğun yıkılmasının nedeni bilimsel devrimler çağının gerisinde kalmasıdır...

Yerine kurulması başarılan Cumhuriyet ise bir küçülmenin değil, temellerini çağdaşlık değerlerinin oluşturduğu bir mucizenin adıdır...

Şimdi yok edilmek, ortadan kaldırılmak istenen, bu yönde küçümsenemeyecek ölçüde de yol alınan bu mucizedir...

Bütün bu çabalar, meydan okumalar ya da sıkışıldığında kişisel ve masum gösterilmeye çalışılan açıklamalar, planlı ve uzun zaman içinde ayrıntılarıyla düşünülmüş bir iç savaş hazırlığının dışavurumlarından başka bir şey olamaz...

Zamanı geldiği düşünüldüğünde açıkça ilan edilmekten de çekinilmeyecek bir iç savaşın...

Ülkenin bütünüyle yıkımı demek olacak böyle bir iç savaşa engel olunmasının tek yolu, inancı ve toplumsal (sınıfsal) aidiyeti ne olursa olsun, Cumhuriyetten, aydınlanmadan, çağdaş anlamıyla insanlık değerlerinden yana olan herkesin, cesur, kararlı, örgütlü birlikteliğidir...

Bu başarıldığında, karşıda olduğu iddia edilen kitlenin de, büyük çoğunluğuyla,bu değerlerden yana olduğu görülecektir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.