1600 yıllık kilise üzerine türbe yapıldı!

Diyarbakır’da 1600 yıllık Roma mimarisine ait kilise müştemilatının bulunduğu alan, önce tahrip ve talan edildi, sonra Sultan Sasa türbesi denilerek Vakıflar Bölge Müdürlüğünce üzerine türbe ve mescit yapıldı.

Yurt’un haberine göre, Diyarbakır’da, 2007 yılında yapılan kazıda ortaya çıkarılan ve Koruma Kurulu tarafından 1′inci derecede tescilli alan ilan edilen 1600 yıllık Roma mimarisine ait kilise müştemilatının bulunduğu alan, önce korunmadığı için tahrip ve talan edildi, sonra Sultan Sasa türbesi denilerek Vakıflar Bölge Müdürlüğünce üzerine türbe ve mescit yapılmaya başlandı.

Tarihi kalıntıların bulunduğu alanın üzerine, bilimsel ve teknik kriterlere uygun olmayan demir kolonlar çekilerek yapılmaya başlanan türbe ve mescidin önümüzdeki ay faaliyete gireceği belirtildi. Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürü Metin Evsen, kayıtlarında söz konusu yerin Sultan Sasa türbesi ve mescidi göründüğünü, ancak yapılan kazılarda türbe ve mescid kalıntılarına rastlanmadığını belirterek, yaptıkları çalışmanın Kurul kararına uygun olduğunu söyledi. Diyarbakır Mimarlar Odası Başkanı Necati Pirinçioğlu ise, kazıda ortaya çıkan kilise müştemilatına ait tarihi kalıntıların bilinçli olarak tahrip edildiğini ve şimdi de üzerine türbe ve mescid yapıldığını öne sürdü.

Büyükşehir Belediyesi’nin Gazi Caddesi üzerinde düzenleme projesi kapsamında, mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olan 5 nolu parsel, 2007 yılında nitelikli yapılar yapılması için Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce yıkılmak istendi. Bunun üzerine Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Müze Müdürlüğü’nün söz konusu alanda kazı yapmasını istedi. 2007 yılının Kasım ayında başlayan ve 20 gün süren kazılarda, 200 metrekarelik alanda 1600 yıllık Roma dönemine ait mimari bir yapı ortaya çıkarıldı. Mimari yapının, tarihi Ulu cami yapılmadan önce yerinde bulunan Martoma Kilisesi’nin ek binası olabileceği düşünülerek durum Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na rapor edildi ve rapor kurul tarafından onaylandı.

Sultan sasa türbesi mi, kilise kalıntısı mı?

Diyarbakır’da bazı çevrelerin söz konusu alanın Diyarbakır’ın ilk Müslüman Valisi Sahabe Sultan Sasa’nın türbesi olduğunu ileri sürmesi üzerine, dönemin Valisi Hüseyin Avni Mutlu Dicle Üniversitesinden görüş istedi. Üniversiteden gelen bilimsel görüşün de Müze ile aynı paralelde olması sonucu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kazıda ortaya çıkan tarihi yapının korunması için söz konusu 5, nolu parseli 1′inci derece arkeolojik sit alanı ilan etti. Kurul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden, alanda açığa çıkan yapıların belgelenip, konservasyonlarının yapılarak korunması ve turizme kazandırılması için proje hazırlamasını istedi. Alanı korumak ile görevli Vakıflar Bölge Müdürlüğü uzun süre koruma tedbiri alamayınca, kazıda ortaya çıkan tarihi kalıntılar tahrip edildi. Çevredeki bazı esnaf ise, gün ışığına çıkarılan 1600 yıllık tarihi yapının bulunduğu alanı çöple doldurdu.

Vakıflar diretti, kurul kararını değiştirdi

Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Sultan Sasa türbesi iddiasını dile getiren çevrelerin baskısı üzerine yeniden Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna başvurarak, SİT koruma alanı kararının değiştirilmesini istedi. Kurul, başvuru üzerine Vakıflar Bölge müdürlüğüne kalıntıların konserve edilip koruma önlemlerinin alınması ve sergilenmesine imkan vermek şartı ile üzerinde türbe ve mescit yapılması onayını verdi.

Kilise kalıntıları üzerine mescit

Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Koruma kurulundan aldığı izin ile 1600 yıllık kilise müştemilatı üzerinde türbe ve mescit yapılması kararını alarak, Ocak 2013′te ihale yaptı. Mescidin yapımına başlanırken, alt kısımda çıkan tarihi kalıntıların korunmadığı, alttaki kalıntılar gözetilmeden demir kolonların, çıkan arkeolojik kalıntılar üzerine veya içine yerleştirildiği ve üzerinin demir kolonlar ile kapatıldığı görüldü.

‘Ulu Cami’nin yanında mescite mi ihtiyaç var?’

Diyarbakır Mimarlar Odası Başkanı Necati Pirinçioğlu, yapılan kazılarda ortaya çıkan tarihi kalıntıların kilise müştemilatı olduğunu, bu nedenle koruma kurulanun önce alanı 1′inci derece sit alanı olarak tescillediğini belirterek şunları söyledi:

"Ancak, bazı çevreler ve Vakıflar, ortaya çıkan kalıntıların bilinçli olarak tahrip edilmesine koruma tedbiri almayarak göz yumdular. Sultan Sasa türbesi bu bölgeden 1925 yılında taşınmış. Biz cami ve mescit yapılmasına karşı değiliz. Dünya’da 5′inci Haremi Şerif olarak kabul edilen Ulu Cami’nin hemen yanı başında mescide mi ihtiyaç var ki tarihi kalıntıların üzerine mescit yapıyorlar. Bazı çevreler, ulusal ve uluslararası alanda çok dilli, çok inançlı ve çok kültürlü olan bu kentin kimliğini değiştirmek için algı kampanyaları yürütüyor. Bu doğru bir anlayış değildir. Tarihi yapılarımızı korumamız gerekiyor.”

Vakıflar Bölge Müdürü: ‘Kurul kararına göre yapıyoruz’

Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürü Metin Evsen ise, Vakıfların kayıtlarında söz konusu yerin Sultan Sasa türbesi ve mescidi olarak göründüğünü, ancak kazı yapılırken bir türbe kalıntısına rastlanmadığını belirtti. Evsen şöyle dedi:

“Bizim orada yaptığımız mescit ve temsili türbe inşaatı Koruma Kurulunun kararına göre yapılmaktadır. Alt kısımda çıkan kalıntılar korunacak, zemin cam ile kapatılacak ve üstte namaz kılan biri alttaki kalıntıları rahatlıkla görebilecek. Alt kısmın ışıklandırması da yapılacak. İsteyen kişi mescidin altına inerek o tarihi kalıntıları görebilecektir.”

Sultan Sasa kimdir?

Diyarbakır, İslamın efsane komutanlarından Halid bin Velid tarafından 639 yılında fethedilirken, yaralanan Sahabe Sultan Sasa kente ilk Müslüman vali olarak atandı. 2 ay sonra Sahabe Sultan Sasa vefat edince, bugünkü Hasan Paşa hanı karşısında bulunan Küçük cami avlusuna defnedildi. 1925 yılında dönemin Belediye başkanı Nazım Önen tarafından yıktırılan caminin yerine park yapıldı. Sultan Sasa’nın türbesi de Yenişehir semtinde bulunan ve bugün imara açıldığı için üstüne konutlar yapılan Rızvanağa mezarlığına taşındı. Bazı tarihi kaynaklarda ise, Sultan Sasa Türbesinin 1925 yılında Gazi Caddesi’nin genişletilmesi esnasında, bugünkü cadde sınırlarında kaldığı için yıkıldığı belirtiliyor. 5 nolu parselde 2007 yılında yapılan kazılarda da bu alanda herhangi bir türbe kalıntısına rastlanmamıştı.

Mortoma Kilisesi

Hıristiyanlığın kabul edilmesinden önce puta tapanların kullandığı bir mabet olarak inşa edilen Martoma Kilisesi’nin ilk yapılış tarihi bilinmemektedir. Hıristiyanlığın resmi bir din olmasından sonra bir takım eklemelerle yapılan yapı Martoma Kilise olarak kullanılmaya başlanmış. 639 yılında Diyarbakır’ın islam orduları tarafından fethedilmesi ile camiye çevrilen kilisenin yerinde, bugün Dünyanın 5′inci Haremi Şerifi kabul edilen Ulu Cami bulunmaktadır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.