Rakel Dink: Aramızda daha çok 'hain' var

Elif Yıldırım / Demokrat Haber İsviçre

İsviçre’nin Lozan kentinde 27 Eylül Cumartesi günü ’Hay Dersim’ adıyla düzenlenen Dersim Ermenileri Dayanışma Günü zengin programıyla katılanları çok etkiledi. Yaklaşık bin kişinin izlediği etkinlikte “1915’ten 1937-38’e ve bugüne” başlığı altında Dersim’de soykırıma uğramış ve ardından baskılar nedeniyle kabuğuna çekilmiş, kimliğini gizli yaşamak zorunda kalmış Ermeniler’in acılarına ışık tutuldu.

“HRANT’IN GÖSTERDİĞİ DURUŞ İLHAM VERDİ”

Dersim Ermenileri Dernekleri temsilcileri Stefan Cem Halavurt ve Rober Recep Kayan’ın derneğin oluşum süreci üzerine konuşmaları ile başlayan etkinlikte, katılımcılar dernekleri desteklemeye çağrıldı.

"Sevgili Hrant’ın canı pahasına gösterdiği inanç ve duruş Dersim Ermenilerine ilham verdi” diyen Stefan Cem Halavurt, derneklerinin temel olarak 1915 öncesi ve sonrasında yaşananları bir soykırım olarak kabul ettiğini vurguladı. “İnkarcı ve asimilasyoncu bakış açılarını reddediyoruz” diyerek bu bakış açısını gösteren kurum ve kişilerle mücadele edileceğini ekleyen Halavurt, Dersim halkını soykırım sürecindeki payını samimi olarak kabul etmeye davet etti. “Dersim coğrafyasının bu sorunu aşabilecek güçte olduğunu” vurgulayan Halavurt, derneğin her yıl Dersim’de katıldığı festival etkinliklerinin kültürlerin birbirine yakınlaşmasında büyük rol oynayacağının altını çizdi.

Dersim’in sosyo-politik ve tarihsel yapısının bilimsel temelde çözümleneceği bir sempozyum düzenlemeyi önüne hedef olarak koyan Dersim Ermenileri Dernekleri, bölgedeki kilise, manastır ve okulların restore edilme ve yeniden ayağa kaldırma çalışmalarına da büyük önem veriyor. Dersim merkezinde yeni bir kilise yapımı, bu kapsamda verilecek dil dersleri ile eğitim bursları da Halavurt’un konuşmasında derneğin amaçları arasında sayıldı.

Ardından sahne alan Ermeni ses sanatçısı Hasmik Harutyunyan Hrant Dink anısına seslendirdiği “Sareri Hofin Mernem” şarkısı ile duygusal anlar yaşattı.

‘YARALARIMIZ KARDEŞTİR’

Etkinlik içerisinde düzenlenen Ayşe Hür, Hovsep Seyrani, Erdal Doğan ve Sarkis Seropyan’ın konuşmacı olarak yer aldığı ‘Yaralarımız Kardeştir’ konulu panel de katılanların yoğun ilgisini çekti.

1915’te Dersim’in pek çok Ermeni’ye sığınak olduğunu belirten Hovsep Hayreni, 1938 Dersim katliamının ardından 1994’te boşaltılmış, yakılmış iki yüzden fazla köyü örnek vererek soykırımın bugün de farklı yöntemlerle sürdürüldüğünü söyledi. Geçmişten kalan izleri ve kültürü yok etmeye yönelik çabaların soykırıma eşlik eden operasyonlar olduğunun altını çizen Hayreni, Dersim halklarının 1915 ve sonrası süreci olumlu ve olumsuz yanları ile incelemesinin bir zorunluluk olduğunu ekledi.

Konuşmasında politikacıların sık sık kullandığı “yüzde doksan dokuzu müslüman olan bir ülke” kalıbına gönderme yapan Sarkis Seropyan, Dersim Ermenileri ya da Alevilerinin de bu yüzdelemedeki yerini sorgulaması gerekliliğinden bahsetti. MHP’li Yusuf Halaçoğlu’nun Türkiye’de yaşayan azınlıkların kodları hakkında yaptığı açıklamayı hatırlatan Seropyan soykırımın bugün de hala azınlıklar üzerindeki bu tür güvenlik kodlamaları ve damgalamalar ile devam ettiğini söyledi.

Tarihte iki dönem dışında devlet kuramamış olan Ermenilerin, Hay’lardan beri Anadolu topraklarının yerlisi kadim bir halkı olduğunu anlatan Seropyan Ermenilerin ana yurdunun yukarı Fırat bölgesi olduğunu belirtti. Ermenilerin bu bölgede varlığının M.Ö. 600’lü yıllara dayandığını anlatan Seropyan acılar kadar bölge halkının akrabalığının da yadsınamayacak bir gerçek olduğunu vurguladı.

Konuşmasında “Hem dünya vatandaşı, hem Dersimli, hem Ermeni, hem Jan, hem Anna, hem Garabet olmayı başarabilirsiniz” diyen Ayşe Hür ise kimlik kavramındaki akışkanlığa dikkat çekti.

“ŞENGAL’DE EZİDİLERE, KOBANİ’DE KÜRTLERE”

Soykırım hukuku üzerine konuşan Avukat Erdal Doğan da Dersim Soykırımı üzerine uluslararası mahkemelerde 2012 yılında yapılan dava başvurusu hakkında bilgi verdi. “Dersimli Alevi ve Ermenilerin ortak paydası çoktur” diyen Erdal Doğan BM ve uluslararası kurumlarda daha etkin çalışılması gerekliğini vurguladı. Sadece Soykırımın kabulünün değil aynı zamanda mağdur haklarının hukuki olarak gündeme getirilmesinin, ortak bir dil oluşturulmasının aciliyeti üzerine fikirlerini belirten Doğan, bugün hala benzer soykırımların Şengal’de Ezidilere, Kobani’de Kürtlere uygulandığını söyleyerek birlikte hareket edilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye’deki soykırımların bir halka şeklinde 1915’te Ermenilere, 1919’da Pontuslu Rumlara, 1920’de Koçgirililere, 1938’de Dersimlilere uygulandığını anlatan Erdal Doğan, genç Cumhuriyetin ilk kırılma noktası olan 1919 Pontus Rum Soykırımının hala çoğu çevreler açısından kabul edilmeyen bir olgu olduğunun söyledi. Devrimci Karadeniz’in bu konudaki çalışmalarını selamlayan Erdal Doğan farkındalığı arttırma ve ortak bir dil geliştirme yönünde çağrısında bulundu. Bazı kesimlerin “Devlet planladı, biz kullanıldık” söyleminde bulunduğu, bunun dahi aracılık yapmak açısından Soykırım Hukukunun suç saydığı bir durum olduğu bilgisi ile konuşmasını sonlandırdı.

Ahmet Arslan, Hasmik Haruntyunyan, Gule Mayera, Jazzpiya ve Necati Teyhani’nin müzikleri ile katkı sunduğu geceye sinevizyon ve foklor gösterileri ile devam edildi.

Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel ve Ovacık Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu’nun da hazır bulunduğu etkinlik Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelen izleyicilere dolu dolu bir program sundu. Ermeni müziğinin dünyaca ünlü temsilcisi Djiwan Gasparyan’ın dinletisi eşliğinde tüm izleyiciler acılarının ve kültürlerinin yakınlığını duyumsadı.

“KILIÇ ARTIKLARININ FISILTILARI ARTIK SESLENDİRİLİYOR”

Etkinlikte son olarak sahne alan Rakel Dink yaptığı duygusal konuşmasında 2005’te yaptıkları çalışmalar nedeni ile dönemin Meclis Başkanı tarafından ‘Hain’ ilan edilen eşi Hrant Dink ve arkadaşlarını hatırlatarak “Burada görüyorum ki aramızda daha çok ‘hain’ var” diyerek, gerçek arayışının dizginlenemeyecek bir olgu olduğunu söyledi.

“Bugün de ölüm sessizliğini eşelemeye devam eden insanlar var” diyen Rakel Dink duymaya dahi dayanamadığımız soykırım ve zulüm hikayelerinin gerçekte yaşandığını, yaşayanların bu utancı etlerinde kemiklerinde hissettiğini hatırlattı.

“Kılıç artıklarının fısıltıları artık seslendiriliyor” diyerek yaşanan onca acının gerçeği gölgeleyemeyeceğinin kanıtı olduğunu söyleyen Dink, o günlerde baskı ve zulümle dillerini, dinlerini, adlarını değiştirip kabukları içerisine saklanan Ermenilerin torunlarının bugün köklerini aradığını söyleyerek Dersim Ermenileri’ne “Kendinizi de geçmişinizi de özgürleştirin. Bu yüzleşme korkularımızı ve kaygılarımızı yenmemize ve gerçeği kabul etmemize yardımcı olacaktır” çağrısında bulundu.

“Toplumun gerçekle yüzleşebilmesinin önü ancak böyle açılacaktır” diyen Rakel Dink “Bizi birbirimize yakınlaştıran ortak paydamız acılarımızdır” hatırlatmasında bulundu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.