Cumartesi Anneleri: Artık yeter, cana, kana doymadınız mı?

Cumartesi Anneleri, 540. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. 20 yıl önce gözaltında kaybedilen Abdurrahim Demir'in akıbetini soran kayıp yakınları, Suruç katliamında yaşamını yitirdiğinde Demir'le aynı yaşta olan SGDF üyesi Büşra Mete ile, geçtiğimiz haftalarda Van'da geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitiren mücadele arkadaşları Rabia Sağnıç'ı da andı.

Ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ve karanfillerle bir kez daha oturma eylemi yapan kayıp yakınları, yakınlarını kaybettikleri savaş döneminin yeniden AKP tarafından başlatılmasından kaygı duyduklarını belirtti, "Artık yeter, cana, kana doymadınız mı?" diye sordu.

BÜŞRA METE VE RABİA ANA ANILDI

Kayıp yakınları adına konuşan Maside Ocak, Rabia Sağnıç'ın kar kış demeden, kendileriyle Galatasaray'da oturduğunu belirterek, "Rabia annemizi asla unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.

Suruç'ta katledilen SGDF üyesi Büşra Mete'nin her hafta, elinde bir bir kayıbın resmiyle eylemde yer aldığını hatırlatan Ocak, "Büşra'da, öldürüldüğünde Abdurrahim'le aynı yaştaydı. Aynı devlet tarafından katledildi. Unutmayacağız" diye kaydetti.

Rabia Sağcı'nın kızı Nermin Sağcı, annesinin '60'lı yıllardan beri demokrasi mücadelesinde yer aldığını söyledi, herkese başsağlığı dileklerini iletti.

TOSUN: ARTIK YETER, YETER YETER

Ardından Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun konuştu, anneler olarak kimse ölmesin, öldürülmesin, gözaltında kaybedilmesin diye her hafta oturduklarını hatırlattı, son iki haftadır yine güne yeni katliamlarla uyandıklarını söyledi. Tosun, şunları söyledi: "Yeter artık. İnsanlarımız ölmesin, gençlerimiz ölmesin, Kürt coğrafyası artık bombalanmasın, her gün ateşe verilmesin. Bu ülkede barıştan, insanlıktan yana olan herkes elini vicdanına koysun, harekete geçsin. Türk halkına sesleniyorum; çocuklarınızı neden bu saraylara, siyasete kurban ediyorsunuz? Ne asker, ne polis, ne gerilla, ne de sivil halkların ölmesini istemiyoruz."

Nezir Çakır'ın annesi Şekernaz Çakır, "Doymadınız mı bu savaşa, kana?" diye sordu devlet yetkililerine, anneler olarak yeni ölümler istemediklerini vurguladı.

BULDAN: VİCDANSIZLIĞINIZA SON VERİN

HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, Rabia Sağnıç'ı andı, "Rabia anne yaşamını yitirdiğinde savaş sürüyordu. Barışı göremedi ama biz söz veriyoruz; bu ülkede akan kardeş kanı durana, operasyonlar bitene, barış gelene kadar mücadele edeceğiz" dedi. Buldan, ülkede yaşanan savaşın, annelerin mücadelesi ile durdurulabileceğini vurguladı.

Silopi'de 13 gerilla cenazesinin günlerdir bekletildiğini hatırlatan Buldan, "Bu bir insanlık dramıdır" dedi. Buldan, şunları söyledi: "13 cenazenin bu topraklara getirilmesine izin vermeyen zihniyeti kınıyoruz. Orada ağlayan yine anneler, eşler, çocuklar. Ama bu ülkenin müstafi hükümeti ne yazık ki, Bakanları Kurul kararı ile cenazelerin getirilmesine izin vermiyor. Bir kez daha sesleniyoruz: bu vicdansızlığı kabul etmiyoruz. Böylesi bir durumda insanlık ağlar, vicdanlar ağlar. Sizin bu vicdansızlığınıza karşı anneler olarak isyan ediyoruz."

TANRIKULU: BİZ EVLATLARIMIZI BU SAVAŞA FEDA ETMEYECEĞİZ

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Siz, hiç, 'evlatlarımızı feda etmeye hazırız' diyen bir anne duydunuz mu?" diye sordu, "Maalesef dün bir erkek 'evlatlarımızı feda etmeye hazırız' diye açıklama yaptı" diyerek, Davutoğlu'nun yaptığı açıklamayı hatırlattı. Tanrıkulu, "Biz evlatlarımızı feda etmeyeceğiz, bu savaşa da sonuna kadar karşı çıkacağız" diye ekledi.

Abdurrahim Demir'in yeğeni Beritan Demir, "En azından amcamın bir parça kemiğini istiyoruz" dedi, devlete tepki gösterdi.

'EVLATLARIMIZIN YAŞAMI İKTİDAR HESAPLARINA KURBAN EDİLİYOR'

Haftanın açıklamasını Nimet Tanrıkulu okudu. Son günlerde yaşananlar ve devleti yönetenlerin insan ölümlerini sıradanlaştırması karşısında endişeli olduklarını belirten Tanrıkulu, "Evlatlarımızın yaşamı iktidar hesaplarına kurban ediliyor" dedi.

"Evlatlarımızı yaşatmayan bir vatan istemiyoruz" diyen Tanrıkılu, çatışan taraflara taleplerini iletti: "Devlet askeri ve siyasi operasyonlarını derhal durdurmalı. PKK ateşkesi muhafaza etmeli, silahlı eylemlerini sona erdirmeli. Barış ve çözüm süreci devam etmeli. Bu topraklarda insanlık karşıtı savaş politikaları yüzündün insanların katledilmesi, kaybedilmesi son bulmalıdır."

20 yıl önce Mardin'de kaçırılarak katledilen Abdurrahim Demir'in hikayesini anlatan Nimet Tanrıkulu, Demir'in ölümünden dönemin devlet yetkililerinin sorumlu olduğunu belirtti, dosyada cezasızlığa son verilmesini istedi.

Tanrıkılu, sözlerini şöyle tamamladı: "Savaş ve çatışma değil, barış istiyoruz. Keyfi yönetim değil, hukuk devleti istiyoruz." (ETHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nankör millet 1 yıl önce

devletinize seslendiğiniz gibi pkk itlerinede seslenebilirmisiniz acaba.yemez dimee.barış isteniyor ama kendinize göre.nankörlerrr