‘Rum anneler çocuklarının ağzını elleriyle kapatırlardı’

Rumca yayımlanan Apoyevmatini Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis, ayrıldığı üniversiteye öğrenim affıyla 73 yaşında geri döndü.

 

Kavga ve şiddetten uzak üniversite hayali kuran Vasiliadis, 1958'de Sultanahmet'teki 'Yüksek Ticaret Okulu'na kayıt olmuş. Ancak henüz 1. sınıftayken kimliği sebebiyle hakaret ve şiddet görmüş. Vasiliadis, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "O dönem Yunanistan'dan okumak için İstanbul'a gelen çok sayıda Yunanlı genç vardı. Sınıfta onlardan birine hocamızın anlattıklarını çeviriyordum. Bu sırada arka sıralardan bir genç ayağa kalkıp 'Burası keferistan değil gavurca konuşma' dedi. Küfürler etmesi üzerine çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olay okul idaresine yansıdığında 'Burada ortam karışık, yaşadıklarınla ilgili elimizden bir şey gelmez.' tepkisiyle karşılaştım. Bu nedenle çok sevdiğim okulumdan ayrılmak zorunda kaldım."

 

Vasiliadis, 54 yıl sonra 73 yaşında YÖK'ten çıkan af ile Yüksek Ticaret Okulu'nun karşılığı olan Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne öğrenci olarak döndü. Bunca yıldan sonra dahi sevincini gizlemeyen Vasiliadis, "Okulu bitirip bitirmemek mühim değil, elimden alınan bir hakkım vardı, mesele onu geri almaktı." diyor. Üniversiteden ayrılırken görüştüğü okul müdürüne karşı da vicdan azabı duyduğunu belirterek şöyle devam ediyor: "Yüksek Ticaret'in müdürü çok beyefendi biriydi. Biz dalaşınca gençle beni, müdürün yanına götürdüler. Müdür, diğerini dışarı çıkarıp, bana odasında 'Evladım haklısın.' dedi. Ben ise, 'Haklıysam hakkımı teslim edin' dedim. 'Evladım, ama yaşadığımız durumları biliyorsun, nasıl mani olayım duruma?' dedi. O zaman 58 yılı, ortalık zehir zemberek... Ben de buna sinirlenip, o sinirle müdüre sert sözler edip aynı gün okuldan ayrıldım. Ancak o kadar beyefendi bir insana böyle bir çıkış yaptığım için sonradan mahcup ve pişman oldum. Geçen sene öğrendim ki, bana iyi davranan o müdürün ağabeyinin karısı da Rum imiş. Maalesef kendisi vefat etmiş. Eğer yaşıyor olsaydı, bulup özür dileyecektim."

 

RUM ANNELER ÇOCUKLARININ AĞZINI ELLERİYLE KAPATIRLARDI

O dönemin gergin atmosferini biraz da basın ve medyanın oluşturduğuna dikkat çeken Mihail Vasiliadis, yapılan haber ve yorumların anlaşılmaz derecede ayrıştırıcı ve nefret içerdiğini ifade ediyor. Vasiliadis, o günlerin şartlarını şu sözlerle özetliyor: "40'lı, 50'li yıllarda Rum anneler çarşıya çıktıklarında çocuklarının ellerinden tutmazdı. Elini çocuklarının omzundan atar, avucuyla çocuğun ağzını kapatırdı. Çocuklar konuşup da Türk olmadıkları anlaşılmasın diye. Çekinirlerdi. Üniversiteyi terk eden tek Rum da ben değilim. Sadece üniversite değil, çok şey terk edildi. Tüm Türkiye'ye nam salan, başarılı bir Rum kalp cerrahı vardı. 3 kere profesör olmak için başvurdu. Ancak ayrımcılık sebebiyle profesörlük verilmedi. O yıllarda bir Rum'un profesör olması imkânsızdı. O da durumu anlayıp Amerika'ya gitti." (zaman)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.