Kurucu meclis, özgürlükçü toplumsal sözleşme ve erken seçim - Cengiz Baysoy

Devrimciler, özgürlükçüler emanete asla ihanet etmez, eyvallah; fakat biz, bize ait olanı, bizden çalınanı geri alıyoruz. Biz devlete karşı toplumu geri istiyoruz. Biz, ne muhalefeti ne de iktidarı istiyoruz; bizler ortak aklı, ortak olan kuruculuğu istiyoruz.

“Kuruculuk” kavramıyla “muhalefet” kavramı üzerine düşünmenin zamanı içinden geçiyoruz. Kuruculuk kavramı muhalefeti içerir; fakat muhalefet, kuruculuğu içermek zorunda değildir. Muhalefet “anti” ile kendini karşıtıyla sınırlarken kuruculuk “alter”natif boyutu ile sınırları, ufkun sonsuzluğuna açar.

8 Haziran yeni bir kurucu sürecin başlangıcıdır. Bu süreci koalisyon, ittifak tartışmalarına boğmak süreci niteliğini anlamamaktır. HDP bu tartışmaların dışında kalmadan fakat bu tartışmalar içinde boğulmadan hızla kurucu politika üretmeli ve inisiyatifi ele almalıdır.

Bu süreç ve güç ilişkileri, HDP’yi muhalefet olarak “anti” ile sınırlayabilir ya da kurucu politika ile “alter”natif kurucu güce dönüştürebilir. 8 Haziran ile birlikte içine girdiğimiz siyasal sürecin HDP nin önüne koyduğu problem budur: Ya “anti” muhalif ya da “alter” kurucu bir güç olmak.

8 Haziran I. Cumhuriyet’in perdesini kapatmıştır. I. Cumhuriyet Abdülhamit ve İttihat ve Terakki mirasının ulus devlet altında gerçekleştirilmesidir. 1923, imparatorluk coğrafyasının Türkleştirilmesi ve suni mezhebine dayalı İslamlaştırılması politik stratejinin ulus devlet altında devamıdır. Bu stratejiye bağlı olarak I. Cumhuriyet ve ulus devlet bu coğrafyanın beş kurucu gücünü düşman ilan etme üzerine kurulmuştur: Siyasal İslam, Aleviler, Kürt halkı, gayri-Müslimler ve sol. Bu bağlamda I. Cumhuriyet toplumun siyasal güçleri ile toplumsal bir anlaşma oluşturamamıştır. 1923 toplumsal sözleşmeyi oluşturacak toplumsal güçlerin tasfiyesidir. 8 Haziran, toplumu ve siyasal güçleri bu gerçeklik ile yüzlemeye bir davettir. 8 Haziran I. Cumhuriyet’in tasfiye etmeye çalıştığı bütün kurucu güçlerin HDP üzerinden yeniden geri dönüşüdür.

8 Haziran kurcu meclis, kurucu cumhuriyettir. Toplumsal sözleşmeyi oluşturacak üç temel güç AKP, CHP ve HDP dir.

AKP bu coğrafyanın önemli bir siyasi gücüdür. I. Cumhuriyet’in tasfiye etmeye çalıştığı fakat tasfiye edemediği siyasal İslam’ın tarihsel blok’udur ve 13 yıldır iktidardadır. Fakat kurucu bir güç olmaya soyunmasına karşın bu siyasal niteliğe sahip değildir. AKP Abdülhamit’ten gelen siyasal İslam’ın politik bloğunun oluşumudur. AKP bu blok’u, toplumun diğer kurucu güçleri ile buluşturamadı; toplumsal bir sözleşme oluşturamadı. Nedeni AKP’nin siyasal niteliğinden kaynaklanmaktadır. Siyasal İslam yalnızca biat ve ümmet ister, farklar arası eşitlik, birlikte yaşama anlayışına sahip değildir. Siyasal İslam’a göre bu ülkeyi yalnızca İslam yönetir. Başkanlık istemi bunun arayışıdır. 8 Haziran Siyasal İslam’ın çöküşüdür. Bu bağlamda AKP % 40 oya sahip olmasına rağmen kurucu bir siyasal nitelikten daha çok muhalif bir güç niteliğindedir.

CHP siyasal kimliği oturmamış politik bir güçtür. I. Cumhuriyet’in askeri kanadı orduya dayanarak bugüne kadar yaşayan 1923’ün siyasi kanadıdır ve toplumsal olarak Alevilere, siyasal nitelik olarak sosyal demokrat kavramına dayanmaya çalışmaktadır. CHP’de I. Cumhuriyet’in şoven karakterini taşıyan ve toplumun siyasal güçleriyle buluşamayan muhalif bir güçtür. MHP Türk etnik kimliğine dayalı faşist bir parti olduğunu söyleyip geçelim.  AKP, CHP ve MHP, bu üç parti de toplumsal sözleşmeyi oluşturacak toplumsal siyasal dinamikleri buluşturacak kurucu bir siyasal güç niteliğine sahip değillerdir. Bu üç parti siyasal nitelikleri gereği ancak muhalif olabilirler. Koalisyon ortak olanın kuruculuğunu içermez ve koalisyon, muhalif dinamiklerin ittifakıdır.

8 Haziran sonrası oluşan siyasal süreç muhalif güçlerin götürebileceği bir süreç değildir. Bu süreci yönetmek kurucu bir siyasal niteliği gerektirmektedir. Kurucu süreçler, toplumsal siyasal güçleri yan yana getiren ve toplumu bu kurucu sürecin tartışmalarına katan bir özneyi çağırır. Bu kurucu özne HDP’dir. Bu meclisi kurucu meclise, kurucu meclisi özgürlükçü bir toplumsal sözleşmeye ve oradan toplumu yeniden erken seçime götürecek güç HDP’dir. Bu kurucu politikayı üretecek ve süreci yönetecek güç HDP’dir.

HDP, muhalif bir güç değil tarihin üzerine sorumluluk yüklediği kurucu bir güçtür. HDP gerek küresel, gerek bölgesel ve gerekse ortak vatanın kurucu gücüdür. Bu süreç müzakere sürecinin ta kendisidir. Toplumsal sözleşme müzakere masanın ta kendisidir. Muzakere masasının muhatabı AKP’den çıkmış toplumun kendisine dönüşmüştür. Abdullah Öcalan’ın önerdiği 10 maddeyi tartışmanın ve bu tartışmayı topluma yaymanın tam zamanıdır. Eğer HDP bu kurucu sorumluluğu yerine getirecek politik yaratıcığı gösteremez ise ciddi bir gerileme içine çekilecektir. 8 Haziran Sol’u tarih sahnesine çıkarmıştır; siyasal taleplerin toplumsal bir değere dönüştürmek bizleri beklemektedir.

HDP bu toplumun bütün siyasal dinamiklerini içinde barındıran kurucu meclistir. HDP siyasal gücünü % 13 almasından değil siyasal niteliği olan kurucu güç olmasından geçmektedir. Yalnız HDP toplumun siyasal güçlerini yan yana getirerek toplumsal bir sözleşmenin oluşumunu sağlayabilir.  Kurucu meclis, kurucu cumhuriyet ve toplumsal bir sözleşme ve sonrası topluma bir ufuk sunabilir. HDP’nin topluma sunacağı ve tartıştıracağı kurucu politika bu olmalıdır. Bu tarihsel bir fırsattır. Bu kurucu süreci koalisyon, ittifak gibi dar alanda paslaşmalara sıkıştırmak önemli bir fırsatı heba etmektir. Zaman en kısa zamanda gol atmak değil toplumun genel zekâsını dönüştürecek ve ilerletecek kurucu politikayı tartışmayı pratiğin içinden başlatmaktır.

Cengiz Baysoy'un bu yazısı Özgür Gündem'den alınmıştır. Gitmek için tıklayınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.