Erdoğan: Gezi'ye değil Hamburg'a bakın

Başbakan Erdoğan, Alman Dış Politika Enstitüsünde, "21. Yüzyılda Türkiye, Avrupa ve Dünya" temalı konuşma yaptı.

Başbakan Erdoğan, Gezi olaylarıyla ilgili bir soruya, "Şimdi Gezi olaylarını söylüyorsunuz. Frankfurt’ta, Hamburg’da eylemler yaşandı. Bizim polisimizle mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız?" dedi.

İşte Erdoğan'ın konuşmalarından satır başları:

2014 yılı türkiye AB ilişkileri bakımından tarihi bir yıl olacak. Esasen dünyamızın son yıllarda şahit olduğu önemli hadiseler, Türkiye AB önemini, AB üyesi olmasının hayatiyetini net bir şekilde ortaya koydu. Küresel arap krizi, Suriye ve Mısır meseleleri gibi çok daha gelişme, AB’nin Türkiye’ye olan ihtiyacını hepimizin görmesini sağladı.

'17 ARALIK SALDIRISI'

Artan nüfusa rağmen işsizlik azaldı. Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından olan yüksek enflasyon artık geride kaldı. Borçlanma faizleri düştü. Borçluluk oranı ciddi şekilde azaldı. Bütçemiz sarsılmaz bir disipline kavuştu. Bankacılık mali alanda yapısal reformlar gerçekleştirdik. Türkiye’deki demokratikleşmenin önündeki en büyük engellerden biri terör meselesiydi. Sosyal maliyeti kadar bir de ekonomik maliyeti vardı. Ayrıca terör sağlıklı bir ortamda reform yapılmasını da engelliyordu. Yoğun gayretlerimiz neticesinde terör meselesi bir çözüm yoluna girdi diyebilirim. Son bir yıl içerisinde Türkiye terör nedeniyle kayıplar yaşanmıyor.

Bir başka engel de vesayet sistemi, devlet içine sirayet eden çete ve örgütlerdi. 11 yıl verdiğimiz yoğun mücadelede sorunların çözümü için önemli adımlar kaydettik. 17 Aralık’ta ekonomiye demokrasiye yeni bir saldırı yapılmak istendi. Devlet kurumlarına sirayet etmiş bir örgütlü yapı kullanılarak Türkiye siyaseti yeniden dizayn edilmek istendi. İstikameti değiştirilmek istendi. Kararlı ve dik duruşumuz sayesinde, halkımızın desteğiyle bu saldırıyı da etkisiz hale getirdik.

Açıkçası 30 Mart’ta demokrasinin istikrarın özellikle de siyasetin çok büyük bir zafer elde edeceğine, eski türkiye’yi artık kapatıp yeni Türkiye çağını başlatacağına inanıyorum.

GEZİ OLAYLARI

Biz Gezi olaylarını yaşadık. Gezi olaylarının olduğu mayıs ayında önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Örneğin o ay içerisinde Türkiye üçüncü havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan, dünyanın ilk üç havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdi. Bunun maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkını veriyoruz. Her şeyi kendileri harcayacaklar. Beş Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olayın.

Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olarak bir üçüncü köprüyü yaptırıyoruz. İstanbul İzmir arasında yapılmakta olan ve üç saate düşürecek olan bir otoyol. Ve bunun üzerinde dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray’ın açılışının yapıldığı bir ay. Yüksek hızlı trenin aynı sürece rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor.

'DEMOKRASİDE HAKLAR SANDIKTA ARANIR'

Ortaya çıkan olayda ne var? deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. Neymiş o? 12 ağaç oradan sökülüyor, başka yere dikiliyor. Bu gerekçe gösterilerek bu tür adımlar atılıyor. Bunlar tabi çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diken bir iktidar olduğumuzu dostlarımızın bilmesi lazım. Tüm esnafın halkın cam çerçeve ticarethanelerini böyle bir noktaya getirmek herhalde demokratik bir tavır değildir. Demokraside haklar sandıkta aranır. Hiçbir zaman molotofla sopayla aranmaz diye düşünüyorum.

Bir ülke ihracatını 36 milyardan 152 milyar dolar acıkan bir iktidar yolsuzluklarla buraya gelebilir mi? Diyoruz ki bakın 3 Kasım 2002’den bu yana üç genel seçim, iki yerel seçim, iki referandum yaşadık. Başarıyla çıktık. Şimdi 30 Mart’ta yine bir seçim yapacağız. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa, demek ki bu iktidar dürüsttür.

Tabi ki hasımlar olacaktır, sevmeyenler olacaktır. Bu da demokrasinin güzelliğidir diye düşünüyorum.

Çok doğrudan bir soru. Siz Türkiye’nin insani hedeflerinden bahsettiniz dış politikada. Bu Türkiye’de polisin, gezi parkındaki göstericilere karşı nasıl bağdaştırabiliriz? Siz demokrasinin seçimler sandık üzerinden geçer dediniz, fakat seçimler bir çoğunluğun, AK partili bir çoğunluk. Ama toplum içerisine onu seçmeyenlerin de dahil edilmesi gerekiyor. Bu güçlerin seçimler esnasında diyaloğa nasıl katmayı düşünüyorsunuz?

'AZINLIK ÇOĞUNLUĞA EGEMEN OLAMAZ'

Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. Öyle kalkıp da biz çoğunluğun azınlığa egemen olmasını istemesek de, azınlığın da çoğunluğa baskıcı egemen, şiddete başvurmak suretiyle evet diyemeyiz.

'GEZİ PARKI DEDİKLERİ YER KIŞLAYDI'

Şimdi Gezi olaylarını söylüyorsunuz. Siz Frankfurt’taki, Hamburg’daki eylemler yaşandı. Bizim polisimizde mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız? Orada gezi mezi olayı da değil. bakın Taksim’de çok farklı düşüncelerim vardı. Türkiye’de, bir tane opera binası yoktur. Taksim’de bir kültür merkezini opera binası yapma hevesi vardı. Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki hayır yaptırmayız dediler. Burası deprem tehdidi altında bir yer. Gezi parkı denilen yeri, kışlaydı. Büyük şehirlerde müzeler vardı. Biz aynı kışlayı inşa edelim, bunun üzerine şehir müzesi haline getirelim istedik.

Dediler ki hayır, istemeyiz. Şimdi bu özellikle geçmiş dönemlerde kominist rejimlerde olan yaklaşım biçimiydi. Yeni bir şey yapacaksanız buna her zaman karşı çıkarlardı. Biz bunları yapmak istiyoruz.

'AZINLIK HAKLARINI KORUDUK'

Hiçbir iktidarın yaptığını biz yaptık. Nedir? Ne kadar gayri menkulleri varsa, vakıflar genel müdürlüğüne devredilmişti. Biz bunları meydana çıkardık. Şu ana kadar 2,5 milyar TL değerindeki gayri menkullerini biz devrettik. Mor Gabriel kilisesi bir sorundu biz çözdük. Sümela Manastırı kapalıydı, biz açtık. Tarsus’ta biz açtık. Azınlığın haklarını korumak budur. Biz bunun adımlarını attık.

PARALEL YAPI OLUŞTURULMUŞ

Belli yapılardan bahsettiniz. Gülen hareketinden sanırım bahsediyoruz. Paralel yapı oluşturulmuş. Bir nevi onları desteklediğinizi anladım ben. Gülen hareketi yardımcı oldu. askeri hareket için yardımcı olduğunu düşünüyorum. Eğitim reformunu hükümetiniz gündeme getirdi. Acaba şu anda müzdarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyette olan bu sistemi hükümet olarak siz ortaya koymadınız mı?

Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin grubun oluşturduğu bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye’de çeşitli STK’ların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58’le çıkmış bir referandumdur. Bunun içerisinde her grup var. burada belli bir grup söz konusu değil.

NEREDEN ÇIKARSA ÇIKSIN...


Özellikle de yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında, belli bir paslaşmanın olması, bu paslaşmayla birlikteyle hükümete karşı devlete karşı bir eylem oluşturulması söz konusudur. Böyle bir adımın atılmasına tabiki sessiz kalınması mümkün değildir. Bu bir başkası da olabilirdi. Daha önce mafya çete bunlar bunu yapmak istediler. Bu işin Türkiye’de mafya çete ayağını çökerten bir iktidarız biz. Daha sonra da bu tür örgütlenme ortaya çıktı. Nereden çıkarsa çıksın. Bunun önünde dershaneler meselesi vardır. Bizim tavrımız, artık devletin okulları vardır, kolejler vardır. Yani koleje para ödeyecek, dershaneye para ödeyecek. Benim vatandaşım devletin okulu varsa bunlar niye var diyor. Bunlar yanlış şeylerdi. Bunlara bizim müsamaha etmemiz mümkün değildir. Belli bir süre verdik. Burada ciddi bir rant söz konusuydu. Siz mi böyle yapıyorsunuz diyerek böyle bir süreç başlatıldı.

Böyle bir sürece bizim müsaade etmemiz mümkün değil. yargıdaki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki yapılanma, özellikle şu anda farklı bir sürecin içerisinde girecektir. İşin en çirkin boyutu şudur. Şantajlarla, ortam dinlemeleriyle, bütün bunlarınyanında görüntülemeyle, bir çok güvenlik mensupları yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. İş adamına hareket etme, etmediğin takdirde elimizde belgeler var. onları ifşa eder. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. bedeli ne olursa olsun bu iş çözüm kavuşturulacaktır. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.

TUTUKLU GAZETECİLER

Bu paralel yapıları açığa çıkarmak gerekiyorsa, serbest çalışan bir medya önemli değil mi? En fazla tutuklu bulunan gazeteci Türkiye’de görünüyor.

Yani başbakanına her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Ailesine her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. şu anda en çok içerde dediğiniz Türkiye’de, normal basın mensubu parmak sayılarını geçmez. Diğerleri, büyük bir çoğunluğu terör örgütleriyle, ya silah yakalatmıştır, ya eylem hareketindedir. Bunlar hep sizlere dezenformasyonla aktarılan bilgilerdir. Geçen işte Brüksel’de rakamlarıyla hepsini açıkladım. Normal sarı basın kartı olanların sayısı 5 veya 10 sayısında. (gazeteport)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.