Demirtaş: Mercedes'i geri aldık, sarayı da geri alacağız!

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin Kocaeli mitinginde konuştu. Demirtaş, AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Artık etrafında halk ordusu yok, sarayda yalnızsın. And olsun gücümüz olursa el koyduğun saray için harcadığın her kuruşun hesabını soracağız" dedi. Demirtaş, yaptıkları eleştirilerin ardından Diyanet İşleri Başkanı'nın 1 milyonluk makam aracını iade edeceğini açıklamasına ilişkin ise "Saraydakine de ibret olacak. Sarayı da geri alacağız inşallah sarayı da" dedi.

HDP Kocaeli İl Örgütü, İzmit Perşembe Pazarı Meydanı'nda HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın katılımıyla miting düzenledi. Mitinge, HDP Kocaeli milletvekili adayları, HDP Kocaeli il ve ilçe örgütü üye ve yöneticileri, Kocaeli Üniversitesi öğrencileri, HDK Gençlik Meclisi üyelerinin de aralarında bulunduğu binlerce yurttaş katıldı. HDP bayraklarıyla donatılan miting alanına, "Sigortasız ve taşeron işçiliğine son vermek için Biz'ler Meclise", "Biz de halkız be ya!", "İsyan çığlığımızı Meclis'e taşımak için kadınlar Meclise", "Özgür, demokratik, katılımcı bir üniversite için Gençler Meclise" yazılı pankartlar asıldı.

Alanda bulunanlar tarafından, alkışlar eşliğinde patlatılan konfetilerle coşkulu bir şekilde karşılanan Demirtaş, konuşmasına alanın dolduran binleri selamlayarak başladı. "Sizi gülerken görünce içi kan ağlıyor birilerinin. Hep sen mi güleceksin? Biraz da yoksullar, ezilenler gülsün" diyen Demirtaş, "Hep ülkenin sultanı mı gülecek, bizim de hep birlikte güleceğimiz günler yakındır. 7 Haziran'da Türkiye tarihinde ilk defa halk kendi iktidarını kuracak" dedi.

7 Haziran'da sadece seçim barajını aşmakla kalmayacaklarını, aynı zamanda yoksulun, bağda bahçede çalışanın, memurun, köylünün, esnafın iktidarını kurmak için bir umut yaratacaklarını dile getiren Demirtaş, yüzde 10 barajı tarumar edip, AKP'nin gidişiyle birlikte yeni bir alternatifi ortaya çıkaracaklarını söyledi. Bunu da "Kocaeli hazırsa HDP hazırdır" sözleriyle vurguladı.

'KAYNAK ADİL PAYLAŞIM, ADİL BÖLÜŞÜM MESELESİDİR'

Sonrasında konuşmasına "İşçi kenti, emekçi kenti Kocaeli alın teriyle üretmenin, çalışmanın ne demek olduğunu biliyor. Günde 12 saat, 13 saat hatta 14 saat çalışarak ama asgari ücrete talim olarak, sosyal güvencesiz olarak çalışmak nedir en iyi siz bilirsiniz" sözleriyle cevam eden Demirtaş, "Birileri asgari ücret bin 800 TL olacak deyince kıyamet koparıyor. Zannedersiniz ki parayı cebinde alıp emekçiye dağıtacağı. Ülkenin kaynağını sizler üretiyorsunuz, kaynak dedikleri şey sizin emeğiniz, alın terinizdir. Biz sadece sizin ürettiğinizi dağıtırken adaletli olacağız. Kaynak adil paylaşım, adil bölüşüm meselesidir" dedi.

Alanı dolduran gençlere de seslenen Demirtaş, "Ülkenin bütün sorunlarını, en ağır bedellerin ödeyerek zorlu yaşam koşulları içinde çabalıyorsunuz. Üniversite bitirmek artık para etmiyor çünkü iş yok. Yüz binlerce öğretmen kardeşim ataması yapılmadığı için işsiz, mühendisi işsiz, doktoru işsiz. Ne yapacağız, birileri gibi gençlerin kaderimidir diyeceğiz. Evet, biz zorundayız işsiz tek bir genç kalmayacak" ifadelerini kullandı. Demirtaş, haftalık çalışma saatlerini 34 saate düşürecekleri, iş verenin üzerindeki vergi yükünü azaltacakları, esnafı da iş vereni de yük altında bırakmayacakları yönünde vaatlerde de bulundu.

Sadece israftan, hırsızlıktan vazgeçerek tek bir yoksul bırakmamanın mümkün olduğu belirten Demirtaş, "İktidar koltuğunda oturup da zengine çalışmazsanız, aç bir tek insan bile kalmaz bu ülkede" diye konuştu.

'CUMHURBAŞKANININ İŞİ MEYDANLARDA YALAN SÖYLEMEK DEĞİL'

Demirtaş, Türkiye'de ne fazla vergiyi işçi ve emekçilerin ödediğine de dikkat çekti. Buna rağmen kendilerine ayrılan payın yüzde 7 olduğunun altını çizen Demirtaş, iktidara yönelik eleştirilerini "Sizler emekçiye bütçe ayırmak yerine kendi kasalarınız doldurdunuz. Saray yaptırmış kendine, '1 milyar Dolara yaptırdım' diyor. Bu konuda da yalan söylüyor. Saray 1 milyar Dolar'ın üzerindedir. Cumhurbaşkanının işi meydanlarda yalan söylemek değil" sözleriyle sürdürdü.

'ZAVALLIYA BİZ SAHİP ÇIKACAĞIZ NE YAPALIM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın miting meydanlarında AKP'ye oy isteyerek suç işlediğini ifade edip, konuyla ilgili YSK'ye suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:

"Halkların parasıyla siyasi partilere miting yapmak suçtur suç. Hiç bir savcı da çıkıp bunun hesabını soramıyor. Cumhurbaşkanı, AKP'ye oy istemekten vazgeçmiyorsa Başbakana yazıktır. Onun ne işi var meydanlar da o zaman. O zavallının ne suçu var. Cumhurbaşkanı fırsat vermiyor ki Başbakan iki kelime konuşsun. Müsaade et, o da biraz konuşsun. Madem koltuk verdin biraz kendisini iyi hissetsin, Başbakan olduğunu hissetsin. Başbakanı korumakta bize düşüyor. Fakat biz Başbakanımızı, Cumhurbaşkanına ezdirmeyiz. Zavallıya biz sahip çıkacağız ne yapalım."

Bu sözlerini ardından Demirtaş, Gül ve Davutoğlu arasındaki polemiğe de değindi. "Sayın Davutoğlu, ülkenin Dışişleri Bakanı iken bugün paralel yapı diye suçladıklarıyla gizli görüşme yapmış. Ortaya çıktı. 'Görüşmedim' demişti, Gül çıktı, yalanladı. Paralel örgütle gizli gizli buluşup, ağlaşırken, ortak film, fırıldak yaparken her şey iyiydi de şimdi öküz ölünce mi bizi suçlamaya başladın. HDP ve paralel iş birliği yapıyormuş, Sizden daha büyük paralel iş birlikçisi yoktur. Gülen cemaatini, devlet içinde büyüten, örgütleyen, rant sağlayan sizlersiniz. Bugüne kadar gözlerimizin içine baka baka bunu yaptınız. Şahsen ben utanıyorum onun yalanlarından" diyen Demirtaş, sonrasında ise "Bu yalanları söyleye söyleye meydanları nasıl dolaşıyorsun, hiç mi yüzün kızarmıyor?" diye sordu.

'İKTİDARIN ELİNDE PROVOKASYON DIŞINDA HİÇBİR ŞEY KALMADI'

İktidarın elinde provokasyon dışında hiçbir şeyin kalmadığını da belirten Demirtaş, Ağrı provokasyonunu hatırlatarak, "Bu ülkenin çocuklarını, evlatlarını bile bile ölüme gönderdiler. Amaçların Ağrı'dan, Türkiye'nin 15 şehrinde şehit cenazesi göndermekti. Ondan sonra HDP'ye saldırarak, baraj altında bırakıp beyefendinin başkanlığını garantileyeceklerdi. Bütün hedefleri buydu. Oy alabilmek için ana, baba kuzularını göz göre göre ölüme gönderdiler. Bu kadar seviyesiz, ucuz ve pespaye siyaset yürütüyorlar" ifadelerini kullandı.

Çağlayan'daki rehine eylemine de değinen Demirtaş, bu konu hakkında ise şunları dile getirdi: "Soruşturmayı gizlediler. Ama namuslu bir savcı çıksın kendi meslektaşının nasıl öldürüldüğünü iyice incelesin. O savcıyı orada öldürenler içeriye operasyon yapanlardır. Amaçları şiddet ve korku ortamı yaratmak, vatandaşı korkutmaktı. Bu ülkede yaşayan yurttaşlar AKP'nin etrafında tekrar birleşsinler diye kendi savcısını, askerini göz göre göre ölüme gönderen bu iktidarın artık sonu gelmiştir. AKP'nin sayfasının kapanmasının, ampulünün sönmesinin zamanı gelmiştir."

PROVOKASYONLARA KARŞI DUYARLI OLUN!

Demirtaş, bu sözlerinin ardından partileri HDP'ye yönelik saldırılar üzerinde durdu ve provokasyonlara karşı da duyarlılık çağrısı yaptı.

1 Mayıs'taki polis saldırılarına işaret eden Demirtaş, "Yüzlerce insanı sadece Taksim'e çıkmak istedikleri için gözaltına aldılar. Bunların arasında bizim arkadaşımız da vardı. Üç gün boyunca emniyetin alt katında işkence yaptılar. 2015 Türkiye'sinde bunu yaptılar. Tıp doktoru olan adayımız, üç gündür İstanbul emniyetinde işkence görüyor yüzlerce işçi emekçiyle. AKP hala, 'HDP bizi tehdit ediyor' diyor. İşkence yaptıracak kadar küçülmüşsünüz ya. Ama elbette 7 Haziran gelecek, sandıklar kurulacak, açılacak o zaman senin tansiyonunu göreceğiz, yüz ifadeni göreceğiz. 7 Haziran akşamı sana balkon konuşması yaptırmayacağız. Pencerenin arkasından bile bakacak yüzün olmayacak. Ömrü hayatında bir daha o balkonu görmeyeceksin. Sana balkondan konuşma zevkini tattırmayacağız. Çünkü kendi değerlerine ihanet ettin. Seni destekleyen, sana oy veren müminlere ihanet ettin, sana verilmiş oyları hırsızlık yaptırmak için, sokakta insanlara işkence yapmak için kullandın. Saray yaptırmak, saltanat kurmak için kullandın. O nedenle yenilgiyi hakkettin" dedi.

AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "Artık etrafında halk ordusu yok, sarayda yalnızsın" diyen Demirtaş, konuşmasının "And olsun gücümüz olursa o sarayı Cumhurbaşkanlığı sarayı olmaktan çıkaracağız. Saray için harcadığın her kuruşun hesabını soracağız. O pahalı çinilerin, fayansların çiçeklerin ve sultan özentisi olarak her bir parçasının altınlarla kaplatamayacağını, bu kadar yoksulluk içindeki halka bunu yapamayacağının hesabını soracağız. Daha iktidara gelmeden Mercedes'i geri aldık değil mi? Çünkü halkın hakkıdır, hakkı. Sizin hakkınızdır. Saraydakine de ibret olacak. Sarayı da geri alacağız inşallah sarayı da. 7 Haziran'da insanları yok sayanlara karşı büyük insanlık dersi vereceğiz" diyerek noktaladı. (DİHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.