Arınç: Siyaset yaptığımız insanlarla aramıza buzdan duvarlar girdi

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 7 Haziran ve 1 Kasım'da AKP'den milletvekili adayı olmamasına ilişkin şu ifadeleri kullandı "Benim muhatabım partimizin genel başkanıdır.

Kendime göre sebeplerimi ifade ettim, özür diledim, beni bağışlamalarını söyledim. Partide aktif bir göreve hayır dedim. Bir gece 12’den 4’e kadar görüşmemiz oldu. Bana hak verdi" dedi. Arınç, "Son MKYK’ya girmedim, çok üzülenler olabilir, çok sevinenler de olabilir. Ara vermek gerekir. 20 senedir parlamentodayım. Bu şüphesiz bir tecrübedir" diye konuştu.

Arınç," Birlikte siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmişse ara vermenin zamanı gelmiştir. Konuşmalarım açıktır, yoruma açıktır. İnsan yol arkadaşını çok iyi seçmelidir" dedi.
Eski Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, CNN Türk canlı yayınında Hakan Çelik'in programında yaptığı açıklamada,

Arınç'ın açıklamaları özetle şöyle:

Bu program tam seçimden bir hafta önce. Önümüzdeki hafta sandık başında olacağız. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. İlk defa yıllar sonra, yapılan seçimden 5 ay sonra tekrar seçime gidiyoruz. Anayasa gereği. Bütün partiler için önemli, Türkiye için önemli. 2011 seçimlerinden sonra aktif siyasete ara vereceğimi çok önceden ilan ettim. Başıma neler geleceğini az çok bildiğim için. Üç dönem meselesi benim gibi düşünmeyenler için de bir sondu. Seçim yaklaştıkça, 7 Haziran görüldükten sonra üç dönem yasağının gereksiz olduğu anlaşıldı. Üçüncü dönemi yapanlar ortaya çıktı, 7 Haziran’dan sonra. Partimiz bu sınırlamaların kaldırılmasına karar verdi.

2011’den sonra verdiğim kararda ısrarcı oldum. Benim muhatabım partimizin genel başkanıdır. Kendime göre sebeplerimi ifade ettim, özür diledim, beni bağışlamalarını söyledim. Partide aktif bir göreve hayır dedim. Bir gece 12’den 4’e kadar görüşmemiz oldu. Bana hak verdi. Kendimce haklı sebeplerim var. Ailece mutluyuz. Seçim sonrası bazı görevler verildi, bunu ifa ediyorum. Aktif, görevimin bilincinde, partisini iktidar olarak görmek isteyen bir Bülent Arınç olarak partim adına çalışıyorum.

BANA HAK VER DEDİNİZ TEMEL ARGÜMANINIZ NEYDİ?

Hakan Bey, kusura bakmayın, herhalde 1-2 ay oldu. Başka bir televizyon kanalında, ona biraz daha açık ifade ettim. 12 Eylül’de kongremiz vardı, 11 Eylül akşamı. New York’taki 11 Eylül akla gelmesin ama biz o gece program yaptık. Orada söyledim. Daha çok etkili olan konu, benim yıllardır siyasette olmam. 1969’da başladım. Son MKYK’ya girmedim, çok üzülenler olabilir, çok sevinenler de olabilir. Ara vermek gerekir. 20 senedir parlamentodayım. Bu şüphesiz bir tecrübedir.

Biraz kendimize dönmenin çok iyi olacağını düşündüm. Hüseyin Çelik der ki, bir Kızıldereli kabilesi atları son sürat toplamışlar gidiyorlar. Sonra kabile reisi elini kaldırıp ‘duur’ demiş. E sormuşlar ne oldu diye? Demiş ki: O kadar süratli koşuyoruz ki ruhlarımız geride kaldı. Benim durumum da ona benziyor. Biraz toplanalım kendimize gelelim. Okumak lazım. Heyecanımı kaybettiğimiz söyleyebilirim. Birilerine karşı sevgim biraz azalmış olabilir.

'ARAMIZA BUZDAN DUVARLAR GİRDİ'

İnsanlar, sevgiyle hayatta durabiliyorlar. Birbirimize olan bağlımızla, kol kola olmak hayatta insanı tutabiliyor. Burada insanı bir azalma olduysa, kabahatin kimde olduğu önemli değil. Birlikte siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmişse ara vermenin zamanı gelmiştir. Konuşmalarım açıktır, yoruma açıktır. İnsan yol arkadaşını çok iyi seçmelidir.

'ARAKADAŞLARINIZ YENİ ARKADAŞ BULURSA...'

Bir rüzgar araya girip arkadaşlarınız yeni arkadaşlar bulursa, hayat dinamik, size düşen şey bir kenarda kalmak, yeni arkadaşlarla yola devam etmesini temin etmektir. Onları üzmemek adına.

'AYAK BAĞI OLMAMAK GEREKİR'

Yola çıkarken birlikte karar verdiğiniz noktadan farklı bir noktada olursanız, gönül almalar fazla işe yaramaz. Burada lider pozisyonda olanın güçlü olması icap eder. Sizin ayak bağı olmamanız gerekir. Çok özele girmeden iktifa etmemiz lazım. Yeni değerlendirmelere ihtiyaç olabilir, 7 Haziran birilerimizin aklını başına getirilmesi gerek.

“Sen eşitler arasında birincisin. Biz de varız, biz ekibiz, kadroyuz. Omuz omuza vereceğiz, yola devam edeceğiz” dedik. Bütün devrimlerde de sonradan farklılaşmalar olmuştur. Orada bile önde gidenler, Allah korusun sonradan farklılaşmışlardır. En çok neyin korkusunu yaşıyoruz, Kerbela’nın korkusunu yaşıyoruz. Peygamberimizin vefatından hemen sonra böyle bir şey olduysa, yol ayrılıklarını, fikir ayrılıklarının cinayete kadar varmasını örnek gösterebiliriz.

Nuh Albayrak’ın sorusunu okuyorum. “Sayın Arınç hızlı girdi, ‘Birilerini sevgim azalmış olabilir’ diyor. ‘Belli ki hazırlanmış gelmiş” diyor, bir başka tweete "Şuurlu bir Müslüman 'Yezid alçakça şehit edildi' demez" diyor.

Özel bir maksatla gelmiş değilim. Sizi çok seviyorum, kanalınızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendilerine malum bazı yasaklara tabi değilim. Buradan da haber olsun, şimdiden tweetlerine hazırlık yapsın. İnsanların kalplerinde, gönüllerinde birbirine doğduğu bağlılıktır. Karşılıklı olan sevgide birilerine olan sevgimi kaybetmişsem, karşımdaki kişinin daha çok kaybetmiş olması lazım. Sayın Albayrak bilir de, ifade etmekten çekinir.

İki, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in başları gövdelerinden ayrıldı. Karşılarında Yezid vardı. Yezid için alçakça şehit edildi dememi şuurlu bir müminlik olarak görmüyorsa bir şey demiyorum. Sayın Albayrak daha iyi mümindir. Müminler cinayet işlemez mi? İşler. Dine bakılmaz bu konuda. Bu nasihatlarını başkalarına yapsın. Onlar da Yezid kadar olmasa bile, yazarlarımız-çizerlerimiz Yezid’den daha fazla cinayet işliyorlar. Ellerinde mızrak yok ama insanların haysiyetlerine o kadar alçakça saldırıyorlar ki, Yezid bunları görse kıskanırdı. 

BUNDAN SONRA PROGRAMLARA ÇIKACAĞIZ DEDİNİZ

Her kanal beni çıkartmıyor. Söyletmeyin beni.

5. PARTİ İDDİASI

Birisi bir şey ortaya atar, onun üstüne haber yapılır. Ama önemli buldum, bir maksatları olmalı. Böyle bir toplantıya katılmadım. Şunu rahatlıkla söyleyeyim, 1980’e kadar MSP il başkanıydım. Darbe oldu, parti kapandı. Rahmetli Özal, partisini kurdu. Kurmadan önce Korkut Özal bana haber gönderdi. “MSP dönemi bitti, yeni bir parti kuracağız, eski selametçiler de olacak.” Onlara dedim ki; “Hayır”.

Hayatımda kırık bir çizgi yoktur. Aralara sapmadım, düşe kalka ama dosdoğru gittim. Siyasette ilkeli olmayı, dürüst olmayı, karar olmayı her zaman prensip edindim. Yeni bir parti çıkarmak heveslerine her zaman en çok karşı duranlardan biriyim. 2002-2007 arasında davet ettiği Erkan Mumcu, hem partimizden ayrıldı, hem de CHP’den bazı vekillerle grup kurdu.
Allah’a şükür, Mumcu’yu partiye getiren ben değilim. Ben Meral Akşener hanımefendiyi çok severim ve takdir ederim. AK Parti’nin kurucusu olacaktı, bir sebepten gelmedi, saygı duydum. MHP’ye gittim, saygı duydum. Son zamanlarda edepsizin biri onun hakkında bir şey söyleyince en çok sahip çıkanlardan birisiyim. Ama 2001’den bu yana bir yerde oturup sohbet etmiş değiliz.

Abdüllatif Şener 40 senelik dostumuzdur. AK Parti’den ayrıldığı günden bu yana 8 senedir iki dakika yan yana oturmuş değiliz. Aramızdaki ayrılık bu kadar büyüdü. Kişilik olarak bir şey diyemem. Giderken çok kötüydü diyemem, mutlaka bir sebebi vardır.

5. parti için bir şey diyemem, siyasette her şey olur ama diğer partilerden diye düşünüyorum. Gerçek milliyetçilerin başka bir parti kurması ihtimali yüksek. Kılıçdaroğlu 30’un altında kalırsa sorgulanacaktır. Yükselme trendi deniyor.

HDP bir koalisyondur. 10’ları kılpayı geçerse, HDP’nin içindeki liberal, demokrasi görüntülü kişilerin ayrılıp parti olarak ortaya çıkması mümkündür. AK Parti içinde böyle bir şey yoktur demek siyasetin doğasına aykırı. Ama yüzde 1 bile değildir.

'YENİ YETME ZIPIR GÜRUH'

28 Ağustos’tan bu yana sadece 3 defa ofisine ya da Huber Köşkü’ne gidip 3 defa çayını içtim. Bu görüşmeler şüpheyi ortaya çıkarıyorsa çok şükür ki bir mantık olur. Biz de, Sayın Gül de AK Parti’ye zarar verecek hiçbir hareketin içinde olması mümkün olur. Biz çakma AK Parti’li değiliz. Gerçek AK Parti’liyiz. Nuh Albayrak kadar olmasa bile, biraz daha ağırbaşlığı zannettiğim birisi yazı yazıyor. “Bunlar bizim kalbimize oturuyor.” Murat Çiçek. Arınç artı Gül, eşittir soru işareti. Bu vicdansızlıktır, hakarettir. Niye bunu yazıyor? Üzerimize şüphe gölgesi düşürmeye çalışıyor. Bizim hem parti içinde karşılığımız vardır, toplumda da karşılığımız vardır. Ama bu ve onun gibilerin ne siyasette ne toplumda bir gram karşılığı yoktur. Bizi imtihan etmeye kalkmasınlar.

Yeni yetmeler diye tabir ettiğim zıpır bir grup ortaya çıktı. Beni, Ali Babacan'ı, Hüseyin Çelik'i, Sayın Gül'ü güçsüz göstermek için, trollerden, dedikodulardan istifade ederek televizyonlardan, gazetelerden yaylım ateşine tutuyor.

'ŞARJÖR BOŞALTMAYA KALKANLARDAN ŞÜPHE DUYUN'

Sayın Gül, benim gibi yapacak. Dua edecek, AK Parti'yi sahiplenecek. Şunla bizi itham etmesinler. "Onlar zaten böyle bir şey yapmazlar" diye üstümüze geliyorlar. Tavsiye etmem ama şunu söylerlerse etkili olur; "Bunların toplumda karşılığı yok" derlerse o zaman bir şeyler yapmayı düşünürüz. Biz şüphe duyulacak insan değiliz. Şüphe duyulması gerekenler, dün AK Parti'ye, Sayın Erdoğan'a bombalar yağdıranlar, tamamen duygusal nedenlerle şarjör boşaltmaya kalkanlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.