'Öznenin de yüklemin de canı cehenneme, kelimeler özgürdür bende'

Deniz Güneş / Demokrat Haber

Yıllardır ulusal gazete ve dergilerde köşe yazıları yazan ve Demokrat Haber’in de daimi yazarlarından biri olan Veli Bayrak ile ilk şiir kitabıGülümse seviyorum” üzerine konuştuk…

SORU: Neden şiir?

CEVAP: Aslında bu soruyu yayınevimde sormuştu! Zira benden beklenen mizah öyküleri ya da Evrensel Gazetesi ve BirGün Gazetesi Pazar ekinde yazdıklarımdı. Oysa şiir benim içimde hep vardı. Ortaokulda başlamıştım Özdemir Asaf, Cemal Süreya, Can Yücel, Ahmet Arif gibi isimleri okumaya. Kadın şairlerden ise Gülten Akın ve Süheyla Taşçıer’dir o yıllarımın şairleri. Hepsinden birer tat almışımdır ben. Yıllardır gerek gazete yazılarımda gerekse sosyal medyada birçok paylaşımlarımda şiirlerime yer vermişimdir. Karşılık gördüğüne inanıyordum ve ilk olarak da şiirlerimi kitaplaştırmaya karar verdim. Bence iyide ettim.

SORU: Bence de iyi etmişsiniz. Röportajdan önce alıp okuma fırsatım olmuştu. Tamda onu soracaktım. Özellikle Özdemir Asaf, Cemal Süreya tadı var şiirlerinizde. Etkilenme mi diyelim buna.

CEVAP: Doğrusu buna eleştirmenler ya da okuyucu karar verecek. İster etkilenme denilsin ister örnek alınan şairler denilsin benim için övünç kaynağı olmaktan öteye gitmez. Zaten yayınevinin “Neden şiir” diye sorduktan hemen sonra kitabımı basmaya karar vermesinin en büyük nedenlerinden biri de bu sizin söylediğinizdir. Şiirlerimin “özgün” ve “kendine has” bir yanı olduğunu söylediler. E etkilenildiği söylenilen şairlerde Özdemir Asaf, Cemal Süreya gibi isimler olunca basmaktan başka da çare kalmadı zaten.

SORU: Bir de kullanılan dil çok duru. Nasıl desem yani yormuyorsunuz. Şiir bitiyor ama etkisi bitmiyor!

CEVAP: Düşünülmüş çalışılmış bir şey değil bu. Zaten öylede olmaz. Gazete yazılarım ya da özellikle Demokrat Haber’de yazdığım köşe yazılarım içinde geçerlidir bu söylediğiniz. Bir Edebiyat öğretmeni demişti zamanında “Senin düz yazılarını noktadan sonra “Enter” işaretine basarak alt alta sıralasak şiir gibi okunur” demişti. Aslında bu birazda alınan temelden kaynaklanıyor. Ortaokul ve lise yıllarımda başlamıştım Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Fakir Baykurt, Bekir Yıldız gibi yazarları okumaya. Şiirde Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe benim henüz çocuk denilecek yaştayken tanıştığım şairlerdir. Bana göre bahsettiğiniz duruluk, anlaşılır olmak, tadı damağında kalmak bu saydığım yazarların tamamında var. Benim bu isimlerin yanında esamem okunmaz ama biran için örnek alınacak isimler diye sorulacak olursa bu isimleri sayarım.

SORU: Edebiyat öğretmeniniz iyi söylemiş. Zira bende benzer bir şey söylemek istiyordum. Özellikle BirGün Pazar ekinde yazdıklarınız tamda bu şekilde kaleme alınmış şeyler.

CEVAP: Bir başka öğretmen arkadaşta “Sen konuştuğun gibi yazıyorsun” demişti. Bence bu söz beni anlatan bir sözdür! Doğrudur konuştuğum gibi yazıyorum. İmla kaygım yok benim. Hatta yazarken hiçbir kaygım yok. Bence şiirde yada düz yazı da hangisi olursa olsun okunup bittiğinde verdiği hissiyattır. Yoksa özne, yüklem, zamir istediği gibi dolaşabilirler benim yazılarımda. Bu ülkede kitaplar yasaklandı, kitaplar yakıldı, kitaplar toplatıldı. Cümleler yasaklandı, kelimeler zincire vuruldu. Benim yazılarımda hepsi özgürdürler. Yani bir eleştirmen ya da okuyucu sırf bu yüzden eleştirecekse beni boşuna kendini yormasın. Öznenin de yükleminde canı cehenneme, kelimeler ya da cümleler benim şiir ve yazılarımda istediği gibi özgürce dolaşabilirler.

SORU: İsterseniz tamda burada biraz kendinizden bahseder misiniz diye sorayım. Kimdir Veli Bayrak. Nerelisiniz örneğin?

CEVAP: Ben Sivas, Kangal, Zerk köylüyüm. Aslında ne zaman bu soruyla muhatap olsam direk “Zerk’liyim” diyorum. Köyümün ismini söylüyorum yani. Ama 1960’lı yıllarda değiştirmişler köyümüzün ismini Çaltepe koymuşlar. Nüfusta değiştirmişler ama içimizde değiştirememişler. 40 yıl olmuş köyün ismini değiştireli ama 10 yaşında ki köylüme sorsanız o da benim gibi “Zerk’liyim” diyecektir. Bunu hesap edemiyorlar yasa koyucular.

SORU: Neden değiştirmişler?

CEVAP: E biz Aleviyiz. Zerk ismi için “Ermeni ismi” demişler ama Ermeni ismi de değil! Türkçe bir isim Zerk. Enjekte etmekten, şırınga etmekten geliyor. Kaldı ki Ermeni ismi olsa ne olacak? Akıllarınca “Biz size istediğimizi yaparız, isminizi de cisminizi de istediğimiz gibi değiştiririz” mesajı vermeyi düşünüyorlar. Ama olmuyor işte, onlar sadece değiştirdiklerini sanıyorlar.

SORU: Evet, kendinizden bahsediyordunuz.

CEVAP: Zerk’liyim ama Ankara’da Tuzluçayır semtinde doğdum büyüdüm ben. Tuzluçayırda eski yazlık sinema vardı orada ki eski, tahta merdivenli bir gecekondu da doğup büyüdüm. Hala Natoyolunda oturmaktayım.  

SORU: Ankara’da oturuyorsunuz yani.

CEVAP: Evet Ankara’da oturuyorum ama tıpkı köyüm Zerk gibi Tuzluçayırın da ayrı bir yeri vardır bende. Tuzluçayır 1960 yıllardan sonra Sivas, Çorum, Yozgat, Artvin, Amasya, Gümüşhane ve Kayseri Sarığız ilçelerinden yoksul ve emekçi halkların hemen hep birlikte, İMCE usulü ile kurdukları Alevi ve devrimci bir semttir. Örneğin benim siyasi bilincimin olgunlaşmasında ve edebiyata ya da sanata olan düşkünlüğümde Tuzluçayırın çok önemli bir yeri vardır. Çocukluğumuz yoksulluk içinde geçti. Bir zeytini 3 kez ısırarak yediğimizi bilirim ama evimizde kitap eksik olmazdı.

SORU: Sırası gelmişken ve üstelikte madem Tuzluçayırdan bahsetmişken yapımı devam eden Cami-Cemevi ile ilgili düşüncelerinizi de almak isterim! Ne aşamada inşaat!

CEVAP: İnşaat devam ediyor. Polis nezaretinde tabii! Düşünün ki bir yere Cami-Cemevi yapılıyor ama bekçiliğini polise vermişler! E inşaat bitince de Camiye İmam olarak bir Komser, Cemevine Dede olarak bir Komiser Muavini atarlar artık! Ama biz Tuzluçayırlıların favorisi İzettin Doğan! Çok emeği var o inşaatta! Dede olarak o’nu atasınlar! Yakışır!

SORU: Alevilerin önemli bir kısmı sevmiyor galiba İzettin Doğan’ı!

CEVAP: Alevilerin ekseriyetinin olduğu ortamlarda olmamayı tercih eden birini Aleviler neden sevsin ki! Üstelik Alevi örgütleri inşaatın durdurulması için mahkemeye de müracaat etti ama mahkeme Cami-Cemevi inşaatını “Sosyal faaliyet” olarak kabul etti ve inşaat neredeyse bitecek duruma geldi şu an! Yani açılışı satranç Federasyonu ya da Üsküdar Musiki Cemiyeti yaparsa şaşırmamak gerekir! Adı Cami-Cemevi ama mahkeme sosyal faaliyet diye onaylıyor!

SORU: Kitaba gelelim isterseniz. “Gülümse seviyorum” sizin ilk şiir kitabınız değil mi?

CEVAP: Evet! Hem ilk şiir kitabım hem de ilk kitabım. İlk göz ağrım yani!

SORU: Hani derler ya "ilk çocuğum" diye! Öyle düşündüğünüz oldu mu hiç?

CEVAP: Evet oldu. Hatta kitabımın isim annesine de bunu söyledim! Bu kitap benim ilk çocuğum sende onun isim annesisin dedim.

SORU: Onu soracaktım. Kim düşündü bunu? Kitaba isim belirlerken hangi aşamalardan geçtiniz? Ya da ne zaman şiir kitabı yayımlamaya karar verdiniz?

CEVAP: Şiir kitabı yayımlamak düşüncesi bende her zaman vardı. Şiir dosyam sürekli hazırdı yani. Ama ben hazır değildim. Çevremden “Hadi ama artık bir kitap çıkart” baskısı sürekli vardı ama ben kendime bir ortak arıyor gibiydim. Bu içsel bir şey aslında. Yalnızlığı seven birisiyim. Belki de yalnızlığa itiliyorum onu da tam bilmiyorum! Bir şiirimde de bahsettim hatta “Bu şehir çok kalabalık, ben sana yalnız kalmak istiyorum” diye!

SORU: Evet, hatırladım!

CEVAP: Bu konuda en büyük desteği Sevgili arkadaşım İsminaz Yıldız’dan aldım. O’nun ismini anmadan olmaz. Tamam, şiir dosyam her an için hazırdı, “Gülümse seviyorum” diye bir şiirim zaten vardı ama örneğin yayıncım illa’da bir başka şiirimin isim olarak belirlenmesini istiyordu.

SORU: Neydi o isim?

CEVAP: Sınıfsız toplum, sınırsız aşk!

SORU: Buda güzelmiş!

CEVAP: Güzel ama İsminaz ve bana göre değildi! Daha doğrusu bize göre o şiirimin kitabın içinde olması daha da güzel olacaktı ve öylede oldu!

SORU: Peki, isterseniz kısa soru kısa cevap kısmına geçelim ne dersiniz?

CEVAP: Ne gibi?

SORU: Şöyle ki, cevaptan kaçmak yok ama!

CEVAP: Tamam!

SORU: Şair!

CEVAP: Özdemir Asaf, Cemal Süreya

SORU: Şiir!

CEVAP: Gülümse seviyorum

SORU: Aşk!

CEVAP: Sızlatan

SORU: Ayrılık!

CEVAP: Kanayan

SORU: Özlenen

CEVAP: Sesi

SORU: En sevmediğiniz!

CEVAP: Kesinlikle yalan

SORU: En çok neyi paylaşamazsınız?

CEVAP: Sevdiğimi

SORU: Kıskanç mısınız?

CEVAP: Bir şiirimle karşılık vereyim bu soruya. Bu kıskançlıksa eğer / Huyumu seveyim / Benim olan güzeli / Paylaşamam

SORU: Bitki

CEVAP: Gül

SORU: Hayvan

CEVAP: Kelebek

SORU: Son günlerde dilinize dolanan şiiriniz

CEVAP: Bir kelebek olsaydım / Omzuna konardım / Seyre dalardım göğsünü / Kanadımı / Orda çırpardım / Öyle küskün durma kadın / Kanadımı kolumu kırma / Hadi uçup birde / Gözlerine konayım / İki kaşın arasında / Dudak ben olayım.

SORU: Son olarak, kitabınız nasıl temin edilir?

CEVAP: Kitabım “Telgrafhane” Yayınlarından çıktı. Dağıtımı İnsancıl ve Emek Dağıtım yapıyor. Ankara’da Dost ve İmge Kitapevlerinden temin edilebilir. Çok yakında Mersin Sokak Kitabevine de olacak. Sırada İstanbul ve İzmir var. Öte taraftan internetten edinmek isteyenler özellikle D&R ve İdefix’i de kullanabilirler.

SORU: Keyifli sohbet için teşekkürler. “Gülümse seviyorum” isimli ilk şiir kitabınız hayırlı olsun.

CEVAP: Teşekkürler. Size de kolaylıklar diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Kaya 2 yıl önce

Velicigim tbr ediyorum seni. Yogun bir emek neticesinde meydana gelen bu eseri okumak da zevkli olcak. Yola devam