06 Aralık 2017 Çarşamba 18:06
Yüksekdağ: Beni assalar dahi sözlerimden dolayı hesap soramazlar

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, savunması esnasında Kürt illerinde yaşanan çatışmalarla ilgili ifade ettiği sözleri hatırlatan mahkeme heyetine, “Assalar dahi o sözlerden dolayı kimse bana hesap soramaz.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması verilen aranın ardından Yüksekdağ’ın savunmasıyla devam etti.

Yüksekdağ, şunları ifade etti: “Ülkemizde kutuplaşma siyasi iktidar tarafından bir bölünme siyasetine dönüşmüş durumunda. Türkiye şuan ki durumda siyasi iktidar tarafından bölünmüş durumdadır. Safları dizayn etmeye çalışan siyasi iktidar muhalefeti, yasamayı, yargıyı, yürütmeyi dizayn ediyor. Bizi bölücülükle suçlayanlar Türkiye’nin bölünmesi için olağanüstü çaba harcıyorlar. Biz ise bu ülkenin bölünmemesinin sigortası rolündeyiz.

HDP TÜRKİYE SİYASETİNİN SİGORTASI

HDP’nin siyaset dışı bırakılması hapsedilmesi Türkiye’nin sigortasını attırıyor. Siyasi iktidar bunun farkına varamaz. Türkiye’nin bütün tutan kayışlarını da kopardılar ve siyasi iktidar tarafından uygulanan politikalar ile Türkiye’yi freni patlamış kamyon gibi nereye gittiği belli olmayan bir ülke haline getirdi. Ancak biz her şekilde ve her koşulda bu gidişe dur demek için çaba göstermeye devam ediyoruz. Gelinen noktada artık dur deme zamanı gelmiştir ve bunu her koşulda sağlamaya çalışacağız. Arkadaşlarımız her şeye rağmen çalışmaya devam ediyorlar.

AYM KARARINDA HUKUK YOK

Anayasa mahkemesi uzunca bir süredir bir karar vermiş bir kanaati var ancak siyasi iktidar tarafından yoğun bir baskısının olduğunu biliyorduk. AYM kararını açıkladı ancak kararda hukuk yok ölçü yok hiçbir ölçü kalmamış ve hükümet ne söylüyorsa AYM kararında aynı şeyler kaleme alınmış. Bazı hukuki replikler hukuki repliklere sirayet etmişse bu çok tehlikeli bir durumdur. En azından kurumlardan en azından birisinin denge ve müdahale rolü üstlenebilecek bir kurumun varlığını sürdürmesi gerekir.

AYM’DEN OLUMLU BİR KARAR BEKLEMİYORDUK

AYM’nin verdiği karar bir faciadır. Elbette AYM’den olumlu bir karar beklemiyorduk ancak bu denli ileri gidebileceklerini de beklemiyorduk. Sonuç açısından bizi etkilemez yaralamaz ancak Türkiye’deki hukuk kurumunun böyle bir karar imza atmış olması hepimizin adalet duygusu açısından ciddi zedelenme yaratmıştır. Bütün Türkiye halklarına, profiline, imajına zarar veren bir karar oldu. Biz yargıya olan inancımızı olmayan düğmenin iliklenmeye çalışılmasından sonra zaten kaybetmiştik. Bütün Türkiye bu adaletsizliğin sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor.

YETERKİ AKP SEÇİMDE BİRİNCİ GELSİN

Bugün ölümleri, ölüm siyasetini eleştirdiğimiz için yargılanıyoruz. Doğruları söylediğimiz için yargılanıyoruz. Türkiye savaşın çatışmanın yaşandığı ülkelerde ilk beşin içine girmesi sorun edilmiyor. Yeter ki iktidar seçimlerden sonra listelerin başında gelsin. Muhalefet, iktidar kendini kaybederse kendine gel demek için vardır ve biz kendini kaybetmiş iktidara kendine gel dediğimiz için yargılanıyoruz.

BARIŞ SÜRECİNİ HARCAYANLAR HESAP VERMEDİ

Bu ülkede barış süreçleri harcandı kimse hesabını vermedi. Bu gün çıkıp çözüm sürecini başlatan siyasi iktidar geldiği noktada bütçede en büyük payı silahlanmaya harcıyor. Gelinen nokta halka fedakarlık yap diyor, boğazından kes biz savaşıyoruz diyor. İç tehdit diyor, dış tehdit diyor. Halka fedakarlık yap fazla vergi öde diyenler, vergi cennetlerinde şirket yönetiyorlar. Sonra ticaret yapıyoruz, sermaye kurallarına aykırı bir şey yok diyorlar. Sen bu ülkenin yurttaşından aldığı nefes için bile vergi alacaksın ancak sen çoluk çocuğunun şirketlerini vergi cennetlerine kaçıracaksın.”

‘SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM’

Yüksekdağ, iddianamenin 11 fezleke üzerinden hazırlandığını ve içerisinde geçen sözlerin kendisine ait olduğunu ifade etti. Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Bu konuşmalara ilişkin örgüt yönettiğim ve örgüt propagandası yaptığım iddiaları akla ziyan iddialardır. Siyasetçiler konuşmalarından dolayı yargılanmaz. Siz iddianamede olan şeylerden bahsediyorsunuz, ben olmayan şeylerden bahsedeceğim. Benim partimin programı, görüş açısı, mücadele programı bu iddianamede olmayan şeyler. Bana örgüt yaratmışlar ben bunu akla hakaret olarak görüyorum.”

‘MEHMET TUNÇ SELAMLANMASI GEREKEN BİR İNSANDIR’

Bu esnada mahkeme başkanı Yüksekdağ’ın sözünü keserek, sokağa çıkma yasakları sırasında çatışmaların yaşandığı bölgelere dair Yüksekdağ’ın ifadelerini hatırlattı. Yüksekdağ ise şu sözlerle mahkemeye karşılık verdi: “Cizre’de Sur’da yüzlerce sivil öldü. Orada sadece silahla çatışan insanlar yoktu. Orada siviller de vardı. Kararınızı verdiyseniz bu yargılamayı sürdürmeyin. Bu yargılamayı yapmayın, kendinize de bana da hakaret etmeyin. Ben burada öldürülen 7 yaşındaki çocuktan, sokaklarda cesedi çırılçıplak teşhir edilen kadından bahsediyorum. Bunu bir terör örgütü olarak kabul eden sizlersiniz. Biz siyasi iktidara anlatırken de aynı gerilimi yaşıyorduk, sizinle konuşurken de aynı gerilimi yaşıyoruz. Birbirinizden farkınız yok. Verin kararınızı ve bu tiyatro sürmesin böyle. 

Oradaki katliamları, devlet şiddetini kınadım. Orada direnen insanları selamladım. Çünkü orada evini terk etmeyen Taybet Anne de, cenazesi 15 gün buzdolabında bekletilen Cemile de selamlanması gereken biridir. Sivil oldukları bile bile canlı canlı katledilen Mehmet Tunçlar da selamlanması gereken insanlardır. Sonra teröre karşı mücadele yürütülüyordu, güvenlik güçleri de gitti temizledi bitti. Bu kadar basit mi? Bir felaket yaşandı Cizre’de Sur’da Nusaybin’de bunları daha konuşamadık bile. Bu insanların sözü söylenmeyecek mi, biz o insanların yurduna bağlılığına bir saygı göstermeyecek miyiz?

Biz uzaydan mı geldik. Ben Van milletvekiliyim. Beni assalar dahi o söylediğim sözlerden dolayı kimse bana hesap soramaz. Ben halkıma hesap veririm, insanlığa hesap veririm. Siyasi iktidarlar da mahkeme heyetleri de fanidir. Bizim sözlerimizi tarih yazacak tarihin işiteceği şekilde konuşmakla mesulüm. Birinin ne duyduğu önemli değil tarihin beni duyacağı şekilde konuşurum. Beni en fazla asarsınız. Her bahsettiğinizde teröristler, hendek kazanlar diyorsunuz. Ama biz o süreçte yaşanan çatışmaları durdurma çabalarımızdan dolayı da yargılanıyoruz. Bakın DTK konferansı, neydi derdimiz? Hendekler kalksın, çatışma olmasın. Eğer demokratik siyaset yoluna inanmasak Meclis’te neden olalım?

Hala iddianamelerde siyasi iktidar ağzıyla silahlı militanları mı selamladın sorularıyla muhatap oluyorum. Bu bir iddia değil hakarettir. Bakın her şeye rağmen buradayız, saygımıza buradayız. Gelmeyebilirdim de ben buraya, bir şeyler tutturmaya çalışıyoruz.

Biz DTK kongresinde de, ablukalar döneminde yaptığımız bütün konuşmalarda şunu ifade etmeye çalıştık: Türkiye’de bir yeni anayasa tartışması yapılıyor. Bu tartışma yapılırken TR kendi iç dinamiklerini de tartışabilir. Bizim varlık nedenimiz siyaset ve çözüm odaklı bir varlık ortaya koymak. Bu çözüm amaçlı projeyi başarıya ulaştırmaktır. Bu modelin, öz yönetim, özerklik gibi modellerin tartışılabileceğini ifade ettik. Onunla ilgili tartışmalardan dolayı da yargılanıyoruz.

İnsanlar, Sur halkı da, İzmir halkı da, Nusaybin, Cizre halkı da Ankara halkı da taleplerini ortaya koyma hakkına sahiptir. Demokratik gösteri yapma, irade beyan etme hakkına da sahiptir. Öz yönetim gibi demokratik bir taleple iradelerini ifade eden halkımıza karşı da sorumluluklarımızı yerine getirdik. Gelin bunu şiddet sarmalından çıkaralım dedik Meclis’te. Silahların susmasının yolu siyasetin konuşmasıdır dedik. Diyarbakır’daki DTK kongresinde ifade ettiğimiz tastamam budur. Hukuki açıdan da sosyolojik açıdan da çok zorlama iddialar söz konusudur.”

SİYASİ BİR SÜREÇ

Avukat Gülseren Yoleri iddianamedeki eksikliklere değinerek, Yüksekdağın tüm bu eksiklere rağmen 397 gündür tutuklu olduğunu hatırlattı. Sürecin siyasi olduğunu kaydeden Yoleri, “Yüksekdağ hakkındaki suçlamalara ve iddianameye baktığımızda mevcut yasaya ve anayasaya aykırılık olduğunu görüyoruz” dedi.

ZAFER İŞARETİYLE SALONDAN AYRILDI

Savcı mütalaasında tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti açıkladığı kararında Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına, bir sonraki duruşmanın 20 Şubat 2018 tarihinde görülmesine karar verdi. Duruşmanın ardından Yüksekdağ duruşmayı izlemek için gelen HDP’li vekiller ile yaklaşık 5 dakika görüştü. 

Kaynak: Mezopotamya Ajansı 

Son Güncelleme: 07.12.2017 14:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.