13 Mayıs 2017 Cumartesi 11:24
Soma'da madenci olmak: Tütünden, madene; oradan mezara

301 madencinin öldüğü Eynez'de eşimin kardeşi çalışıyordu. Tolga... O gece saat onda çıkabildi madenden. Her gün geldiğinde sıcaklıktan şikayet ediyordu. Ocağın şartlarının kötü olduğunu söylüyordu. Ben işten geldiğimde çıkıp arkadaşlarımla buluşuyordum ama o eve gittiği gibi yatıyordu, sürekli uyuyordu. Olacaklar biliniyordu aslında.

13 Mayıs'ta sanki dünya bitti benim için. İnsanlar önümden geçiyordu ocağın ağzında. Dünya bitti dedim artık. Tolga'yı bir süre göremedik. O gün şaştım kaldım. Yapacak bir şeyim yok. Bir nevi sadece nefes alıp veriyordum. Donup kaldım. İçerde kimin var kimin yok, kim öldü kim kaldı bilmiyorsun.

Aslında Soma'da ölüm sayısı fazla olduğu için dikkat çekti. Diğer ölümler alışkanlık oldu. Daha önce Darkale'de madenciler, üstelik yanarak ölmüşlerdi. Türkiye Kömür İşletmeleri'nin kontrolünde olmasına rağmen hiçbir hakları, maaşları, tazminatları ödenmedi. Her yıl 3-5 madenci ölüyor sonuçta. 301 sadece rakam olarak fazla.

Arkadaşlarımı, tanıdıklarımı kaybettim o gün. Ya İmbat madeninde beraber çalışmışızdır ya komşumdur ya köylümdür. En az 20 arkadaşımı kaybettim.

"SENDİKA, İŞÇİNİN ARKASINDA DURMALI" 

Atabacası'ndan sonra burada yeni açılan Demir Export şirketinin madenine girdim. Eynez'den sağ kurtulan arkadaşların çoğu oraya geçti. Madenciler zaten Maden-İş üyesiydi. İş kolu değiştirmedikleri için üyelikleri de devam etti. Bu sendika görevlerini yerine getirmiyor.

Biri 8 yıl boyunca çalışmış. İşe girerken sağlık kontrollerinde geçiriliyor ama bu madende çalışmaktan dolayı sağlığını kaybetmiş arkadaşlarımız var. Akciğer hastalığına yakalanmış. Şirket çıkışını verdi. Sendika da bunun altına imzasını attı.

Sendika, işverene "bu adamın ciğerleri bitmiş, bu adam bu saatten sonra başka hiçbir yerde çalışamaz, buna başka bir iş göster" diyebilirdi. Demeli. İşçinin arkasında durmalı. Bu saatten sonra o işçi ne yapabilir? Nerede çalışabilir?

Ben burada bir mücadele yürütüyorum. Ölen arkadaşlarımın davasını, duruşmalarını takip ediyorum. Eylemlere gidiyorum. Sendikayı eleştiriyorum. Bu yüzden de işten atıldığımı düşünüyorum.

"BU DAVADA CEZA ALIRLARSA DİĞER PATRONLAR DA İŞ GÜVENLİĞİNE ÖNEM VERİR"

Sabit bir işim yok. Gündelik işler bulunca gidiyorum. Tarla işleri, inşaat, kömür paketleme; hangisi denk gelirse, tabii o da iş olursa.

Bu davayı takip etmek zorundayım. Bu sadece 301 ailenin davası değil, bütün madencileri ilgilendiren bir dava. Türkiye tarihinde görülmemiş bir şey. Benim orada olduğumu işveren görmüş görmemiş, önemli değil. Bu yüzden madenlerde iş bulamadığımı söylüyorlar. Ama ben kendimi idare ettiririm, kızıma bakarım.

Can Gürkan, patronun oğlu 3 yıldır tutuklu yargılanıyor. Bu dava benim istediğim şekilde sonuçlanırsa, bu maden patronlarına verilen ceza örnek olur; diğer şirketler de ders alır. Bütün önlemleri alır, iş güvenliğini önemser.

Daha önceki maden davalarını da biliyoruz. Sadece müdürler 3-5 yıl alıyordu, yatıp çıkıyordu. Bu davada patronlar ceza almalı. Arkadaşlarım öldü.

Son Güncelleme: 13.05.2017 22:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.