'Kobanê: Satranç oyununun en kritik safhası'

Şu çok açıktır ki, muhafazakâr Arap devletlerinin de katılımıyla IŞİD karşıtı koalisyon oluşturan ve Suriye’de hava saldırılarına başlayan ABD ve ortakları da (Rojava'daki) bu demokratik, seküler, özyönetim projesinden hiç hoşlanmamaktadır. Kobanê’ye saldıran IŞİD ‘unsurları’nın hedef alınmaması bunun göstergesidir. Kobanê’de halen sürmekte olan savaş, satranç oyununun en kritik safhasıdır. Kobanê düşerse, bölgedeki tüm demokratik güçler ağır bir yara alacaktır.

Erhan Keleşoğlu*

Haziran’da Musul’un IŞİD önderliğinde bir grup tarafından ele geçirilmesi sırasında Musul Konsolosluğu IŞİD militanlarınca kuşatılmış ve içeride başkonsolos dâhil 46’sı Türkiye vatandaşı 49 çalışan rehin alınmıştı. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasal bir fiyasko olarak nitelendirilebilecek bu olay, çıkartılan basın yasağı ile AKP hükümeti tarafından gündemden düşürüldü. Kamuoyu önünde tartışılması tam da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesine denk geldiği için mümkün olduğunca engellenmeye, bunun ağır bir siyasal hatalar zincirinin sonucu olduğu gizlenmeye çalışıldı. 101 gün sonra konsolosluk çalışanlarının kurtarılması ise AKP’nin kendi düştüğü çukurdan kurtulması olarak değil de bir diplomatik zafer olarak sunuldu. Konsolosluk çalışanlarının IŞİD gibi cani bir örgütün elinden kurtulması sevindiricidir. Ancak bunun nasıl müzakereler sonucu gerçekleştiği ve AKP’nin IŞİD’e ne vadettiği mutlaka aydınlatılması gereken meseleler olarak önümüzdedir.

YPG’YE KARŞI IŞİD İLE İTTİFAK’

Açıkça söyleyelim IŞİD, AKP açısından desteklenecek, ittifak kurulacak bir unsur değildir. İdeolojisiyle, siyasal-askeri stratejisiyle, Suriye İç Savaşı’nda ittifak yapılan Suriyeli unsurlarla çatışması hasebiyle düşman sayılmaktadır. Ancak bu örgüt, koyu mezhepçiliğiyle Şii ağırlıklı Irak merkezi hükümetinin ve laik PKK’nin de düşmanıdır. Bu iki grup aynı zamanda AKP tarafından da hasım görülmektedir. Bu bağlamda IŞİD’le karmaşık bir ilişki söz konusudur; zaman zaman düşmanlar içerisindeki ehven-i şer görülebilmektedir. Gerilimli bir karakter taşıyan bu ilişkide IŞİD Mart 2014’te Türkiye’yi açıkça tehdit etmiş, Süleyman Şah Türbesi’ni boşaltmazsa sonuçlarına katlanacağını açıklamıştır. Hemen ardından IŞİD’in Niğde saldırısı gelmiştir. Türkiye’nin IŞİD’in operasyonel kabiliyeti hakkında mesajı aldığı aşikârdır. Bu saldırı sonrasında IŞİD ve Türkiye arasındaki tansiyon sürmüş, IŞİD ve Suriye muhalefeti arasındaki çatışmalarda sınırı aşan mermiler gerekçe gösterilerek IŞİD mevzileri top atışına tutulmuştur. Ancak örgütün özellikle Rojava’da oluşan demokratik özerklik projesinin baskılanması için kullanışlı bir araç olarak görüldüğü asla gözden kaçırılmamalıdır. Suriye iç savaşının başından itibaren AKP hükümeti, bu projenin uygulanabilir bir model haline gelmemesi için çabalamış; destek verilen Suriye Muhalefeti bileşenlerinin PYD’yi ve ona yakın unsurlardan oluşan Kürt ittifakını dışlanmasına uğraşmıştır. Benzer şekilde 2007’den beri özel bir ilişki geliştirilmeye çalışılan KDP eliyle de Suriye Kürtleri’nin PKK etkisinden arındırılması için işbirliğinde bulunulmuştur. Rojava ve Irak Kürdistanı ile olan kapıların uzun süre kapalı olmasının nedenleri arasında Türkiye’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden bu yöndeki taleplerinin yanı sıra KDP’nin kendisine alternatif bir siyasal modeli boğmak istemesini de sayabiliriz. Ayrıca Rojava’da kurulan üç kantonda meydana getirilen öz savunma birlikleri -YPG- de ciddi bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda YPG güçlerine karşı savaştıklarında IŞİD militanlarına sınırdaki hareketlerinde kolaylık sağlanmış, pazarlıklar yapılabilmiştir. Dahası Süleyman Şah Türbesi’ndeki askerlerin ve zırhlı araçların değişimi IŞİD’lilerle sürdürülen görüşmeler ve denetimlerindeki bölgelerden geçiş için izin alınarak gerçekleştirilmiştir.

‘ABD 2011’DE ÇEKİLDİĞİ IRAK’A DÖNDÜ’

IŞİD’in yönünü Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne çevirmesinden sonra Türkiye kendisini stratejik bir yol ayrımında bulmuştur. Ya tüm Kürtlerle anlaşılacak ya da kendisi için de tehdit olan IŞİD sorunu çetrefilleşerek büyüyecektir. Ancak Kürt meselesine halen sadece güvenlik konseptinden bakan algılama problemi ve Irak’taki Sünni gruplarla kurulan ‘özel’ ilişkiler sebebiyle Barzani’nin çağrılarına karşın Erbil’e silah ve teçhizat yardımı yapılmamıştır. Oysa bölgedeki en önemli rakip İran’ın IŞİD saldırısına müteakip peşmergeye acilen mühimmat yolladığı bilinmektedir. Bu arada PKK, hem YPG hem de HPG unsurlarını peşmerge ile birlikte savaşmak için seferber etmiş, Irak Kürdistan’ında hiç olmadığı kadar büyük bir prestij kazanmıştır. Türkiye’nin Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilmek ilmek dokuduğu özel ilişki stratejik akıl tutulması sebebiyle büyük bir yara almıştır.

Dahası IŞİD’in batı ittifakına ve onun çıkarlarına yönelttiği tehdit ABD’nin 2011’de çekildiği Irak’a dönmesine yol açmıştır. IŞİD’in Irak’taki ilerleyişi ABD’nin hava bombardımanlarıyla durdurulmuş; Amerikalılar IŞİD’i yok etmek için geniş bir koalisyon örgütlemeye girişmiştir. Türkiye IŞİD elindeki rehineler sebebiyle koalisyonun dışında kalmıştır. Tam da bu özetlenen durumda Türkiye IŞİD’le anlaşmış; rehineler kurtulmuştur. Ayrıntılar tam olarak bilinmemekle birlikte Türkiye’nin ve/veya Suriye’deki müttefiklerinin elinde tuttuğu IŞİD’lilerin takas edildiği anlaşılmaktadır.

‘KOBANÊ DÜŞERSE BÖLGEDEKİ DEMOKRASİ GÜÇLERİ YARA ALIR’

Takas sonrasında IŞİD’in Kobanê Kantonu’na karşı başlattığı taarruz başka kuşkuları da gündeme getirdi. Acaba Türkiye IŞİD’i daha büyük tehdit olarak gördüğü Kürtler üzerine mi yönlendirmekteydi? Şu çok açıktır ki, muhafazakâr Arap devletlerinin de katılımıyla IŞİD karşıtı koalisyon oluşturan ve Suriye’de hava saldırılarına başlayan ABD ve ortakları da bu demokratik, seküler, özyönetim projesinden hiç hoşlanmamaktadır. Kobanê’ye saldıran IŞİD ‘unsurları’nın hedef alınmaması bunun göstergesidir. Kobanê’de halen sürmekte olan savaş, satranç oyununun en kritik safhasıdır. Kobanê düşerse, bölgedeki tüm demokratik güçler ağır bir yara alacaktır. Bunun önünü almak için dayanışma hiç olmadığı kadar gereklidir.

*İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Bu yazı Evrensel'den alınmıştır

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.