İşte Şener ve Şık'ın sorgu tutanaklarının tam metni...

İşte sorgulamanın tam metni ve ayrıntıları...

AHMET ŞIK'ın sorgu tutanağının tam metni:

SORULDU 

Şüpheli müdafileri söz alarak dosyada kısıtlama kararı sebebiyle, delilleri göremedik, dosyayı incelemedik. Savunma hakkının gereği gibi kullanılmasına, bu durumun engel oluşturduğu kanısındayız, AİHS'nin 6. maddesindeki adil yargılanma ilkesi gereği ve aleyhimizdeki kanıtları çürütebilme imkanı bakımından savunmamızın bu şartlar altında yapılmış olacağını beyan ederiz.

Beyan üzerine şüpheliden ve müdafılerinden soruldu: Emniyet Müdürlüğü'nde ifadede isnatlar ve delillerle alakalı bilgilerinin olup olmadığı soruldu.

Emniyette suçlamanın ne olduğu beyan edilmiş ve suçlamayla ilgili ifade soruları tercih edilmiştir.

Soruldu : Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne üye olmak şüphesi ile ifadeniz alınacaktır. İfade vermek istiyor musunuz?

Cevap : Ben Emniyette verdiğim ifadelerin medyaya servis edileceğini düşündüğümden ve çarpıtılarak medyaya konu olabileceğimi düşündüğümden ifade vermedim.

Soruldu: Özgeçmişinizi açıklayınız.

Cevap : 1970 yılında Adana ilinde doğdum. İlk ve orta okulu Adana ilinde liseyi Antalya'da okudum. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokuluna başladım. İkinci sınıfta iken Milliyet, Cumhuriyet, Evrensel, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazeteleri ile kapatılan Nokta dergisinde muhabir ve foto muhabiri olarak çalışmaya başladım. 2000 yılında Manisa Alaşehir'de bedelli olarak askerlik vazifemi yaptım. Son dört yıldır İstanbul Bilgi Üniversite'sinde öğretin üyesi olarak görev yapmaktayım. Anne ve babam sağdır. 3 kardeşiz. Sırasıyla;

1. B.Ş.; Akdeniz Üniversitesin doçenttir.
2. U.Ş.; Adana ilinde devlet memurudur.
3. Benim.

Pasaportum vardır. Daha önce iş ve seyahat amacıyla bir çok ülkeye gittim.

Soruldu : Kullanmakta olduğunuz ve adınıza kayıtlı cep telefonları nelerdir? Bu
numaraları ne kadar zamandır kullanmaktasınız? Bu numaraları sizden başka kullanan varsa açıklayınız.

Cevap : Kendi adıma kayıtlı 0532 3xx xx xx numaralı hattı uzun zamandır kullanmaktayım.

Soruldu : 14.02.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Hüseyin Soner
YALÇIN, Barış PEHLİVAN, Barış TERKOĞLU ve Ayhan BOZKURT isimli şahıslarla aranızda herhangi bir irtibat var mıdır? Bu şahıslardan tanıdığınız var ise aranızdaki ilişkiyi açıklayınız?

Cevap : Hiç birini tanımıyorum, herhangi bir irtibatım ve ilişkim yoktur.

Soruldu : 04.03.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Nedim ŞENER
ile aranızdaki ilişkiyi açıklayınız.

Cevap : Nedim Şener meslektaşımdır, ikimiz de muhabirlik yaptık ve aynı binada çalıştık. Meslektaş ve arkadaşlık ilişkisi vardır.

Soruldu : 04.03.2011 günü  soruşturma kapsamında  gözaltına alınan  Yalçın
KÜÇÜK, Kaşif KOZİNOĞLU, Ahmet Mümtaz İDİL, Coşkun MUSLUK, Doğan YURDAKUL, Müyesser UĞUR, Sait ÇAKIR ve İklim Ayfer KALELİ isimli şahıslardan kimleri ne zamandan beri tanımaktasınız? Aranızdaki irtibatı açıklayınız.

Cevap : Şu anda gözaltında bulunan şahıslardan Nedim dışmdakileri bilmiyorum.

Soruldu : ERGENEKON Terör Örgütünün temel dokümanı niteliğindeki "ERGENEKON" dokümanında Medya başlığı altında; Ergenekon'un kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir. "LOBİ" dokümanında ise, örgütün gerçekleştirdiği faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyu desteğinin sağlanması için medya kuruluşlarının yönlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Soruşturma kapsamında hakkında iddianame düzenlenen Erol MÜTERCİMLER 1997 yılında bir televizyon programında yaptığı açıklamada, "Ülkeyi darbeye sürükleyen ve bugün çete diye anılan örgütün isminin ERGENEKON olduğunu ve bu örgütün 1960 yılında kurulduğunu, hükümetler üstü bir güç olduğunu, bu yapı içersinde askerler, Polisler, Profesörler, GAZETECİLER ve iş adamlarının bulunduğunu" belirtmiştir.

Bugüne kadar yapılan soruşturmalarda örgütün kontrolünde bulunan yazılı ve görsel medya organları deşifre edilmiş, medya yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği tespit edilen birçok örgüt üyesi hakkında işlem yapılmıştır.

Son olarak ODATV'de yapılan aramada "ULUSAL MEDYA 2010" isimli bir örgüt dokümanı bulunmuş, bu dokümanın yapılan incelemesine, ERGENEKON'un MEDYA YAPILANMASI ile ilgili yeni çalışmalar yaptığı ve özellikle dava süreci ile ilgili yeni stratejiler belirlediği tespit edilmiştir.

ODATV'den ele geçirilen belgelerden ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerden sizin ERGENEKON terör örgütünün Medya Yapılanması içersinde faaliyet gösterdiğiniz tespit edilmiştir.

* Örgüt dokümanında bahsedilen örgütün amaçlarına uygun kamuoyu oluşturulması yöntemi hakkında herhangi bir bilginiz var mı? Bu kapsamda bir çalışmanız oldu mu?

Cevap : Ben bu soruyu ve soruş şeklini kabul etmiyorum, benim bu belgelerden haberim yoktur. Ergenekonun medya yapılanması içerisinde değilim, benim bu örgütle adımın anılmasını zül sayarım.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "AMAÇ" başlığı altında; "Ergenekon ve benzeri siyasal komplo/ihanet davaları sonucu tutuklananların serbest kalmaları ve şerefli Türk Ordusuna, devrimci aydınlarına, ulusalcı kalemlerine ve siyasetçilerine, başta cemaat ve AKP yandaşları olmak üzere komplo kuranların cezalandırılmaları için çıkarılacak hiyanet-i vataniye kanunu kapsamında yargılanmalarının sağlanması amacıyla ulusal medya üzerine düşen görevlerin belirlenmesi gerekmektedir." yazdığı görülmüştür.

Dolayısıyla "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında, Ergenekon ve benzer davaların kamuoyunda inanılırlığmın ortadan kalkması, tutuklu yargılanan şüphelilerin serbest kalması ve bu soruşturmaları yürüten kişilerin vatana ihanet kapsamında yargılanması için kamuoyu oluşturulmasının hedeflendiği görülmüştür.

Örgütün bu hedefleriyle ilgili kamuoyu oluşturma adına neler yapıldı? Siz bu konuda neler yaptınız?

Cevap : Ben böyle bir şey içerisinde yer almadım.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Yürütülmekte olan operasyonların siyasal olduğu, AKP ve cemaatin Cumhuriyet ilke ve devrimlerine karşı rövanşist düşüncelerle giriştiği, sivil faşist bir hareket ve diktatörlüğe uzanan yeşil bir devrim olduğu anlatılmalıdır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl ve kimler tarafından belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konuda hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında;
"Saldırıların bilinçli olarak TSK ve Yüksek Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara karşı yürütüldüğü işlenmelidir. Medya gücünü etkin bir şekilde kullanan Akp ve cemaate karşı ulusal medya topyekun harekete geçirilmeli ve komploları boşa çıkaracak propaganda ve kara propaganda unsurları etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Kemalist ideolojiye karşı yürütülen savaşa destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konulardan hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Başlatılan yargı sürecinde karşı tarafın elde ettiği delillerin boşa çıkarılması, değersizleştirilmesi ve normalleştirilmesi adına savunma makamlarının geliştirmekte oldukları argümanlar kullanılmalıdır. Bu kapsamda tespit edilecek zayıf halkalar ve iddialar gündeme taşınmalı ve davanın geneliyle özdeşleştirilmelidir. Güçlü tez ve delillerle karşı karşıya kalındığında, konunun ekseni değiştirilmeli, gri ve kara propaganda unsurları etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Kitlesel hafıza süresinin kısalığı dikkate alınarak, ilk şokun atlatılması ve kitlelerde kalıcı kabullerin oluşmasına fırsat verilmemesi önem taşımaktadır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konulardan hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında strateji başlığı altında, "Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlanmalıdır." Yazdığı görülmüştür.

ODATV'den ele geçirilen belgelerden ise bu kez 2011 yılı Haziran ayında yapılacak genel seçimlerden önce yine örgütün talimat ve yönlendirmeleri ile Nedim ŞENER'le birlikte "Haliçte Yaşayan Simonlar" benzeri bir kitap çalışması içerisinde bulunduğunuz, bu kitabında Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlanması için çalışmalar yaptığınız tespit edilmiştir.

*Bu kitap çalışması talimatını kim yada kimler verdi? Bu kitap çalışmasının amacı ne idi?

Cevap : Ben 20 yıldır muhabirlik yaptım, binlerce habere imza attım. Bugüne kadar kimsenin talimatıyla bir haber yazdım ne de kimsenin talimatıyla yazdığım haberi geri çektim. Gazetecilikle ilgilendiğim alan Hak odaklı habercilik yapmaktır. Geçmişte birçok gözaltında kayıp ve faili meçhul olaylarla ilgili haberler yaptım, bugüne kadar hiçbir tanesi tekzip edilmemiştir. En son Ergenekon davasıyla alakalı iki ciltlik bir kitabı kaleme aldım. 40 Katır, 40 Satır başlıklı bir kitaptı. Ergenekonun ilk 5 iddianamesine dayanılarak hazırlanan kitabın ilk cildinde kontr gerilla ve Ergenekonu anlama kılavuzu başlığını taşıyordu. Türkiye'de derin devlet denen yapının 1950 yılında Seferlik Tetkik Kurulu adıyla başlatılan harekette gelinen süreçte ana başlık olarak adlandırılan Şemdinli, Susurluk ve Jitem olarak ayrıca değerlendirdiğimiz üç bölümde derin devlet yapısı ve faaliyetlerini 2007 yılına kadar getirdim. Sonra da Ergenekon adıyla yaşanan süreci anlattım. Kendi tespitlerimizden yola çıkarak olumlu ya da olumsuz yanlarını yorumlamaya çalıştık. Be bu çalışmayı Ertuğrul Mavioğlu ile yaptım. İkinci ciltte 5. İddianamenin şüphelilerinin şecerelerini ve kim olduğunu anlatıyordum. İddianamelerden ve medyada çıkan haberlerden yola çıkıyordum.

*Nedim ŞENER'le başka çalışmalar yaptınız mı?

Cevap : Yoktur. Herhangi bir kitap çalışması yapmadım. Benim birkaç aydır tek başıma çalıştığım bir kitap vardır.

Soruldu : ODATV de yapılan aramada ele geçirilen dijital veriler içersinde "SABRİ UZUN" isimli word belgesi bulunmuş, bu belgesinin içeriğinde yazan notlara bakıldığında; yine Ergenekon terör örgütünün talimatları ve yönlendirmesi ile sizin Nedim Şener'le birlikte "HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitaba benzer bir kitap çalışması içerisinde olduğunuz ve bu kitabı da Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlamayı planladığınız anlaşılmıştır.

"SABRİ UZUN" isimli word belgesinde yazan notlara bakıldığında;
"Sabrının Kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım,  kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim Ahmet Şık'la bu konuda görüşsün,
Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simondan daha kapsamlı olmalı. Nedimi kutlarım. Ahmet'i çalıştırsın.
Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri 'ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın.
Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin." 
şeklinde notların yazılı olduğu tespit edilmiştir. Bahse konu word dosyasının teknik özelliklerine bakıldığında 20.12.2010 11:29 tarihinde "Soner" isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda bahse konu notların Soner YALÇIN tarafından hazırlandığı anlaşılmıştır.

Ayrıca bu notun bulunduğu bilgisayarda "000KITAP.docx" isimli vvord dosyası bulunmuş ve bu dosya içersinde "İmamın Ordusu" başlıklı bir kitap çalışması olduğu tespit edilmiştir.

* Sabri UZUN'u tanıyor musunuz? Tanıyorsanız aranızdaki ilişki nedir? Bu kitabın yazımında görev almanızdaki amaç nedir?

*Bu kitap çalışması ile ilgili kimlerle görüşme yaptınız? Bu görüşmelerde ne tür kararlar aldınız? Sabri UZUN'u ikna etmek için görüşme yaptınız mı? Bu görüşmeyi kim yada kimler yaptı? Neler konuşuldu?

Cevap : Yukarıdaki notları ben yazmadım, kimin yazdığını da bilmiyorum. Öncelikle yukarıda geçen "000KITAP.docx" benim yazdığım kitaba verdiğim bir isimdir. Bu kitabın ismini Soner Yalçın'm bilgisayarında ne aradığını ben bilmiyorum. Sizden de bunu aydınlatmanızı istiyorum.

Ben Sabri Uzun'u gazetecilik yaptığım dönemden tanıyorum, uzun dönem İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış kişidir. Kendisi bu dönemde görüşmemize sebep olan Habertürk Gazetesi'nde Fatih Altaylı'nm köşesinde yayınlanan Sabri Uzun'dan mektup başlığı altında yayınlanan haberle alakalıdır. Mektupta ilginç şeyler vardı, Sabri Uzun mektubun bir yerinde Ergenekonun 2001 ve 2006 yılında karşısına çıktığını yazıyordu. Bir başka yerinde de görevden alınmasına neden olduğu Şemdinli olaylarına ilişkin bilgi notunu kendisinin yazmadığını, ancak üstüne kaldığını söylüyordu. Bilgi notu sebebiyle Yaşar Büyükanıt Sabri Uzun'u ben görevden aldırttım diye açıklama yapıyordu. Benim için çok dikkat çekiciydi, Sabri Uzun'u aradım, ben devlet memuru terbiyesi aldım bu konuyla alakalı bir açıklama yapmayacağım. Bende kendisini bir gazeteci olarak aramadığımı, kişisel merakımı gidermek için aradığımı ve bir kitap çalışması yaptığımı söyledim. Ergenekonla ilgili de daha önceden kitap yazdığımı söyledim ve kitabı görmek istediğini söyledi. Bende adresini alıp kendisine gönderdim. Soner Yalçın'ın bilgisayarında çıkan Sabri Uzun'un adresi de bu nedenle alınmış bir adrestir. Ben bunu bir kağıda yazdım, kitap çalışması yaparken de vvord dosyasının içerisine ekledim. Ben bu bilginin Soner Yalçın'm bilgisayarına nasıl gittiğini bilmiyorum. Ben bu kitabı kendi tercihimle yazdım, herhangi bir kişiden talimat almadım.

* Hazırladığınız bu kitabın özellikle Sabri UZUN ismi ile çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir?

Cevap : Ben Sabri Uzun'la kitap çıkarmaya çalışmadım, aksine Sabri Uzun kitabın içerisinde geçen Emin Aslan gibi öznelerden biridir. Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun ve son dönemde görevden alman bazı Emniyet Müdürlerinin isimleri vardır. Bazılarıyla görüştüm, bazıları da görüşmeyi kabul etmedi.

Kitap yazmaktaki amacım Hanefi Avcı'nm kitabını okuduktan sonra kendisiyle Susurluk döneminden tanışıyoruz. Hanefi Avcı'nın işkenceci sicili olduğuna yönelik ilk haber yapan benim. Haber Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştı, haber yayınlandıktan sonra beni aradı. Haberde yer alan işkence mağduru kişiyle yüzleşmek istediğini söyledi. Mağdur kişiye söyledim, kendisi tek gidemeyeceğini söyledi, beraber gittik ve kendisiyle Hanefi Avcı ile tanıştık. Sonra mağdurla birlikte sanki arkadaşmış gibi konuşmaya başladılar, Hanefi Avcı özür diledi, bir süre sohbet ettiler. Ben bu olayı da gazetede yazmıştım. Hanefi Avcı ile tanışıklığım buradan gelir, o tarihten sonra yüz yüze görüşmedik, bayramlarda telefonlaştığım olmuştur. Kitaptan sonra ben kendisini aradım. Kendisinin aradım, kitabının cemaatla ilgili kısmının doğru olduğunu, içeriden bir sistem eleştirisi olarak gördüğümü, ancak birinci kısmında işkenceci olarak kendisiyle yüzleşemediğini ve Danıştay ve Hrant Dink suikastlerinin polisiye bir gözle yorumladığını eksiklik olarak yorumladığımı söyledim. Kendisi de işkence konusuna bu kitapta yer vermeyeceğini, diğer konuların da kendi yorumu olduğunu söyledi. Keşke işkence konusunda birisinin benimle söyleşi yapması iyi olurdu dedi. Ben yıllarca hak ihlalleri üzerine çalışan birisi olduğum için kendisiyle bu konuda söyleyişi yapabileceğimi söyledim, o da kabul ettiğini söyledi. Aynı zamanda kitabında Emniyetten bir takım komplolarla uzaklaştırıldığını iddia ettiği Polis Müdürlerinin adı geçiyordu. Bende bu konuları ayrı bir kitapta toplayıp araştırmak istediğimi söyledim. Ben bunların hepsini tanımıyorum dedi. Emin Aslan'ın telefonunu verdi. Bende bunun üzerine Emin Aslan'la görüşmeye başladım. Emin Aslan'la birlikte 2 Emniyet Müdürü Murat Nemutlu ve Mustafa Aral, Sabri Uzun'un İstihbarat Daire Başkanlığından alınan süreç ve Hanefi Avcı'nın yazdığı kitaptan sonra tutuklanmasıyla alakalı yaşanan süreçleri kitabımda anlatacaktım.

Soruldu : İşçi Partisi Genel Merkezinde yapılan aramalarda, (6) sayfalık "Haluk
Şahin geldi" ibaresi ile başlayan el yazması doküman ele geçirilmiştir. Bu belgenin bir bölümünde"Sabri Uzunun karı aleminde fotoları var" şeklinde notların yazılı olduğu görülmüştür.

*Bu notlardan herhangi bir bilginiz var mı? Bu notlarla Sabri UZUN ismiyle çıkartılmaya çalışılan kitabın ne tür bir ilgisi bulunmaktadır? Örgütün stratejisi gereği bu notlar ve içeriğinde ki fotoğraflar yazdırılması planlanan kitap çalışmasında kullanılmış mıdır?

Cevap : Bu konuda herhangi bir bilgim yoktur.

Soruldu : "000KITAP.docx" isimli word dosyasındaki "İmamın Ordusu"
başlıklı kitap çalışmasının içeriğine bakıldığında, değişik yerlerde kırmızı renkle ve büyük harfle yazılmış çeşitli notların bulunduğu, bu notlar içersinde, "BURADA DGM İDDİANAMESİNDEKİ KASET ÇÖZÜMLERİNİ AYRINTISIYLA GİREBİLİRİZ. BAKACAĞIZ" BURADAN İTİBAREN EMİN ARSLAN OLAYI ARDINDAN MUSTAFA GÜLCÜ VE CELAL UZUNKAYA İLE FARUK ÜNSEL ANLATILACAK." "KİTABIN İLGİLİ BÖLÜMÜNE NURETTİN VEREN OLAYINI DA EKLERSEK FENA OLMAZ UNUTMA" şeklinde notlar yazılı olduğu görülmüştür.

Bu notları kimler yazmıştır? Bu notların bulunduğu yerlere yapılacak eklemelerle ilgili ne tür çalışmalar yapıldı? Bu çalışmaları kimler yaptı? Bu konuda siz ne tür çalışmalar yaptınız?

Cevap: Bu notlar kendi kendime çalışırken benim kendime sorduğum sorulardan oluşmaktadır. Ya da konusu kitabın içerisinde geçecek ayrıntılardan oluşmaktadır. Ben yazdığım notları bazen siliyor, bazen de değiştiriyordum. Bu kitabı tamamen tek başıma yazdım. Ben bu konudaki yazıların Soner Yalçın'ın bilgisayarında çıkan haberlerden öğrendim. Bu konuda Star Gazetesi'nde de haber çıkınca oraya da yazılı bilgi notu gönderdim. Bu notlar benim kendi kendime sorduğum sorular ve notlardır. Herhangi birinin yazması ve yazdırması sonucu oluşmuş değildir, kimseden bu konuda talimat almadım. Bu notlar kitabımın 3 ay önceki haliydi. Ben tahminen Soner Yalçın'ın bilgisayarına da bu bilgilerin Aralık ayında yüklendiğini düşünüyorum. Kendileri bunun bir virüs yoluyla gönderildiğini söylüyorlar. Eylül ayında bu kitap bu kadar yol almış değildi.

Soruldu : Söz konusu notlar arasında; TURGUT ÖZAL ZAMANINDA BAZI YASAL DEĞİŞİKLİKLER YAPILMIŞTI. EMNİYETTE BİR TAKIM YAPISAL DEĞİŞİKLİKLERE GİDİLEN BU YASALAR VE DÜZENLEMELERLE İLGİLİ AMAÇ ASKERE KARŞI DAHNA GÜÇLÜ DURACAK SİLAHLI BİR GÜÇ OLAN POLİS TEŞKİLATI YARATMAKTI. SONRA 1995-96 ÇİLLER ZAMANINDA BU DÜZENLEMELER GENİŞLETİLMEK İSTENDİ. HATTA AĞIR SİLAHLAR ALINACAKTI EMNİYETE AMA ORDU KARYI ÇIKTI, HÜKÜMETİ HİZAYA GETİRDİ!!! BU ÇERÇEVEDE AKP ZAMANINDA BU VE BENZERİ MİNVALDE YAPILMIŞ YASAL DÜZENLEME OLMUŞ MU BAKALIM." Şeklinde notlar olduğu sizinde söz konusu kitabın hazırlanması aşamasında Oda Tv'ye yönelik yapılan operasyonların ardından kitabını basımını hızlandırmaya çalıştığınız ve söz konusu nottaki bölümleri tamamlamak için faaliyetler yürüttüğünüz anlaşılmıştır.

01.03.2011 günü saat:13.19'da Ahmet ŞIK ile Hasan ÖZDEMİR'in yaptığı telefon görüşmesinde özetle; A. ŞIK'm "Hasan bey bir ricam olacak daha doğrusu bir yardıma ihtiyacım olacak bir kitap hazırlıyorum da bu kitabın içerisinde bu son silah yasa tasarısını da anlatan birbölüm de mevcut" "Sizin de muhalefet şerhiniz vardı o yasaya ilişkin basına da bir buçuk yıl önce polise ağır silah alma yetkisi tanıyor diye eleştirisel bir biçimde yansımıştı ama sonradan bazı gazetelerde aslında polisin zaten emniyetin bu tür silah alma yetkisinin bulunduğuna ilişkin bir takım haberler yayınlandı" "Siz eski bir emniyetçisiniz acaba yasa gerçekten eleştirildiği gibi polise yeni ağır silah alma yetkisi tanıyor mu tanımıyor mu benimde kafam karıştı" dediği, H.ÖZDEMİR'in de özetle; "İçişleri komisyonunda onun daha ölçülmesi lazım yani daha taslak halinde" "Şu anda bir şey söylememiz size çok büyük bir şey getirmeyecek yani... değil" dediği anlaşılmıştır.

Bu görüşmeye bakıldığında kitaba eklenmesi planlanan konularla ilgili çalışma yaptığınız ve bilgi almaya çalıştığınız anlaşılmıştır.

Bu konularla ilgili çalışma yapmanızı kim yada kimler söyledi? Bu çalışmaları kimlerle birlikte yaptınız?

Cevap: Yukarıdaki notlar benim kitabımla alakalı notlardır, bu notlar da yine benim yazdığım notlardır, bu notlarda Aralık ayma ait notlar olabilir. Kitabımda yer vermek istediğim konulardan biri de buydu. Görüşmemle alakalı MHP Milletvekili Eski Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'in silah tasarısı kanunuyla alakalı bir muhalefetini gördüm. Bu konuyu en iyi onun bilebileceğini düşündüğümden bu konuda bilgi alma amacıyla bir soru sordum, ancak yeterli cevabı alamadım.

Soruldu : 01.03.2011 günü saat:16.56'da Ahmet ŞIK ile Necati'nin yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Kitap işleriyle filan uğraşıyorum birazda o nedenle aradım bir yeni bir kitap çalışıyorum da kitabın Emniyetteki Fethullahcı örgütlenmeye ilişkin bir kitap şimdi bir şey öğrenmeye çalışıyorum en son birisiyle konuştum dediler ki gümrük işleriyle uğraşanlar bilir şimdi bu bi mevzuat yayınlandı ya askere ağır silah alımının önünü açıyor diye bir mevzuat yayınlanmıştı ben size onu hemen söyleyeceğim şimdi ne olduğunu""Anladım ya açıkçası ASLINDA BİRAZ ACELEM VAR şöyleki bu en son Soner YALÇİN soruşturmasıvar ya benim adımı bir şekilde o soruşturmaya bulaştırdılar ki bu adamlarla hiç bir ilgim olmamasına rağmen ve üzerinde çalıştığım kitap da elde edilmiş ve Soner YALÇIN ın bilgisayarında çıkmış ve kitabı ve beni itibarsızlaştırmaya yönelik bir kampanya haline döndü bu bende kitap bitmeden yayınlamaya karar verdim hani şu şaibe ortadan kalksın diye biraz yazılanlardan çizilenlerden ürktüler anladığım kadarıyla ve aslında medyaya da yansımıştı bu işte polise ağır silah alma yetkisi mi tanıyor vesaire diye sonra başka yayın organlarında yok bu öyle değil aslında polislerin zaten böyle bir hakkı varmış gibi filan yorumlandı açıkçası kafam karıştı internetten araştırıyorum mevzuatı filan çok teknik yazmışlar 93 01 kapsamında silahlar peki o ne tank top tüfek mi hiç bir fikrim yok açıkçası" dediği, Necati'nin"Evet, şimdi onlar daha çok şey böyle makineli falan şeyler var ya onlarla ilgili o Soner YALÇIN konusunda da bizim onunla bir davamız var haberin olsun Cem ERSEVER in kitabında benden bahsetmiş bir konuda" dediği, A.ŞIK'ın "Hangi silahlar bunun kapsamına giriyor onu öğrensem yeterli aslında benim için" dediği, Necati'nin "Bir iki cümle söyleyeceğim şimdi Soner konusunda çok dikkatli olun niye biliyor musunuz o konu da bizim elimizde çok yani o grupla bahsettiğin gruplardan değil de başka kaynaklardan çok önemli bilgiler var yani ondan ..." dediği, A.ŞIK'ın "Öyle ben bir ara sizin büroya uğrarım o zaman yüz yüze konuşmuş oluruz" dediği, Necati'nin "Ben size şöyle söyleyeyim, şöyle söyleyeyim bu o yazdıkları kitaplar bilgiler kendisine ait değil şimdi ben onu mahkemeye çağırttırdım tamam mı orada benim yapmadığım bir soruşturmayı benden yaptı diye yazmış getirttik belgeleri"dediği, A.ŞIK'ın "ÇÜNKÜ BÖYLE YAZMASI İSTENMİŞTİR ONDAN DA O YÜZDEN" dediği, Necati'nin "Hayır yazan zaten bir servis ... şuanda onun içeriye alınmasının sebebi gazetecilik değil servislerle bağlantısı var tamam mı" dediği, A.ŞIK'ın "EVET EVET ÖZELLİKLE İSRAİL İLE" dediği anlaşılmıştır.

*Oda TV'den ele geçen belgelerden 2011 Haziran seçimlerinden önce çıkarmaya çalıştığınız kitabı Oda TV'de yapılan aramalardan sonra bir an önce yayınlamak için faaliyetler yürüttüğünüz anlaşılmıştır. Ne amaçla kitabı bir an önce yayınlama kararı aldınız?

*Necati isimli şahısla yapmış olduğunuz görüşmede Soner YALÇIN'ın yazmış olduğu kitaplarla alakıl olarak "BÖYLE YAZMASI İSTENMİŞTİR" demenizin nedeni nedir?

* Soner Yalçın'ın İsrail'le bağlantılı olduğunu söylemenizin nedeni nedir?

Cevap : Benim kitabımın çıkış tarihi tahminin olarak Nisan ayının ortası olacaktı. Henüz tamamlanmamıştı, tamamlanacak unsurlardan biri Polise ağır silah alma yetkisi düzenleyen mevzuat değişikliğidir. Böyle yorumlanıp yorumlanmayacağını tam bilemiyorum. İkinci kısmı da Hanefî Avcı'nın tutuklu olduğu cezaevine yanıtlaması amacıyla gönderdiğim sorulardır. Bana yanıtlayacağına dair haber göndermişti. Yanıtlayınca kitaba koyacaktım, bu sürenin Nisan ayında tamamlanacağını düşünüyordum. Son Oda TV olayında benim adımın astı astarı olmayan bir bilgi notunda geçmesi ve aynı zamanda kitabın da orada olduğunu anlamam hakkımda bir şaibe yarattı. Kitabımla ilgili de Ergenekonun güdümündeymişim gibi bir şaibe yarattı. Konu Avukatım Fikret İlkiz bilgisi dahilindeydi. Kendisi kitabın bir an önce yayınlanması gerektiğini, hakkında birçok şaibe oluştuğunu söyledi. Yayınlandığında da iddia edildiği gibi bir kitap olmadığı ortaya çıkacaktı, bende bunun üzerine bir an evvel yayınlamak istedim.

Necati bana görüşmede Soner Yalçın'la aralarında dava konusu olduğunu söyledi. Onun birilerinin talimatıyla yazı yazdığını söyledi, bende onu onaylar tarzda böyle yazması istenmiş diye yorum yazdım.

Oda TV'ye yapılan baskından sonra Oda TV'nin İsrail tarafından yönlendirildiğine ilişkin yazılar çıkmıştı. Bende bu yorumlara katılma babında telefonda öyle söyledim.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:20.20'de Ahmet ŞIK ile Mehmet'in yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...Fikret abiyle konuştum bu gün bana dedi ki kitabı tamamlamayı bekleme hemen kitabı bas dedi şu şaibeyi ortadan kaldıralım dedi" dediği, Mehmet'in "Aynı kanaatteyim sadece yani benim kişisel fikrimi sorarsan o düzeltmeleri yap" dediği, A.ŞIK'ın "ABİ ONUNLA UĞRAŞ AMAM YA HARBÎDEN BİR DE ÇOK ZORLANIRIM YANİ ÖYLE BİR ŞEYİM HALİM VAR YANİ BİLİYOR MUSUN ÇOK SIKILDIM VE BIKTIM yani hele şu son bir hafta da iyice kusacağım yani midem bulandı herşeyden ya" "Evet yani bir de o dediğin şeyi yapmadan verdiğimizde de bizim üzerimizde bir gölge kalacağını düşünmüyorum yani benim üzerimde" dediği, Mehmet'in "Yo yo hayır ben gölge kalacağı için demiyorum daha güçlü olursun" dediği anlaşılmıştır.

*Neden görüşme yaptığınız şahsa bu kitap çalışmasından bıktığınızı ve sıkıldığınızı beyan etmektesiniz?

Cevap : Konuştuğum kişi Mehmet Güç gazeteci bir arkadaşımdır. Konulara vakıf bir kişidir. Bir akşam kendisiyle buluştum, kitabı çalıştığımı biliyordu, telefonda kendisi bana kitabı kendi yorumundan yazma, alıntılara fazla yer verme diye öğüt veriyordu. Bende son zamanlarda kitapla alakalı şaibelerden ötürü sıkıldığımı söyledim, tekrar bir değişiklik yapmanın beni yoracağını ifade ettim.

Soruldu : ODATV'de ele geçirilen belgelerden "Haliçte Yaşayan Simonlar" isimli
kitabın referandum öncesinde yayınlanması için örgüt tarafından faaliyetler yürütüldüğü, Nedim ŞENER'le birlikte hazırladığınız "Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabına benzer kitap çalışmasını da Haziran 2011 seçimlerinden önce yayınlatmak için çalışmalar yaptığınız anlaşılmıştır.

* ERGENEKON terör örgütünün talimatları ile hazırlanan bu kitapların özellikle referandum ve seçim öncesi çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir? Bu stratejiyi kimler belirliyor?

Cevap : Bu çalışma Ergenekonla alakalı bir çalışma değildir, seçimle gündeme gelmesi tamamen tesadüftür.

Soruldu : 25.02.2011 günü saati 1.56'da Ahmet ŞIK ile X Bayan'ın yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Sen kitapla ilgili yol alabildin mi" "Ya dün Fikret abiyle buluştukta avukatla" "İş iyice karıştı ya" "Yerinde olsam dedi kitabı tamamlamadan dedi hemen şu kargaşaya bir son vermek adına" "Sonraki baskılarda da bitmiş halini verirsin dedi yani çünkü çok kötü bir şey yapılıyor dedi" "Yok biz şu beraber buluşsak da içindekiler 3 bölüm ayırma işini vesaire falan yapsak senin dediğin uyarılarına da ben göze alarak şey göz önünde bulundurarak bir takım değişikliklerle hızlıca yaparım ben bir konuşayım yayın eviyle seni arayım" dediği, X Şahsın "2 günde bitireyim istiyorsun çok zor" dediği, A.ŞIK'm "Destek yayınlarındaki adam genel yayın yönetmeninin adını hatırlıyor musun ya" dediği, X Bayan'm "Ersoy bahsetmişti OLMADI NEDİMLE KONUŞ" dediği tespit edilmiştir.

* Görüşme yaptığınız X Bayan kimdir? X Bayan'ın sizi Nedim isimli şahsa yönlendirmesinin sebebi nedir?

Cevap: Buradaki X kişi kitap editörü arkadaşımdır. İsminin mağduriyet olmaması için vermiyorum. Kendisi Doğan Kitap'ta çalışıyordu, Doğan Kitap kitabı yayınlamak istemişti. Bitmemiş haliyle, kendisinin o dönemde haberi oldu. Doğan Kitap'la biz anlaşamadık, kitabı okuyup bana eleştiride bulunmuştu. En son kitap halindeki çıktısı benim evimde bulundu, bunun üzerinde notlar vardı. Hatalı kısımları koyulaştırmak suretiyle çizmişti, bende bunları okuyup düzeltecektim, ancak sabahleyin gözaltına alındım.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:17.11'de Ahmet ŞIK ile Yücel'in yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...dün biz avukatlarla bir aradaydık da" "Bana dediler ki sen bu kitabı bitirmeyi bekleme şu haliyle hemen bas çünkü çok şaibe yaratıldı" "Bir not düş üstüne yani kitap tamamlanmadı ama bu nedenle erken çıkıyor sonraki baskıda bitirilecektir diye bir notla hemen bas görülsün ne olduğu bu kadar zerinde fırtına koparılıyor dendi tamam mı" "Korkunç korkunç şeyler yazılıp çiziliyor zaten kitap büyük oranda bitmişti ama konuşuruz bir şey eklenecekti onu sonra konuşuruz şimdi kitap Destek Yayınları diye bir yayın evi var olar talip olmuştu tamam mı şimdi yayın yönetmeniyle görüştüm ben" "Ama bu son dalga üzerinden korkabilir mi demeye getiriyor korkabilir dedi yani tamam mı" "Bu kitap para kazandıracak bir kitaptır açık konuşmak gerekirse bu kadar da şaibenin üstüne bilmiyorum aslında konuşabiliriz abi ben bilmiyordum senin kitap mitap basabileceğini" dediği, Yücel'in "Ya tabi işte biz hem kitap basıyoruz hem de şimdi o işe hız verdik önümüzdeki aylarda işte çeşitlli kitaplar zaten çıkaracağız" dediği tespit edilmiştir.

* Görüştürme yaptığınız Yücel isimli şahıs kimdir? Görüşmede "bitmişti ama konuşuruz bir şey eklenecekti onu sonra konuşuruz" dediğiniz tespit edilmiştir. Kitabınıza eklemeyi düşündüğünüz konu nedir? Bu konuyu telefonda söylememenizin sebebi nedir?

Cevap: Yücel isimli şahıs Ekspres isimli dergiyi çıkaran arkadaşımdır. Zaman zaman ben de yazı yazarım. Kendilerinin aynı zamanda bir yayınevi de vardır. O konuyla alakalı bir görüşmedir. Eklemeyi düşündüğüm konu da Hanefi Avcı'dan gelecek sorulara yanıtlardır.

Soruldu : Görüşmede "Bana dediler ki sen bu kitabı bitirmeyi bekleme şu haliyle
hemen bas çünkü çok şaibe yaratıldı" diyerek kitabı bitirmeden biran önce basmanızı kimler söyledi? Kitabı bitirmeden basmakla ne amaçlandı?

Cevap : Bana bu öneriyi Avukatım Fikret İlkiz söyledi, üzerime düşen gölgenin kalkması amacıyla doğru bir değerlendirme olarak düşündüm.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:18.54'de Ahmet ŞIK ile X ŞAHIS'ın yaptığı telefon görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Ne yapayım ya uğraşıp duruyorum evi ne zaman basacaklar diye bekliyorum" dediği, X Şahıs'm "Niye öyle bir şey mi var" dediği, A.ŞIK'ın "Senin dünyadan haberin yok galiba" "Oğlum bu Soner YALÇIN işine adım karışmış varya" "Ya bir bilgi notu benim üzerinde çalıştığım kitap onların bilgisayarında çıktı nasıl oldu bilmiyorum onların iddiası" "Virüslü e-postayla geldi diyorlar o kitaptan yola çıkarakta" "Bir bilgi notu var hani şu anlama geliyor Nedim le ben yaz... Nedim beni bana yazdırıyormuş ama bize de Ergenekon yazdırıyormuş kitabı falan filan anlamına gelen bir sürü ..." dediği, X Şahıs'm "peki senin kitabın notlarının bu adamın bilgisayarından çıkması" dediği, A.ŞIK'ın "Not bana ait değil o sanki şey ergenekoncular öyle bir not hazırlamış gibi gözüküyor" "Orada gözüküyor yani KİTABIN YANILMIYORSAM 3 AY ÖNCEKİ HALİ FİLAN yani" "YANİ BİR KAÇ GÜNDÜR TEDİRGİNİM ama bilmiyorum yani olabilir" "Olmasını gerektirecek bir şeyde yok ortada anladın mı yani" dediği tespit edilmiştir.

* ODA TV'de yapılan aramada ele geçirilen kitap taslağının 3 ay önceki hali olduğunu nereden biliyorsunuz?

Cevap: Bunu yukarıdaki soruda yanıtlamıştım.

Soruldu: Yukarıdaki cevapta notların kendisine ait olduğunu beyan ettiği ve telefonda da notun kendisine ait olmadığını Ergenekoncuların sanki hazırladığının söylemesi hususundaki çelişki soruldu: Burada kastettiğim not Nedim'le adımızın geçtiği belirtilen nottur. Kitapla alakalı alınmış notlar değildir.

Soruldu : 26.02.2011 günü saat:16.48'de Ahmet ŞIK ile Ersoy'ın yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...şu son gelişmeleri takip ettin mi" "...işler biraz karıştı" "...avukat dedi ki ya çok şaibe kaldı üstünde bunu ortadan kaldırmak için kitabı tamamlamadan sen bastır dedi tamam mı zaten kitap büyük oranda bitmişti BİRŞEY BEKLİYORDUM O GELMEDİ HENÜZ" dediği, tespit edilmiştir.

* Görüşmede kitapla ilgili bir şey beklediğinizden bahsetmektesiniz. Kitapla ilgili kimden ne bekliyordunuz?

Cevap : Beklediğimden bahsettiğim bilgiler Hanefi Avcı'dan gelecek notlardır. Hanefi Avcı'ya sorduğum soruların yanıtlarıdır. Bastırma fikri de Avukat Fikret İlkiz tarafından söylenmiştir.

Soruldu : Yapılan aramalarda iş yerinizde kullanmakta olduğunuz bilgisayar harddisklerinin imajları üzerinde yapılan ön incelemelerde; çok sayıda, word dosyası içersinde dinleme kaydı olduğu anlaşılan çözüm tutanakları ele geçirilmiştir. Söz konusu belgelerin teknik özelliklerine bakıldığında belgelerin oluşturulduğu şirket adının "Jandarma Genel Komutanlığı" olduğu görülmüş, dolayısıyla söz konusu word belgelerinin jandarma tarafından yapılan dinleme faaliyetleri ile ilgili çözüm tutanakları olduğu anlaşılmıştır.

*Söz konusu belgeleri ne şekilde elde ettiniz? Belgeleri yaptığınız herhangi bir çalışmada kullandınız mı? Nedim ŞENER'le birlikte hazırladığınız kitapla bu belgelerin alakası var mıdır?

Cevap: Bu konu Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının İsmailağa Cemaatiyle alakalı yapmış olduğu dinleme kayıtlarına ait notlardır. Bu konuyla alakalı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gitti, bu konuda 2009 yılında bir soruşturma açılmıştır. Bu konudaki telefon görüşmelerinin dijital kayıtları bana Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ile alakalı Ergenekon soruşturmasından sonra ulaştı. Ben bu telefon görüşmelerini gazetecilerden aldım. Kesinlikle ben bunları Jandarma'dan veya başka bir yerden almadım.

Ben Ergenekonun medya yapılanması içerisinde yer almadım, örgüt üyesi değilim, örgüt amaçları doğrultusunda da herhangi bir kitap yazma gayreti içerisinde değilim. Yazdığım kitaplar da soruşturmanın daha doğru bir yere çevrilmesini talep eden kitaplardır dedi.

Şüphelinin Müdafiilerinden Soruldu:
Savunmaya aynen katılıyoruz. Müvekkilimiz sorulan tüm sorulara rasyonel ve tatmin edici bir şekilde cevap vermiştir. Kendisinin Ergenekon terör örgütü üyesi olmakla suçlanması, bize göre tam bir ironidir, çünkü bu örgüte yönelik soruşturma ve kovuşturma bağlamında kendisinin diğer gazeteci arkadaşıyla birlikte yayınladığı ve basında yer alan yorumlara göre bu konuda yayınlanmış kitaplar içerisindeki en doğru ayrıntı, değerlendirme, bilgilendirme ve analiz içerdiği söylenen "40 Katır - 40 Satır" adlı kitabın yazarıdır. Bir başka önemli husus da iddia edilen terör örgütünün nihai amacı olarak belirtilen darbe teşebbüsü suçlamasının en temel dayanağı olarak iddianamelerde gösterilen Özden Örnek'e ait günlükleri ilk olarak yayınlayan ve böylelikle kamu oyunun bilgisine sunan Nokta Dergisi'ndeki haber merkezinin editörlerinden birisidir. Dolayısıyla kovuşturma ve soruşturma konusu olan örgüte yönelik olarak bu derecede analiz yapan ve konuyu yakından takip eden bir gazetecinin bu örgütün üyesi olmakla suçlanabilmesi için daha temel, inandırıcı ve kuvvetli emare, bilgi, bulgu olması gerekir. Müvekkilimizin iletişim kayıtlarının tespitine yönelik olarak da beyan etmek isteriz ki, iletişimin tespitine dair Hakimlik kararını dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle bilemediğimiz için bu iletişim tespitlerinin de hukuka aykırı olduğu kanısıyla hukuken geçerli delil olarak değerlendirilemeyeceğini düşünüyoruz. Zira müvekkilimiz hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğu kanısında değiliz. Kaldı ki bir an için iletişimin tespitine yönelik Hakimlik kararının bu tespitleri yasal hale getirdiği düşünülecek bile olsa bu durumda dahi CMK.'nın 135/2. fıkrasındaki istisnalar nedeniyle müvekkilin tanıklıktan çekilme hakkı bulunan bir mesleği icra ettiği dikkate alınmalıdır. Basın Kanunu'nun 12. maddesinde gazetecilere haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacağı ve tanıklıktan çekilmeye hakkı olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla CMK.'nın 135/2. maddesi bağlamında bu iletişim tespitlerinin derhal imha edilmesi gerektiği kanısındayız. Son olarak müvekkile yöneltilen suçlama ve soruların dayandırıldığı bilgi ve bulguları bilmemekle beraber, göründüğü kadarıyla kendisi hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe sebeplerini doğrulayıcı olgular olmadığı kanısında olduğumuzdan takipsizlik kararı verilmesini talep ederiz dedi.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147'nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup, ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır. 05/03/2011

NEDİM ŞENER'in sorgu tutanağının tam metni:

SORULDU :
Benim Ergenekon'un medya yapılanmasından bilgim yoktur. Ben Ergenekon'un medya yapılanması içerisinde yer almadım. Ben takım dahi tutmuyorum. Üye olduğum kuruluş Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'dir.

Soruldu      : Öz geçmişinizi açıklayınız.

Cevap: 1966 yılında Almanya'da doğdum. Ortaokul Bolu Mengen, Üniversiteyi İstanbul ilinde bitirdim. Aynı anne babadan olma toplam 4 kardeşiz. 01-Benim
02-R.Ş: Almanya'da işçidir. 03-S.Ş.: Almaya'da işçidir.
04-S.Ş.:Almanya'da sağlık sektöründe çalışmaktadır.
Gazetecilik mesleğine 1992 yılında resmi olarak Dünya gazetesinde başladım. 1994 yılında Milliyet Gazetesi Ekonomi servisine geçtim o tarihten bu yana halen aynı gazetede görev yapıyorum. Bu güne kadar (9) kitap yazdım. Uluslararası ve ulusal alanda gazetecilik meslek ödülleri verildi. Adıma kayıtlı pasaportum bulunmaktadır.
Ayrıca ben kişilik olarak objektif ve mağdurun yanında yer alan bir gazeteci olduğumdan yıllardır hiçbir iktidarın yanında yer almadım, karşısında da olmadım. Ben geçmişte de gerek TMSF'de gerek Uzanlarm davalarında gerekse de Emniyetle alakalı birçok konuda Müdürler ve bu kurumdaki yetkililer beni bilir. Hatta yazdığım kitap Bankalar Davasına bakan Mahkemede de delil olarak kabul edilmiştir ve Uzanlarm örgüt olduğunu da anlatan ilk defa anlatan benim. Bu yüzden hayatımda da tehditleri o dönemde aldım. Bütün çalışmalarım TGC ve birçok meslek kuruluşu tarafından ödüllendirildi. Bütün yaptığım haberler jüriler tarafından değerlendirilmiş ve ödüle layık görülmüştür. Son yaptığım çalışmalar Uluslar arası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından değerlendirilip Dünyada yaşan basın kahramanlarının 60 kişilik listesinde yer aldım. Bu Türkiye'de Abdi İpekçi ve Hrand Dink'e verilen bir onurdur. Bu aynı zamanda Uluslar arası (PEN) birliği tarafından ifade özgürlüğü ödülü verildi. Bu 2006 yılında sadece Hrant Dink'e verilmiş bir ödüldü. Dolayısıyla burada gazetecilik faaliyetlerim mercek altına alınacağı için bir gazetecinin geçmişi hem namusu hem de onurudur. Ben bugüne kadar da mesleği ilkeleri ve içinde bulunduğu Doğan Grubu yayın ilkeleri içerisinde dürüstçe gazetecilik yaptım. Sorulacak her soruya da cevap vermeye hazırım.

Soruldu      : Herhangi bir Sendika, Dernek, Siyasi parti ve benzeri bir kuruluşa üyeliğiniz var mı? Açıklayınız.

Cevap: Hayır yok. Sadece Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim.

Soruldu : 14.02.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Hüseyin Soner YALÇIN, Barış PEHLİVAN, Barış TERKOĞLU ve Ayhan BOZKURT isimli şahıslarla aranızdaki ilişkiyi açıklayınız?

Cevap: Bu şahısların hiç birini tanımıyorum, herhangi bir ilişkim yoktur. Aynı ortamda da bir arada bulunmadım.

Soruldu :04.03.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Yalçın KÜÇÜK, Kaşif KOZİNOĞLU, Ahmet ŞIK, Ahmet Mümtaz İDİL, Coşkun MUSLUK, Doğan YURDAKUL, Müyesser UĞUR, Sait ÇAKIR ve İklim Ayfer KALELİ isimli şahıslardan kimleri ne zamandan beri tanımaktasınız? Aranızdaki irtibatı açıklayınız.

Cevap: Sadece Ahmet Şık'ı tanıyorum, Ahmet Şık çok dürüst bir gazetecidir. Güneydoğu'da faili meçhul olaylarla alakalı 1990Tı yılların sonunda ciddi çalışmalar yapan ve Susurluk konusunda da ciddi haberler yapan bir gazetecidir. Kendisi Radikal'de çalışıyordu, ben de Milliyet gazetesinde çalışıyordum. Aynı binada olduğumuzdan tanırım.

Soruldu : Bu güne kadar ERGENEKON soruşturması kapsamında haklarında işlem yapılan şahıslardan kimleri tanıyorsunuz ve bu kişilerle aranızdaki ilişki nedir?

Cevap: Mustafa BalbayTa bir kez telefonda görüştüm, ancak samimiyetim yoktur.

Soruldu : Bugüne kadar haklarında işlem yapılan ERGENEKON şüphelilerinin TİB dökümlerinin yapılan incelemesinde, şüpheliler Serhan BOLLUK, Sevgi ERENEROL, Serdar ÖZTÜRK, Ergun POYRAZ ve Vedat YENERER ile telefon görüşmeleriniz olduğu tespit edilmiştir. Bu kişileri nerden tanıyorsunuz? Aranızdaki ilişki nedir? Açıklayınız.

Cevap: Serhan Bolluk'u Uzanlarla alakalı bir yazı sebebiyle birkaç kez beni araması sebebiyle görüştüm. Sevgi Erenerol'u hatırlamıyor ve tanımıyorum. Serdar Öztürk Arena programına Levent Göktaş'm avukatı olarak katılmıştı. 51 nolu DVD ile alakalı bir görüşmemiz oldu. Telefonla birkaç kez görüştüm. Ergün Poyraz beni aradı, kendisini tanımıyorum telefonla birkaç kez görüşmüş olabilirim. Vedat YenererTe de Murat Demirel'in yurt dışına para kaçırmasıyla alakalı şoförünün bir röportajı olması sebebiyle kendisiyle birkaç kez görüştüm.

Soruldu : Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan Emcet OLCAYTU'dan elde edilen Datron marka laptop'a ait, Fujitsu marka 80 GBTık hard diskte bulunan "nedim şener.doc" isimli word belgesinde; "NEDİM ŞENER 0532xxxxxxx PAZARTESİ 21 MAYIS SAAT 19.30-21.00 ARASI BDDK 21 MAYIS 2005 TARİHLİ RAPOR UZAN İMAR BANKASI" şeklinde ibarelerin yer aldığı görülmüştür.

*Emcet OLCAYTU'yu tanıyor musunuz? Aranızda nasıl bir irtibat vardır? Notta yazan numara size mi aittir? Notun içeriği nedir?

Cevap: Emcet Olcaytu'yu tanımam, ancak yukarıda notta adı geçen İmar Bankası'yla alakalı bir konuda programa çağrılmıştım, bu konuyla alakalıdır.

Soruldu : 16.09.2009 günü saat:12.00,da Barış TERKOĞLU ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; BARIŞ'ın "Nedim bey merhabalar ben odatv.com sitesini bilir misiniz bilmiyorum" "adım Barış TERKOĞLU nasılsınız'' "Soner beyle konuştukta biz görmüşsünüzdür belki bugün gazetelerde Hrant Dink ödülü Alper GÖRMÜŞ e verildi" "Ya biz bunu eleştiren bir şey yapmak istiyoruz da..." "...siz meseleyi incelemiş birisi olarak bizi hani öneride bulunabilirsiniz nasıl isterseniz" dediği, SİZİN "Yani sizin bakın sizin çıkarsamalarınız zaten şey belli bi doğrultu gösteriyor" dediğiniz, BARIŞ'm "Şimdi yani bizim hakkımızda Soner beyle röportaj yapabiliriz veya sizin yazmak istediğiniz bişey varsa onu yayınlayabiliriz"dediği ve görüşmenin devamında SİZİN "...yorum tamamen size ait olsun nolur ben o konuda daha fazla şey yapmıyım" dediğiniz, BARIŞ'm "Tamam o zaman biz sizinle hani hem şöyle bi tanışmış olduk" dediği, SİZİN "...Soner abiyede selam söyleyin ne zaman isterseniz" dediğiniz tespit edilmiştir.

Görüşmenin içeriğinden ODATV ve Soner YALÇIN'la samimimi bir irtibatınız olduğu anlaşılmaktadır. Görüşmenin içeriğini açıklayınız.

Cevap : Görüşme içeriğinden benim bu kişilerle yakın olmadığım ve
birlikte hareket etmediğim anlaşılmaktadır. Ben Soner YalçmTa aynı anda bir bina içerisinde bulunmadım, yüz yüze görüşmedim, yüzünü dahi bilmiyorum.

Soruldu : ERGENEKON terör örgütünün anayasasını teşkil eden "ERGENEKON" dokümanında Medya başlığı altında; Ergenekon'un kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir. "LOBİ" dokümanında ise, örgütün gerçekleştirdiği faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyu desteğinin sağlanması için medya kuruluşlarının yönlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Soruşturma kapsamında hakkında iddianame düzenlenen Erol MÜTERCİMLER 1997 yılında bir televizyon programında yaptığı açıklamada, "Ülkeyi darbeye sürükleyen ve bugün çete diye anılan örgütün isminin ERGENEKON olduğunu ve bu örgütün 1960 yılında kurulduğunu, hükümetler üstü bir güç olduğunu, bu yapı içersinde askerler, Polisler, Profesörler, GAZETECİLER ve iş adamlarının bulunduğunu" belirtmiştir.

Bugüne kadar yapılan soruşturmalarda örgütün kontrolünde bulunan yazılı ve görsel medya organları deşifre edilmiş, medya yapılanması içersinde faaliyet gösterdiği tespit edilen birçok örgüt üyesi hakkında işlem yapılmıştır.

Son olarak ODATV de yapılan aramada "ULUSAL MEDYA 2010" isimli bir örgüt dokümanı bulunmuş, bu dokümanın yapılan incelemesine, ERGENEKON'un MEDYA YAPILANMASI ile ilgili yeni çalışmalar yaptığı ve özellikle dava süreci ile ilgili yeni stratejiler belirlediği tespit edilmiştir.

ODATV den ele geçirilen belgelerden ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerden sizin ERGENEKON terör örgütünün Medya Yapılanması içersinde faaliyet gösterdiğiniz tespit edilmiştir.

"ULUSAL MEDYA 2010" isimli dokümanı kim yada kimler hazırlamıştır? Kimlerin talimatı ile hazırlanmıştır. Bu dokümanın hazırlanmasında sizin rolünüz ne oldu? Bu dokümanda belirtilen stratejiler nasıl belirlendi? Sizin bu konuda rolünüz ne oldu?

Cevap: Ben Can Dündar'ın kitabını okumamıştım, Erol Mütercimler'in de ifadesini bilmiyorum. Ergenekon hakkında iddianamelerden edindiğim bilgiler vardır, böyle bir medya yapılanmasından da haberim yoktur. Varsa dahi içinde ben yokum. Böyle bir dokümandan haberdar değilim. Asla Oda TVçilerle görüşmedim, bunlarla hiçbir birlikteliğim yok. Bunların varlığından da haberim yok. Belgelerin yapılmasından da haberim ve katkım yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "AMAÇ" başlığı altında; "Ergenekon ve benzeri siyasal komplo/ihanet davaları sonucu tutuklananların serbest kalmaları ve şerefli Türk Ordusuna, devrimci aydınlarına, ulusalcı kalemlerine ve siyasetçilerine, başta cemaat ve AKP yandaşları olmak üzere komplo kuranların cezalandırılmaları için çıkarılacak hiyanet-i vataniye kanunu kapsamında yargılanmalarının sağlanması amacıyla ulusal medya üzerine düşen görevlerin belirlenmesi gerekmektedir." yazdığı görülmüştür.

Dolayısıyla "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında, Ergenekon ve benzer davaların kamuoyunda inanılırlığmın ortadan kalkması, tutuklu yargılanan şüphelilerin serbest kalması ve bu soruşturmaları yürüten kişilerin vatana ihanet kapsamında yargılanması için kamuoyu oluşturulmasının hedeflendiği görülmüştür.

Örgütün bu hedefleriyle ilgili kamuoyu oluşturma adına neler yapıldı? Siz bu konuda neler yaptınız?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Yürütülmekte olan operasyonların siyasal olduğu, AKP ve cemaatin Cumhuriyet ilke ve devrimlerine karşı rövanşist düşüncelerle giriştiği, sivil faşist bir hareket ve diktatörlüğe uzanan yeşil bir devrim olduğu anlatılmalıdır" yazdığı görülmüştür.
Bu strateji nasıl ve kimler tarafından belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Saldırıların bilinçli olarak TSK ve Yüksek Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara karşı yürütüldüğü işlenmelidir. Medya gücünü etkin bir şekilde kullanan Akp ve cemaate karşı ulusal medya topyekun harekete geçirilmeli ve komploları boşa çıkaracak propaganda ve kara propaganda unsurları etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Kemalist ideolojiye karşı yürütülen savaşa destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Başlatılan yargı sürecinde karşı tarafın elde ettiği delillerin boşa çıkarılması, değersizleştirilmesi ve normalleştirilmesi adına savunma makamlarının geliştirmekte oldukları argümanlar kullanılmalıdır. Bu kapsamda tespit edilecek zayıf halkalar ve iddialar gündeme taşınmalı ve davanın geneliyle özdeşleştirilmelidir. Güçlü tez ve delillerle karşı karşıya kalındığında, konunun ekseni değiştirilmeli, gri ve kara propaganda unsurları etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Kitlesel hafıza süresinin kısalığı dikkate alınarak, ilk şokun atlatılması ve kitlelerde kalıcı kabullerin oluşmasına fırsat verilmemesi önem taşımaktadır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.


Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Davayı yürüten kurumlara yönelik kamuoyu desteğini kırmak için, gerek kurumsal gerekse bireysel düzeyde yıpratılmaları ve güvenilirliklerinin zedelenmesi gerekmektedir. Haklarında geniş ve detaylı araştırma yapılarak soruşturma açılması sağlanmalı ve üzerlerinde baskı oluşturulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.


Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında strateji başlığı altında, "Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlanmalıdır." Yazdığı görülmüştür.

Diğer taraftan ODATV'den ele geçirilen belgelerden, "HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitabın Ergenekon terör örgütü tarafından dava sürecinin etkilenmesi, davanın kamuoyunda inanılırlığmm ortadan kaldırılması ve referandum sürecinin etkilenmesi amacıyla yazdırıldığı, bu kapsamda sizinde aktif olarak görev aldığınız tespit edilmiştir.
"HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitabın yazılması ile ilgili sizin ne tür çalışmalarınız oldu? Hanefi AVCI ile nasıl bir iş birliği yaptınız?

Cevap: Benim Ulusal Medya 2010 dokümanından bilgim ve katkım olmamıştır. Hanefi Avcı'nm bu kitabını yazdığından da hiçbir zaman kitap masanın üstüne gelene kadar bilgim olmamıştır. Yayınlandıktan sonra haberim olmuştur, Hanefi Avcı ile hiçbir iş birliğim olmamıştır. Benim en zayıf haber kaynaklarımdan biri de Hanefi Avcı'dır.

Soruldu : ODATV'de yapılan aramada ele geçirilen dijital veriler içersinde "HANEFİ" isimli word belgesi bulunmuş, bu belgesinin içeriğinde yazan notlara bakıldığında "HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitabın örgütün talimatı ve yönlendirmesi ile yayınlandığı anlaşılmıştır. 
"Hanefi" isimli word belgesinde;
"Hanefi'nin kitabı ne durumda, 
referandum öncesi yetiştirmeli. Nedim'i sıkıştırın hızlandırsın..""Referandum sürecinde Cemaati yıpratmalı ve kamuoyu üzerinde güvenirliliğini azaltmalı; Hanefi kullanılmalı. Böyle bir şeyi kendini ortaya koyarak teklif etmesi önemli. Avcı ile direkt görüşmeyelim, Nedim'i ve Cumhur'u kullanalım" yazdığı tespit edilmiştir.

Bu belge ile ilgili Hüseyin Soner YALÇIN alman ifadesinde "Bw belgede ismi Nedim olarak geçen şahıs gazeteci Nedim ŞENER olabilir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dolayısıyla "Haliçte Yaşayan Simonlar " isimli kitabın yazılması ve yayınlanması aşamasında sizin aktif olarak görev aldığınız anlaşılmıştır.

*Bu kitabın yazımında görev almanızdaki amaç nedir? Kitabın yazım aşamasında sizi kimler sıkıştırdı? Sıkıştırmalarının sebebi ne idi? Bu konuda kimlerle ne görüştünüz? Kitabın özellikle referandum öncesine yetiştirilmek istenmesinin amacı nedir?

Hanefi AVCI ile irtibatı sağlamanız görevi kim yada kimler tarafından size verildi? Hanefi AVCI ile sizin aracılığınızla görüşülmesinin sebebi nedir? Hangi konularda aracılık yaptınız? Notta "CUMHUR" olarak belirtilen kişi kimdir? Sizin bu kişi ile ilişkiniz nedir?

Cevap: Öncelikle Soner Yalçm'ı tanımadığımı belirtmiştim, Oda TV'de çıkan yazıda geçen "Nedim"in Nedim Şener olabilir şeklinde Soner Yalçın tarafından söylenmiş olmasından ötürü ben Soner Yalçın hakkında suç duyurusunda bulundum. 22/02/2011 tarihli dilekçemi ibraz ediyorum. 4 sayfalık evrak alındı. Ayrıca Hanefi Avcı ile alakalı da eğer ki Hanefi Avcı ile kitabı hakkında bir katkım ve görüşmem varsa bununla alakalı da kendisine yazı yazdım ve bana yazmış olduğu 02/03/2011 tarihli (2) adet faksı ibraz ediyorum. Burada da kendisi benimle böyle bir ilişkinin olmadığını söylemiştir. (2) sayfalık faksı ibraz ediyorum. (2) sayfalık faks üzerinde 161 ve 162 numaraları yazılı fakslar dosyaya konuldu. Cumhur diye birini tanımıyorum.

Soruldu      : Yine aynı belgenin devamında; 
"Sahih üstat da İlhan Cihaner olayı kitapta muhakkak işlenmeli diyor. Cihaner'i bay raklaştır alım.

Doğu Hanefi'nin ağzından Ergenekon'un boş bir dava olarak anlatılması sağlanmalı diyor. Doğunun çalışmalarından faydalanılmak. Hanefi'ye güvence verilmeli...
Kitapta Ergenekon, Cihaner, Balyoz, Poyrazköy gibi operasyonları poliste ve savcıda ki F tipi yaptı vurgusu iyi kurgulanmak. Cemaat operasyonu, hukuki olarak hiçbir değeri yok algısı oluşturulacak.

Danıştay'ın türban eylemi olduğu Hanefi'nin ağzından net bir şekilde vurgulanmalı. Hanefi'nin böyle değerlendirmesi kamuoyunda ciddi bir etki bırakır." şeklinde notların yazdığı tespit edilmiştir.

"Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabı incelendiğinde notta yazan hususların kitapta yer aldığı ve belirtildiği şekilde işlendiği görülmüştür.

Kitapta bu konularla ilgili kısımları kimler yazdı? Sizin yazdığınız kısım oldu mu? Bu notlar kim yada kimlerden geldi? Bu notları size kim iletti?

Cevap: Bu konudan bilgi sahibi değilim, benim herhangi bir katkım olmamıştır. Ben Ergenekon konusunda Hanefi Avcı gibi düşünüyorum, Dink Cinayetinin de Ergenekon arasındaki bağlantıyı kitabında yazacak kadar da cesaretli bir insanım. Çünkü Ergenekoncular beni tehdit etti.

Soruldu      : Aynı belgenin devamında;
"Doğu cemaatle ilgili M. Cengiz'de kullanılabilecek yeni belgelerin olduğu haberini gönderdi. Muhakkak görüşülmeli, bu belgelerde cemaat içi kavga başlatacak bilgiler olduğunu söylüyor. Kitaba eklenmeli.
Hasan Fehmi'nin Silivri'den getirdiği notlar iyi değerlendirilmeli.
Çetin Doğan 'ın verdiği bilgiler kitapta muhakkak yer almalı, balyozun normal bir seminer olduğu ülke güvenliği için gerekli olduğu vurgusu istenmeli.
M.Cengiz'deki yeni bilgiler ve Hanefi'nin gönderdikleri üzerinden, emniyeti ele geçirmiş F tipi yapılanmayı kitapta işleyelim" şeklinde notların yazdığı tespit edilmiştir.
"Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabı incelendiğinde notta yazan hususların kitapta yer aldığı ve belirtildiği şekilde işlendiği görülmüştür.
Kitapta bu konularla ilgili kısımları kimler yazdı? Sizin yazdığınız kısım oldu mu? Bu notlar kim yada kimlerden geldi? Bu notları size kim iletti?

Cevap: Buradaki isimlerle hiçbir alakam yoktur, herhangi bir katkı sağlamadım. Asla not ileten olmadı. Ben hukuki olmayan hiçbir belge ve notla alakam yoktur. Bunları hiçbir yerde de kale almam.

Soruldu : ODATV'de yapılan aramada ele geçirilen dijital veriler içersinde "NEDİM" isimli word belgesi bulunmuş, bu belgesinin içeriğinde yazan notlara bakıldığında;
"Nedim'in emniyet bağlantıları önemli, irtibatlarını devam ettirsin
Toygun'un gazete ile problemleri var, Nedim çözebilir mi? Haber yayınlatamıyorsa biz neden değerlendirmiyoruz, Hanefi ve ekibini çok iyi tanıyor.

Nedim ile Hanefi'nin Dink konusundaki görüş ayrılıkları gündem yapılmamalı, üzerinde durulursa savunmamız ve etkisini artırmamız zor olabilir, Nedim bu konuda duyarlı olmalı, çok fazla Hanefi'nin üzerine gidilmemeli, ana gündemden kopup Hanefi'yi tartışılır hale getirmiş oluruz" şeklinde notların yazılı olduğu tespit edilmiştir.

Bahse konu word dosyasının teknik özelliklerine bakıldığında 09.08.2010 tarihinde "Soner" isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda bahse konu notların Soner YALÇIN tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır.
 

* Soner YALÇIN sizin emniyet bağlantılarınıza neden önem vermektedir? Bu bağlantıları devam ettirmenizi istemesinin sebebi nedir?

Notta geçen "TOYGUN" kimdir? Bu kişi ile aranızdaki ilişki nedir? Toygun'un gazetesiyle ilgili problemiyle Soner YALÇIN neden ilgilenmektedir? Soner YALÇIN bu konuda size bir şey söyledi mi?

Cevap: Ben Toygun Atilla'yı tanırım, ancak bu nottaki Toygun'un Toygun Atilla olduğuna dair bir kanaatim yoktur. Toygun'un gazetede bir problemi olsa bile benimle çözülecek bir problem olduğunu düşünmüyorum, ben orada bir muhabirim. Soner Yalçm'm Toygun konusuyla niçin ilgilendiğini ben bilmiyorum, bu konuda bana Toygun da bir şey söylemedi.

Soruldu : 26.09.2009 günü saat 19:45'te Refik Ali UÇARCI ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında Hanefi AVCI'nın Emin ASLAN ile ilgili açıklamalarını haber yaptığınız konusu ile ilgili bir süre konuştuktan sonra REFİK'in "Sana şunu soracağım ben radikalde ve hürriyette vardır o haberde o haberi yapan kişi hürriyet gazetesinden tanımıyorum daha önceden de hiç görmedim duymamıştım" dediği, SİZİN "O iyi bir çocuktur Toygun Atilla çok iyi bi şeydir gazetecidir araştırır öyle şeye gelmez hani bazıları eline belge verir yada bir şey verir" "Onu heyecanla yazıyım diyen değil vicdanıyla araştıran dürüst bir gazetecidir o ve onu da belli etmiş yani haberinde de zaten yani görüyorsun ki hiç yani üzerinde duruyorduk araştırıyorduk ama o daha da hızlı çıkmış o konuyu tabi emniyet teşkilatı içinde emniyet muhabiri şeyin hürriyetin İstanbul daki emniyetteki bakan muhabiri çok vicdanlı çok şey çalışkan bir çocuktur ve bide tabi arşivi kuvvetlidir" "Geçmişi çok iyi bilir o yüzdende şey yani bizi de atlatmış yani o haberle de olsun bizde herkesi atlattık" dediğiniz tespit edilmiştir.

Dolayısıyla bu görüşmeden; ODATV de ele geçirilen notta yazan "TOYGUN"un Toygun ATİLLA olduğu anlaşılmaktadır. Toygun ATİLLA ile aranızdaki ilişki nedir? Toygun'un gazetesindeki sorunlarla ilgili ne yaptınız?

Cevap: Ben Toygun'un gazeteyle herhangi bir problemi olduğunu bilmiyorum, hiçbir şey yapmadım.

Soruldu : Haliçte Yaşayan Simonlar isimli kitabın ikinci bölümünde Hrant DİNK'in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak, bu olayın her yönüyle en ince teferruatına kadar araştırıldığı, karanlıkta kalan hiçbir yanının olmadığı belirtilmiştir. Siz ise Hrant DİNK davası ile ilgili olarak kitapta belirtilenlerin tam aksi yönde hem yazılı ve görsel basındaki açıklamalarınızda hem de yazdığınız köşe yazıları ve kitaplarda fikir beyan etmektesiniz.

Kitapta bu konuda yer alan hususlar ile tamamen farklı görüşe sahip olmanıza rağmen, kitabın piyasaya çıkması ve Hanefi AVCI'nın Devrimci Karargah Terör Örgütü soruşturması sebebiyle gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, kaleme aldınız köşe yazılarında ve katıldığınız bir çok televizyon programında, kitabın savunuculuğunu yapan açıklamalar yaptığınız görülmüştür.

Dolayısıyla kitabın içersinde tamamen sizin fikirlerinize aykırı görüşler olduğu halde kitabın şiddetli savunucularından olmanız ODATV de ele geçirilen notlarla birlikte değerlendirildiğinde, bu kitabın ikinci kısmının yazımı aşamasında ciddi çalışmalarınızın olduğunu göstermektedir. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

Cevap: Benim herhangi bir çalışmam olmadı, ben Hanefi Avcı'nm kitabını şiddetle savunmadım. Hanefi Avcı'nm kitabıyla alakalı birçok medya kuruluşunda da övücü yazılar çıkmıştır. O zaman bunların da böyle değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca medyada Hrant Dink cinayetiyle ilgili bu konuyu bazı meslektaşları koruma amacıyla eksik bilgi ile yazdığını birçok yerde ifade ettim. Akşam Gazetesi'nde çıkan bir röportajımda Hanefi Avcı'nm Dink konusuyla ilgili bir kitap yazdığını bilmediğimi, eğer biliyorsa idim buna hukuken de engel olurdum diye söyledim.

Soruldu : Diğer taraftan söz konusu kitabı savunduğunuz programlarda, kitap içersinde yer alan ve sizin fikirlerinizle tamamen zıt olan Hrant DİNK konusuna neredeyse hiç değinmediğiniz görülmüştür.

Oda TV'den bulunan "NEDİM" isimli word belgesinde ise "Nedim ile Hanefi'nin DİNK konusundaki görüş ayrılıkları gündem yapılmamalı, üzerinde durulursa savunmamız ve etkisini artırmamız zor olabilir, Nedim bu konuda duyarlı olmalı, çok fazla Hanefi'nin üzerine gidilmemeli" yazdığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla sizin, ODATV de ele geçirilen "NEDİM" isimli word dosyasında yazan hususları birebir yerine getirdiğiniz anlaşılmaktadır. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

Cevap: Yukarıda bu soruyu açıklamıştım. Hem köşe yazılarında hem de televizyon programlarında bunun aksi yönünde görüşler beyan etmiştim.

Soruldu : Haliçte Yaşayan Simonlar isimli kitap incelendiğinde; kitabın Devlet isimli ilk bölümünde (338-346. sayfaları arasında), Hanefi AVCI'nın, iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü'nün varlığı, örgütsel yapısı, bu örgütlenmenin tespiti ve yargılanması konularında fikir beyan ettiği, bu hususu 344. sayfada; "Ergenekon soruşturması sırasında yakalananlar ve açılan tahkikatlar sonucunda bu olay somut bir biçimde şekillendi ve böyle bir örgütün var olduğu görüldü. Bu örgütün ortaya çıkarılmasından çok daha önemli olan, örgüt ortaya çıkarılmadan önce bu tür bir düşüncenin ve anlayışın kitleler ve devlet güvenlik örgütleri içerisinde veya onlarla dayanışma içerisinde olan gruplar tarafından kabul görmüş ve desteklenmiş olmasıdır." Şeklinde ifade ettiği görülmüştür. Buna karşılık kitabın Cemaat isimli ikinci bölümünde (özellikle 530. sayfasından itibaren) soruşturmayı itibarsızlaştırmaya yönelik çok sayıda iddianın yer aldığı, bu iddiaların da ilk bölümde dile getirilen görüşler ile ciddi manada çeliştiği tespit edilmiştir.

Dolayısıyla bu tespitler, kitabın birinci bölümünün Hanefi AVCI tarafından kaleme alındığını, "CEMAAT" isimli ikinci kısmının ise ODATV'de ele geçirilen notlarda da belirtildiği gibi sonradan örgütün talimat ve yönlendirmeleri ile yazıldığını ortaya koymaktadır.

Kitap yayınlandıktan sonra kaleme aldınız köşe yazılarında ve katıldığınız birçok televizyon programında kitabın savunuculuğunu yapan açıklamalarınız göz önünde bulundurulduğunda, sizin bu kitap çalışmasında aktif olarak görev aldığınız açıkça anlaşılmaktadır.

Bu çalışmaları hangi maksatla yaptığınızı açıklayınız.

Cevap: Ben bu kitabın savunuculuğunu hiçbir zaman yapmadım. Kitabın içerisinde tek çelişki bu konuda değildir. Örneğin Dink cinayeti aydınlandı derken aynı soruşturma kapsamında İstihbarat Daire Başkanlığında dijital verilerin usulsüz olarak değiştirildiğine dair bilgiler içermektedir. Buna benzer birçok konu mevcuttur. Ben bunu medyada da dile getirdim. Ben kendi yazdığım kitaplar dışında aktif veya pasif olarak yer almadım.


Soruldu : Hanefi AVCI'nm 26 Ağustos 2010 tarihinde, NTV'de yayınlanan Mirgün CABAS ve Ruşen ÇAKIR'm sunuculuğunu yaptıkları YAZI İŞLERİ isimli programda katıldığı, kitabın hazırlanış tarihi ile ilgili olarak; Ben bu kitabı 2009 yılının beşinci ayından itibaren yazmaya başladım, kitap 2010 Mart ayında bitti ve yayınevine teslim ettim. Benim niyetim 10 Nisan tarihindeki polis bayramında çıkarmaktı ama işlemler uzun sürdü." Dediği, 29.09.2010 günü CNN TÜRK'te yayınlanan sunuculuğunu Ahmet HAKAN'ın yaptığı TARAFSIZ BÖLGE isimli programda sizin; Elbette elbette şeye katılıyorum. O birinci bölümüyle ilgili devletle ilgili o bölümü hazırlığını yapmış sonra bunu dediği gibi arkaya eklemiş..." dediğiniz, 29.09.2010 günü CNN Türk televizyon kanalında yayınlanan, sunuculuğunu Cüneyt ÖZDEMİR'in yaptığı 5N1K isimli programda, gazeteci-yazar Ali BAYRAMOĞLU'nun; "...ben o kitabının yazıldığının çok uzun süredir biliyorum. ...Değil tabi kafasında geçtiğini anlamak çok kolay değil. Kitabı niye anlattı size, niye yazdığını, ne zaman yazdığını, Nisan da yayınlayacaktı, gecikti bütün bunlar..." dediği, 03.10.2010 tarihinde HABERTÜRK televizyon kanalında Ece ÜNER'İN sunduğu, Önder AYTAÇ, Şamil TAYYAR, Belma AKÇURA, Saygı ÖZTÜRK, Ecevit KILIÇ ile birlikte sizin de konuk olarak yer aldığınız "OLDUĞU GİBİ' isimli programda, Belma AKÇIRA'nm; ..Bu anlamda ben kendisine (Hanefi AVCI) telefon açtım, 2009 Eylül ayında Hanefi AVCI kendisinin bir kitap yazdığını ve bu kitapta işte mesleki anlamda 33 yıllık mesleğinde karşı karşıya kalmış olduğu teşkilatı, sorunları kendisini ama özellikle de kendisini ortaya koyarak bazı olayları anlatmak istediğini, yazdığını, Güneydoğu' da özelikle 8 yıl bulunduğunu işte PKK ve Kürtleri anlatmak istediği falan söyledi, şimdi bir insan zaten 2009 Eylülde kitap yazma hazırlığını işte kitap hepimiz yazdığı gibi biliyoruz, "dediği. Şamil TAYYAR'm Belma AKÇURA'ya kitap kendisine verildiğinde kitabın ikinci bölümünün kitaba dahil olup olmadığı ile ilgili sorduğu soruya; Şimdi ben kendisinden kitabın 1.bölümünü kendisinden aldığımda kitapta bazı bölümler yoktu, bunu e maille sorduğumda da yanıt alamadım" şeklinde cevap verdiği, tespit edilmiştir.

Tüm bu tespitler; HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR isimli kitabın "DEVLET" isimli ilk bölümün Hanefi AVCI tarafından uzun bir süreçte kaleme alındığını ve hatta 10 Nisan 2010 tarihinde yayınlanmasının planlandığını, ancak örgütün sizin aracılığınızla müdahalesi neticesinde kitabın "CEMAAT" başlıklı ikinci bölümünün sonradan hazırlanarak örgütün belirlediği strateji gereği, 12 Eylül 2010 referandumundan kısa bir süre önce piyasaya sürüldüğünü göstermektedir.

Hanefi AVCI tarafından hazırlanan kitaba ekleme yapılması fikri nasıl gelişti? İkinci bölümün kitaba eklenmesi sürecinde ne tür çalışmalar yaptınız?

Cevap: Bu soruyla benim hiçbir alakam yoktur.

Soruldu : Hanefi AVCI, 28 Eylül günü mahkeme çıkışında "Tutukluluk çıktı haklılığımız anlaşıldı" şeklinde bir ifadede bulunmuş, bu beyanı yazılı ve görsel birçok basın yayın organında yer almıştır. Bu ibareleri mesaj yazarak eşine, gönül ilişkisi içerisinde olduğu Kezban hanıma ve Nedim Şener'e yolladığı da Nedim Şener'in de katıldığı açık oturum programlarında dile getirildiği gibi Güneş Gazetesinin 29 Eylül tarihli sayısında da manşetten duyurulmuştur.

Şayet bu kitabın ikinci bölümüne yapılan ekleme ile ilgili herhangi bir çalışmanız olmadığını öne sürüyorsanız, kitap yayınlandıktan sonra köşe yazılarınızda ve birçok TV programında kitabı savunan açıklamalar yapmanızı ve Hanefi AVCI devrimci karargah örgütü soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra eşi ve gönül ilişkisi olduğu bayandan hemen sonra ve sadece size mesaj atmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Ben bu konuyu Posta Gazetesi'nde yazdım, bu mesaj sadece 3 kişiye değil, öğrendiğim kadarıyla birçok kişiye atılmıştır. Bu soru bana ilk kez gazeteci Şamil Tayyar tarafından Habertürk'te beraber katıldığımız bir program sırasında soruldu. Ben o gün gerçekten Hanefi Avcı'nm kaç kişiye mesaj attığını bilmediğimden net bir cevap veremedim. Ertesi gün araştırdığımda birçok medya kuruluşundaki aynı mesajın gittiğini öğrendim ve ertesi günkü Posta Gazetesi'ndeki köşemde Şamil Tayyar gibi güvenilir bilgi aldığım bir gazetecinin böyle bir yalan bilgiyi (çok kişiye gelen mesajın 3 kişiye gelmiş gibi ifade edilip eleştirilmesi) ifade etmesini eleştiren bir köşe yazısı kaleme aldım. Bir gazeteci bir yalanı kurgulayarak programa nasıl katılabilir diye yazdım, bu yazı halen Posta Gazetesi'nin internet sitesinde mevcuttur.

Soruldu : Hanefi AVCI ile daha önce bu kitap çalışmasında olduğu gibi herhangi bir kitap çalışması ya da benzer başka bir çalışma yaptınız mı?

Cevap: Hayır yapmadım.

Soruldu : Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan İsmail YILDIZ'dan elde edilen "Kimin hususi yazarı ya da Ahmet KEKEÇ başta olmak üzere tüm Tayyipçi yazarları, entelektüel anlamda düelloya davet ediyorum?!" isimli dokümanın içeriğinde; "Nedim Şener, Hanefi Avcı'nın, verdiği belgeler üzerinden, kendince bir kitap hazırlatmış. Kitabın içinde de zaten ne kadar başarılı bir istihbaratçı olduğunun altını çizip, Nedim Şener aracılığı ile kendi kendisine övgüler düzdürüyor. (...) Kaldı ki, Nedim Şener daha sonra benim verdiğim "Elkadı" dosyasını da kitap yaptı. Muhakkak bir sonraki yazınızda Elkadı'ya da yer verirsiniz, Şener, o belgeleri benim verdiğimi bilmez, Emniyet içindeki kendisini kullanan kaynaklarına sorarsa o da hadisenin iç yüzünü öğrenir..." şeklindeki ibarelerin yer aldığı görülmüştür.

* İsmail YILDIZ'la aranızdaki ilişki nedir? Notta yazdığı gibi Hanefi AVCI ile birlikte kitap çalışması yaptınız mı? Yada yolsuzluk eksenli yazdığınız kitaplara Hanefi AVCI'nm bir katkısı oldu mu?

Cevap: İsmail Yıldız'ı tanımıyorum, aramızda herhangi bir ilişki yoktur. Ben Hanefi Avcı'dan aldığım bilgilerle herhangi bir kitap yazmadım. Bu iddia Hayrullah Mahmut Özyurt tarafından ortaya atılmıştı. Benim Cem Uzan'la alakalı yazmış olduğum kitapla alakalı kendisinin bir husumeti olduğunu düşünüyorum. Ayrıca benimle alakalı bu konuda dava açıldı, benim yazdığım bilgiler "MASAK" kaynaklıydı. Emniyetten herhangi bir bilgi ve belge alıp bu kitabı yazmadım. Elkadı dosyası Emniyetin yapıp hazırlamış olduğu bir dosya değildi.

Soruldu : Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan
İsmail YILDIZ'dan elde edilen yonsis 84 ibareli kasa içerisindeki samsung marka s0dwjljl918230 seri nolu 80gb' lık Harddiskteki.. isimli belge içerisinde; Hanefi Avcı bunları biliyor mu? Geç de olsa öğrenmiş oldu. Çiftliğe dalanlar, artık buralar bizim, bunların sefasını biz süreceğiz diye alem yapıyorlar. Hanefi Avcı, Nedim Şener mahlası ile kitap yazarı oldu. Uzanlar ve Çakıcı ile ilgili kitaplar yazıyor. Yakında "Tayyip Baba'nm Çiftliği" diye belki "Pamukova çiftliği" ile ilgili de resimli roman tadında kitap yayınlanır." Şeklinde ibareler yer almaktadır. Dolayısıyla bu veriler, sizin Hanefi AVCI ile irtibatınızın ve birlikte kitap çalışması yapmanızın çok eski yıllara dayandığını göstermektedir.

Notta yazdığı gibi Hanefi AVCI ile birlikte kitap çalışması yaptınız mı?
Hanefi AVCI sizin isminizle UZANLAR ve ÇAKICI ile ilgili yada başka bir konuda kitap yazdı mı? Yada yazdığınız herhangi bir kitapta Hanefi AVCI'dan bilgi belge temin ettiniz mi?

Cevap: Ben Uzanlar ve Çakıcı hakkında kitap yazdım, Hanefi Avcı'dan herhangi bir belge almadım, ancak kendisiyle görüşüp birkaç konuda bilgi aldım. Belgeleri de aynı dönem itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden aldım. Konu TürkbankTa alakalıdır. Ben Hanefi Avcı'nm verdiği bilgilerle kitap yazmadım. Çakıcı ile alakalı birçok dokümanı da Meclis Araştırma Kurulu'ndaki belgelerden aldım.

Soruldu : 24.05.2009 günü saat:10.58'de Hanefi AVCI ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; SİZİN "Bu Milliyet'te şey var, bu DÜNDAR çiftinin kayıtlarıyla ilgili" "UĞUR DÜNDAR'm hani eşiyle ilgili bi haberler vardı ya" "He işte bunla ilgili işte hani hangi birimlerden ee bu şifreyle giriş yapılıyo, bakılabiliyo ya" "Yurt dışı çıkış bilgilerine" "Bi tane de sizin Müdürlüğünüzden görünüyo" "Eee hani bunları kim sızdırdı falan, UĞUR beyle deminde konuşuyorduk bi HANEFİ beye sor bakalım bilgisi var mı falan dedi, ben de bi arayayım dedim..." "Eee Emniyette Edirne'den kim giriş yapmış olabilir falan diye" dediğiniz, H.AVCI'nın "Abi ilk defa duyuyorum ancak orda şey önemli, tarihi ne zaman acaba, çünkü kastedilen tarihte, kim görevli kim ..(anlaşılmadı), Edirne İl Emniyeti de, biz de 5, 6 tane birim var, buraya girip çıkıp bakabilir, inceleyebilecek imkana sahip olan" "Bizden, bizden, log kayıtları bizden görülemez, sadece Ankara görebilir onu" "Ha bi de şöyle bişey var, sadece ad soyada dayanarak sorgulandığı için" "Ve o adamın öncesi ve sonrasına bakmak lazım, bu adamın asıl kahbi...(anlaşılmadı) kimi sorguluyordu, şimdi mesela NEDİM ŞENER diye bakarsın da, senle birisine değil başka birine bakanlar vardır, bi de gerçekten ona bakanlar vardır" "Şimdi DÜNDAR soyadlı insanlar vardır ona bakmak ayrı şey, UĞUR DÜNDAR o, şeyden anlaşılır, ondan önceki ondan sonraki sorguladığından aynı terminal, mesela kimi sorguluyo, başka kime bakıyo" dediği, görüşmenin devamında H.AVCI'nın "Ama o o o yalnız o şey, o Emniyet İstihbarat tarafı, tek Daire nin tek kişinin elinde, bu tarafta yapamazlar log kayıtlarını silmeyi" "Bilgi İşlem Dairesi'nde bu yapılamaz" dediği tespit edilmiştir.

Bu görüşmeye bakıldığında, Hanefi AVCI'nın tamamen meslek içersinde çok gizli kalması gereken birçok bilgiyi sizinle paylaştığı ve ayrıntıları ile anlattığı görülmektedir. Dolayısıyla sizin Hanefi AVCI ile aranızda karşılıklı çok samimi bir ilişkinizin olduğu anlaşılmıştır.

Hanefi AVCI'nın mesleği ile ilgili bu kadar önemli ve gizli bilgileri sizinle paylaşmasının sebebi nedir?
Aranızdaki bu samimi ve yakın ilişkisinin, Hanefi AVCI'nın kitabına ekleme yapılmasında rolü nasıl olmuştur?

Cevap: Bu görüşme doğrudur, ben Hanefi Avcı'yı tanıdığım için kendisinden bir konuda bilgi istedim. Ancak kendisi konunun gizli olması sebebiyle bilgi vermedi. Yalnız teknik olarak bilgi verdi. Bu konu Uğur Dündar'ın eşinin yurt dışına çıktığı Vakit Gazetesi'nde çıktığı için ben bu konuda bir araştırma yaptım. Asıl suçlunun kim olabileceğine dair araştırma yaptım. Benimle gizli bir bilgiyi paylaşmaması kendi bilebileceği bir konudur.


Soruldu : 20.10.2009 günü saat:15.37'de Hanefi AVCI ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; SİZİN "Haberi görebildiniz mi diye aradım sizi" dediğiniz, H.AVCI'nın "He haberi göremedim sadece duydum ama bakamadım..." "bi TEKZİP metni hazırladım biraz önce hem Tufan beye çektim hem de diğer basın organlarına çektim..." "...Tufan beyle telefonla konuştum" "yani yanlış biçiminizle insanlara aşşağalayan bi tarz var yani böyle sipariş iş yapan biri gibi falan bu hoşuma gitmedi falan dedim...kendi de rahatsız oldu" dediği, SİZİN "Bugün internet siteleri falan bu Oda TV moda TV işte bütün internet sitelerinde falan var bol bol yani" dediğiniz tespit edilmiştir.

Görüşmeyi açıklayınız.

Cevap: Bu konuda Hanefi Avcı'nm Eskişehir'e tayiniyle alakalı Tufan Türenç bir yazı yazmıştı. Eskişehir'de CHPTi Belediye hakkında soruşturma yapmak üzere pazarlık sonucu atandığını belirtmişti. Bende bu konuda Hanefi Avcı'yı aradım, Hanefi Avcı'da kimseyle pazarlık yapmadığını, kimsenin de talimat vermediğini, ama "Hoca" dediği Yılmaz Büyükerşen'in usulsüzlüğünü görünce de gerekeni yapacağını söyledi. Oda TV'de bu haberi bizden almış olabilir.

Soruldu : 27.02.2011 günü saat:11.47'de İlhan KESİCİ ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında ODATV de hakkınızda çıkan belgeler ile ilgili bir süre konuştuğunuz ve Soner YALÇIN'a dava açacağınızı söylediğiniz, görüşmenin devamında SİZİN "...bir gazeteci evinde tek bir CD tutmaz mı bilgisayar bulundurmaz mı? "Efendim bir hani doküman çalışma tutanak" dediğiniz, İ.KESİCİ'nin "Hepsini tutar canım olur mu ne gazeteci hepimiz yani" dediği, SİZİN "AMA BUNLARIN HİÇBİRİ HEPSİNİ, BAKIN HEPSİNİ ÇIKARDIM ATTIM" "EVDE BİR TANE ZEKİ MÜREN CD İM BİLE KALMADI BAK BİR ... KALMADI" "Bunların hepsini çıkarıp attım BÜTÜN BİLGİSAYARLARI ATTIM efendim
 

BUTUN FLAŞ BELLEK yani böyle hani arşiv türünden yazabileceğim yazabileceğimiz yazımız haber yani" "Yazılarımızı bile attım yani" dediğiniz tespit edilmiştir.
Şayet örgütsel veya illegal bir faaliyetiniz yok ise evinizdeki tüm dijital verileri yok etmenizin sebebi nedir?

Cevap: Ben gazetede çalışan bir muhabirim. Gazetemin bana vermiş olduğu görev çerçevesinde çalışırım. Üstümde şefim, onun üstünde müdürlerim, onun üstünde Genel Yayın Yönetmeni vardır. Ben sadece yazdığım haberleri değil, kitaplarla alakalı aynı titizliliği gösteririm. Milliyet Gazetesi'nde ve Doğan Grubu'nda çalışmanın vermiş olduğu sorumlulukla ileride hukuki meslek etiği açısından yaptığım kitapların da gözden geçirilmesini özellikle talep etmişimdir. Avukatım Şehnaz hanımda bu konuda hukuki görüşlerine başvurduğum kişidir.

Bana sürekli polise yakın kaynaklar benim bir operasyon yiyeceğimi, içeri atılacağımı bana söylüyorlardı. Ben zaten evimde çalışmayan bir insanım, iş gereği evime bir şey getirmişsem bile ertesi gün onu iş yerime götürüp bırakırım. Evimde çocuğum olduğu için iş yapmaya fırsatım olmuyor. Ben evimi polis basacak diye temizlemedim, böyle bir endişem yoktur.

Soruldu: Kimlerin sizi gelip alacaklar dediği kişilerin açıklanması istendi:
Bunu isim olarak söyleyemem, ancak polise yakın kaynaklardır. Önder Aytaç polis kolejinde eğitim görevlisidir, bu bile tvviter'da Nedim Şener'in alınacağına dair yazı yazmıştır. Hatta sosyal paylaşım sitelerinde de şu kadar gazeteci alınacak diye, ilk sıraya sizin alınacağınız şeklinde yazmışlardır. Hatta benimle alakalı kitaba katkı sağlama konusu iftirasını ilk defa Önder Aytaç Habertürk programında Hanefi Avcı'nm kitabına katkı sağlayan 8 tane gazeteci ismini iddia etti. Benim de ismim vardı, hatta bir yazısında da Hanefi Avcı'nm Kalemşörleri diye yazıda aynı konuyu işledi. Ben kendisi hakkında gözaltına almmasaydım tazminat davası açacaktım.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında strateji başlığı altında, "Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlanmalıdır." Yazdığı görülmüştür.

ODATV den ele geçirilen belgelerden ise bu kez 2011 yılı Haziran ayında yapılacak genel seçimlerden önce yine örgütün talimat ve yönlendirmeleri ile Ahmet ŞIKTa birlikte "Haliçte Yaşayan Simonlar" benzeri yeni bir kitap çalışması içerisinde girdiğiniz, bu kitabında Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlanması için çalışmalar yaptığınız tespit edilmiştir.

*Ahmet ŞIK isimli şahısla aranızdaki ilişki nedir? Bu kitap haricinde başka çalışmalar yaptınız mı? Bu kitap çalışması talimatını kim yada kimler verdi? Bu kitap çalışmasının amacı ne idi?

Cevap: Ahmet ŞıkTa herhangi bir ilişkim yoktur. Kendisiyle herhangi bir kitap çalışmasında yer almadım. Hayatım boyunca kitap çalışmalarımı talimatla yapmadım, kimseye de talimat vermedim. Böyle bir ilişki içerisinde yer almadım. Kitap hakkında
herhangi bir bilgim olmadığı için amacı konusunu bilemem. Ahmet Şık çok dürüst, açık ve cesaretli bir insandır. 1990Tı yılların sonunda faili meçhuller konusunda kamu oyunu bilinçlendirmiştir, kendisinin de kimseden talimat alacağını düşünmüyorum.

Soruldu : ODATV'de ele geçirilen belgelerden "Haliçte Yaşayan Simonlar" isimli kitabı referandum öncesinde yayınlanmasını sağladığınız, Ahmet ŞIKTa birlikte hazırladığınız "Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabına benzer kitap çalışmasını da Haziran 2011 seçimlerinden önce yayınlatmak için çalışmalar yaptığınız tespit edilmiştir.

* ERGENEKON terör örgütünün talimatları ile hazırlanan bu kitapların özellikle referandum ve seçim öncesi çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir? Bu stratejiyi kimler belirliyor?

Cevap: Ben söz konusu belgeyi hiç bilmedim, haberim yoktur. Herhangi bir şekilde referandum öncesi ve seçim öncesi yayınlanacak kitap çalışmalarıyla alakalı da herhangi bir faaliyetim olmamıştır.

Soruldu : ODATV'de yapılan aramada ele geçirilen dijital veriler içersinde "SABRI UZUN" isimli word belgesi bulunmuş, bu belgesinin içeriğinde yazan notlara bakıldığında; yine Ergenekon terör örgütünün talimatları ve yönlendirmesi ile sizin Ahmet ŞIK ile birlikte "HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitaba benzer bir kitap çalışması içerisinde olduğunuz ve bu kitabı da Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlamayı planladığınız anlaşılmıştır.

"SABRI UZUN" isimli word belgesinde yazan notlara bakıldığında;
"Sabrinin Kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim Ahmet Şık'la bu konuda görüşsün,
Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin.
Bu kitap Simondan daha kapsamlı olmalı.
Nedimi kutlarım. Ahmet'i çalıştırsın.
Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri'ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın.
Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin." şeklinde notların yazılı olduğu tespit edilmiştir. Bahse konu word dosyasının teknik özelliklerine bakıldığında 20.12.2010 11:29 tarihinde "Soner" isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda bahse konu notların Soner YALÇIN tarafından hazırlandığı anlaşılmıştır.
Ayrıca bu notun bulunduğu bilgisayarda "000KITAP.docx" isimli word dosyası bulunmuş ve bu dosya içersinde "İmamın Ordusu" başlıklı bir kitap çalışması olduğu tespit edilmiştir.

*Sabri UZUN'u tanıyor musunuz? Tanıyorsanız aranızdaki ilişki nedir? Bu kitabın yazımında görev almanızdaki amaç nedir? Kitabın özellikle Haziran 2011 de yapılacak olan genel seçim öncesine yetiştirilmek istenmesinin amacı nedir?

Cevap: Sabri Uzun'u eski İstihbarat Daire Başkanı olarak biliyorum. Şemdinli İddianamesi olayıyla ilgili Meclise verdiği ifadede hırsız evin içerisindeyse yapacak bir şey yok diye kamuoyundaki açıklamasıyla hatırlanıyor. Görevden alınması da Şemdinli olayından sonra Yaşar Büyükanıt'm tasarrufunda olmuştur. Daha sonra haber amaçlı
kendisiyle görüşmelerim olmuştur. Ben böyle bir kitap ismi bilmiyorum, hazırlandığını da bilmiyorum, dolayısıyla hazırlanmasında katkım olmamıştır. 2011 seçimlerini hedefleyen bir çalışmam olmamıştır, ben gazeteciyim. Ben böyle bir kitabın yayınlanmasıyla ilgili kimseyle görüşme yapmadım. Dolayısıyla herhangi bir karar alınmasıyla ilgili bir yerde bulunmadım. Sabri Uzun7un kitap yazdığı konusu da medyada açık olarak izah edilmiş bir konudur. Ben bu konunun dışında Saygı Öztürk'ün "Okyanustaki Vaiz" kitabında Emin Aslan'la Sabri Uzun'un kitap yazdığını söylemiştim. Ama yazıp yazmadıkları hakkında bir bilgim yoktur.

Soruldu : Bu kitap çalışması ile ilgili kimlerle görüşme yaptınız? Bu görüşmelerde ne tür kararlar aldınız? Sabri UZUN'u ikna etmek için görüşme yaptınız mı? Bu görüşmeyi kim yada kimler yaptı? Neler konuşuldu?

Cevap: Herhangi bir kimseyle görüşmedim.

Soruldu : Hazırladığınız bu kitabın özellikle Sabri UZUN ismi ile çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir?

Cevap: Kitaptan haberdar olmadığım için amacını da bilemem.

Soruldu 26.09.2009 günü saat:13.33'de Sabri UZUN ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; S.UZUN'un "Kardeş merhaba SABRİ UZUN" dediği, SİZİN "A merhaba SABRI bey nasılsınız" "vallahi bugünlerde beni aramak cesaret ister, öyle herkes arayamaz yani" dediğiniz, S.UZUN'un "Ne oldu sen de mi sanıksın" dediği, SİZİN "Yok Sanık manık değilim de hayır beni aramak şey ister, mutlaka izliyorlardır, takip ediyolardır diye" dediğiniz, S.UZUN'un "Kardeş bu haberiniz için ben tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum" "İnsanlık adına yapılmış, iki tane insanın röportajı" "Bu herkes bir şeyler yazabilir" "Ama karakter uyuşması olan insanların yazması önemli olan ve yazılan her cümle bir anlam ifade ediyo" "...ben HANEFİ beyi de aradım tebrik ettim, çok çok çok çok çok yerinde olmuş" "İşte dedim NEDİM ŞENERTe HANEFİ nin birlikte olması dedim, iki tane mühür var bunun altında dedim" dediği tespit edilmiştir.
Bu görüşmeye bakıldığında, Sabri UZUN ile aranızda karşılıklı çok samimi bir ilişkinizin olduğu anlaşılmıştır.

Aranızdaki bu samimi ve yakın ilişkisinin, Haliçte Yaşayan Simonlar kitabına benzer yaptığınız kitap çalışmasının Sabri UZUN ismi ile çıkartılmaya çalışılmasmdaki rolü nedir?

Cevap: Aramızda samimi bir ilişki vardır, görüşme Sabri Uzun'un Hanefi Avcı ve aramızda yapmış olduğu bir yorumdur. Benim şahsımla alakalı değildir. Hanefi Avcı ile bir röportaj yapmıştım, onunla alakalıdır.

Soruldu: Niçin dinlendiğinizi açıklayınız: Bu benim çevremdeki insanlarda oluşan bir genel kanaattir. Bende bunun etkisinde yaşadığım için Sabri Uzun'a böyle söyledim. Babam rahmetli olduğumda köydeki tanıdığım beni bir başkasının telefonuyla aradı.
 

Soruldu : 17.10.2009 günü saat.T8.22'de Sabri UZUN ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; S.UZUN'un "Kardeş merhaba" "Bi sabit telefonunu verebilir misin bana?" dediği, SİZİN "212xxxxxxx" dediğiniz anlaşılmıştır.

Bu görüşmede de gizliliğe dikkat ettiğiniz ve sabit telefondan görüşmeye çalıştığınız anlaşılmaktadır. Gizliliğe dikkat etmenizin sebebi nedir?

Cevap: Sabit numara isteyen Sabri Uzun'dur. Ben cep telefonumun şarjı yettiği sürece herkesle açık konuşmuşumdur.

Soruldu : "000KITAP.docx" isimli word dosyasındaki "İmamın Ordusu" başlıklı kitap çalışmasının içeriğine bakıldığında, değişik yerlerde kırmızı renkle ve büyük harfle yazılmış çeşitli notların bulunduğu, bu notlar içersinde, "BURADA DGM İDDİAN AMESİNDEKİ KASET ÇÖZÜMLERİNİ AYRINTISIYLA GİREBİLİRİZ. BAKACAĞIZ" BURADAN İTİBAREN EMİN ARSLAN OLAYI ARDINDAN MUSTAFA GÜLCÜ VE CELAL UZUNKAYA İLE FARUK ÜNSEL ANLATILACAK." "KİTABIN İLGİLİ BÖLÜMÜNE NURETTİN VEREN OLAYINI DA EKLERSEK FENA OLMAZ UNUTMA" şeklinde notlar yazılı olduğu görülmüştür.
Bu notları kimler yazmıştır? Bu notların bulunduğu yerlere yapılacak eklemelerle ilgili ne tür çalışmalar yapıldı? Bu çalışmaları kimler yaptı? Bu konuda siz ne tür çalışmalar yaptınız?

Cevap: Benim bu konuda bilgim yoktur.

Soruldu : Yine ODATV'de yapılan aramalar sonucu el konulan dijital verilerin yapılan incelemesi sonucunda "NEDİM" isimli klasör içerinde "YBelgesi" isimli word belgesi tespit edilmiş, word belgesinin içeriğine bakıldığında 2009 yılında piyasaya çıkarttığınız "ERGENEKON BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN VE CEMAAT" isimli kitabınızın taslak hali olduğu görülmüştür.

*Bu kitabınızın taslak halini ODATV'den kim yada kimlere verdiniz? Hangi amaçla verdiniz? Bu kitap çalışmanızda Soner YALÇIN yada ODATV'nin size herhangi bir katkısı oldu mu?

Cevap: Ben kitabımı kimseye göndermedim, sadece yayınevine gönderdim. Benim kitaplarımda taslak olmaz, bitmiş hali vardır. Bunu da sadece yayınevine gönderirim, Oda TV'ye asla göndermedim.

Soruldu : 21.07.2009 günü saat:11.54'de İbrahim..? ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; İBRAHİM'in "ya bu kitapla ilgili..." "...ya onu tabi, bugün Pınar şey yaptı okudu" "gündeminde tabi, adam fittirdi yani" dediği, SİZİN "Allah Allah, be
kardeşim ne yapacağımı şaşırdım " "hayır ne yapmak lazım, onu anlamıyorum,
bari sen bana söyle de ki Nedim şöyle yapmak lazım, ne olur bana birşey söyle gözünü seveyim" dediğiniz, İBRAHİM'in "tabi ben lafı şu ben bekle demiştim" dediği, SİZİN "Allah demedi ya hatta dedim ki bak x kişiye de sorun dedim , o önemli değil sen işine bak dedi bana , ya nasıl anlamıyorum ki ben bu işe , bekle derken hiç öyle bekle, mekle falan demedi, ben bir buçuk ay önce verdim ona ya , bitirdim verdim" dediğiniz, İBRAHİM'in "neyse ya bana dediğini söylüyorum, yani beni ilgilendiren bir
tarafıda yok ama işte böyle yani" "Nedim telefonluk iş değil bu" dediği, SIZIN "yani şöyle düşünüyorum, kendimde şöyle bir his hissediyorum, yani gitme gazeteye, çünkü sen oranın adamı değilsin hissi uyanıyor yani, bu kadar hani tepki gösterecek, bilmem ne yapacak diye birşey yok ki yani" dediğiniz, İBRAHİM'in "ya bu tepki gördülü birşey değilki yani, bu konuda sen teşvik edildin başka bir şeyden bahsediyor adam" dediği tespit edilmiştir.

Görüşmede geçen kitap konusu nedir? İbrahim isimli şahıs "Bu konuda sen teşvik edildin" derken neyi kast etmektedir? Sizi kimler teşvik etmiştir?

Cevap : İbrahim Ekinci benim Milliyet Gazetesi'ndeki şetimdir. Ben her türlü şeyi üst yöneticilerimle paylaşırım. Kitabı yazdığımda Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'di, ben kitabı yazdığımda kendisine gönderdim, 1,5 ay bekledi, kendisinde bulunmasını istedim. Ben kitabı bastırmak istiyorum, ancak cevap gelmedi. Güncel Yayınları'nda ben kitabı bastıracaktım. Bu yayınevi Aysel Aktaş'a aittir. Bu kitap Doğan Yayınlarında yayınlanmayacağı halde ben sırf yöneticimiz olduğu için fikrini almak için gönderdim. Ancak herhangi bir cevap gelmeyince yayınladım. Yayınladıktan sonra da gelen tepkiler üzerine bu konuşmayı yaptık. Bu kitap konusunda beni teşvik eden olmadı, kitap yayınlanmadan önce de görüşlerini almak için gönderdim. Tepki vermelerine de anlam veremiyorum. Ben Soner Yalçm'm bilgisayarına bana ait kitabın metninin nasıl gittiğini bilmiyorum, ben vermedim.

Soruldu : 21.07.2009 günü saat:14.11'de Uğur DÜNDAR ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; Görüşmenin başında bir süre sohbet ettikten sonra SİZİN "...bende şeyle uğraşıyorum şu şey çıkıyo kitap" "Belki yarın" dediğiniz, U.DÜNDAR'm "Çıkartmaya karar verdin" dediği, SİZİN "Çıktı çıktı abi bitti basıldı yani" dediğiniz, U.DÜNDAR'ın "Allah Allah ulan bize sormadan kitap çıkartıyosun" "Bana sorsan ben çıkartma derim" dediği, SİZİN "Ya ben biliyorum abi zaten şey arkadaşta ıı şey sizin de tanıyacağınız ıı zamanı mıydı falan gibi böyle bi şey yapmış ama içeriğinden falan haberdar tabi..." dediğiniz, U.DÜNDAR'm "Kim bu arkadaş kim bu arkadaş" dediği, SİZİN "Tanıdığınız kişi ya" "O her seferinde sorun çıkaran varya" "Yani her konuda herhangi bir konuda bi sorun çıkaran bi arkadaş vardı meşhur ondan sonra işte içeriğinin biliyo süreci biliyo şey zaten o bana bit takım şeylerde bulunmuştu" dediğiniz, U.DÜNDAR'ın "Ama sende çok acele ettin yani" "Valla bize bile sormadan" dediği tespit edilmiştir.

Görüşmede geçen kitap konusu nedir? Kitabın içeriğinden haberdar olduğunu söylediğiniz şahıs kimdir? "Süreci biliyo şey zaten o bana bit takım şeylerde bulunmuştu" diyerek neyi kast etmektesiniz?

Cevap: Yukarıdaki soruda geçen kitaptır. Ben yaşadığım şeyleri Uğur BeyTe paylaşıyorum. Aslında o da bana sitem ediyor, yazıyorsun da haber vermiyorsun diyor.

Soruldu 06.05.2009 günü M.YILMAZ isimli şahıs tarafından Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğüne gönderilen e-mail ihbarının içeriğinde; "Sayın yetkililer, Milliyet Gazetesi muhabiri Nedim ŞENER aslında ergenekonun propaganda biriminde çok gizli bir görevlidir. Döneme göre kendisine verilen görevi büyük bir ustalıkla yapar. Bunun en büyük delili Nedimin, ilgi alanının ticaretten ekonomiden bir anda Ergenekon örgütüne karşı olanları kıskaca almaya doğru sinsice değişmesi. Yıllardır kitapları ve gazete yazıları ile ekonomi ve finans ağırlıklı çalışmalar yaptı. Nedimin bu zamanlarında görevi ticari alanda sıkıştırılacak ve gelir sağlanacak grupları tehdit etmektir. Derin devlete karşı görünür ve bu perdenin arkasında Ergenekon tetikçiliği yapar. Onun işaret fişeğini atmasının ardından grup uyarıyı alır ve Ergenekonla pazarlığa başlar. Pazarlığa yanaşmayanlar ise ticari olarak bitirilmekte kalmaz korkudan adım bile atamaz olurlar. Bunun örneklerini gördük. O zamanlar SESAR isimli Ergenekon biriminin başında bulunan İsmail YILDIZ ile çok gizli belge paylaşmıştır.
Bir dönem Ergenekon tarafından uyarılması gereken UZAN grubu ile ilgili gizli bilgi ve belgeler Nedime servis ettirilmiştir. Kimsenin elde edemeyeceği Ergenekonun gizli dinleme merkezinden aldığı mailleri o kadar deneyimli gazeteci varken sıradan bir muhabir olan Nedim yayınlamıştır. Ancak ergenekonun bir ihbar üzerine deşifre olması Nedimin kuluçka süresini yarım bıraktı ve erken çıktı piyasaya. Ani bir değişim geçirdi ve ekonomi yazarı birden uzmanlık alanını bırakıp Ergenekon sanıkları Veli küçük ve Doğu PERİNÇEK'lerin mevzisine yerleşti. Tabi bu değişim dışarıdan görünen tarafı. Aslında bakarsanız Nedim emir almadan kılını kıpırdatacak birisi değildir. Emri verende tabiki Ergenekon. Doğu perinçekler ve ondan akıl alan fuat turgu.tla.nn misyonunu şimdilerde Nedim, üstlendi../' şeklinde beyanlara yer verildiği görülmüştür.

İhbardaki bu iddiaları açıklayınız?

Cevap: İhbardaki iddialar asılsızdır. Beni ve çalıştığım grubu hedef almaktadır. Nedim Şener olarak ekonomi, yolsuzluk ve hayali ihracat konularında yüzlerce haber yaptım. Bunların talimat veya telkinle değil, devletin resmi raporlarıyla haberleştirdim. SESAR isimli kuruluşu tanımadım, İsmail YıldızTa herhangi bir belge paylaşmadım. Ben 2009 yılında 15 yıllık muhabirdim. İddiaların olduğu tarihte deneyimli bir muhabirdim. Uzan'larla alakalı yazdığım kitapların tamamı devlet tarafından el konulup işlem yapıldıktan sonradır. BDDK raporlarından sonra kitap yazmışımdır. Benim Ergenekon sanıklarının hiç biriyle ilişkim olmamıştır.

Soruldu      : Yapılan ihbarda Ergenekon Terör Örgütünün propaganda biriminde çok gizli bir görevli olduğunuz, Ergenekon davasının devam etmesini engellemek için propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri yaptığınız, aldığınız talimatlar doğrultusunda örgütün belirlediği konular çerçevesinde kitap ve makaleler yazdığınız belirtilmiştir.

Diğer taraftan ODATV'de yapılan aramalarda elde edilen dijital verilerde; Ergenekon Terör Örgütü üst düzey yöneticileri tarafından Ergenekon Dava sürecini etkilemek, davayı yürüten kamu görevlilerini yıpratmak için bazı kararlar alındığı, SİZİN de örgütün belirlemiş olduğu "Ergenekonun boş bir dava olarak anlatılması", "Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi operasyonların poliste ve savcıdaki F tipi yaptı vurgusunun yapılması", "Danıştayın Türban eylemi olduğu vurgusu" gibi konuların 

Hanefi AVCI adıyla çıkan kitapta yer almasını sağladığınız, ayrıca örgüt adına Hanefi AVCI ile gerekli irtibatı sağladığınız anlaşılmıştır.

*Yapılan ihbar ve ODATV'den elde edilen veriler birlikte değerlendirildiğinde, Ergenekon Terör Örgütü üst düzey yöneticilerinin devam eden dava sürecini etkilemek için ciddi çalışmalar yaptığı, bu çalışmaların uygulanmasında sizinde aktif olarak görev aldığınız anlaşılmıştır. Bu durumu açıklayınız.

Cevap: Ben böyle bir görev aldığımı anlamıyorum. Ergenekon belgelerine Fethullah Gülen ve Cemaat isimli kitabı Dink cinayetiyle, İstihbarat Yalanları isimli kitabı, Kırmızı Cuma isimli kitabım Ergenekonla kitaba konu olan bağlantıları işaret eder. Daha önce de söylediğim gibi Ergenekon davasında yargılananlar tarafından tehdit edildim. Ergenekonun boş bir dava olduğu konusunda ben çalışma yapmadım, hiçbir yazı ve söylemimden böyle bir sonuç çıkmaz. Danıştay davası konusunda iddiaların Mahkemede değerlendirilmesinin bir şans olduğunu söyledim. Son yazdığım kitapta da Ergenekonda yargılanan bazı sanıklar arasında Dink cinayeti sanıkları arasındaki telefon irtibatını gösteren şemaları kitabıma yer vererek, aynı zamanda 1. Ergenekon iddianamesindeki Dink cinayetiyle ilgili bölümlerine yer vererek ardından Ergenekon, Kafes Eylem Planı ve Balyoz iddianamelerinde Dink cinayetinde bu soruşturmalar arasındaki bağlantıya yer vererek birleştirilmesi için televizyonlarda açıklamalar yaptım, gazetelerde yazılar yazdım. Hatta Savcıları bu konularda haddimi aşarak ağır davranmak konusunda sorumlu oldukları konusunda açıklamalar da yaptım. Oda TV'deki bu verilerde belirtildiği gibi bir ilişki içerisinde bulunmadım. Hanefi Avcı'nm kitabıyla ilgili hiçbir bilgim olmadığı açıktır. Aynı zamanda Hanefi Avcı ile herhangi birisi veya örgüt adına asla bir görüşmem olmamıştır. Bunu Hanefi Avcı ekte sunduğumuz yazıda söylemiştir. Asla ve asla Ergenekon terör örgütü sürecini etkilemek için bir süreç içerisinde bulunmadım.

Soruldu 03.08.2009 günü saat:14.16'da Baki ÖZİLHAN ile yaptığınız
telefon görüşmesinde özetle; B.ÖZİLHAN'm "Ya bir takım şeyleri paylaşmak istiyorum benim bir arkadaşım vardı da" "İzlediği konuyla ilgili bir şeyler aktarmak istiyorum ama ne yapsak nasıl yapsak" dediği, SİZİN "Şey konuştuğumuz konuyla ilgili mi" dediği, B.ÖZİLHAN'ın "Bilmiyorum yani ben şeylere çok fazla yani hava durumuna falan çok fazla güvenmiyorum çıkarız tatil yaparız şu olur bu olur gideriz ondan sonra da biliyorsun bu dalga malga hikayesi mavi tur zamanı geçiyor galiba" "Yani Dalgaya yakalanmayalım diyorum" dediği, SİZİN "Anladım peki siz bana bir öneri söyleyin şöyle yapalım deyin" dediğiniz, B.ÖZİLHAN'm "O zaman ben bir düşüneyim de senin de aklına yeni bir formül gelirse onu yapmaya çalışalım yani ben düşüneyim nasıl yapabileceğimizi nereye gidebileceğimizi" dediği, SİZİN "sabit bir telefon" dediğiniz, B.ÖZİLHAN'ın "Olmazsa olmazsa konuşuruz ama sonuç olarak zaten turu düzenleyen arkadaş diyor ki ya çok uygun değil koşullar diyor çünkü ben artık diyor turculuk murculuk yapmıyorum diyor ben daha üst düzeyde görev aldım şimdi o turistlerle uğraşmıyorum ben yapacağımı yaptım bugüne kadar her şeyi ortaya koydum netleştirdim" dediği, SIZIN "Anladım bilinen adam ya bu mavi turlar konusunda bilinen adam zaten yani" dediğiniz, B.ÖZİLHAN'ın "Bilinen tanınan bir adam yani yani kendisini sanki o konuda yeniden sınava gelmiş tabi terfi edip işin başına geçen adam olduğu için" ".. .bunu dinle bir de biz dinleyelim bir de bizim için konuş demek biraz uygun olmayabilir neyse biraz daha şey yapalım da uygun bir şekilde konuşalım" dediği, SİZİN "Şey yapalım ya bir arkadaş vardı ya hani mavi turda nereleri uğrancak falan diye elinde şey vardı kadrosu vardı" dediğiniz, B.ÖZİLHAN'm "Zaten o geldi o geldi bana anlattı dedi böyle böyle diyor dedi ben de onun için yani programı da aksatmayalım zaten ben Ankara'ya da döndüm bir kaç gün Ankara'dayım yarın Deniz beyin grup toplantısı var" dediği tespit edilmiştir.

Baki OZİLHAN'la şifreli bir şekilde yaptığınız bu konuşmayı açıklayınız? Görüşmede "Yani dalgaya yakalanmayalım" diyerek ne ifade edilmektedir? Görüşmede geçen "DALGA" "TUR" "TURİST" ve "HAVA DURUMU" kelimeleri ne anlama gelmektedir?

Cevap: Baki Özilhan CHP Basın Danışmanıdır. Baki Özilhan benim ödül aldığım törene geldi ve orada çok önemli bir yolsuzluk dosyası olduğunu, bir arkadaşının bu konuya vakıf olduğunu söyledi. Ama dosya gelmediği için içeriğinden haberdar olamadım. Burada "Dalga", "Tur", "Turist" ve "Hava Durumu" kelimeleri şifreli kelimeler değil, Baki Özilhan'm tatile çıkacağı Mavi Turla ilgili konuşmalardır. Dalgaya yakalanmayalım dediği konu da Mavi TurTa ilgili konudur. Böyle kelimelerin geçmesi son derece normaldir. Bu konuları Baki Özilhan'a sorarsanız o da size teyit edecektir zaten.

Soruldu : 10.09.2009 günü saat:12.37'de Nilgün..? ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; NİLGÜN'ün "Nedim bey ben Nilgün" dediği, SİZİN "Ha ben sizi sabitten arayayım sabitten arayım" dediğiniz tespit edilmiştir.
Görüşmede gizliliğe dikkat etmenizin sebebi nedir?

Cevap: Nilgün bizim gazetenin sekreteridir. O anda görüşmede olduğum için bu cevabı veriyorum.

Soruldu : 23.07.2009 günü saat 21:47'de Uğur DÜNDAR ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; U.DÜNDAR'm "Şimdi yarın ödül töreninde o kokteyl sırasında bir arkadaşım gelecek" dediği, SİZİN "Evet hıhı" dediğiniz,U.DÜNDAR'm "Sana bir dosyadan bahsedecek sen tabi onla görüş ama daha sonra bana o konuda hiçbirşey telefonda söyleme" dediği, SİZİN "Tamam oldu abi" dediğiniz, U.DÜNDAR'm "Aslında çok şey bir olay" dediği, SİZİN "Tamam abi" dediğiniz, U.DÜNDAR'm "Bana biraz uçuk gibi geldi ama yani çok ciddi bir insan söyleyen" "Belgeler falan da var elinde eğer dediği gibiyse hakkaten gündemi değiştirebilecek bir iş" "Dediğim gibi telde katiyyen konuşmayaIım""Tamam mı sen bi dinle bakalım" dediği, SİZİN "Ben size inşallah ulaştıracam size peki" dediğiniz tespit edilmiştir.

Görüşmede gizliliğe dikkat etmenizin sebebi nedir?

Cevap: Uğur Bey haberi hiç kimseyle konuşma dediği için böyle konuştum. Uğur Bey Arena'da çalıştığı için bu haber Arenada yapılacağı için beni bu konuda uyarıyor.
Soruldu : 23.07.2009 günü saat 21:49'da Uğur DÜNDAR ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; U.DÜNDAR'm "Sadece benimle değil başka hiçkimse
ile telefonda o konu ile ilgili görüşme" dediği, SİZİN "Yo yo hiç merak etmeyin siz" "Şey artık onu olmuş bilin siz" dediğiniz tespit edilmiştir.
Görüşmede gizliliğe dikkat etmenizin sebebi nedir?

Cevap: Bana güvenebilirsiniz demek istedim.

Soruldu: Dündar, Saçan ve Nedim Şener başlıklı programa ait çözüm tutanağı okundu: Ergenekon bombaları ve Tuncay Güney'in 2001 yılında yakalanmasının bir cemaat veya bir grup tarafından intikam almak veya hesap sormak amacıyla yapıldığı, komplo olduğu açıklamaları ve yorumları soruldu: Programın ilk yapıldığı tarihlerde Adil Serdar Saçan daha tutuklanmamıştı. Komple teorileri çok konuşuluyordu, bende bu konunun muhatabı Adil Serdar Saçan olduğu için Tuncay Güney'i ilk sorgulayan kişi olduğu için komplo varsa muhatabının da Adil Serdar Saçan olduğunu düşündüm. Ben Hrant Dink cinayetini ilk defa Ergenekon tarafından üstlendiğini iddia eden görüşleri her yerde dile getirdiğim gibi bu konuları kitaplarımda da işledim.
Ben Ergenekon terör örgütü üyesi değilim, örgüt adına herhangi bir dezenformasyon çalışması yapmadım, örgütün medya yapılanması içerisinde yer almadım.

Şüphelinin Müdafiilerinden Soruldu:
Av. KOKSAL BAYRAKTAR: Savunmaya aynen katılıyoruz. Müvekkilimiz hiçbir zaman bir örgüt üyesi olmamıştır ve olamazda. Bugünkü sorgulamada bizzat müvekkilimiz bugün örgüt üyesi olarak suçlanan pek çok kişiyi tanımadığını, onlarla hiçbir ilişkisi olmadığını, ayrı ayrı defalarca belirtmiştir. Daha da önemlisi Danıştay saldırısının Ergenekon örgütüyle birleşmesi gerektiğini, Hrant Dink cinayetinin gene aynı örgütle birleştirilmesi gerektiğini yazılarında ve çalışmalarında defalarca belirtilen bir kişi bu örgütün üyesi olamaz. Sorgulamada sözü edilen telefon konuşmaları ile ilgili şu hususu belirtmemiz gerekir. Telefon konuşmaları asli delil, kati delil olarak kabul edilemez. Bunların mutlaka tarih, yer ve zaman itibariyle uyuşan olaylarla ispat edilmesi gerekir. Sadece Savcı talebi ve Hakim kararı telefon dinlemelerinin hukuka uygun bir delil olma vasfını ortaya çıkaramaz. Müvekkilimizin sorgulamasında belirtilen telefon görüşmeleri bu açıdan delil değildir. Ayrıca telefon görüşmelerinin hemen hepsinde var olduğu ileri sürülen bir takım şifreli olduğu iddia edilen sözler tamamen bu konuşmaların delil olmadığını apaçık ortaya çıkarmaktadır. Kuşku duyulan, tereddüt edilen, şifreli olduğu beyan edilen bir konuşma kati ve kesin olan bir konuşma değildir ki kesin olsun. Şunu da savunma olarak ifade etmek isteriz ki, telefon konuşmalarıyla ilgili CMK.'nın 135. maddesinde öngörülen sürelere ve Hakim kararına tam olarak riayet edilip edilmediğini biz şu anda bilmemekteyiz. Kanunda telefon görüşmelerinin 3 ay ve 3 ay dinlenebileceği belirtildikten sonra örgütlü suçlarda bunun devamlı olarak l'er ay uzatılabileceğinden söz edilmektedir. Acaba müvekkilimizle ilgili dinleme kararlarında devamlılığın sağlanması için mi örgüt suçlanması ortaya çıkmıştır, onu da şu anda bilemiyoruz. Sorulan sorular arasında yer alan televizyon yayınından bir sonuç çıkarılmamasını, özel olarak Savcılığınızdan arz ve talep etmekteyiz. Çünkü televizyon yayını alenidir, halka açıktır. Böylesine açık bir yayını ve bu yayın senelerce önce olmuştur. Bu yayının bugün bir delil olarak ortaya çıkarılması son derece yanlıştır. Bizim Oda TV ile hiçbir bağlantımız yoktur. Müvekkilimizin açıkça söylediği gibi bütün kısa ve uzun yayınlarını yüzlerce sayfa tutan kitaplarını hep kendisi tek başına yazmıştır ve bu nedenle uluslar arası ödüllere layık görülmüştür. 21. yüzyılda Türkiye'nin yüzünü ağırtan bir gazeteci hakkında bir gizli örgütün dezenformasyonuyla suçlanması çok yanlıştır. Çünkü bu sorgulama temelde basın özgürlüğünün kullanılıp kullanılmamasıyla ilgilidir. Yargılaması 4 yıldan bu yana devam eden ve hiçbir ilişiğimizin olmadığı ortaya çıkan bir örgütle ilgili olarak bundan 1 yıl önce yazılmış bir kitap sebep ittihaz edilerek suçlamalar yapılması basın özgürlüğüne bir darbe niteliğini taşıyacaktır. Bu sebeple, hepimizin faydalandığı Türk toplumundaki herkesin faydalanma hakkına sahip olduğu bilgilenme hakkı dikkate alınarak 20 yıldan bu yana gazetecilik yapan ve aleyhine açılan bütün basın davalarında beraat kararı alınmış olan bir gazetecinin gizli örgütle ilişkili olduğunu iddia etmek Türkiye'de gerçekten basın özgürlüğüne indirilen bir darbe niteliğini taşımaktadır. Türkiye eğer milletlerarası alanda onurlu yerini devam ettirmek istiyorsa bu soruşturmada müvekkilimiz Nedim Şener serbest bırakılmalıdır. Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde hürriyetine kısıtlama konulmamalıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nda hürriyetin kısıtlanmasının dışında adli kontrol gibi yurt dışına çıkış yasağı gibi bir takım tedbirler vardır, bu tedbirler varken ve Türkiye'yi modern bir ülke haline hiç olmazsa bu tedbirlerle yükseltme imkanı yaratılmışken tutuklama gibi ağır bir tedbire hiçbir zaman gidilmemelidir. Savunma olarak sayın Savcılığınızdan, yüksek makamınızdan talebimiz ve arzumuz odur ki 4 yıldan bu yana hiçbir örgütle bağlantılı olmadan yalnız ve yalnız gazetecilik yapan tek özgürlüğü basın özgürlüğü olan ve Türkiye'de pek çok gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmalarıyla katkıda bulunmuş olan müvekkilimizin bu soruşturmada serbest olarak bırakılmasını ve suçlamaların dayanaksız olduğunu saygı ile bilvekale arz ve talep ederim dedi.

Av. NURCAN BAYRAKTAR: Savunmaya aynen katılıyoruz. Meslektaşımın beyan ve taleplerine aynen katılıyorum. Müvekkilimize yöneltilen sorularda yer alan haksız ve kaynağı belirsiz suçlamalar karşısında verdiği yanıtlarda da açıkça görüldüğü gibi müvekkilimizin tek faaliyeti haber verme hakkını kamu oyunu bilgilendirmek amacıyla somut belgelere dayanarak yayınlamak, tek kelimeyle habercilik yapmaktan ibarettir. Terör örgütü üyesi olmakla uzaktan yakından ilgisi yoktur, olması mümkün değildir dedi.

Av. ŞEHNAZ YÜZER: Savunmaya aynen katılıyoruz. Sayın meslektaşlarımın beyanlarına katılıyorum. Müvekkilimiz 20 yıllık gazetecilik yaşamı boyunca edindiği tüm bilgi ve belgeleri kamuoyuyla paylaşmıştır, gazetecilik görevini yapmıştır. Hiç kimseden emir ve talimat almamıştır, bu kapsamda kaynağı belirsiz ihbarlarla kasıtlı bir biçimde müvekkilimizin "Ergenekonun propaganda biriminde çok gizli bir görevli olduğu" iddia ve isnadının somut durumla hiçbir ilgisi yoktur. Müvekkilim sayın Savcılık makamı tarafından sorulan tüm sorulara içtenlikle ve samimiyetle yanıt vermiştir. Gizli bir görevinin olması düşünülmesi dahi mümkün değildir. Kovuşturmama kararı verilmesi, gözaltı kararının kaldırılmasını ve saygıyla talep ederim dedi.

Ceza Muhakemesi Kanununun 147'nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup, ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır. 05/03/2011

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.