'Hayırlı olsun Başbakan'a, Ergenekon'a ve muhiplerine'


Mehmet Göcekli / Demokrat Haber

Türkiye yeni bir hukuk skandalıyla karşı karşıya. Tutuklamanın bir tedbir olmaktan çıkıp cezaya dönüşmesi, uzun tutukluluk süreleri mağduriyetler yaratıp eleştiri konusu olunca yeni yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak yapılan yeni düzenlemedeki boşluklar suçları sabit olan katillerin bile bırakılmasına yol açtı.

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması ve tutuklu yargılanma sürelerinin 5 yıla indirilmesi üzerine Malatya Zirve Yayınevi’nde üç hristiyanı acımasızca bıçakla katleden ve olay yerinde suçüstü yakalanan zanlılar da serbest bırakıldı. Tüm deliller, itiraflar, yer göstermeler sanıkların suçlarını sabit hale getirmişken uzun tutukluluk bahanesiyle suç üstü yakalanan katiller serbest bırakıldı.

Yapılan başvuru üzerine dava dosyasının gönderildiği Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluk süresini 5 yıla indirilmesi nedeniyle Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Salih Gürler hakkında tahliye kararı verdi.

“HAYIRLI OLSUN BAŞBAKANA

Zirve Yayınevi’ndeki cinayetlere ilişkin davanın müdahil avukatlarından Erdal Doğan kararı Demokrat Haber'e şöyle değerlendirdi:

"17 Aralık yolsuzluk soruşturmaları sonrasında, Başbakan Erdoğan kendi hükümeti ve çevresini daha da derinleşmekte olacak soruşturmalardan kurtarabilmek için önce cemaatle girdiği savaşta sonra da savcısı olduğu Ergenekon/ balyoz hükümlü/sanıklarını kurtarma girişiminde bulundu. Çünkü yeni müttefiklik için Ergenekon düşünülüyordu.

İlk çıkış Yalçın Akdoğan’ın ‘milli ordumuza kumpas kuruldu’ söylemiydi. Sonra Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı ile görüştü ve hukuksal yol haritası belirlenmeye çalışıldı. Ve sonra Silivri ve adalet bakanlığı görüşmeleri. Tüm bunlar kamuoyu önünde gerçekleşti. Amaç hukuksal ilke ve özgürlükçülük değildi. Böyle bir amaca hiç kimsenin itiraz olamazdı. İşte HSYK düzenlemesi ile yargısal erki tümüyle pasifize edip yürütmeye bağlanması, internet yasası, keza düşünülen MİT yapılanması hepsi malum. Demokratikleşmeyi amaçlasaydı bu yasaları çıkarmaz, TMK tümden kaldırılırdı.

Bu çirkin iktidar ortaklıkları arasında, yine iktidar kavgaları arasında kurban seçilmiş ve o kaos ortamında katledilmiş Hıristiyanların ailelerinin, çevresinin ve kamuoyunun adalet bekliyor olması, kendi iktidar ikbali içinde hiç önemli olmadığı görülmüştür.

Zirve davasında 7 yıl önce dikkat çektiğimiz ve talep ettiğimiz hususlardan ancak bazıları eksik de olsa 5 yıl sonra yeni iddianameye konu olabildi. 2012 yılında son iddianameyi hazırlayan kovuşturmadaki savcılar ve heyet değiştirildi. Dosyanın çok kapsamlı oluşu haliyle yeni savcı ve heyetin davaya vakıf olması zaman aldı. Ağır işleyen yargı bürokrasisi, ara karar müzekkerelerine istenen kurumlardan geç verilen cevaplar, sanıkların haftalarca süren savunmaları, duruşma aralıkları da eklenince dava 7 yıl sürdü.

Savcılık makamı esasa ilişkin mütalaasını sanıkların müdahalesine rağmen en son duruşmada sunabildi. Fakat bundan sonraki yeni tehlike suç üstü yakalanan sanıkların serbest kalması ile birlikte kaçma olasılıklarının çok yüksek olmasıdır. Çünkü haklarında 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmektedir. Bir başka tehlike de yeni yasa ile yine savcı ve heyetin değiştirilme olasılığı ile davanın tekrar yıllarca sürecek olmasıdır. Bu haliyle davanın diğer tutuklu sanıkları için tahliyeler de gündeme gelecektir. Apar topar çıkarılan ilkeden uzak bu yasa ile kurban aileleri ile birlikte her birimizin canının iktidar karşısındaki hali durumu budur. Tüm bunlar birer hukuki ilke kaygısından çok siyasal iktidarın muhafazası kaygısı ile gerçekleştiğinden oluşan facia da ortadadır. Hayırlı olsun Başbakana, Ergenekon’a ve muhiplerine."

“ADALETİN YERLE BİR EDİLMESİNE HANGİ VİCDAN KATLANABİLİR?”

Protestan Kiliseler Derneği (TeK) tarafından yapılan açıklamada “Bu tahliye Hıristiyanlar arasında büyük bir üzüntü ve adalete inancın yitirilmesi etkisi yaratmıştır” denildi.

Protestan Kiliseler Derneği açıklamasında şu görüşler dile getirildi:

2007 yılı 18 Nisan’ı Türkiye’de yaşayan Protestan Hıristiyanlar için çok zor bir gün olmuştur. O gün Zirve yayınevi çalışanlarından Necati Aydın ve Uğur Yüksel ile birlikte Alman uyruklu Tilman Geske yalnızca Hıristiyan oldukları için, 5 genç tarafından ağır işkenceler uygulanarak ve sonunda boğazları kesilerek vahşice katledilmişlerdir.

Tutuklukta beş yılı geçen zanlıların tahliyesiyle ilgili yasal düzenleme, korkunç bir adaletsizliğe neden olmuştur. 18 Nisan 2007’de gerçekleşen Zirve Yayınevi katliamının ardından 7 yıldır tutuklu yargılanan 5 katil zanlısı, bu düzenlemenin sonucu olarak dün gece serbest bırakılmıştır. Savcının son duruşmada verdiği mütalaada, katil zanlılarının 4 kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmalarını istenmiştir. Serbest bırakılan katil zanlıları duruşmalar boyunca ölenlerin ailelerini, sivil toplum kuruluşları aktivistlerini, basın mensuplarını ve avukatları defalarca ağır bir şekilde tehdit etmişlerdir. Bu durumda tehdit edilenler de büyük bir tedirginlik yaşamaya başlamışlardır.

Bu tahliye Hıristiyanlar arasında büyük bir üzüntü ve adalete inancın yitirilmesi etkisi yaratmıştır.

Sadece Türkiye kamuoyunun değil, bütün dünyanın sonuçlanmasını 7 yıldır büyük bir sabırla beklediği davada, duruşmaların başladığı günden beri büyük bir özveriyle adaletin tecellisi için çaba sarf eden avukatların, sivil toplum kuruluşlarının emekleri bir anda sıfırlanmıştır.

Bu tahliyelerle birlikte dava korkunç bir darbe almıştır. Söz konusu davanın adaletle sonuçlanmasını sadece Hıristiyanlar değil, vicdan sahibi tüm Türkiye vatandaşları bekliyordu. Şu anda bütün Türkiye’nin vicdanı yara almıştır. Katil zanlıları artık elleri kolları serbest bir şekilde toplumun içindedir. Bu dehşet verici kararın ahlaki sorumluluğunu kim taşıyacak? Daha da önemlisi katliam zanlılarının çok muhtemel yeni faaliyetlerinin ağır bedelini kim ödeyecek?

Türkiyeli Hıristiyanlar olarak bu tahliye kararını büyük bir acıyla karşıladık. Adaletin 7 yıl gecikmesine belki katlanılabilir, ama adaletin yerle bir edilmesine hangi vicdan katlanabilir? Hıristiyan vatandaşlar olarak hem kendimizin hem de ailelerimizin can güvenliği büyük bir tehdit altındadır ve gelişmeleri büyük bir dehşetle takip etmekteyiz.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, devletini ve tüm adli organlarını bu tehdit ve tehlike karşısında acilen göreve çağırıyoruz. Bu duyarsız ve adaletsiz karara en kısa zamanda müdahale edilmesini bekliyoruz.

Ülkemizde bugün yaşadığımız sıkıntılı günlerde haykırışımız adaletin yerini bulmasıdır. Adaletin tecelli etmesi için yılmadan mücadelemizin devam edeceğini basın ve kamuoyuna sunarız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.