12 Eylül davasında Fatsa Barut Operasyonu

12 Eylül davasına bakan mahkemeye gönderilen belgelere göre, Terzi Fikri Başkanlığındaki uygulamalar üzerine 11 Temmuz 1980’de Fatsa’ya yapılan operasyonlar darbeden sonra da sürdü

 

17 Ekim 1980 tarihinde Kenan Evren’in emriyle hazırlanan ve tam iki ay süren ikinci operasyonu dönemin Komando Tugay Komutanı, eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis yönetti

 

GENELKURMAY Başkanlığı’nın, 12 Eylül davasına bakan mahkemeye gönderdiği belgelerden, Fatsa’ya düzenlenen Barut Operasyonu’nun planları çıktı. 12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlayan uygulamaların yapıldığı ileri sürülen Fatsa’ya ilk operasyon 11 Temmuz 1980’de yapılmış ve aralarında Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in de yer aldığı çok sayıda insan tutuklanmıştı. Mahkemeye gönderilen ve Milliyet’in de ulaştığı belgeler bu operasyonlara darbeden sonra da devam edildiğini ortaya koydu.

 

Belgelere göre, Fatsa’ya 2. müdahaleden önce dönemin Genelkurmay Başkanlığı Taktik Karargâh Komutanı Tuğgeneral Ahmet Çakıroğlu rapor hazırladı. Raporda, Fatsa’nın etnik yapısına ilişkin, “Vatandaşlar arasında herhangi bir ayırım yapılması arzu edilmemekle birlikte, bölge halkı Sünni Gürcüler, Sünni yerliler, Alevi Türkmenler ve az da olsa Ermenilerden oluşmaktadır” denildi ve özetle şu ifadelere yer verildi:

 

“BEYNİ YIKANMIŞ VATAN HAİNLERİ”

“Fatsa’nın 12 Eylül öncesi durumuna tesadüfen gelmediği, özellikle Sovyet Rusya ve diğer dış güçlerin yapmış olduğu bir planın, bazı beyni yıkanmış vatan hainlerince uygulanmaya konulması, devlete hizmet etmek gayesi ile başa gelen siyasilerin de bu duruma bilerek veya bilmeyerek seyirci kalmalarından kaynaklandığını söylemek mümkündür. 1943’te Sovyet Rusya’da basılan bir harita üzerinde Türkiye topraklarında kurulması düşünülen Halk Cumhuriyetlerinin, 12 Eylül öncesi Dev-Yol örgütünün eylemlerini yoğunlaştırdığı bölgeler olması, tesadüf olarak kabul edilmemelidir.

 

Fatsa Dev-Yol örgütü, 1979’da yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde Fatsa halkına kendisini ‘Sömürü ve Soyguna Karşı Mücadele’ veren bir kişi olarak tanıtmayı başaran ve bu yıllarda düzenlenen ‘Fındık’ta Sömürüye Son’ miting ve yürüyüşlerinde idareci olarak görev alan Fikri Sönmez’i Belediye Başkanı olarak seçtirmiştir. Sönmez, örgüt mensuplarına menfaat sağlamaya başlamış ve belediyeyi anarşi için üs olarak kullanmıştır.

 

“FINDIK’TA YANLIŞ POLİTİKA”

Fındık konusunda yürütülen yanlış politika, Dev-Yol örgütü tarafından ‘Fındık Sömürüsü’ şeklinde, başlıca propaganda vasıtası olarak kullanılmış ve süratle taraftar kazanılması sağlanmıştır.

 

“SAVCI ANARŞİSTLE KOL KOLA”

Kamu personeli militan olarak görev yapmış, savcı anarşistlerle kolkola gezmiş, okullarda enternasyonal marşlar söyletilmiştir. Fatsa’da düzenlenen bir defilede kaymakam ve askerlik şube başkanı devrim andı içerek, ölen devrimciler için saygı duruşunda bulunmuştur. Törenlerde Dev-Yol amblemli boru trampet takımları, kaymakam, garnizon komutanı ve savcı gibi kamu görevlileri önünden geçebilmiş ve ayakta selamlanmışlardır. 8 Temmuz 1976-15 Aralık 1980 arasında yazı işleri müdüründen, veteriner hekime kadar 14 şahıs kaymakamlık yapmış, adli ve idari mekanizma etkisiz hale getirilmiş, devletin kolluk gücü ve yargı organları iş yapar görünmüş, devlet otoritesi yok denecek kadar zayıflamıştır.

 

NORMAL FİYATTAN DAĞITTILAR

Devletin yokluğunu fırsat bilen Dev-Yol militanları, güçlü olduklarını göstermek ve taraftar kazanmak maksadı ile bayilere gelen akaryakıtı vatandaşlara dağıtmışlar, sigaralara el koyarak normal fiyattan halka intikalini sağlamıştır, margarin bulunmadığı zamanlarda fabrikalardan temin ettikleri yağları, normal fiyattan halka dağıtmışlardır...  ‘Devlet’in yapamadığını örgüt yapıyor’ fikri yaratılarak bir çok sempatizan kazanılmış ve komünizm için geniş bir taban oluşturulan Fatsa, kurtarılmış bölge ilan edilerek ülke uçurumun kenarına getirilmiştir. Kısa ve uzun vadedeki önlemlerin alınması durumunda, Fatsa bölgesindeki anarşik olayların büyük ölçüde önlenebileceğine inanılmaktadır. Bugün için mümkün olan tedbirlerin alınmasının erken olduğu düşünülmesi halinde, yarın için çok geç kalınabilecektir.”

 

OPERASYON EMRİ EVREN’DEN

Kenan Evren, 17 Ekim 1980’de operasyon emri verdi ve dönemin Komando Tugay Komutanı, eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, 23 Ekim 1980’de harekât planı hazırladı. Plana, ilk operasyondan önce AP, CHP ve MSP ilçe başkanlarının yaptığı “Fatsa’da komünist işgal yok, ateş ile barut yok, böylesine huzurlu bir yerde olay çıkartmak niye?” açıklamalarına karşılık “Barut Operasyonu Harekât Planı” adı verildi.

 

Harekâtın parolası “barış, işareti süphan” saati 05.30 olarak belirtildi. 38 yerleşim merkezine yapılan operasyon 24 Ekim 1980-22 Aralık 1980 arasında devam etti.

 

8 ÖLÜ VE 599 GÖZALTI

Bitlis tarafından kaleme alınan 25 Aralık 1980 tarihli sonuç raporunda, toplam 1748 subay, astsubay, erbaş ve er’le gerçekleştirilen harekât sonucu, daha önce isimleri belirlenen toplam 599 kişi gözaltına alındı. Harekat sırasında meydana gelen silahlı çatışma sonucu 8 kişi öldürüldü, 4 kişi sağ ele geçirildi. Bir astsubay ayağından vurularak, yaralandı. Bir asteğmen, gece kendi hazırladığı pusuya daha sonra habersiz kendisi girmesi nedeniyle erlerin açtığı ateş sonucu öldü.

 

Evren, operasyona katılan ve Bitlis’in de aralarında olduğu askerleri 2 Ocak 1981’de belgeyle takdir etti.

 

TERZİ FİKRİ KİMDİR?

14 Ekim 1979’daki seçimlerde Devrimci Yol’un desteklediği bağımsız aday “Terzi” lakaplı Fikri Sönmez, diğer sol grupların da desteğiyle başkan seçildi. Sönmez halk komiteleri örgütledi. Halkın katılımıyla “Çamura Son Kampanyası” gibi birçok kampanya yapıldı, işler ortaklaşa yürütüldü. Bu gelişmeler başta Demirel olmak üzere askeri rahatsız etti. 8 Temmuz 1980’de askeri birlikler Fatsa’ya gönderildi. Ve Kenan Evren’in emriyle 11 Temmuz’da operasyon yapıldı. Sönmez gözaltına alındı. İşkence gördü ve 4 Mayıs 1985’te Erzincan Cezaevi’nde kalp krizinden öldü. (Milliyet)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.