TİHV ve İHD: OHAL'ler hep insan hakları ihlalleriyle hayata geçti

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) askıya alındığı sözlerinin ardından ortak açıklama yaptı.
 
İnsan hakları örgütleri “Türkiye’nin geçmiş OHAL dönemlerinde meydana gelen hak ihlallerinin Anayasa’nın 15. maddesinin 2. fıkrasındaki güvencelere uyulmadığını gösterdi” dedi.
 
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ülkede 3 ay OHAL ilan edilmesi ve AİHS'in bu sürede askıya alınacağına ilişkin ortak açıklama yaptı.
Yakın dönem tarihinde son sıkıyönetim uygulamasının kısmi olarak Kasım 1978’de yaşamaya başlayan Türkiye’de bu uygulamanın, 12 Eylül 1980’de askeri darbesi ile kalıcılaşarak 19 Temmuz 1987’ye kadar devam ettiği kaydedildi.
 
Bu tarihten sonra Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğusunda birçok ili kapsayacak şekilde başlatılan olağanüstü hal uygulaması 46 kez uzatıldığının altı çizilen açıklamada, OHAL'in 30 Kasım 2002 yılına kadar sürdüğü kaydedildi.
 
Türkiye halkları 24 yıl boyunca zaman zaman ülkenin tamamında ya da bir bölümünde ama kesintisiz olarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlandığı/kısıtlandığı sıkıyönetim/olağanüstü hal rejimi altında yaşadığı belirtilen açıklamda, “Bu durum, dünya çapında eşine az rastlanır bir örnektir” denildi.
 
DEMOKRASİ TAHRİBATI DERİNLEŞECEK
 
Açıklamada, askeri darbe girişimlerinin askeri darbe döneminin zihniyeti ve kanunları ile ortadan kaldırılamayacağı belirtilerek şöyle denildi:
 
* “Hiçbir yargı denetimine açık olmayan bir şekilde Bakanlar Kurulunca kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarılabilerek, zaten önemli ölçüde işlevsizleştirilmiş olan yasama organı (TBMM) bütünüyle işlevsizleştirilecek,
 
* Sokağa çıkma yasağa ilanı başta olmak üzere, seyahat, eğitim, çalışma, haberleşme ve iletişim, konut dokunulmazlığı, özgürlük ve güvenlik gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kısmen ya da tamamen durdurulacak, güvenlik güçlerinin silah kullanımı yetkisi nerede ise sınırsız hale gelecek,
 
* Zaten son dönemde mevcut siyasal iktidar tarafından yeterince tahrip edilen hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve insan haklarına saygı gibi demokrasi ilkelerinin maruz kaldığı tahribat daha da derinleşecektir.”
 
YENİ GERİLİMLERE SEBEP OLABİLİR
Türkiye’nin tamamını kapsayan ve 3 ay süreli OHAL ilanının anti demokratik ve toplumun tüm kesimlerini baskı altına alacak, otoriter uygulamaların kalıcı hale getirileceği bir yaklaşım olduğu belirtilen açıklamada, bu durumun Türkiye’de fiili başkanlık modelinin OHAL yasası ile birlikte kanuni bir şekil alacağı, parlamenter sistemin iyice zarar göreceği ve anlamsız hale getirileceği ifade edildi.
 
Açıklamda temel hak ve özgürlüklerin ciddi olarak kısıtlanabileceği ortamın ise yeni gerilimlere ve toplumsal çatışmalara sebep olabileceğine dikkat çekildi.
 
OHAL'LER HEP İNSAN HAKLARI İHLALLERİYLE HAYATA GEÇTİ
 
Türkiye’nin geçmiş OHAL dönemlerinde meydana gelen hak ihlallerinin Anayasa’nın 15. maddesinin 2. fıkrasındaki güvencelere uyulmadığını gösterdiği kaydedilen açıklamada, “Tüm olağanüstü yönetim usullerine başvurulduğu dönemler, insan hak ve özgürlüklerinin ihlallerinin yoğunlaştığı dönemler olarak kayıtlara geçmiştir.
 
“Bununla da sınırlı değil. Olağanüstü dönemler, çıkarılan yasalar ve uygulama pratikleri ve oluşturduğu kültür ile-özellikle askeri ve sivil kamu bürokrasisi üzerinde- olağan yönetim usullerine geçildiği söylenen dönemleri de olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir.
 
“Her şart altında yaşam hakkının, maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağının yani işkence ve kötü muamele yasağının sürmesi gerektiğini, din, vicdan ve düşünce özgürlüğünün güvence altında olması gerektiğini, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceğini yani ölüm cezası tartışmalarının bile anlamsız olduğunu ve masumiyet karinesinin mutlaka korunması gerektiğinin hatırda tutulmalıdır.
 
“Siyasal iktidarın demokrasinin ilkelerini hayata geçirmemesi, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü tahrip edici tutum içinde olması, askere ‘dokunulmazlık’ yasası gibi anti demokratik yasaları yürürlüğe koyması, Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözmek yerine şiddete dayalı politikaları benimseyip Türkiye içinde ve dışında savaş yürütmesi derin bir siyasi ve devlet krizine yol açmıştır” denildi.
 
Bu süreç içerisinde içeride ve dışarıda barış politikalarının geliştirmesi, yeniden bir barış ve çözüm sürecinin inşa edilmesi gerektiği ve demokratik siyasetin önünün açılarak Türkiye’nin kaostan çıkabileceği ifade edilen açıklamada, OHAL’in en kısa sürede sona erdirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle uyumlu biçimde olağanüstü durumlarla baş etme imkanını sağlayan düzenlemelerin acil bir şeklide ele alınması gerektiğini belirtildi.

(Kaynak: Evrensel)
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.