Zana-Erdoğan görüşmesi 1,5 saat sürdü.
Görüşmeye, 2009’dan bu yana “demokratik açılım” sürecinin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da katıldı.
Leyla Hanım görüşmeye dava arkadaşı rahmetli Orhan Doğan’ı anma törenindeki “Hiçbir savaş sonsuza kadar devam etmez. Bu topraklara barış mutlaka gelecek” mesajıyla geldi.
Güneydoğu’da şiddet yeniden tırmanırken Zana “Kürt haklarının tanınması ve barışçı çözüm için yeni bir başlangıç yapılmasını” istiyor. Zana, BDP yönetiminden eleştiriler geleceğini bilmesine karşın “Erdoğan isterse sorunu çözer” diyerek cesaret verici bir adım attı. Başbakan da Leyla Zana’nın düşüncelerini önemseyerek Başbakanlık Konutu’ndaki 1,5 saatlik görüşmeye ortam hazırladı.
Seçimlerin üzerinden bir yıl geçti.
Bu süreçte Silvan ve Dağlıca saldırıları, Uludere trajedisi yaşandı.
“Oslo”da devletin PKK ile masaya oturduğu anlaşıldı. Görüşmelere Başbakan adına günümüzün MİT Müsteşarı Hakan Fidan da katılmıştı.
Kandil ve İmralı da devredeydi.
PKK’nın silah bırakmasına yönelik “protokol”ler hazırlanmıştı.
Öcalan’ın “ev hapsine çıkartılması” konuşuluyordu. Bu süreç PKK’nın yeniden silaha sarılmasıyla bozuldu.
Ancak hükümet de KCK operasyonlarıyla “demokratik siyaset”in önünü kapadı. Çoğu BDP üyesi, seçilmiş belediye başkanları, parti yöneticileri Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu gibi aydınlar, gazeteciler tutuklandılar. Son olarak Van Belediye Başkanı cezaevine konuldu. KCK operasyonları KESK’e uzandı.
Leyla Zana, Kürtlere yönelik bu baskının barışa zarar getireceğini Başbakan’a anlatmış olmalıdır.
PKK silah bırakacaksa dağla, siyaset arasında bir alan açmak gerekiyor.
Bu alanı CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği gibi “siyaset kurumu” açacak.
Leyla Zana, “Kürt sorununun Anayasal zeminde çözüleceği bir Türkiye’de hâlâ gençlerin ölüyor olması vicdanları kanatıyor” demekte haklıdır. Ziyaretin önemli bir işlevi de Tayyip Bey’e kimi gerçeklerin Leyla Zana gibi 1990’ların “iç savaş” ortamını yaşamış, Meclis’ten zorla alınarak on yıl cezaevinde kalmış bir parlamenter tarafından anlatılıyor olmasıdır.
Başbakan Erdoğan epeydir “muhalif seslere” kapandığı için Leyla Hanım’ın anlattıkları ilgisini çekmiştir.
Erdoğan-Zana görüşmesi öncesinde dikkat çekici bir olay da Musa Anter cinayetinin tetikçisi olduğu öne sürülen Şırnak-Kumçatılı Hamit Yıldırım’ın yakalanmasıdır.
“Ape Musa” cinayeti JİTEM’in işiydi.
Anter’in öldürüldüğü cinayetten sağ kurtulan Orhan Miroğlu, tetikçilerin cesetleri çiğneyerek JİTEM lojmanlarına saklandıklarını yazdı. Dosya “zamanaşımı”na uğramaya aylar kala Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nca yeniden açılıyor.