"Nafaka veya İstanbul Sözleşmesi'nin tartışılması kadınların güçlenmesine bir itiraz. Her ne kadar düzenlemeler hukuki olsa da siyasi saiklerle yapılıyor"

'Süresiz nafaka' olarak adlandırılan yoksulluk nafakasının yeniden düzenlenmesi bekleniyor. 6. Yargı Paketi ile TBMM'ye sunulacak düzenleme kadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanıyor.

Gözden kaçırmayın

Erdoğan: Hayat pahalılığı ve çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir Erdoğan: Hayat pahalılığı ve çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir

Her gündeme geldiğinde kadın örgütlerinin itirazına neden olan düzenleme ile ilgili Adalet Bakanı yakın zamanda verdiği bir söyleşide “1 gün, 1 ay, 5 ay evli kalıp ölene kadar nafaka verme yükümlülüğü adil değil. Bunun bir ölçüsünün olması lazım” açıklamasında bulunmuştu.

Euronews'ten Dilek Gül'ün haberine göre İlgili düzenlemenin basına yansıyan detaylarına göre, 2 yılın altındaki evliliklerde 5 yıl, 2 ile 5 yıl arasında süren evliliklerde 7- 8 yıl, 5 ila 10 yıl arasındaki evliliklerde ise 12 yıl nafaka verilmesi planlanıyor.

Süre sonunda nafaka alan eşin maddi olumsuzlukları devam ediyorsa ‘ara süre’ uygulanacak ve 2-3 yıl daha nafaka alabilecek. Yani düzenleme ile “nafaka ödeme süresine üst sınır konulması” ve “evlilik süresine göre nafaka ödenmesi” sağlanacak.

Aslında kamuoyunda nafakanın süresiz olduğu algısı söz konusu fakat yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası birbirine karıştırılıyor.

Avukat Selin Nakıpoğlu, hukukta ‘süresiz nafaka’nın olmadığını belirtiyor ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde nafakanın kaldırılmasının hangi koşullara bağlı olduğunu anlatıyor:

"Belirtmek gerekir ki, hukukumuzda süresiz nafaka yoktur. Medeni Kanun madde 175 gereğince nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, ister erkek ister kadın olsun, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, geçimini sağlamak amacıyla diğer taraftan yoksulluk nafakası talebinde bulunabilecektir. Nafakanın kaldırılması ise Medeni Kanun madde 176’da düzenlenmiştir. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.’’

Aniden ortaya çıkan nafaka mağdurları ile agresif bir süreç başlatıldı, hukuki ve sosyolojik açıdan ele alınmadan yürütüldü
Avukat Selin Nakıpoğlu sürecin başlangıcını şu sözlerle anlatıyor:

"Yasada herhangi bir boşluk yok. Nafaka gündemi 2016 tarihinde hazırlanan Boşanma Komisyonu Raporu ile başladı. İktidar partisince nafakadaki problemleri çözeceğiz dendi. Ben de bir avukat olarak nafakanın tahsilatındaki problemler ya da nafaka miktarlarının cuz’i oluşundan bahsettiklerini düşünmüştüm ama öyle değilmiş. Aniden ortaya çıkan nafaka mağdurları ile agresif bir süreç başlatıldı ve de hukuki ve sosyolojik açıdan ele alınmadan yürütüldü. Hala da yürütülmekte.’’

Avukat Nakıpoğlu düzenleme ile kadınların şiddet dolu evliliklere mahkum edilmek istendiğini ifade ediyor. Ve boşanma sonrasında kadınların yoksulluğa terk edildiğini söylüyor:

"Düzenleme ile amaç milyonlarca görünmeyen emek veren ev kadını açısından şiddet dolu evliliklere mahkûm edilmek ya da erkek tarafından açılan boşanma davalarının sonrasında yokluğa terk edilmek anlamına geliyor. Üç değil beş çocuk doğurun denen ülkede ücretsiz kreş yok. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı kadınların üzerindeyken kadınlar nasıl istihdama katılacak?’’

TÜRKİYE'DEKİ NAFAKALARIN YÜZDE 66’SI ÖDENMİYOR

Her ne kadar boşanan kadınların bu nafakayı düzenli bir şekilde aldığı düşünülse de, aslında nafaka tahsilatının neredeyse imkansız olduğunu söylüyor Avukat Nakıpoğlu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın, geçtiğimiz ay “Türkiye’deki nafakaların yüzde 66’sı ödenmiyor" açıklaması da bu söylemi destekliyor.

Nakıpoğlu’na göre boşanan kadınların destek alabileceği sosyal yardım sistemi yok ve mevcut yardımlara da kadınların ulaşmasının söylenildiği gibi kolay değil. Bununla birlikte mevcut sosyal yardımların hayatı idame ettirecek yeterlilikte olmadığını söylüyor.

Öte yandan sadece nafaka konusunda değil, boşanmanın hızlandırılması, aile arabuluculuğu getirilmesi gibi konularda da Medeni Yasa’da değişiklik yapma hazırlığı söz konusu.

Bunun Medeni Yasa’ya bir müdahale olup olmadığı sorusuna ‘’Bütün davalar uzun sürüyor, bu bir gerçek ama bu sistem sorunun bütününü görmeden sadece boşanma davalarını hızlandırmaya çalışmanın arkasında iyi niyet aramamız mümkün değil. Herhangi maddi durum araştırması, kusur araştırması yapılmaksızın hemen boşanma kararı mı verilecek?’’ sözleriyle yanıt veriyor Avukat Selin Nakıpoğlu.

"Erkeklerin bir an önce boşanmasını sağlamak, şer-i hukuktaki ‘boş ol’ sistemine doğru bir adım atmak mı amaç? Aile arabulucuğunun arkasında olanların meseleyi iyi tahlil ettiklerine inanmıyorum. Arabulucuların ofislerinde kadınların can güvenliğinin nasıl sağlanacağına dair bir fikirleri var mı? O ofislerde nasıl şiddet olaylarının yaşanabileceğini düşünmek bile istemiyoruz. Arabuluculuk düzenlemesi gelirse kadınların can güvenliği Türkiye'de katbekat daha tehlikeye girecek. Arabuluculuk bir masa etrafında güç dengesizliği olmaksızın ancak uygulanabilir ama aile arabuluculuğunda böyle bir şey söz konusu değil çünkü şiddet içermeyen boşanma davası hemen hemen hiç yok. Taraflar zaten anlaştıysa arabuluculuğa ihtiyaç yok.‘’

Bu politikanın mağdurlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu söyleyen Avukat Selin Nakıpoğlu bu aşamada yoksulluğun anlamının belirlenmesinin önemli bir kriter olduğu fikrinde.

Son yıllarda nafaka veya İstanbul Sözleşmesi'nin tartışılması kadınların güçlenmesine bir itiraz. Her ne kadar düzenlemeler hukuki olsa da siyasi saiklerle yapılıyor. Bu kararlarla son yıllarda oyları düşen iktidar partisi kadın karşıtı grupları yanında tutma çabasında.

Eşitlik için Kadın Platformu'ndan Berrin Sönmez ise son yıllarda nafaka veya İstanbul Sözleşmesi'nin tartışılmasını kadınların güçlenmesine bir itiraz olarak yorumluyor.

Her ne kadar düzenlemeler hukuki olsa da siyasi saiklerle yapıldığını söyleyen Berrin Sönmez, bu kararlarla son yıllarda oyları düşen iktidar partisinin kadın karşıtı grupları yanında tutmaya çabaladığını dile getiriyor:

"Bunların her biri kadınları güçlendiren düzenlemeler. O nedenle bir çok açıdan işlerine gelmiyor. Cumhurbaşkanının 'kimse bana kadın erkek eşittir' dedirtemez sözü doğrultusunda bütün kamu görevlilerinin yaklaşımı böyle. Kadın yapılmak istenen düzenlemelerle hukuk öznesi özerk birey olarak tanımlanmak istenmiyor. Bunun değiştirilmesi isteniyor. Nafaka da kadının ev içi emeği ile erkeğin gelirine yaptığı bir maddi değer var. Erkeğin gelirini maksimize ediyor kadın. Ve boşanma sonrası kadının bu emeğinin ekonomik değer olarak iade edilmesi gerekiyor kadına. Yoksulluk nafakasının anlamı bu aslında. Ve bu iade edilmediği takdirde erkek haksız kazanç elde etmiş oldu. Yani burada hem haksız kazanç hem de ekonomik eşitsizlik var. Bununla birlikte her ne kadar marjinal gruplar olsa da İstanbul Sözleşmesi ve nafaka için dergahlarda imzaların toplandığını biliyoruz. En çok sahiplenen ise Yeniden Refah Partisi. Ataerkil hayat tarzını tercih edenler dinen bazı yorumlardan etkileniyorlar ve buradan bakıyorlar. Özellikle toplumsal cinsiyet ve LGBTİ açısından bakıyorlar. Ama işin özünde istemedikleri kadın-erkek eşitliği‘’

Eşitlik için Kadın Platformu'ndan Berrin Sönmez ilgili adımlarla nafaka ödemek istemeyenlerin hoşnut edilmeye çalışıldığını söylüyor.

Sönmez'e göre bir yandan nafakanın kaldırılması için çaba sarf edilirken, bir yandan da kadınların bu ülkede mülkiyet hakkının olmadığı, eşit işe eşit ücret alamadığı, eğitim ve istihdamdan yararlanamadığının yok sayılması söz konusu.

Boşanan kadına bağlanan nafaka miktarının ortalama 262 lira olduğunu ve şöhretlerin aldıkları nafakalarla miktarın aynı olmadığının altını çizen Sönmez, "Bununla da kadın sadece hayata tutunabiliyor. Ailesinin yanına gittiyse, bir ekmek parası oluyor. Yani bir ev bile açamıyor. Ekonomik eşitsizliği derinleştirecek bir adım bu" ifadelerini kullanıyor.

ERKEĞİN KONFORU

Özellikle belirli bir kesim tarafından yapılan nafakanın boşanmaları teşvik ettiği ve aile kavramını ortadan kaldırdığına dair yapılan yorumları da eleştiriyor Sönmez.

'Aile kavramının yok edileceğine dair yapılan yorumlarda bahsedilen şey erkeğin konforu' diyor.

"Kadınlar bıçak kemiğe dayanmadan boşanmıyor. Kadınların yoksulluk nafakası almak için ailelerinden vazgeçtiklerini söylemek çok zor. Kaldı ki 300-500 gibi rakamlar için kimse boşanmaz. Orda bir şiddet ya da hiç tahammül etmek istemediği bir hayat var. Kadın kendi yaşamına dair bir karar almak istiyor. Bu durumda kurtulmak istiyor ve boşanıyor. Ve bu aşamada emeği ile erkeğin gelirine yaptığı katkının ona iade edilmesi gerekiyor. Bu hakça ve adil olandır. Ödemediği takdirde erkek haksız kazanç elde edilecek. Bir de şöyle bir yanı da var, boşanma aşamasında çoğu erkek kendisini işsiz gösterdiği için mahkemeler çok düşük miktarda nafaka bağlıyor. Onu da alamıyor kadın, erkek ödemiyor. Adalet Bakanlığı'na göre yüzde 66'sı ödemiyor. Demek ki yıllardır süren nafaka kaldırılacak söylemleriyle zaten erkekler ödemekten vazgeçti. Yani ödemek istemeyenleri teşvik eden bir yanı var bu söylemlerin. Bu kadınlara yönelik ekonomik şiddettir. 'Ben şimdi ne yapacağım' diye kadın derneklerine başvuran kadın sayısı arttı.‘’

2. YARGI PAKETİNDE YER ALMIŞTI

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yaklaşık üç yıldır nafaka ile ilgili çalışmalar yapıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019'da açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında Meclis'e sevk edilen 2. Yargı paketiyle "süresiz nafaka ve icralık çocuk tartışmalarının sona ereceğini" söylemişti.

Fakat gelen eleştiriler üzerine bu düzenleme pakette yer almadı.

Konuyla ilgili Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise basına yaptığı açıklamalarda “3 gün, 1 ay, 5 ay evli kalıp ölene kadar nafaka verme yükümlülüğü adil değil. Bunun bir ölçüsünün, endazesinin olması lazım. Bu çözüm hem kadını koruyacak hem de erkeği koruyacak. Belli bir yaştan sonra eğer kadının bir işi yok ise onu da korumak gerekiyor. Süresiz nafaka konusunda hakkaniyetli, adil bir düzenleme gerekiyor. 40 yıl evli kalmış birisi 5 sene nafaka olmaz. Muhtemelen uzun süreli evliliklerden sonra boşanmalarda nafakalar da uzun süreli olur. Kısa süreli evliliklerde nafaka da kısa olur” ifadelerini kullanmıştı.

Son bir kaç yıldır Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu da sosyal medyada nafakanın kendilerini 'mağdur' ettiğini ifade ediyor ve nafakanın bir yıldan fazla olamayacağını dillendiriyorlar.