Koronavirüse rağmen kışı pozitif geçirmenin beş yolu

Akıl sağlığı uzmanları moralimizi artırmak için etkili tavsiyeler veriyor

Koronavirüse rağmen kışı pozitif geçirmenin beş yolu

Son aylar pek çok kişi için felaketti. Milyonlarca kişi yas, stres, maddi sıkıntılar, işsizlik ve pandemiden kaynaklanan izolasyon gibi sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.

Kışın en karanlık günlerini yaşıyoruz ve bu normal dönemlerde bile pek çok kişi için zor bir durumken, koronavirüs her şeyi daha da zorlaştırıyor.

Fakat akıl sağlığı uzmanları moralimizi artırmak için etkili tavsiyeler veriyor.

İşte onlardan bazıları:

HAREKETE GEÇİN

Kışın açık havada egzersiz yapmak kulağa kolay gelmese de, uzmanlar bunun morali artırmak için müthiş bir yol olduğunu söylüyor.

King's College London'dan Dr. Brendon Stubbs "Bedenlerimiz ve zihinlerimiz birbirinden ayrılmaz bir bütündür" diyor.

Egzersiz yapmak bedenimizin endorfin salgılamasını tetikliyor. Bunun sayesinde acı hissi azalıyor, insan kendisini daha iyi hissediyor.

Dr. Stubbs'ın yaptığı araştırma, egzersiz yapmanın beyinde duyguları işleyen bölümdeki elektrik faaliyetlerini artırdığını ortaya koyuyor. Bunlar özellikle hipokampus ve pre-frontal korteks.

"Akıl sağlığını iyileştirmek ve beyninizi uyarmak için aktif olmak önemli. Egzersiz yapmazsanız beyninizin aktivitesi de azalır" diyor.

Bu yüzden egzersiz eksikliği anksiyete ve depresyonun nedenlerinden biri.

Egzersiz beyin sağlığı için kritik öneme sahip bir protein olan BDNF'in (beyin türevli nörotrofik faktör) salgılanmasını da artırabiliyor.

Dr. Stubbs "Bunu bir beyin gübresi olarak düşünebilirsiniz, beynin çeşitli parçalarının yenilenmesini sağlıyor" diyor ve ekliyor:

"Sizi hafif bir şekilde nefes nefese bırakan her şey buna etki eder. Hızlı bir yürüyüş, bahçeyle uğraşmak veya bisiklete binmek buna dahildir."

10 dakika kadar spor yapmak bile önemli bir fark yaratıyor.

ÇOK KAFAYA TAKMAYIN

Oxford Üniversitesi'nden Prof. Jennifer Wild, bazı şeyleri çok kafaya takmaktan kurtulmak için faydalı alışkanlıklar edinmenin en iyi yol olduğunu söylüyor.

Bunu "kafanızdan çıkarmak" olarak adlandırıyor.

İnsanlar genellikle aynı olumsuz düşünceleri tekrar tekrar düşünüp canlarını sıkar. Prof. Wild, bunun önüne geçmek için basit tavsiyeler veriyor:

"Bir sorun sizi 30 dakika veya daha uzun süredir endişelendiriyorsa ve çözüm için bir eylem planı geliştiremiyorsanız, aynı soruları düşünüp yanıt bulamıyorsanız durma vakti gelmiştir."

Burada püf noktası endişelerinize odaklanmak yerine pratik problem çözmeye odaklanmak.

Bu yüzden durun ve sorunu çözmek için hangi adımları atabileceğinizi bulun.

Kafaya takılan bir sorunu düşünmeyi bırakmak tabii ki kolay değildir.

Bazıları fiziksel bir etkinlik yapmanın işi kolaylaştırdığını söylüyor.

Tabii bunu yapmayı öğrenmek biraz zaman alabilir.

Endişe duymak tamamen normaldir fakat çoğu zaman endişe ettiğimiz şeyler gerçekleşmez.

Yapılan bir araştırma, her 10 endişeden yalnızca birinin gerçek bir sorunla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bunun bir açıklaması insan evrimiyle ilişkili olabilir.

Evrim ölüm ve ciddi yaralanma gibi tehditlere karşı bir savunma olarak bizleri negatiflik ve tehlikeye karşı çok hassas kılmış.

Prof. Wild, "Tehlike beynimizin içine gömülmüş" diyor ve ekliyor:

"Bazı düşünceleri gereksiz yere kafaya taktığınızı kabul edip, durup gerçeklere odaklandığınızda çok daha rahat hissedersiniz."

YENİ BİR HEDEF BELİRLEYİN

Sinir bilimci Dr. Dean Burnett "Yeni bir hedef veya amaç belirlemek toparlanmanıza gerçekten yardımcı olur" diyor.

Bu yeni bir dil öğrenmek gibi büyük bir proje de olabilir, yeni bir yemek tarifi öğrenmek gibi küçük bir hedef de.

Büyük fikirler gözünüzü korkutuyorsa küçüklerden başlayın.

Amaç sizi konfor alanınızdan çıkararak ileri itmek, odaklanma ve kontrol hissi kazandırmak.

Bu pek çok kişiye zihinsel açıdan yardımcı olur.

Dr. Burnett, "Yenilik beyin için ödüllendiricidir" diyor ve ekliyor:

"Sık sık yeni şeyler öğrenmek kendimizi değerli hissetmemizi sağlar.

"Hedef güdülü davranışlar insan davranışının en temel özelliklerinden biridir."

KÖTÜ DE OLSA YAPIN

Cambridge Üniversitesi'nden Olivia Remes'e göre iyimserler daha uzun yaşıyor, daha iyi ilişkilere sahip oluyor ve daha iyi bağışıklık sistemleri bulunuyor.

Olivia iyi bir haber de veriyor: İyimser birine dönüşmek mümkün.

Nasıl mı? Hayatınızı değiştirebileceğinize dair içinizdeki hissi güçlendirin ve her şeyin kontrolünüz dışında olmadığınızı düşünün.

Bunu yapabilmek için "kötü bir şekilde de olsa yapın" prensibini tavsiye ediyor.

Bir başka deyişle doğru anda doğru şeyi mükemmel bir şekilde yapmayı beklemeyin. Kötü havaların bir şey yapmaya karar verdiğinizde iki kere düşünmenize yol açabilecek etkisi nedeniyle kışın bu prensip daha da önemli.

Olivia "İç sesimiz bizi güzel şeyler yapmaktan alıkoyan bir eleştirmene dönüşebilir" uyarısında bulunuyor:

"Hemen eyleme geçin. İstediğiniz şeyi yapın ve bunu iyi bir şekilde yapamıyor olabileceğinizi de kabul edin.

"Bunu kabul edip harekete geçtiğinizde yaptıklarınız genelde korktuğunuz kadar kötü olmaz, üstelik her koşulda hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir."

Olivia'nın bir diğer tavsiyesi de her gün hoşunuza giden üç şeyi yazmak. Böylece nelerin neden iyi gittiğine odaklanabileceğinizi söylüyor.

Bunun beynin pozitiflikle ilişkilendirilen sol yarım küresini de harekete geçireceğini ekliyor.

"Duygular bulaşıcıdır" diyen Olivia "Mümkünse negatif, mutsuz, sürekli şikayet eden insanlardan yavaşça uzaklaşın" tavsiyesinde bulunuyor, aksi takdirde öyle bir insana dönüşme riskinizin olduğunu vurguluyor.

Kaynak: BBC Türkçe

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER