Yarım kalan film
Genç adamın son sözleri, işgalci askerlerin anlayamayacağı derin bir gerçeği vurguluyor.
Bu film sahnesini gördüğümde yönetmeniyle tanışma arzusu kaplamıştı beni. 70’li yıllardaydık. “Oyuncular” adlı filmin her sahnesi yüreğimde yer tutmuştu. Yunanistan’da Albaylar Cuntası döneminde gizlice çekilmiş bir filmdi.
Yönetmenin adı Teo Angelopulos’tu.
Hayatım boyunca sadece iki sanatçıyla, kendim arayıp bularak tanıştım. Birincisi Yaşar Kemal’di; İstanbul’da gelip gittiği bir kitapçıda günlerce beklemiş, öyle tanışmıştım.
İkincisi ise Teo Angelopulos oldu. 1975 yılında Atina’ya gittiğimde aradım ve evine gittim. O gün uzun uzun konuştuk. Bu tanışmayla başlayan dostluğumuz yıllarca devam etti. Bilge bir adamdı; dünya, tarih ve insan üstüne derin düşüncelere sahipti.
Son olarak birkaç yıl önce Barcelona’da, Avrupa Film Ödülleri gecesinde görmüştüm. Yanında, film müziklerini besteleyen Eleni Karaindru dostum vardı. Törenden sonra otel lobisinde oturup hasret gidermiştik.
Önceki gün ölüm haberi geldi. “Öteki Deniz” filminin çekimi sırasında yoldan geçerken bir motosiklet çarpmış ve düşüncelerle dolu o değerli beyni yok etmiş. Ne kadar saçma bir ölüm. Aynen Albert Camus’nünki gibi. Hayatın saçma olduğuna inanan o büyük yazar-düşünür de böyle anlamsız bir kazada yitip gitmişti.
Teo Angelopulos’a ne kadar üzüldüğümü söylemek bile gereksiz. Bir dostun yanı sıra, büyük bir sinema filozofunu; hayatı tarihle, tarihi insanla harmanlayan, üstelik bütün bunları olağanüstü bir estetik biçemle aktaran bir yaratıcıyı yitirdik.
Angelopulos’un dünya sinemasına yaptığı katkı kiminle karşılaştırılır bilemiyorum. Benim öznel sıralamamda 20. yüzyılın en büyük estetisyeni ve görsel şairidir ama yeteneği sadece bunlarla sınırlı değil.
Halkının politik tarihini, göçmenliği, iç savaş yaralarını, Yunan solunun hatalarını, yurtsuzluğu, kimlik sorunlarını, aşkı, yalnızlığı, yenilgiyi, bilinçaltı tortularını, kolektif hafızayı sürekli olarak sorgulayan bir filozoftur Angelopulos.
Tabii bütün bunları “di’li geçmiş zaman“ olarak yazmak zorundayım şimdi. Çünkü geçti gitti, film kareleri gibi hayal oldu.
Bu ölümün anlamsızlığını en iyi anlatabilecek yönetmen de oydu.
Eskiden filmlerin sonuna “The End“ ya da “Fin“ yazarlardı. Şimdi bu âdet kalktı ama Angelopulos sanki bu yazıyı tekrar yerine koyarak kapattı perdeyi.
Onu çok özleyeceğiz.