Yargıçlar Hukuk Aramaya Başlayınca

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek'le ilgili sosyal medya hesabından yazdığı "Türküler kimseye zarar vermez" sözleri nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından hakkında inceleme başlatılan Karşıyaka Hâkimi ve Yargıçlar Sendikası Başkanı Ayşe Sarısu Pehlivan, 3 ay süreyle görevinden uzaklaştırıldı.

Bir ülkede yargıçlar da hukuksuzluğun kurbanı olmaya başlamışsa, iyice tuz kokmuş demektir. İçinde bulunduğumuz dönem, ülkemizde tuzun koktuğu dönem. Bu denli işin suyunun çıktığı bir dönem anımsamıyoruz.

Yargıçlar, Yargı Erki görevlileri siyasal düşüncelerini yaymak için görevlerini araç olarak kullanmadıkları sürece, düşüncelerini açıklama, yayma özgürlüğü içinde olmalılar.

Yargı Erki hiç bağımsız olamadı

Yargı Erkinin, Yasama ve Yürütme Erkleri karşısında bağımsız olamadıkları ülkelerde, küresel bir hukukun işlemesi söz konusu olamaz.

Türkiye Cumhuriyeti’nde Yargı Erki, yargıçlar hiçbir dönem devlete karşı bağımsız olamadılar. Yurttaşlara karşı özgürler. Görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan sorumlu tutulamamaktalar. Yurttaşlarla ilgili kararlarından sorumlu tutulmamaktalar. Devletin işine gelmeyecek kararlar alamaya gelince ellerinin titrememesinin olanağı yok. Bu konuda yazılı bir düzenleme olmamasına karşın, uygulamada işleyiş bu yönde.

Yargıçlar da birer insan. Bireyin yararlandığı tüm insan hak ve özgürlüklerinden yararlanmak durumundalar. Yaşamın her alanında olan biten her konuyla ilgili görüşlerini, hiçbir engelle karşılaşmadan açıklayabilmeliler. Burada sınır, kişisel düşüncelerini görevlerinin kullanılmasında bir araç durumuna getirememeleri olmalı.

Yürütme Yargı Erkinin işvereni

Yargıçlar çalışmalarının karşılığı olan aylıklarını, başkaca özlük haklarını devletten almaktalar. Devlet Yargı organının, yargıçların işvereni. İşverenlerine karşı kararlar alabilmeleri kolay olamamakta.

Yargı Erkinin maaşını veren, göreve atanması, görevden alınması yetkilerini kullanan, görevde yükseltilmeleri ya da geriletilmeleri yetkilerini kullanan Yürütme Erki, yargını tam anlamıyla işvereni durumunda. Böyle bir işte Yargı Erki bağımsız olamaz.

Yargı’nın bağımsız, yansız olabilmesi ekonomik, yönetsel yönden bağımsız olmasına bağlıdır.

Yargı Erki de yargılanmalı

Yargıçlar, Cumhuriyet savcıları, yargı kurumları da tüm eylemlerinden sorumlu olmalılar. Hiçbir kişi ya da kurum hukukun üstünde, hukukun dokunamadığı bir ayrıcalık içinde olamamalı. Cumhurbaşkanı da bu kuralın içinde olmalı.

Bir yargıç ya da çalışanları, yargı kurumları, mahkemeler, aldıkları tüm kararlardan, yaptıkları tüm işlemlerden, yargı önünde sorumlu tutulmalılar. Aldıkları yanlış kararların, kişisel eylemlerinin bedellerini ödemeliler.

Bağımsız yargılama yetkileri olduğu gibi, yaptıkları yargılamalardan sorumlu olmalılar.

Yürütme Erki’nin bir yargıcı yargılanmadan görevinden alması, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan “Erkler (Güçler) Ayrılığı İlkesi”ne aykırı. Bu durumda, Yürütme, Yargı’nın işine karışıyor demektir.

Bu işlemler, uluslararası sözleşmelere, çağımızın küresel hukuk algılarına ters düşen uygulamalardır.

Yargı Erki de yargılanmalı, ancak böyle kimsenin yargılanmaması gereken sudan nedenlerle değil. Bir insanın ölmesini istememek, ölmesine üzülmek her insanın olduğu gibi yargıçların da en doğal hakları. Bu insanın kimliği, siyasal duruşu ne olursa olsun, tüm kimliklerden önce gelen “insan olma” kimliğiyle kendisine yaklaşmak gerekmekte.

Yargılanmadan görevden alınma

Bir yargıç ya da yargı çalışanı, Bağımsız yargı organı önünde yargılanmadan, suçlu olduğu kanıtlanmadan görevinden alınamamalı.

Yürütme organı olan, Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, bunların açık ya da gizli yönlendirmesiyle işlemler yapma olasılığı olan HSK, yargı sürecinden geçerek suçluluğu kanıtlanmayan bir yargıcı, yargı çalışanını görevinden alma yetkisinde olmamalılar.

Ayşe Sarısu Pehlivan’ı keyfi biçimde görevden uzaklaştıran Yürütme Erki’nin yetkilileri, yargıçlar, HSK, ortaya çıkan tüm maddi, manevi zararı ödemek zorunda olmalılar. Doğacak zararları kendi ceplerinden ödemek zorunda bırakılmalılar.

Gerçek dışı bilgiler üreterek kamuoyuna duyuran kitle iletişim araçları, bunların bu işle ilgili çalışanları, doğacak zararların giderilmesinden sorumlu tutulmalılar.

İnsan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden yana olan tüm duyarlı insanlar, böyle duyarlı, bilinçli, vicdanlı bir yargıcın arkasında durmak, O’nun sorunlarına ortak olmak zorundadır.

Savaşlardan, ölümlerden yana olmayan, barıştan yana, insanı yaşatmaktan yana tavır alan kim olursa olsun arkasında durulması gerekmekte. Bu yapılamazsa, hukukun üstün olduğu bir sistemi kurma, yaşatma olanağı olamaz.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >