Yaprak dökümü

Abone Ol

Böyle giderse “tarihin en yüksek” katılımıyla en düşük başarıya ulaşacağız!
Oysa Kadın Basketbol Takımı’nın Angola galibiyeti ile oyunlara iyi bir başlangıç yapmıştık.
Aynı başarıyı voleybolda da bekliyorduk.
İlk gece TRT Spor ekranlarında Brezilya karşısında setler 2-2’ye geldiğinde “Filenin Sultanları”, kazanmaya çok yaklaşmıştı. Dışarı atılan son servisle kaybettik. Çin maçı da yenilgiyle bitti. Sırbistan’la yeniden umutlandık.
Halterde 1988’de Seul Olimpiyatları’nda Naim Süleymanoğlu ile başlayan “altın çağ” kapandı.
Naim, podyumdaki gücünü 1992 Barcelona ve 1999 Atlanta Olimpiyatları’nda da birincilik kürsüsüne çıkarak sürdürmüştü.
1996’da Halil Mutlu “bayrağı devraldı” ve 2000 Sidney, 2004 Atina Olimpiyatları’ndan altınla döndü.
Londra’da tam bir düş kırıklığı yaşanmakta.
Madalyaya en çok yaklaşan Sibel Şimşek dördüncü oldu.
Yüzmede, boksta, yelkende, jimnastikte, badmintonda Türk sporcuların çoğu elendiler.
Kemal Arda Gürdal, erkekler 100 metre elemelerde serisini birinci bitirmesine karşın 49.71’lik derecesiyle genel klasmanda 27. olabildi.
Yüzmede Çinli ve Fransız sporcuların ABD’nin üstünlüğüne nasıl son verdiklerini gördük.
100X4 bayrak yarışında Locthe gibi Amerikalı “efsane” sporcuların geçilmiş olması “sporcu yetiştirmenin” nasıl olacağını gösterdi.
16 yaşındaki Çinli yüzücü Ye Shiwen’in 100 metre kadınlar serbestteki performansı, “doping” kuşkularına yol açsa da müthişti. Çinli sporcu temiz çıktı.
Peki, onca destek ve teşvike karşın Türk sporcular, “başarılı” oldukları spor dallarını neden çeşitlendiremiyorlar?
Londra’daki “yaprak dökümü”nün nedeni bu kez de “aşırı motivasyon mu?”
Başarı beklentisi ya da baskısı mı başarısızlığı getiriyor?
Neslihan, olimpiyat elemelerinde dışarı attığından daha fazla topu Brezilya ve Çin maçlarında “out”a gönderdi.
Halterci Sibel Şimşek, daha önce defalarca kaldırdığı 133 kilonun altında kalması üzerine şöyle konuşmuş:
“Normalde idmanda 133 kilonun altında kalmam bile. Çok rahat yapabileceğim bir kiloydu. Bir anlık boşalma oldu vücudumda. Madalya umudu beni çok gerdi. Mutlaka almam lazım, duygusu içimi kemirdi. Şu an çok kötüyüm. Sadece ben değil tüm Türk sporcular o baskıyı yaşıyor. Sadece madalyaya odaklandık, bu bizi yıpratıyor. Herkeste bir stres var, ‘Kaç kişi geldik, madalyamız yok’tan başka konu yok.”
Umarız atletizm ve güreşte bu “stres” aşılır.
Madalyalar gelir.
Ancak onca yatırım, spor akademileri, kulüpler, yerel yönetimler, kamu ve özel banka sponsorluklarına karşın sporcu kaynağımızı geliştiremediğimiz de bir gerçek?!
Yüzmede 36 yaşındaki Derya Büyükuncu 6. kez yarışarak ve tek madalya kazanmadan “olimpiyatlara katılma” rekoru kırıyorsa bu amatör ruhu elbette alkışlamak gerekiyor. “Ama neden olmuyor?” sorusuyla birlikte!.. 
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }