Yamalı Anayasalar Tarihi

Abone Ol

Aynı sebepler her ortamda aynı sonuçları ortaya çıkarır mı diyerek determinizm tartışmalarına girmeyeceğim. Kısaca Türkiye’nin kadim sorunlarının yüzyıldır aynı sebepler ve aynı sonuçlarla kendini yeniden ürettiğini söylemekle yetineyim. Yeni anayasa tartışmaları kendini yeniden üreten bu kadim sorunların başında geliyor.

 

1808’de Senedi İttifak ile başlayan anayasa tartışmalarının 2012 yılında hala bitirilmemiş olması bile bu yeniden üretimin göstergesi. Belirtelim, bu tarihi sorunların tekerrüründe her dönemin yöneticilerinde varlığını koruyan korkular etkili.

 

Senedi İttifak’ta korkunun kaynağı ayanlardı. Tanzimat’ta halk, Islahat Fermanı'nda gayri Müslimler, Kanuni Esasi’de ise mebuslar korkunun kaynağı oldu.

 

1921 ve 1924 anayasalarında Batı ile eski düzenin savunucuları, 1961 ve 1982 anayasalarında ise gelişen yeni toplumsal sınıflar tehdit olarak algılandı. Tüm bunların yanında bazen padişah bazen meclis bazen yürütme ve yasama bazen de yargıdan korkularak çağdaş bir anayasa bir türlü yapılamadı.

 

O yüzden her anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilkeleri gibi sonradan sürekli yama yapılması gereken değişmez açıkları, değişiklikleri oldu. O yüzden Türkiye’nin anayasal gelişmeler tarihi bir yamalı anayasalar tarihidir.

 

İlk yazılı anayasa olan Kanuni Esasi’nin (1876) çok geçmeden askıya alınması ve 1909’da tekrar yürürlüğe konularak 10 değişiklik yapılması yamalı anayasa tarihinin başlangıcıdır.

 

Yine milli egemenlik, meclisin üstünlüğü, güçler birliği ve meclis hükümeti sistemini getiren 1921 Anayasası’nda devletin dili, başkenti, rejimi ve devlet başkanlığıyla ilgili sonradan yapılan değişiklikler görülür. Hukuki olarak değiştirilmesinde sert hükümler taşımasına rağmen 1924 Anayasası’nda 1928’de değişiklikler yapılmak zorunda kalınır.

 

Askeri bir darbenin ürünü olan 1961 Anayasası temel hakları genişletmesine rağmen Milli Güvenlik Kurulu’nu getirmesi ve yargısal denetim araçlarıyla (Anayasa Mahkemesi, Yüksek Hâkimler Kurulu) yasama ve özellikle de yürütmenin gücünü dengelemiş ve “parlamenter meşruiyette” yara açmıştır.

 

1961 anayasasının hak ve özgülüklere dönük göreceli ilkeleri bile her devrin ”bir bilen”i olan eski cumhurbaşkanı Demirel tarafından “bu kumaş Türkiye’ye bol geliyor” denilerek tırpanlanmaya çalışıldı. Nitekim 1971-1973 değişiklikleriyle temel haklarda sınırlandırılmaya gidilerek özerk kurumların durumu zayıflatıldı.

 

Ve şimdi hala yamalarla açığını kapatmaya, çağa uydurmaya çalıştığımız 1982 Anayasası üzerindeki tartışmalar sürüyor. Öyle ki bu tartışmalar değiştirilmeyle sonuçlanmadığında ”anayasayı bir sefer delsek ne olur ki” bile denildi.

 

”Anayasayı delerim” ile “anayasayı deldirtmem” tartışmaları hafızalarda yerini koruyor hala. Şimdi yaşanan tartışma anayasanın değiştirilmesi değil yeni bir anayasanın yapılması. Çünkü artık herkes yamalarla delik deşik edilmiş bu anayasa ile çağa ayak uydurulamadığı ve temel sorunları çözmekte yetersiz kalındığında hemfikir.

 

Sorun yeni anayasanın hangi dinamiklerle hangi değerler üzerinden şekilleneceği. Daha doğru bir tanımlamayla devlet-vatandaş ilişkilerini biçimlendiren anayasanın kimin anayasası olacağı yönünde.

 

Anayasal gelişmeler tarihinde bir ilk olan Senedi İttifak ile Osmanlıların ilk ve son anayasası olan Kanuni Esasi merkezi hükümeti güçlendirmekten yana olan padişahındı.

 

1921 yılında ilan edilen Teşkilat-Esasiye Kanunu ruhuna tecavüz edilmeden önce meclisin anayasasıydı.

 

1924 Anayasa’sı dar bir kadronun 1960 anayasası göreceli demokratik ilkelerine rağmen meclisi denetim altında tutan atanmışların anayasası oldu. 1982 Anayasası ise her dönemin anayasasını aratacak kaskatı bir devlet anayasası oldu.

 

Yeni anayasasının varlığını sürdürmesi ve geçmiş anayasalara benzememesi belli bir gücün anayasası olmamasından geçecek. Bu da farklı toplumsal unsurların her türlü taleplerinin doğru zeminde değerlendirilerek anayasaya yansıtılmasını sağlamaktan geçecek. Bunu sağlayacak tek şey ise yeni anayasa yapımında “tekin birliğini” değil “birlik içinde çokluğun” değerlerinin gözetilmesi olacak.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }