Vicdanın her köşesine İncirlik dikildi!

Abone Ol

Birkaç gün önce, Washington’daki “Ulusal Basın Kulübü”nde konuk konuşmacı, Suudi istihbaratının eski şefi Prens Türkî El Faysal’dı.

Basın Kulübü üyesi gazetecilerden Sam Hüseynî kendisine şu soruyu yöneltti:

Suriye rejiminin meşruiyetiyle ilgili çok şey konuşuluyor. Ben sizin rejiminizin nasıl bir meşruiyeti var, onu öğrenmek istiyorum. Yeryüzündeki en baskıcı rejimlerden birinin temsilcisisiniz. İnsan Hakları örgütleri, işkenceyi, Bahreyn’deki demokratik ayaklanmayı bastırışınızı, kendi halkınıza baskınızı gösteriyor. Rejiminizin nasıl bikr meşruiyeti var; tabii milyarlarca dolar ve silahlardan başka?”

Prens, “Gelin orayı görün… ABD’de kadınlar 1910’da oy kullanabildi. 1910’a kadar ABD’nin meşruiyeti yok muydu…” gibi cevaplar verdi.

Fakat daha ilginci, ABD’li gazetecilerin “Basın Kulübü” yönetimi, bu soruyu soran, soruyu öyle soran üye gazeteciyi susturmak istedi, cezalandırdı, toplantılara katılımdan men etti.

 

***

 

Gelinime söyledim; kızım sen de anladın mı?

En demokratlar” ile “en baskıcılar”ın, bir ötekine dokunmadan, “Hak, hukuk, baskı, rejim” felan terennüm eden ortaklığının orta yerinde olmaktan ara sıra hiç utandın mı?

Türkiye’nin geldiği yer de budur.

Bir zamanlar, Bush ABD’sinin, onun şahin neo-muhafazakârlarının ve İsrail’in ortak hedeflerine itiraz eden “muhafazakâr demokratlarımız”ın artık “neo-muhafazakâr” olduğunun resmi budur.

Bahreyn’deki demokratik talepler ve ayaklanmayla hiç ilgilenme.

Suudi Arabistan’ın kendi halkına baskıları dışında, Bahreyn’i şiddetle bastırmasına hiç aldırma!

Sonra gel, bize komşudaki baskıları anlat!

 

***

 

Sanki o komşu benim kankamdı!

Sanki içtiğimiz su ve ayran ayrı gitmezken, ben ona o bana hayrandı?

Sanki Suriye hep demokratikti, hiç baskı yoktu, bir azınlık rejimi değildi?

O yüzden…

İkiyüzlülük çifte kavrulmuş!

Hem o Suriye ile bir zamanlar sıkı fıkı iken…

Hem de şimdi, Suudiler’e tek kelime etmez. Ettirmez ama Şam’ı diline dolamışken.

 

***

 

Bu gündem ABD’nin, İsrail’in, Avrupa’daki kimi hükümetin, kendileri iktidar olmasa dahi fikirleri hala iktidar olan ABD’li “neo-muhafazakârlar”ın gümdemidir!

Bu gündem, Şii (ve Alevi)-Sünni çatışmasına abanan istihbarat servislerinin, Suriye için de yeni bir El-Kaide inşa ettiği ileri sürülen Suudi Prens Bandar’ların gündemidir!

İktidar kadroları, tabanı, seçmeni, gazetecileri; bir zamanlar Irak’ın işgaline karşı çıkan o “duyarlılık” bugün artık bunu umursamıyorsa, ne müthiş bir değişimdir!

 

***

 

S. Arabistan’a, Bahreyn’de olanlara tek kelime etmeden devamlı Suriye’deki baskılardan konuşanlar, samimiyet telkin edemez.

Bu bir ilke değil, oportünizmin, fırsatçılığın dik alasıdır çünkü!

Baskılara, diktalara, halkların, insanların ezilmesine, susturulmasına karşı çıkmak değil; demokrasinin alfabesini, işgallere, müdahalelere, emperyalizme araç yapmaktır!

Predatorlar ve kalkanlar, bombalar ile…

Bir zamanlar bunlara karşı çıkan yüreğinizin her köşesinde İncirlik üsleri kurdurmaktır!

Bundan hiç rahatsız olmuyorsanız…

Sam Hüseyni sorularını susturursunuz ama kendi vicdanınızı da kurutmuşsunuz demektir!

Artık sadece “neo-muhafakârsınız” demektir!

İnsanları, ya o eski kimliğinizle aldatmış yahut şimdi kandırıyorsunuz demektir!

 

***

 

Nereden nereye geldik diye bakmanın zamanıdır!

Yoksa, karşı çıkacak baskı ve tahakküm arıyorsan; bir Şam yetmez!

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }