İstanbul'da 15 Mayıs 2000 tarihinde vicdani reddini açıklayan ve yaşadığı zorluklara rağmen duruşundan vazgeçmeyen Uğur Yorulmaz vefat etti. Yorulmaz bir süredir tedavi görüyordu. Türkiye'de 1989 yılında ilk vicdani retçi Tayfun Gönül'ün ardından 11 yıl sonra vicdani reddini açıklayan Yorulmaz, 24 Ocak 2003 tarihinde de vicdani reddini tekrarlamıştı.

Yorulmaz'ın kamuoyuna açıkladığı “Ben Neden Bir Asker Olamam?” başlıklı vicdani ret metni ise hafızalardaki yerini koruyor. Yorulmaz'ın metni şu şekilde:

“Devletler için benim ne düşündüğümün ne hissettiğimin, nasıl yaşadığımın hiçbir önemi yok. Ben onlar için itaat etmesi gereken milyarlarca küçük insandan biriyim. Benden istenen, kabul etmediğim halde bir devlete, hem de ordunun bir üyesi olarak hizmet etmem; silah kullanmayı ve şiddet yoluyla vatandaşı olduğum iddia edilen devleti savunmayı öğrenmem, koşulsuz şartsız itaat etmem, hatta gerekiyorsa öldürmem ya da ölmem.

Seyit Torun: Soylu, yargının ‘görevden al’ dediği belediye başkanlarını yedi aydır koruyor Seyit Torun: Soylu, yargının ‘görevden al’ dediği belediye başkanlarını yedi aydır koruyor

Bana dayatılan “askerlik görevi”ni kabul etmem demek; aynı zamanda benim yaratmadığım ama beni çevreleyen, sadece iktidar sahiplerini mutlu eden bu sistemi onaylamam demek… Asla sivri çıkışlar yapmayacağımın ve “onları” ömrüm boyunca rahatsız etmeyeceğimin garantisini kendi ellerimle “onlara” vermem demek…

Oysa ben insanın insan üstündeki egemenliğini, devletleri ve çizdikleri hayali sınırları insanlığın önündeki en büyük engel; orduları ise devletlerin ve sermayenin çıkarlarını zor yoluyla korumak için örgütlenmiş şiddet kurumları olarak görüyorum.

Bütün hayatım boyunca tüm sorunlarımı tartışarak ve sorunun üzerinde kafamı yorarak, en kötü ihtimalle soruna sebep olan her ne ise onunla ilişkimi keserek çözüme ulaştırdım. Ama hiçbir zaman, son çare olarak bile şiddete başvurmadım. Asla herhangi bir emir-komuta zincirinin içinde yer almak istemedim. Artık ne yönetmek ne de yönetilmek istiyorum. Kendimi bildim bileli; sınıfsız, sınırsız, devletsiz, ülkesiz, sömürmeye değil paylaşmaya dayalı bir dünyada yaşamayı hayal ettim. Bugünkü durumun böyle olmaması, bana dayattığınız yaşama biçimine uymamı gerektirmez.

Benden askere gitmemi istemekle, yaşama olan bütün inancımı, özgür bir dünya hayalimi, umutlarımı istiyorsunuz. Ama onlar bana ait ve kesinlikle onları size vermeyeceğim. Bütün bu fikirlerimden dolayı, askere gitmeyi ve herhangi bir devlete hizmet vermeyi, sonucu ne olursa olsun reddediyorum. Bu fikrimden ya da sadece yapmamaktan ibaret olan eylemimden dolayı hakkımda açılacak davalarda hukuki bir savunma yapmayı kabul etmiyorum ve ortak paydalarda buluştuğumuz tüm insanları da dayanışmaya ve şiddetten arınmış eylemliliğe davet ediyorum.”

Kaynak: Gazete Duvar