Üç Fidan Bir Çınar

Abone Ol

Gazeteciliğe başladığımız 1970’lerin Ankara’sında siyaset ve hukuk alanında “efsane” isimler vardı.
Mehmet Ali Aybar, Sadun Aren, Faruk Erem, Bahri Savcı, Muammer Aksoy, Halit Çelenk.
Solun bu etkin isimleriyle karşılaşmak genç bir muhabir olarak söyleşi yapmak, 1980 darbesine sürüklenen Türkiye koşullarında onlarla görüşerek, “aklın yolu”nu aramak büyük bir ayrıcalıktı. Yeni Ulus ve ANKA’da çalıştığım yıllarda Halit Çelenk’i de tanıma şansım olmuştu.
“141, 142 Üzerine” adlı kitabı ise o dönemde Mümtaz Soysal’ın “Anayasanın Anlamı” yapıtı gibi başvuru kaynağımızdı.
Kütüphanede sararmış yapraklarıyla kapağında “Anka Yayınları” yazılı 1976 basımı kitabı buldum.
1970’lerde solun üzerine karabasan gibi çöken TCK’nın ünlü 141, 142. maddelerinin Mussoloni’nin faşist İtalya’sından alındıktan sonra 1938’de yapılan değişiklikle “eylem”i de ortadan kaldırarak “salt düşünceyi” yasaklama sürecini Çelenk’ten daha iyi kim anlatmıştır?
“Müesses Nizamı” -kurulu düzeni- koruma adına solun karşısına 141, 142 duvarını ördüler. “Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmek veya sosyal bir sınıfı ortadan kaldırmak yahut memleket içinde müesses iktisadi veye sosyal temel nizamlardan birini devirmek veya devlet siyasi ve hukuki nizamlarını topyekün yok etmek” iddiasıyla “zora dayanmasalar” bile sosyalizm, komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle 68 kuşağını cezaevlerinde ezdiler.
Halit Çelenk 12 Mart’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın avukatıydı.
12 Mart hukukunun gerçekte “12 Mart’ın ihlal ettiği hukuk” olduğunu gördü, yazdı.
Denizler’i kurtarmak adına bir hukukçu olarak seferber oldu ancak pek çok aydın ve siyasetçinin uğraşına karşın 12 Mart muhtırasının açık tuttuğu Parlamento’da “müesses nizam”ın temsilcilerinin, “şapkayı alıp gidenler”in oy verdiği idamlara engel olunamadı. Şimdi o isimlerin “yön” verdiği, liste yaptığı partiler de solculukla-ulusalcılığın kafa karışıklığı içinde “devrimcilik” yapıyorlar.
Keşke Halit Çelenk gibi yaşamı boyunca sol değerlerden kopmayanların yolundan gidilebilseydi. O zaman Latin Amerika gibi Türkiye’de de askeri darbelerle kesintiye uğramış solun iktidarına tanık olabilirdik.
Son bir not, 12 Mart iddianamelerine yansımış korkulardan:
“Proton-1 uydusu Sovyetler’in ve kondu konacakken luna’lar tatlı bir öpücük gibi ay’a...”
Çelenk bu davalarla uğraşmış, Denizler’in idamını işkence gibi izlemişti!
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }