Türkiye’nin İtibar Meselesi

İtibar Arapça bir kelimedir. Eş anlamlı sözcüğü ise saygınlıktır. Türk dil kurumuna göre itibar; Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu ve prestij olarak tanımlanıyor.

Kişilerin, ailelerin, kurumların, partilerin, şirketlerin ve de devletlerin itibarı olur.

Türkiye itibar kavramını 2014 yılında Ak Saray üzerinden tartışmıştı. İnşa edilen yapının maliyeti, odaların çokluğu, ışıklandırma sistemi ve kullanılan malzemeler…

Misal bir bardağın maliyeti.

Ülkenin mutlak muktediri bu tartışmalara; “Atalarımızın bir lafı var. İtibardan tasarruf olmaz.” Diye cevap vermişti.

Öyle bir gerçek var. İtibarı öyle algılayan tarihsel bir miras var. Üstelik uzak ve yakın tarihlerde bunun örnekleri mevcut.

Bu olaylardan ikisi şudur. Muaviye’nin Sarayı vakası. İslamcılık tarihini bilen herkesin bildiği bir vaka. Bilmeyenler ise Ali Şeriati’in Ebuzer kitabını okuyabilirler.

Yakın tarihimizde ise 1990 yıllarda MÜSİAD başkanı Erol Yarar’in televizyonlara çıkarak yaptığı zenginlik güzellemeleri buna örnektir. Yine bilmeyenler için, arşivlerde duruyor, ne mutlu ki arşiv unutmaz. Ki o dönem yürütülen tartışmaların bir masumiyeti bile vardı.

Neye göre? Bugün ki tarikatçı dindarların ve iktidarda ki dindarlarının lüks yaşam algısına bakarak söylüyorum.

Neyse uzatmayalım… Konumuz bu değil.

19 Mart Pazartesi, Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü'nden (BİSAK) öğrenciler Afrin’de 46 askerin hayatını kaybetmesinin ardından Kuzey Kampüs’te masa açarak lokum dağıtmasını savaş karşıtı öğrenciler “İşgalin katliamın lokumu olmaz” yazan pankart açarak protesto etti. Ardından yaşanan karşılıklı protesto gösterilerine ülkenin mutlak muktediri katıldığı partisinin bir kongresinde asabi sesi ve asık suratıyla şöyle dedi; “Bu terörist gençlere, bu üniversitelerde okuma hakkını vermeyeceğiz.” Dedi.

Muktedir, konuşmasında üniversite yönetimi ve akademisyenleri de uyararak, zinhar bu öğrencilerin arkasında durmayın yoksa sonucuna katlanırsınız. Minvalinde ayar verdi.

Akabinde yaşanan gözaltılar sonucunda 9 öğrenci tutuklandı.

“Devleti gayrimeşru faaliyette bulunan gayrimeşru bir güç olarak gösterme çabası içerisinde” iddiası ile. Yani tercümesi şudur; devletin itibarını zedelemek.

Elinde tuttuğu gücün farkında. Mutlak muktedir olmanın bilincinde. Muhalefet güçlerin dağınıklığının da bilincinde.

Türkiye iç kamuoyunda cılız sesler çıksa da gündem hızla değişti.

Fakat hesaplanmayan bir şey vardı ki, dünya akademik kamuoyunun buna sessiz kalmayacağıydı.

“Dünyanın dört bir yanındaki akademik toplulukların üyeleri olarak, son dönemde Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrencilere yönelik tutuklama ve tacize şiddetle karşıyız” diye başlayan bildiriye an itibari ile 2049 kişi imza atmış bulunmakta.

Kim bu imzacılar?

Bazılarını sizlere tanıtalım.

Duke Üniversitesi'nde edebiyat profesörü Michael Hardt’ı Türkiye, İmparatorluk ve Çokluk kitapları ile tanır. Özellikle Çokluk kitabı, benim düşüncemi önemli ölçüde etkilemiş bir yazar. Michael Hardt’ın Türkçe’ye çevrilmiş başka kitapları da bulunmakta.

Etienne Balibar ismi bu ülke entelektüellerinin çok yakından bildiği bir isimdir. Fransız akademisyen olan Etienne Balibar Louis Althusser'in öğrencisidir. Althusser hakkında yazdığı kitaplar bir yana, yurttaşlık teorisi şimdi iktidarda olan birçok akademisyenin düşünce dünyasını etkilediğini bilen bilir.

Nobel Barış ödülü almış iki akademisyen olan Eric F. Wieschaus ve Jack Szostak imzacılar arasında.

Judith Butler, Nancy Fraser ve Angela Yvonne Davis üç profesörün kadın sorunu, cinsiyet politikaları ve sosyal adalet konuları hakkında yaptığı çalışmalar, onları dünyada bir otorite yapmıştır. Türkiye okur yazarları bu akademisyenlerin kitaplarını tanır, bilir.

Noam Chomsky, bu ismi tanıtmama gerek var mı?

Alice Crary Amerikalı olan filozof, Oxford Üniversitesi felsefe profesörü. Acaba kaç tane felsefeci neslini etkilemiş bir filozoftur. Alice Crary’da muktedirin hedef gösterdiği Boğaziçi öğrencilerine destek için imza atanlar arasında.

Édouard Brezin Fransız bir fizikçidir.

Tarihçi, akademisyen ve Türkolog olan Erik-Jan Zürcher Türkiye’de bilinen bir akademisyen. Modernleşen Türkiye'nin Tarihi kitabını çoğumuz okumuşuzdur. Milli Mücadelede İttihatçılık, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yazarın diğer kitaplarından bazıları.

Lena Martinsson, Göteborg Üniversitesinde cinsiyet çalışmaları ile Asya’dan Latin Amerika’ya dek önemli saha araştırmaları yapmış bir akademisyendir.

Cihan Tuğal Berkeley Üniversitesinde, Pasif Devrim / İslamcı Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi adlı kitabı, İslamcı grupların nasıl, mücahit, müşahit, müteahhit, bürokrat ve en sonunda her şeye müsait olma serüvenini anlatır.

Atefe Rangriz İranlı bir sosyolog ve akademisyen.

Liste uzun, gün geçtikçe uzuyor.

Amerika’dan Avrupa’nın tüm ülkelerine, Hindistan’dan İran’a, Balkan ülkelerinden, Latin Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya dek dünyanın dört bir yanından gelen destek ile acaba kim ülkenin itibarını zedelemiştir.

Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin.

____________

Not: Türkiye’den birçok imzacının ismini gizlemek zorunda kalması ise ülkenin içinde olduğu vahameti gösterir.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >