Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan, Türkiye’de tutuklamaların erken infaza, gözaltıların gözdağına dönüştüğünü belirtti; “Siyasi eylem ve siyasi kişilerle ilgili yargılamalarda siyasi baskı var. AİHM kararları uygulanmıyor, hâkim ve savcı korkuyor. Türkiye'de hukuk sistemi çok kara bir tablo halinde” dedi.

2022-2023 Adli Yılı açılış töreni Yargıtay'ın ev sahipliğinde yeni binasında yapıldı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan törende yaptığı konuşmada yargının içerisinde bulunduğu sorunların yanı sıra avukatların yaşadığı sorunları aktardı. TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Son bir yıl içerisinde hukukun üstünlüğünden iyice uzaklaşıldığı ve maalesef ki Türkiye'de hukuka olan güvenin, tarihin en düşük seviyesine geldiği bir adli yıl geçirdik” dedi.

"İFADE HÜRRİYETİNİN YARGI ELİ KULLANILARAK KISITLANDIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ" 

Törenin ardından Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuşan Sağkan,hukuka karşı güvenin en düşük seviyelere inmesinin nedenlerini şöyle açıkladı:

“Örneğin bazı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tanınmaması ve uygulanmaması sebebiyle AİHM ve Bakanlar Komitesi tarihinde Azerbaycan'dan sonra ikinci kez Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlattı. 11 Temmuz'da verdiği kararla da mahkemenin kararının uygulanmadığına kesin olarak hükmetti. Şimdi bu bir yargı sorunudur. Çünkü siyasetçilerin bunu tartışmasının dışında AİHM kararını uygulamayan yerel mahkemeye baktığımızda bu bir yargı problemidir her şeyden önce. Çünkü uygulamayan merci bir mahkeme. Haliyle bu çok ağır bir tablodur ve bunun sonuçlarının da ülkemiz açısından çok çok ağır olabileceği bir takvimsel sürecin de başladığını biliyoruz.

“Tutuklamaların cezaya ve erken infaza, gözaltılar gözdağına dönüşüyor. İfade hürriyetinin yargı eli kullanılarak kısıtlandığı bir süreci yaşıyoruz. Hak ihlallerine, özgürlüklerin ihlaline ‘dur' demesi gereken yargı, ülkemizde hak ihlallerinin yaratılmasında araç haline getirildi. O yüzden, Türkiye'de hukuk sistemi çok kara bir tablo halindedir. Bu kara tablonun örneklerle gölgesinde yeni adli yıla girdik.

Sedat Peker'in açıklamalarıyla ilgili olarak, ben Ankara Barosu Başkanıyken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbar niteliğinde başvuru yaptım. Üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen halen tarafımıza verilen bir bilgi yok. Yani nasıl bir işlem yürütüldü ne yapıldı ne araştırıldı ne toplandı, hiçbir bilgi alamıyoruz. Haliyle bu durumun temeli yargıya duyulan güvensizliğin bir basamağı.”

"YARGIYA ZARARI EN BAŞTA KENDİ MENSUBU VERİYOR"

Siyasi eylem ve siyasi kişilerle ilgili yargılamalarda ‘siyasi baskı' bulunduğunu söyleyen Sağkan, “Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan ilk derece mahkemesinin hakiminin bakan yardımcısı yapılarak taltif edildiğini” belirtti. Sağkan şöyle devam etti:

Cumartesi Anneleri, Düzgün Tekin için adalet istedi: Oğlum neredesin, cevapsızım, yönsüzüm Cumartesi Anneleri, Düzgün Tekin için adalet istedi: Oğlum neredesin, cevapsızım, yönsüzüm

“Yargıya zararı en başta kendi mensubu veriyor. Bir Cumhuriyet savcısı çok fazla konuşulur durumda. 2018'de mesleğe başladığı söylenen, tecrübesi henüz yeterli olmayan bir savcının-hukukun üstünlüğünü bir kenara bıraktık- mevcut yasal düzenlemelerin tamamen dışında uygulamalar yaptığını, tutuklamaya sevk ettiğini görüyoruz. Bunu düzeltmeye kalkan hakimin -tutuklama sebeplerinin olmadığını açıkça kararında yazdığı halde- kendini adli kontrol hükümlerini uygulamak zorunda hissetmesi aslında o mahkemenin de baskı altında olduğunu gösteriyor. Çünkü bir hukukçu olarak o kararı okuduğumuzda kişinin kaçma, delilleri karartma şüphesi bulunmadığı açıkça belirtildikten sonra bir dosyada adli kontrol uygulayamazsınız ama baskı o kadar ağır hissediliyor ki mahkeme heyeti tutuklama kararını kaldırırken kendini bir şekilde koruma altına almak için ev hapsiyle bunu dengelemek gibi bence çok büyük bir hataya imza atıyor.”