Türk Ceza Kanunu Madde 299: Cumhurbaşkanı’na Hakaret Suçu

Hakaret Suçu, Türk Ceza Kanununun Şerefe Karşı Suçlar başlığı altında Madde 125’te düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu ise Türk Ceza Kanununun Devlete Karşı Suçlar başlığı altında 299. Maddede özel olarak düzenlenmiştir.

TCK 299’da yer alan Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu TCK 125’te yer alan genel Hakaret Suçuna göre daha ağır bir suç niteliği taşır ;

• Hakaret Suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası iken Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür.

• Hakaret suçu şikayete bağlı bir suçtur. Hakaret suçunun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde şikayet hakkını kaybeder. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ise şikayete bağlı suçlar kategorisinde değildir. Savcılık kurumu tarafından resen soruşturma başlatılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması ise Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle dava zamanaşımı süresi ise uzun bir süre olup 8 yıldır.

• Hakaret suçu, taraflar arasında uzlaştırma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda ise uzlaşma prosedürü yoktur.

• Her iki suçunda alenen işlenmesi halinde ceza 1/6 oranında ayrıca arttırılacaktır. Her iki suçtan dolayı yapılacak yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK md.100/4). Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun ceza üst sınırı 4 yıl olduğuna göre tutuklama kararı verilebilecek düzeyde ağır bir suç tipi olduğu görülmektedir.

 * * *

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından 1986 yılından 2017 yılına kadar yayınlamış olduğu veriye göre TCK 299 kapsamında Cumhurbaşkanına Hakaret Suçundan dolayı açılan davalardaki sanık sayıları aşağıdaki gibidir ;

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in döneminde davalardaki sanık sayısı 340,

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde sanık sayısı 207,

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde sanık sayısı 158,

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde sanık sayısı 163,

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde 848,

12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk 3 yıllık görev süresinde ise Cumhurbaşkanına Hakaret suçu ile ilgili davalardaki toplam sanık sayısı bir önceki döneme göre yaklaşık 13 kat artarak (%1335 artış) 12 bin 173 oldu. (Sadece 2014-2017 yılları arası)

* * *

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçundan mahkûmiyet kararı verilen sanık sayıları ise şöyledir :

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde 71,

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde 82,

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde 233,

12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde ise hakkında mahkûmiyet kararı verilen sanık sayısı 3.221. (Sadece 2014-2017 yılları arası)

2014-2017 yılları arasında 68 Bin 827 Soruşturma

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer 16 Nisan 2019 tarihinde iktisatçı yazar Mustafa Sönmez’in Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu nedeniyle gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada 2014-2017 yılları arasında 68 bin 827 kişi hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret soruşturması açıldığını belirtti. “Soruşturmaların 12 bin 839’u davaya dönüştü. 3 bin 414 mahkumiyet kararı verildi. Sadece 1697 kişi beraat etti” dedi.

* * *

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Cumhurbaşkanına Hakaret Suçuna Yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin başvurabileceği bir yargı merciidir. 47 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır. Türkiye 18 Mayıs 1954’te sözleşmeyi onaylamış, 28 Ocak 1987’de de bireysel başvuru hakkını tanımıştır. Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul etmiştir. Sonuç olarak Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin bir tarafıdır. Anayasanın 90/5 maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile iç hukuk kuralları arasında çatışma olur ise, bu sözleşmenin hükümleri uygulanır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini de tanımaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-f maddesi uyarınca, AİHM’in kesinleşmiş kararları yargılamanın yenilenme sebebidir.

AİHM’in devlet başkanına hakaret kapsamında verdiği kararlarda genel tutumu devlet başkanının ayrıcalıklı bir koruma altında bulunmasının doğru olmadığı ve özel yasalarla bazı kişilere ayrıcalık yaratmanın sözleşmenin ruhuna ters düştüğü yönündedir.

Lingens v Avusturya kararında mahkeme Lingens adlı bir gazetecinin Avusturya Başbakanı Kreisky hakkında bir yazısında “aşağılık oportünist, ahlaksız, onursuz” ifadelerini nedeniyle cezalandırılmasının haksız olduğunu söyleyerek kararını açıkladı ;

“Bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak, her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açar; bu nedenle daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır.”

Eon v. Fransa davasında mahkeme Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy hakkında “Defol Git Gerizekalı” yazan bir döviz kaldıran vatandaşa verilen para cezasının ifade özgürlüğünün ihlali olduğu sonucuna varmıştır. AİHM kararında “bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırına göre daha geniştir” diyerek Fransız Mahkemesi’nin vermiş olduğu para cezasını haksız buldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Colombani/Fransa (no. 51279/99), Tuşalp/Türkiye (no. 32131/08 ve 41617/08), Artun ve Güvener/Türkiye (no. 75510/01), Eon/Fransa (no. 26118/10), Otegi Mondragon/İspanya (no. 2034/07), Pakdemirli/Türkiye (no. 35839/97) gibi pek çok davada verdiği kararlara bakacak olursak bir devlet başkanını, o ülkede yaşayan diğer insanlardan daha fazla koruyan tüm ceza hükümlerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesinde yer alan “İfade Özgülüğü”ne aykırı görmektedir.

 * * *

Avrupa’da Devlet Başkanına Hakaret Suçu

Avrupa Konseyi üyesi ülkelere baktığımızda Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu’nun Macaristan’da 1994’te, Çek Cumhuriyeti’nde 1998’de kaldırıldığını görüyoruz. Avusturya’da cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen madde 171 var ancak 1975’ten bu yana kullanılmıyor. Hollanda’da kral ve ailesine yönelik hakaret suçu var ancak 60’lardan bu yana kullanılmıyor. Benzer bir durum Belçika, Portekiz, Romanya ve İspanya için de geçerli. Polonya ve İtalya’da bu konuda ceza hükmü bulunuyor ancak nadiren uygulanıyor ve mahkemeler bunu para cezası ile sınırlandırmış durumda. Fransa’da 2000’de verilen kararla artık, devlet başkanına hakaret suçundan dolayı hapis cezası verilemiyor. Almanya ceza kanunu devlet başkanına hakareti suç saymasına rağmen Federal Anayasa Mahkemesi çok ağır bir eleştiri olsa dahi bunun bir suç sayılamayacağına karar verdi. Zaten Almanya’da bu hükümden yargılanma oldukça nadir görülüyor. Avrupa Konseyi gözlemci üyelerinden Amerika’da ise başkana hakaret suçu yok, başkana tehdit suçu düzenlenmiş.

Özetle Avrupa ülkelerinin bir kısmında ceza kanunlarının devlet başkanına hakaret suçuna yer verdiği ortada ancak bu suçun müeyyidesi genel olarak para cezası şeklindedir. Suçun cezası olarak para cezası veya hapis cezası öngörüldüğünde de mahkemelerin genellikle para cezası vermeyi tercih ettikleri görülür. Birçok Avrupa Ülkesinde ise cumhurbaşkanına hakaret suçu sembolik olarak var olup uygulamada nadiren görülür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkan Yardımcılığı’na seçilen Türk yargıç Işıl Karakaş 2015 yılında yaptığı bir açıklamada “Cumhurbaşkanına hakaret yüzünden sürekli davalar açılıyor. Bu, Avrupa’da başka bir yerde yok.” diyerek ifade özgürlüğü vurgusu yaptı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner, "Cumhurbaşkanına hakaret suçu” ile ilgili açıklamasında devlet görevlilerinin eleştiriye açık olması gerektiğini söyleyerek "Avrupa'da benzer suç tanımları var ama hiçbir ülkede Türkiye'deki gibi kullanılmıyor. Burada absürt bir şekilde senede binlerce dava açılıyor" diyerek Türkiye’de benzeri olmayan bir uygulamanın var olduğunu belirtti.

Sonuç olarak söylemek gerekir ki siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorundadır, bu görüş demokratik toplumlarda geniş bir kabul görmüştür. Ancak eleştiri kırıcı, şok edici ya da rahatsız edici olsa bile hakarete varmamalıdır, zira hiç kimse hakarete katlanmak zorunda da değildir. Eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgi tarafsız ve bağımsız hakimler tarafından belirlenecektir. Uygulamada ise cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle asliye ceza hakimlerinin sıklıkla tutuklama kararı verildiği görülmektedir.

Türk Ceza Kanununun 299. maddesinde var olan Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu tarafsız bir cumhurbaşkanı için düzenlenmiştir oysa 2017 Anayasa Değişikliği ile Cumhurbaşkanı aynı zamanda siyasi bir partinin genel başkanı olarak siyasette aktif bir figür haline gelmiştir. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda korunan değer Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Recep Tayyip Erdoğan’a Ak Parti Genel Başkanı olması sebebiyle hakaret edildiğinde genel hakaret suçundan yargılama yapılması gerekir ki bunun cezası azdır. Recep Tayyip Erdoğan ne zaman Ak Parti Genel Başkanı ne zaman Cumhurbaşkanıdır ?

Cumhurbaşkanına Hakaret kavramının bu sebeplerle yeniden tartışılması ve AİHM kararları çerçevesinde yeni bir düzenlemeye gidilmesi gerektiği açıktır.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >