Tahliyeler

Abone Ol

Son Anayasa değişikliğinde “yargı”yla ilgili düzenlemelerde referandumu göze alan hükümet, MİT Müsteşarı’na uzanan soruşturma üzerine, Başbakan’ın “Beni de alsınlar” dediği bir noktaya sürüklenmiştir.
Üçüncü yargı paketiyle şimdi hem AB nezdinde yeni bir rahatlamaya gidilmekte hem de “denetimli serbestlik” yoluyla tahliyelerin önü açılmaktadır. Meclis’ten geçen yasayla 3200 kişi tahliye olmuş.
Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi Silivri’de görülmekte olan dava sanıklarla ilgili karar da pazartesi günü verilecek.
CHP, MHP ve BDP üyesi 8 tutuklu milletvekilinin de serbest bırakılmaları bekleniyor.
TBMM’nin “seçilmiş” üyeleri bir yıldır cezaevinde tutuluyorlardı.
Önemli bir değişiklik de bundan böyle Özel Yetkili Mahkemelerin yerine görev yapacak Terörle Mücadele Mahkemelerinin yetkisine giren soruşturmalarda, “tutuklama istemleri”nin “özgürlük hakimleri”nce karara bağlanacak olması.
Böylece, “emniyet, savcı ve hakim” üçlüsü arasındaki karar mekanizmasına “dışarıdan” bir hakimin dahil olması ve “tutukluluğa gerek olup olmadığına” karar vermesi mümkün olacak. Şike davasının savcısı Meclis yasayı değiştirmese Aziz Yıldırım’ın “çete”den 30 yıla mahkum olabileceğini söyledi.
Siyasi çevrelerde bu süreç, yargıyı “cemaatçi” yapılanmadan kurtarma operasyonu olarak yorumlanırken, bu defa da yargının doğrudan “hükümetin denetimine gireceği” yönünde kaygılar dile getirilmekte.
İzmir Belediyesi’nde Aziz Kocaoğlu hakkında 249 yıl ceza istenen dava tam da bu kategoriye girmekteydi.
18 tutukludan 17’si tahliye oldu.
Başkan Aziz Kocaoğlu, davaya verdiği destek için Cumhurbaşkanı Gül’e teşekkür etti.
KCK davaları ve Prof. Büşra Ersanlı gibi aydınların cezaevinde olması Fransa gibi Türkiye’ye “demokratikleşme” penceresinden bakan ülke aydınlarının da tepkisine yol açtı.
“Türkiye’de özgürlüklerin büyük hapsi” başlığıyla Le Monde’da bildiri yayımlayan Paris’teki akademik çevrelerin eleştirileri şöyle:
“AKP’nin on yıl önce bir kahraman edasıyla yürüttüğü demokratikleşme dalgasından çok uzağız. AKP askeri diktatörlükten devlete miras kalan baskı mekanizmalarına karşı çıkmak yerine bugün aynı yöntemleri muhaliflerine karşı kendi hesabına kullanıyor.
Demokratik umudun varolabilmesi için araştırmacılar, öğrenciler ve gazeteciler büyük bedel ödüyor.
Türkiye’de özgürlüğün yolu giderek daralıyor.”
Yargıdaki “kaos”a güncel çözümler üreteceğiz derken, umarız yeni “kaos”lara yol açılmaz.
Bağımsız ve adil bir yargı ihtiyacı devam ediyor.
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }