Suriye’deki Savaşın Sembol Kareleri: Aylan, Ümran...

“Fotoğraflar, insanlığın en saf anlatım biçimi, evrensel dili ve duyarlı aynasıdır.”
 
Sebastiao Salgado

***

 
Bazen bir fotoğraf karesi, ciltler dolusu bir kitabın, sayfalarca dolusu yazının 'anlatamayacağı’ şeyi anlatır ve kitlelerin üzerinde derin bir tesir yaratır.
 
Aylan Kurdi'nin fotoğrafı, o fotoğraflardan biriydi mesela...
 
Küçük bir cansız beden; kırmızı tişörtlü, lacivert şortlu, henüz ayakkabıları çıkmamış küçük bir bebek, Bodrum kıyılarına vurmuş, yüzüstü yatıyordu. Yanında da bir Jandarma görevlisi vardı.
 
DHA muhabiri Nilüfer Demir fotoğraflamıştı bu anı.
 
Bebek Suriyeli idi. Ailesiyle birlikte Suriye'deki savaştan kaçıp Bodrum'a gelmişler, buradan(Akyarlar) da Yunanistan'ın Kos adasına geçmeyi planlıyorlardı. Planladıkları gibi olmadı, lastik botla çıktıkları tehlikeli yolculukta denizin ortasında boğuldular; Aylan, abisi ve annesi yaşamını yitirdi.


 
3 yaşındaki Aylan'ın fotoğrafı tüm dünyayı harekete geçirdi. Avrupa'da göçmenlere yönelik duyarlılığı arttırdı. En başta Almanya ve Avusturya göçmenlerin ülkelerine giriş yapmasına izin verdi. Diğer bazı Batılı ülkelerde onları izledi. 
 
Genç muhabir Nilüfer Demir o fotoğrafı çekmese, belki de onlarca, binlerce göçmen daha yaşamını yitirecek, cansız bedenleri kıyılara vuracaktı.
 
Nilüfer'e, bu başarılı fotoğrafından dolayı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) 2015 yılında ‘Sedat Simavi Gazetecilik’ ödülünü verdi. Fotoğraf, TIME dergisi tarafından yılın 10 fotoğrafı arasında, birinci sırada sunuldu... 
 
Daha da eskiye gidebiliriz aslında.
Yıl, 1994... Gazeteci Kevin Carter’ın bir grup gazeteciyle BM’ye ait insani yardım gemisiyle gittiği Güney Sudan'da çektiği bir fotoğraf var mesela.
 
BM yetkilileri bir köy yakınında bir merkez kurmuş, burada mısır dağıtıyorlardı. Kevin Carter bu merkezin dışına çıktı. Bir kilometre kadar kamptan uzaklaştı.
 
Yaşamını intihar ile sonlandırmasına sebep olacak bir fotoğrafa imza attı Carter...Çektiği fotoğraf, açlıktan bir deri bir kemik kalmış olan siyah küçük bir kız çocuğu ile hemen arkasında tüneyen, o çocuğun ölmesini bekleyen bir akbabayı yansıtıyordu. Fotoğraf, New York Times’da ve dünyanın pek çok yerinde yayınlandı, yankı buldu.
 
Bilahare (Nisan 94'te) Carter'a, dünyanın en prestijli gazetecilik ödüllerinden olan Pulitzer Ödülü verildi.
 
Afrika'daki açlığı dramatik bir biçimde gözler önüne seriyordu fotoğraf...
 
Bu aralar ise Halepli küçük Ümran Dakneş’in fotoğrafını konuşuyor dünya...Suriyeli gazeteci Mustafa al Sarout'un çektiği...


 
Halep'te bir hava saldırısının ardından, enkaz altından çıkarıldı 5 yaşındaki Ümran.
 
Kan ve tozlar içinde, ambulans koltuğunda oturuyor, tedavi edilmeyi bekliyordu.
 
Ne ağlıyor, ne de konuşuyordu.
 
'Başına neler geldiğini bilmeyen' bakışlarıyla, sessizliğiyle şunu haykırıyordu dünyaya: "Savaş; ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım demek"...
 
Ümran'ın fotoğrafına iyi bakın...Suriye’deki kanlı iç savaşın kirli yüzünü göreceksiniz. Ve elbette ki idrak edeceksiniz, "barışın ne denli kıymetdar bir şey olduğunu"...
YORUM EKLE

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>