Soy tartışmaları

Abone Ol

Dersim tartışmaları siyasetin ateşini iyice yükseltti. Harareti yükselen arabanın bozulması gibi dilin adabı ortadan kalkıyor, cümleler bozuk çıkıyor. Liderlerin öfkeyle söyledikleri sözler, kurdukları cümleler bilinçaltlarını da ele veriyor. Bastırılmış duygular bir bir ortaya dökülüyor.


Bu konuda ilk inciler referandum tartışmaları sürecinde ortaya çıkmıştı. Gözyaşları, narin Türkçesi ve muzır gülümsemesine alışık olduğumuz Bülent Arınç cumhurbaşkanı seçimlerinde “dindar cumhurbaşkanı” ölçütünü birçok AKP’li gibi saklamadan açık açık ortaya koyacak kadar dürüst davranmıştı.


Arınç’ın özelliğidir, evelemeden gevelemeden konuşur. Ama bu konuştuklarında hep bir ölçü olur. Cümleleri sert ama kırıcı olmaz.


Yalnız referandum sürecinde o ölçü ortadan kalkmış, Arınç duygularıyla hareket etmişti.


“Şu kadarcık boyuyla” demişti Kılıçdaroğlu için. Yetmedi bir mitinginde çocuklar gibi Kılıçdaroğlu taklidi yapmıştı. CHP liderini söylemlerindeki tutarsızlıklarla eleştireceğine fiziksel özellikleriyle değerlendirmeye kalkışarak ucuz tiyatro oyunlarına girişmişti.


Peki, Başbakan yardımcısı ülkeyi yönetmenin ölçütünün boyla ilgili olmadığını bilmez mi? Bilir…


Hayranı olduğu Turgut Özal’ın Kılıçdaroğlu’ndan daha kısa olduğunu bilmez mi? Onu da bilir…


Avrupa’yı sarsan Napolyonun’da, Mustafa Kemal’in de kısa boylu olduğunu bilmez mi? Bunu da bilir.


Boyun posun gözün kaşın Allah vergisi olduğunu da bilir bilmesine ama kendini sokak dilinden kurtaramaz işte.


Allah’ın yarattığı suretle dalga geçmenin günah olduğunu da bilir ama bir defa referandum ateşi yükselmişti ya, tutabilene aşk olsun günleriydi.


Başbakan yardımcısı boyla uğraşırken Başbakan’da soyu ortaya atmıştı. Beş vakit namaz kılan, Kur’an-ı Kerim’i rehberi gören Başbakan ise önemli olanın boy olmadığını buyurmuştu


Neydi önemli olan efendim… Soymuş… Önemli olan soymuş… Kılıçdaroğlu’nun kimliğiyle uğraşmış ve bunu sorgulamıştı.


Geçenlerde ise aynı zihin dünyasından hareketle “aşiretini açıkla” diyordu Kılıçdaroğlu’na.


Kılıçdaroğlu’nun Dersim olaylarındaki çaresiz, zavallı ve devlet dilinden yana tutumunu saklı tutarak Başbakan’a ve AKP’lilere şunu sormak lazım?


Peki, “takva”ya ne ola… Kuran’da sadece bir ayet olarak mı kalacak?


Madem sizin için önemli olan soy, her ezandan sonra ruhuna Fatiha okuduğunuz Habeş’li bir köle olan Bilal-i nereye koyacaksınız?


Veda Hutbesinde ”Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur”diyen peygamberin uyarısını da mı okumuyor Başbakan…


Önemli olan soysa Siyonizm’e bu çatmalar niye peki? Hitler faşizmini yargılamalar?


MHP ve BDP’yi kimlik siyasetiyle kamuoyunda mahkum etmeye çalışan suçlamalar?


Ve işte soyun önemli olduğunu söyleyen Başbakan’a soy siyasetinin merkezindeki MHP’nin lideri Bahçeli’den onu da aşan çocuğunun da soyunu sorgulayan soru gelmemiş miydi?


Annesi Arap, babası Gürcü, peki Bilal ne… "


Soyun önemli olduğunu söyleyen Başbakan’ın öncüsü olduğu bu tartışmayla artık siyasetin dili kimliklere mahkûm oldu.


İşte 21.yüzyılda evine yemek götüremediği için intihar eden, kadınların aptal bir sahiplik duygusuyla aşk, töre cinayetlerine kurban gittiği Türkiye’de siyasetin geldiği nokta burası. Maalesef politik kaygılar ideallerin önünde yer alıyor.


Ve evet bu kaygılar, referandum sürecinde olduğu gibi şimdi de AKP’yi sağ siyasetin sığ sularında muhafazakârlığın tarihi hatalarına doğru sürüklüyor.


AKP şimdiye kadar CHP ve diğer partiler karşısında özgürlükçü, çağın değerlerini ön plana çıkaran yaklaşımlarıyla puan kazandı.


Militan Kemalistlerin “Cumhuriyet elden gidiyor, şeriat geliyor” AKP ülkemizi İranlılaştıracak kaygılarının gerçek değil siyasal endişelerden kaynaklı olduğu AKP’nin ilk dönemlerdeki özgürlükçü icraatlarıyla ortaya çıkmıştı.

Başbakan’ın Dersim konusundaki cesur çıkışları Kılıçdaroğlu’na “aşiretini açıkla” dediği noktada ucuz kimlik oyunlarına mahkûm olabiliyor.

Başbakan’ın zaman zaman üç çocuk kavgası, soy sop tartışmasına girmesi, geçmişte gördüğümüz gibi bazı yazar ve sanatçıların hala neden evlenmediğini sorgulamaya kalkması AKP’nin muhafazakâr sağ siyasetin sığ sularında boğulmaya başladığının göstergesi.

Bu ucuzluktan siyasi bir kazanım umulması ise ustalık değil çıraklığın ötesinde bir yaklaşım. Birileri birilerini uyarmalı gayrı, insanların soyuyla sopuyla uğraşıldığı yıllar çok gerilerde kaldı. Soy sop, aşiret değil, insandır önemli olan insan…

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }