Siyasette “Çürüme” Çizgisi

Abone Ol

Hatırlanacaktır, geçtiğimiz yıllarda futbolda “şike” iddiaları medya tabiriyle gündeme “bomba” gibi düşmüş, içlerinde tanınmış futbolcuların da bulunduğu birçok kişi iddialar nedeniyle mahkemelik olmuştu. Bu iddiaların temelinde bazı kişilerin ses kayıtları bulunuyordu.

Sonradan, “telekulak” iddiaları gündem olmuştu. Çok sayıda emekli ve muvazzaf paşanın ses kayıtları internet ortamına düşmüş ve bu kayıtlar savcıların da harekete geçmesine neden olmuştu.

Ama daha görecek günler varmış meğer… Malum, geçen yıl CHP’nin eski lideri Deniz Baykal bir “kaset” mağduru olmuştu. “Varan 1” anonsuyla internet ortamına düşen görüntüler üzerine Baykal, belki de kongrede yeniden genel başkan seçilme umut ve hesabıyla CHP genel başkanlığından istifa etmişti. “Varan 2” gündeme gelmediğine göre, o görüntüleri çekenlerin muradı, Baykal’ın CHP Genel Başkanı koltuğundan istifa etmesini sağlamak olmalıydı…

Ve şimdi de bazı MHP Genel Merkez yöneticilerinin kasetleri gündemde…

Şu çok açık olmalı: Birileri gizlice çekilmiş görüntüler aracılığıyla Türkiye siyasetine düpedüz “ayar” veriyor.

CHP’nin ardından şimdi de MHP…

Göz ardı edilecek gibi olmayan bazı olgular var. AKP’nin MHP’yi anti-demokratik yüzde 10 barajının altına itmeye çalıştığı “sır” değil. Yine birinci parti olarak çıkacağını düşündüğü seçimlere “milliyetçi-muhafazakar” özellikleriyle öne çıkan isimlerle girmesi de Başbakan Erdoğan’ın “MHP’siz meclis” arzusunu doğrudan yansıtan işaretlerden biriydi. Seçim meydanlarında verdiği milliyetçi mesajların sebebini de rahatlıkla buna yorabiliriz.

Geçerken belirtmiş olayım, “yeni” olmak iddiasıyla seçimlere giden CHP’nin aday listesi de “ulusalcı, merkez sağcı ve Ergenekon sanığı” isimlerle dolu. Türkiye yeni anayasa yapacak olan bir meclis bileşimini bu adaylarla oluşturacak yani!

Kamuoyu MHP fikriyatına herhangi bir sempati duymayan biri olduğumu iyi bilir. Dahası, demokratik meşruiyet sınırları içerisinde MHP’nin başarısız olmasını da isterim. Fakat bu olayda MHP’nin derin konseptlerin “mağduru” bir duruma düştüğünü de vurgulamak gerekir. “Normal” yollardan olmayınca, “kaset ayarı” ile MHP diskalifiye edilmek isteniyor. Baraj altında kalmış MHP’de seçimlerin ardından ciddi kopuşmaların meydana geleceğini de şimdiden öngörmek mümkün.

Demek oluyor ki Türkiye’de “normal” yollardan gerçekleşmesini ümit ettiğimiz ve bunun için uğraş verdiğimiz siyasette demokratik zihniyet dönüşümü, ancak gizli görüntüler aracılığıyla olabilecek… Baksanıza, Baykal’ın ardından Kılıçdaroğlu ile CHP, en azından söylem düzeyinde “sol” mesajlar vermeye çalışıyor. “Yeni” MHP’de ne tür değişiklikler olması amaçlanıyor acaba? Göreceğiz…

Meseleyi “ahlak”, “özel yaşam” kavramları ile tartışanların unuttuğu (!) bir şey var. Amiyane tabirle “tabak gibi” ortaya çıkan gerçek, Türkiye’de sistem ve siyasetin “çürümüş” olduğudur. YSK’nın çalkantılara yol açan “veto” kararı sistemin, peş peşe patlak veren “kaset” olayları da siyasetin içyüzünü gözler önüne sermiştir.

Bir Türkiye’nin demokratikleşme manasında ihtiyaçlarına bakın, bir de bu siyaset erbabının hallerine…

Çok açık ki, aslında “derin” bir temizlenmeye, arınmaya ihtiyacımız var. Ama öyle görünüyor ki, bu, bir başka bahara mümkün olabilecek.

Olsun… Çürüme, yeni olanın boy vermesi için olmazsa olmaz bir şarttır. Yok mu başka “kaseti” olan?

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }