2014 yılında Bitlis’te yapılan 450 milyon dolarlık ‘Jeotermal Enerji Projesi’nde yolsuzluk yapılacağına ilişkin yazdığı köşe yazısında dönemin AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’e “kurt siyasetçi” dediği için hakkında açılan davadan ceza alan Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül tutuklandı.

AKP'li Vahit Kiler’e “basın yoluyla hakaret etmek” iddiasıyla açılan davada Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Aygül'e 1.500 TL para cezası vererek hükmün açıklanması geri bırakmıştı. Ancak, Aygül, ‘Bu davadan ceza almak basın ve ifade özgürlüğü açısından çok acı bir durum, kabullenemiyorum.” diyerek verilen para cezasını ödemeyeceğini açıklamıştı.

Aygül, daha sonra hazırladığı bir çocuk istismarı haberi nedeniyle açılan bir başka davada ceza aldı, bu ceza ile birlikte önceki davada verilen hükmün açıklanmasının geride bırakılma kararı düşmüş oldu. 

Adli para cezasını ödemeyen ve seçenek yaptırımları da kabul etmeyen Aygül hakkında Tatvan Cumhuriyet Savcılığı tarafından yakalama emri çıkarıldı.

İsmail Saymaz: HDP'li Temel kabul etti; Demirtaş'la görüş farklılıkları var İsmail Saymaz: HDP'li Temel kabul etti; Demirtaş'la görüş farklılıkları var

Hakkında açılan bir başka dava için Bitlis'te bulunan Aygül burada gözaltına alındı. Ardından da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

'MÜVEKKİLİM YASAKÇI ANLAYIŞI TEŞHİR ETMEK İÇİN BU KARARI ALDI'

Cezaevi önünde açıklama yapan Aygül’ün avukatı avukat Burhan Aksoy cezanın basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik olduğu için böyle bir karar aldığını söyleyerek “Müvekkilim adli para cezasını ödemeyerek ve seçenek yaptırımları kabul etmeyerek bu cezayı teşhir etmek için bu kararı aldı. 1500 TL adli para cezası 75 gün hapis cezasına tekabül ediyor. Ödenmesi durumunda tahliye işlemi gerçekleşecek. Ödeme zamanı ve dolayısıyla hapis cezasının ne kadar süreceği müvekkilimin vereceği karara bağlıdır” dedi.

'BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE VURULAN BİR DARBEDİR'

 AKP'li Kiler’le ilgili yazısına açılan davanın sonuçlanmasından sonra yaptığı açıklamada Aygül, verilen para cezasını ödemeyeceğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Gazeteciyim ve güncel bir konuda haber verme maksatlı bir köşe yazısı kaleme almıştım. Görülen davada yazdığım yazıda söz konusu siyasetçi ile ilgili ‘Kurt siyasetçi’ şeklinde bir tabir kullandım. Bu bir deyim ve anlamı da açık. İlgili kişi de bir siyasetçi. Eleştiri sınırları belli. Dava açılması bile abesken bu davadan ceza almak basın ve ifade özgürlüğü açısından çok acı bir durum. Eleştirilerin odağındaki siyasetçi hadi suç duyurusunda bulundu diyelim, bir savcının bunu dikkate alıp dava açması, bir mahkemenin bu ifadeye ceza vermesi kabul edilebilir bir durum değil. Evet, itiraz yolu kapalı, evet kesinleşeceği için infazı gerçekleşecek belki ama bu dava kesinlikle Anayasa Mahkemesinden ya da İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinden dönecek bir dava. Tamamen kamu menfaati gözetilerek yapılan ve kesinlikle eleştiri sınırları içinde kalan ifadeler yüzünden ceza almış olmayı kabullenemiyorum. Bu karara boyun eğmek benim mesleğime duyduğum saygıyı zedeleyecektir. Mahkemenin bu kararına karşı sivil itaatsizlik hakkımı kullanıyorum, adli para cezasını ödemiyorum, beni tutuklayıp cezaevine atsınlar. Basın ve ifade özgürlüğüne karşı ayyuka çıkmış bir düşmanlığı ve hasmane tutumu bu ceza özelinde teşhir etmek için bu kararı aldım. Kararımın arkasındayım.”