Temelli’den Leyla Güven’e ziyaret: İstenen özel bir talep değil, yasalara uyulmasıdır

“Leyla başkanın sağlık durumu çok ciddidir. Bu konuda herkes üzerine düşeni yapmalıdır”

Temelli’den Leyla Güven’e ziyaret: İstenen özel bir talep değil, yasalara uyulmasıdır

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, tecridin kaldırılması amacıyla 105 gündür açlık grevinde olan DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’i evinde ziyaret etti.

Temelli, " Türkiye demokratik siyaset içinde çözüm üretemiyor. Demokratik siyaset içerisinde çözüm üretmek istiyorsak, demokrasi ve barıştan yana eğer bir tavır koymak istiyorsak işte bu eyleme Leyla Güven’in sesine kulak vermek zorundayız. Bu vesile ile bu sesi sizler aracılığı ile tüm Türkiye toplumuna ulaştırmak istiyorum. Bir an önce bu tecridin sonlanması için herkesin duyarlılık göstermesini istiyorum. En başta da bir kez daha Adalet Bakanına sesleniyorum. Adalet Bakanlığı kendisinin bizzat uyması gereken yasalara uymalıdır. Adalet Bakanlığı ve iktidar, Ceza İnfaz Kanunu’nda çok açık bir şekilde belirtilen yasanın gereğini yerine getirmelidir. Bugün İmralı’daki mutlak tecride son verilmeli, aile ve avukatlarının görüşü hemen sağlanmalıdır" dedi.

Temelli ziyaret sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi:

DTK Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekilimiz Leyla başkanı ziyaret ettim. Bildiğiniz gibi bugün açlık grevinin 105’inci gününde. Her ziyaretimde dile getirdiğim gibi bir kez daha ifade ediyorum. Leyla başkan, tecridin sonlandırılması için çok kararlı bir mücadeleyi ortaya koyuyor. Bu kararlılığıyla mücadelesine devam ediyor.

Bugün de kendisi tüm arkadaşlarına, yoldaşlarına ve tüm Türkiye halklarına sevgilerini, selamlarını iletmiştir. Bu eyleminin, mücadelesinin tüm Türkiye hakları için, Türkiye barışı için olduğunu bir kez daha dile getirmiştir. Ben de yinelemek istiyorum, Türkiye’de tecrit kırılmadığı için hukuksuzluk Türkiye’nin her yerini kapladı, Türkiye’de tecrit sonlanmadığı için Türkiye demokrasiden uzaklaştı, otoriter bir rejimin tutsağı oldu, hem Türkiye hem de Ortadoğu savaş koşullarından kendisini kurtaramadı. Türkiye’de tecrit sonlanmadığı için toplumsal barış çöktü. Türkiye’de toplumsal barışın esamesi okunmuyor, Türkiye’nin her yerinde baskıcı ve otoriter bir rejimin saldırıları ve düşmanlığı söz konusudur.

‘TECRİT DEVAM ETTİĞİ SÜRECE TÜRKİYE DEMOKRASİ KONUSUNDA ADIM ATAMIYOR’

Tüm bunların sonlanması içindir bu eylem. Sadece Leyla Güven değil. Bugün Leyla Güven’le birlikte 300’den fazla tutuklu ve hükümlü, Selma Irmak, Sebahat Tuncel, Hewlêr’de Nasır Yağız, Strazburg’da birçok yoldaşımız ve dünyanın birçok yerinde birçok arkadaşımız bu eyleme katılmış durumda.

Hepsinin ortak sözü demokrasidir, barıştır, tecridin sonlanmasıdır. Çünkü herkes çok iyi biliyor ki İmralı tecridi, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit devam ettiği sürece Türkiye demokrasi ve barış konusunda adım atamıyor.

Türkiye demokratik siyaset içinde çözüm üretemiyor. Demokratik siyaset içerisinde çözüm üretmek istiyorsak, demokrasi ve barıştan yana eğer bir tavır koymak istiyorsak işte bu eyleme Leyla Güven’in sesine kulak vermek zorundayız.

Bu vesile ile bu sesi sizler aracılığı ile tüm Türkiye toplumuna ulaştırmak istiyorum. Bir an önce bu tecridin sonlanması için herkesin duyarlılık göstermesini istiyorum. En başta da bir kez daha Adalet Bakanına sesleniyorum.

Adalet Bakanlığı kendisinin bizzat uyması gereken yasalara uymalıdır. Adalet Bakanlığı ve iktidar, Ceza İnfaz Kanunu’nda çok açık bir şekilde belirtilen yasanın gereğini yerine getirmelidir. Bugün İmralı’daki mutlak tecride son verilmeli, aile ve avukatlarının görüşü hemen sağlanmalıdır.

Bu, düzenli olarak gerçekleşmesi gereken bir şey. Bunun ihmal edilmesi, bu görüşmelerin engellenmesi Türkiye’ye hiçbir hayır getirmemiştir, hiçbir yarar sağlamamıştır. Türkiye’yi her geçen gün sorunların içine yuvarlamıştır, yuvarlamaya devam edecektir. Bugünkü iktidar bu duyarsızlığı göstermemelidir. Bu, hukuk tanımazlık haline gelmiştir bunun bir an önce sona ermesi gerektiği çağrısını yapıyorum. Tüm Türkiye kamuoyuna da duyarlılık çağrısında bulunuyorum.

‘LEYLA GÜVEN’İN SAĞLIK DURUMU CİDDİDİR’

Leyla başkanın sağlık durumu çok ciddidir. Bu konuda herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Doktorları yanındadır. Şebnem Korur Fincancı hocamız yanındadır. Kendisiyle gereken görüşmeleri yapmaktadırlar. Kedilerinin de tıbbi açıdan açıklamaları muhakkak olacaktır. Ama benim gözlemlediğim ve aldığım bilgi de sağlık durumunun ciddi boyutlara ulaştığı yönündedir. Bu konuda bir an önce yapılması gerekenler ve atılması gereken adımlar hızlıca atılmalıdır.

‘LEYLA GÜVEN İÇİN GÖSTERİLEN DUYARLILIK 100’ÜNCÜ GÜNLE SINIRLI KALMASIN’

Soru: Bazı Sivil Toplum Örgütlerinin bu durumun sonlanması konusunda girişimlerde bulunduğu duyumlarını aldık. Orayla ilgili bir ilerleme var mı size yansıyan?

Bütün STK’lar, Türkiye’de insan haklarından, hukuktan, ve demokrasiden yana olan herkes bu duyarlılığı göstermeli, girişimde bulunmalı ve bu çağrıyı yapmalıdır. Adalet Bakanını ve iktidarı yasalara ve hukuka uymaya çağırıyoruz. Bu anlamıyla herkes üzerine düşeni yaparak bu çağrıyı yapmalıdır. 100 gündür ortaya çıkmayan duyarlılık ortaya çıktı. Her ne kadar İçişleri Bakanlığı ve güvenlik güçleri bu sesin duyulmaması için elinden geleni yaptıysa da Türkiye bu sese ancak 100’üncü günde kulak verdi. Bu sadece 100’üncü günde kalmasın, bundan sonra da devam etsin. Bakın bugün 105’inci gün aynı duyarlılığın ve hatta çok daha üst düzey bir duyarlılığın hemen sergilenmesi gerekiyor.

İKTİDARA SESLENİYORUZ: YASALARA RİAYET EDİN!

Soru: Adalet Bakanlığı nezdinde bir girişim var mı?

İşte bu bir girişimdir buradan sesleniyorum. Bunu dinliyor şu anda. Bundan başka ne girişim olabilir. Kendilerini yasalara uymaya çağırıyoruz. Özel bir talep, hukuk dışı bir talep burada söz konusu değil. Bundan başka nasıl girişim olsun. Buradan herkese açık tüm Türkiye kamuoyunun duyacağı şekilde iktidara sesleniyoruz. Yasalara riayet edin diyorum.

‘UMUDA UYANDIĞINIZ 2 YILI HAFIZANIZDA CANLANDIRIN’

Soru: Yeterli duyarlılık olduğunu düşünüyor musunuz? HDP olarak yürüyüş yapmıştınız yeni bir eylem planınız var mı açlık grevleri ile ilgili?

Ziyaretler devam ediyor. Fakat kamuoyunda yeterince bir duyarlılık olmadığını söyleyebilirim. Bu tecrit ve açlık grevi konusunda kamuoyunun duyarsızlığı ve kayıtsızlığı devam ediyor. Bu aslında Türkiye’deki diğer sorunlardan yalıtarak ele alınacak bir durum değildir.

Tecrit meselesi, Kürt meselesi, bugün sürdürülen açlık grevleri diğer tüm meselelerin kavşağında yer alıyor. Türkiye’deki bu karanlık tablo ve kabusun nedeni budur. Türkiye bunu geçmişte de yaşadı, demokratik siyasetin neler başarabileceğini bizzat deneyimledi ve tanıklık etti. Buna tanıklık etmiş olan kamuoyuna sesleniyorum. Sizler demokratik siyasetin ne yapabileceğine tanıklık ettiniz. Bu ülkede iki yıl boyunca umuda uyandınız, bu ülkede barışın tesis edilebileceğini hissettiniz. Şimdi hafızanızda canlandırın ve üzerinize düşen sorumluluğun gereğini yapın.

Soru: Öcalan’ın kardeşi ile görüşmesi gerçekleşti. Açlık grevlerine ilişkin Sayın Öcalan’ın bir talebi var mı? Kamuoyu ile paylaşılmadı, sizinle paylaşıldı mı?

Bizimle paylaşılan da kamuoyu ile paylaşılan da aynıdır. Zaten Sayın Mehmet Öcalan adadan döndükten sonra hukukçularına gerekli bilgileri verdi ve Asrın Hukuk Bürosu da gerekli açıklamayı yaptı. Onun dışında bir bilgi bize de iletilmiş değil.

‘CPT’NİN HAREKETE GEÇMESİ GEREKİYOR’

Soru: Bu konuda uluslararası kurumlara da yapılmış bir çağrı var. Uluslararası kurumların sessizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası kurumların da AİHM’nin de zaman zaman sergilediği ikircikli tutumu dile getirdik ama Avrupa’da da bir duyarlılık oluşmuş diyebilirim. Bu kurum ve kuruluşlara çeşitli çağrılarımız oldu, konuyu onların gündemlerine taşıdık. AKPM’nin ve ona bağlı çalışan diğer kurumların bu konuda kendiliğinden inisiyatif alması ve harekete geçmesi gerekiyor. En başta da CPT’nin harekete geçmesi gerekiyor. CPT bu konuda yakın zamanda bir açıklama yaptı ama harekete geçmesi için çağrılarımızı yeniliyoruz.

Soru: Tedaviyi hala kabul etmiyor değil mi, Şebnem Hoca yanında dediniz ama sadece gözlemleme değil mi?

Evet sadece gözlemleme, Şebnem Hoca yanında ama sadece gözlemliyor. Açlık grevine ilk günden beri aynı kararlılıkla devam ediyor.

‘İKTİDARIN AÇLIK GREVLERİ KONUSUNDA YAPTIKLARININ MUHASEBESİNİ HALK 31 MART’TA YAPACAKTIR’

Soru: Bu sessizlik nereye doğru gidiyor?

Sessizliğin nereye doğru gideceğinden çok, nereye gitmesi gerektiğini ifade ettim. İktidar yasalara uymalı, hukukun gereği ne ise onu yapmalıdır. Kimsenin nereye gidecek nereye gitmeyecek diye fal açmasına gerek yok. Türkiye’nin böyle maceralara ihtiyacı yok. Türkiye’nin acilen toplumsal barışa, hukuka ve demokrasiye ihtiyacı var.

Hukuktan ve demokrasiden çıkmış bu iktidar, en azından bu konuda yapması gerekeni bir an önce yapmalıdır. Diğer konularda neler yapıp yapmadığının muhasebesini bu halk 31 Mart’ta yapacaktır. Bunları Türkiye toplumuna, Kürt halkına dayatarak hiçbir şekilde geleceğinin olmadığını daha önceki seçimlerde gözlemlediler, 31 Mart’ta da bir kez daha tanık olacaklardır.

Ama bu konu seçim hesabından ayrı bir konudur. Bu bir insan hakları ve demokrasi konusudur. İnsan hakları ve hukuk konusunu ihmal ederek bir seçim başarısının peşinde konuşuyorsa bu iktidar, büyük bir yanılgı içindedir. Çünkü seçimden 3-5 belediyeden çok daha önemli olan, Türkiye'nin geleceğidir. Burada Türkiye'nin geleceğini konuşuyoruz. Türkiye’nin geleceği barıştan ve demokrasiden geçer, başka bir şeyden geçmez.

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2019, 12:46

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER