Temelli: Sandıkları nereye kaçırsanız kaçırın o sandıkları yakalar yine oyumuzu kullanırız

Temelli, seçim kampanyası kapsamında Batman’da konuştu

Temelli: Sandıkları nereye kaçırsanız kaçırın o sandıkları yakalar yine oyumuzu kullanırız

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli partisinin seçim çalışmaları kapsamında Batman’da düzenlenen mitinge katıldı.

HDP’nin ittifak yaptığı partilerin temsilcilerinden Mehmet Kamaç (İÖP), Mehmet Emin Kardaş (PDK-T), Aytullah Aşiti (Azadi Hareketi), Sinan Çiftyürek (KKP), Abdulhay Okumuş (DDKD)’un da katıldığı mitingde konuşan Temelli, 24 Haziran seçimlerinde 150 bin oyun sandık taşıma yöntemi ile çarçur edildiğini söyledi.

Temelli, “Bu seçimde de aynı şeyin peşindeler. Ama sandıkları nereye kaçırırsanız kaçırın, o sandıkları yakalar yine oyumuzu kullanırız” diye konuştu.

Temelli, şu ifadeleri kullandı:

Edip Solmaz’ın yoldaşları, kadınlar, gençler merhaba! Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Biz kimiz, biz sizin hizmetinizdeyiz. Biz sizinle, Batman’la gurur duyuyoruz. Bana Sezai Efendi demiş, biz hiç efendi olmadık. Efendi olmak da istemeyiz, halkın halklarımızın hizmetinde olmayı severiz. Sen efendi olmaya meraklısın, ama bu halk efendileri sevmez.

Efendileri sevmediği için de bu efendici akla en güzel cevabı 31 Mart’ta sandıklarda verecek. Efendiler gidecek halk gelecek. Bu ülke ne çektiyse efendilerden çekti.

Bu ülkenin başına hangi zulüm geldiyse, bu efendici akıllardan geldi. O yüzden artık bu işe bir son verme zamanı geldi. O da 31 Mart’tır. Bakın sevgili yoldaşlarım, Türkiye’nin her yerinde insanlar binlerce yıldır bir arada yaşıyor; Türkü, Kürdü, Ermenisi ve Süryanisi ile.

‘AKP KENDİSİNDEN ÖNCEKİLER GİBİ KÜRT DÜŞMANLIĞINDAN BESLENİYOR’

Tıpkı Batman’da olduğu gibi. Türkiye’nin her yerinde bir arada yaşıyoruz ve biz bir arada yaşama irademizi her seferinde güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Buna tahammül edemeyenler halkı bölüyorlar, karşı karşıya getiriyorlar, düşmanlaştırıyorlar. Bunu da AKP kendinden önceki dönemde olduğu gibi aynı anlayışla sürdürüyor, Kürt düşmanlığı ile sürdürüyor. Bu meseleyi çözümsüz bırakarak kendi iktidarını sürdürmek istiyor. İşte 31 Mart’ta sonu gelen budur. Artık bu düşmanlığa izin vermeyeceğiz.

‘HALKLAR BARIŞ UMUTLARIYLA GÜNE UYANIRKEN ONLAR ÇÖKTÜRME PLANI KURUYORLARDI’

Bu ülke bundan 4 yıl önce büyük umutlar besliyordu. Bu ülkenin tüm halkları; Kürt, Türk halkı bu topraklarda yaşayan tüm farklı inançlarla, farklı herkesle; Alevisi, Sünnisi ile umudu büyütüyordu. Çünkü barışa yaklaşmıştık. Bu toprakların kadim halkları kalıcı bir barışı var ediyordu. Halklar barış umuduyla güne merhaba, rojbaş derken bunlar çöktürme planı hazırlıyorlardı. İşte o çöktürme planının peşinde gidenler ülkeyi çökerttiler.

‘TECRİT VARSA HUKUKSUZLUK, ADALETSİZLİK VARDIR’

Dolmabahçe Mutabakatı’nı yok sayanlar, masayı tekmeleyip yıkanlar mutlak tecridi başlattılar. Ve biz o gün de olduğu gibi, o günden bugüne her gün aynı şeyi söyledik. Dedik ki tecrit varsa hukuksuzluk, adaletsizlik vardır. Bu sadece İmralı karasularında kalmaz, bütün ülke hukuksuzluk ve adaletsizliğe sürüklendi. Bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik son bulsun diye diyoruz ki tecrit son bulsun. Biz onlarca yıldır barış ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. Bu mücadeleden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Evet, şimdi 31 Mart’a gidiyoruz, yerel seçimlere gidiyoruz. Yerel seçimler, ne bu mücadelenin sonudur ne de bir başlangıçtır. Ama bu mücadelenin önemli bir etabıdır. Şimdi hep birlikte bu etabı da koşacağız. Bu etabı da koşarken yine demokrasi ve barış mücadelesini yükselteceğiz. Bu etabın önünde hepimizin önünde koşan Leyla Güven’e selamlarımızı yollayalım.

‘İMRALI’NIN YOLUNU AÇIN, ARKADAŞLARIMIZI KAYBETMEK İSTEMİYORUZ’

Leyla ki ye? Leyla jin e. Leyla jiyan e. Leyla azadi ye. Onunla birlikte yine hepimizin önünde koşan binlerce tutsak var. 335 arkadaşımızın durumu kritik. Bedenleriyle barış mücadelesini, demokrasi mücadelesini yükseltiyor. Bu sese kulak verin, Nasır’a, Strazburg’a, Toronto’ya, Galler’e, arkadaşlarımıza kulak verin.

Bu adaletsizlik, bu hukuksuzluğa son verin. Biz hiçbir arkadaşımızı kaybetmek istemiyoruz. Hepsi bu barış ve demokrasi mücadelesinin onurlu evlatlarıdır. Hiçbirini yitirmek istemiyoruz. Bir kez daha Adalet Bakanı’na çağrı yapıyorum: Cezaevindeki bu haksız hukuksuz uygulamalara son verin. Cezaevlerindeki kötü muameleye son verin. Vitaminini temin edemeyen tutsakların vitaminlerine ulaşmalarını sağlayın.

Ama bundan öte bir Adalet Bakanı olarak yasaları görmezden gelemezsin, hukuku yok sayamazsın. Yasalar tüm hükümlüler için ne diyorsa hemen gereğini yerine getirin. Hemen Sayın Öcalan’ın ailesi ve avukatları adaya gidebilsin, düzenli görüşebilsin. Talep bu kadar meşrudur, haklıdır. Bunun gereğini yerine getirin. Bunu bütün alanlarda söyledik, söylemeye devam edeceğiz.

Ayrımcılık yapanlar, düşmanlıktan beslenenler, hukuku ve adaleti yok saymaya devam ediyorlar. Hukuksuzluk ve adaletsizlik her yeri kapladı. Ülke bütün demokratik kazanımlarını yitirdi. İnsan hakları ihlalleri her gün yeni rekorlar kırıyor. Tüm bunlara son vermek bizim elimizde bu tekçi anlayışa son vermek bizim elimizde.

TRT AKP’YE 49 SAAT 58 DAKİKA HDP’YE 7 DAKİKA YER VERMİŞ’

O denli her şeyi tekleştirdiler ki, bakın tek tek diye diye tek kaldı. AKP’yi 71 kişi kurmuşlar 3 kişi kalmışlar; seçimden sonra o 2 kişi de gider tek başına kalır. Tek başına kalır. İşte bu tekçi anlayış, bütün medyayı da tekleştirdi. Geçen gün bir rakam açıklandı. TRT bu kampanya döneminde bugüne kadar AKP’ye, 49 saat 58 dakika zaman ayırmış. 49 saat 58 dakika! Bu TRT, sizin vergilerinizle var. Bu TRT, bir kamu kurumu ama sanki AKP’nin propaganda merkezi. Aynı şey AA için de geçerli. Peki HDP’ye kaç dakika ayrılmış? 7 dakika. Televizyonların yüzde 95-96’sını ele geçirmiş. Her gün 3 defa 4 defa televizyonlara çıkıyor. Her gün yalanlara yalanlar ekliyorlar.

‘BÜTÜN GAZETELER TEK MANŞET ATIYOR’

Gazetelerin yüzde 90’ını ele geçirmiş. Bütün gazeteler tek manşet atıyor. HDP’ye düşmanlık. Halklara düşmanlık. Hep bu tekçi anlayış televizyonlarda, gazetelerde aynı düşmanlıkla karşımıza çıkıyor. Ne televizyonların reytingi kaldı, ne gazetelerin tirajı. Hepsi tükendi, hala bizi kötülemeye bizi düşmanlaştırmaya devam ediyor.

‘İŞİ GÜCÜ BIRAKMIŞLAR ERDOĞAN’IN MİTİNGLERİ İÇİN SEFERBER OLMUŞLAR’

Bakın, şimdi meydan meydan dolaşıyor. Biz de dolaşıyoruz. Burada toplandık. Sizi buraya zorla getiren oldu mu? Burada Batmanlı olmayan var mı? Ey Batmanlılar, biz sizi Bingöl’den, biz sizi Diyarbakır’dan mı getirdik?  Bu gittiği her yere milleti otobüslerle peşine takıyor, mitingler yapıyor. Taşımalı eğitim vardı şimdi de taşımalı miting var. Valisi, kaymakamı ile güvenlik güçleri ile seferber olmuşlar. Aman Erdoğan miting yapacak alanları dolduralım! Okullar tatil ediliyor, hafta sonu ise velilere yazı yazıyorlar ‘çocuğunu al gel’. Herkes işini gücünü bırakmış taşımalı mitinge koşuyor. Ama sen ne kadar taşımalı miting yaparsan yap, 31 Mart’ta taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini göreceksin.

‘BU KAYYIMLARI ÖYLE BİR SÜPÜRECEĞİZ Kİ KIRINTILARI KALMAYACAK’

Bakın bir seçim stratejimiz var, açıkladık bütün kimyaları bozuldu ne yapacaklarını şaşırdılar. Bize laf yetiştirmekten başka ellerinden bir şey gelmiyor. Biz Türkiye halklarına, emekçilere, kadınlara bir seçenek sunduk. Birincisi bu kayyımları süpürüp atacağız. Süpürgeler hazır değil mi?  Süpürgeyi ihmal etmeyin öyle bir süpüreceğiz ki kırıntıları kalmayacak, hırsızlıkları yolsuzlukları ne varsa hepsini süpürüp atacağız. Temiz bir Batman için, vicdanı, sokağı, mahallesi temiz bir Batman için bunların hepsini süpürüp atacağız. Yerellerde iktidara geleceğiz, sadece kayyımları geri alarak değil; Bingöl’ü, Kars’ı, Muş’u alarak yerellerde iktidara geleceğiz.

‘TÜRKİYE HALKLARINI SEÇENEKSİZ Mİ BIRAKSAYDIK’

Peki tek başımıza iktidara henüz gelemiyorsak - bir gün mutlaka geleceğiz- ama henüz gelemiyorsak Türkiye halkları seçeneksiz mi kalsın? Türkiye halkları bunlara mahkum mu olsun? O zaman bize düşen Türkiye halklarına seçenek yaratmaktır. Biz de öyle yaptık; barış, demokrasi seçeneği yarattık. Faşizme karşı gelin omuz omuza bu ceberut iktidardan kurtulalım dedik.

‘TARİH DERSİNDEN KAÇIP FUTBOLA MI GİTTİN?’

Bunu içine sindiremeyenler, sabah akşam bize saldırıyorlar. Kürtlere diyor ki, Kürt dediğin 3-5 kişi sanki, 20 milyon insana diyor ki ‘defolun gidin’. Burası bizim vatanımız. Sen hiç mi tarih, coğrafya okumadın? Sen, hep bu derslerden kaytardın da maça mı gittin? E, futbolcu da olamamışsın. Tarihi bilmeyen, bu toprakların kültürünü bilmeyen işte bu hoyrat dille konuşur. İnsanı yok sayar, halkları yok sayar kültürleri yok sayar.

Yok saydığı için de kayyım atar. O kayyım gelir o kültürü yok sayar, heykelleri yıkar, Kürtçe tabelaları kaldırır, Kürtçe hizmeti engeller. Oysa binlerce yıldır bu topraklarda Türkçe, Kürtçe ile barışır. Türkler, Kürtler bir arada ve bir vatan kurmuşlar. Adına ortak vatan demişler, şimdi bu ortak vatanımızı demokratik ulus anlayışımızla demokratikleştireceğiz. Demokratik cumhuriyeti ne yaparlarsa yapsınlar biz inşa edeceğiz. Çoğulcu, demokratik, laik bir cumhuriyet, ortak bir gelecek için 31 Mart’ta HDP’yi yerellerde iktidara taşıyacağız.

‘SANIRSIN Kİ SEBZE HALLERİ TERÖR ÜSSÜ’

Düşmanlıktan besleniyorlar. Bizi kovdu yetmedi, herkesi terörist yaptı yetmedi. Sebze halleri sanırsınız ki terör üssü. Hal esnafı halden dışarı çıkamıyor. Öyle bir suçlamış ki hepsi terörist. O da yetmedi; soğan, patates, marul ne var ne yok hepsi terörist. Şimdi o da bitti, baktılar o da olmadı. Düşündüler düşündüler bu ülkenin kutsalları üzerinden siyaset yapmaya kalktılar. Dediler ki ezan ıslıklanıyor. Yuhalamayın! Bu ülkede, bu ülkenin tarihinde görülmüş şey mi? Bir kere bile böyle bir şey bu topraklarda görülmüş müdür? Herkes, bu ülkede yaşayan herkes ezana saygılıdır, dine saygılıdır. Bütün dinlere saygılıdır. Kimsenin böyle bir saygısızlık yaptığı bugüne kadar görülmedi, olmadı sen ne yaparsan yap olmayacak da! Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir düşmanlıktır? Üç tane oy için, üç tane belediye başkanlığı için insanları birbirine düşman etme peşinde. Önce Kürt-Türk düşmanlığı tutmadı, şimdi din üzerinden yeni bir düşmanlık, yeni bir ayrışma yaratma peşindeler. Yahu bu haberi yazan bile çıktı özür diledi, yanlış anlamışım dedi, hala bunun üzerinden yürüyorlar.

‘TRT YALAN HABER YAPACAĞINA GELSİN MAĞDURLARI GÖRSÜN’

Bir de beka sorunumuz var. Batman sizin beka sorununuz var mı? Beka sorunu olan elini kaldırsın. Peki sizin işsizlik sorununuz var mı? İşsizlik sorunu olan elini kaldırsın. TRT burada mı TRT? Burada olsun da bir çeksin, hakikati çeksin. Sabah akşam yalan yayın yapacağına,  gelsin işsizleri, yoksulları, mağdurları, hakkı çalınanları, hakkı gasp edilenleri görsün. Beka sorunu filan yok. Bu ülkenin geçim sorunu var, işsizlik sorunu var.

Batman’da üçte biri işsiz, üçte ikisi de part time çalışıyor; ya iş buluyor ya bulamıyor. Batman’da işsizlik, yoksulluk çok, göç çok, tarım çökertilmiş, fabrikalar kapatılmış insanların geleceği yok edilmiş. Tüm bu gerçekler ortadayken, bunlara çözüm üretmek yerine, sabah akşam beka sorunu. Beka sorununun olmadığını, bir ekonomi sorununun olduğunu biz 31 Mart’ta göstereceğiz.

‘KAYNAKLARIMIZIN ÜZERİNE ÇÖKMÜŞLER BUNA SON VERME ZAMANI GELDİ’

Tüm işsizler, tüm yoksullar iktidara gelmek istiyor musunuz? ‘Üreten biziz yöneten de biz olacağız’ diyor musunuz? O zaman 31 Mart’ta Halkların Demokratik Partisi’ni iktidara taşıyarak, bu işsizliğe, bu yoksulluğa hep beraber son vereceğiz. Halk iktidara gelecek, kadınlar, emekçiler iktidara gelecek, kentini de kendisini de bizzat yönetecek.

Birlikte üreteceğiz, kooperatiflerimizle, belediye iktisadi teşekküllerimizle, esnaflarımızla, çiftçilerimizle işçilerimizle, hep birlikte yöneteceğiz. Kaynaklarımız var ama yönetemeyenler bu kaynakların üzerine çöküyorlar. Halkın hakkını gasp ediyorlar. Şimdi buna son verme zamanı. Mutlaka kazanacağız. Dost ve düşman bilsin ki biz kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.

‘BUNLAR NE ZAMAN GÜVENLİK DESELER ORADA GÜVENSİZLİK VAR’

Taşımalı miting dedim ya, bunların bir mahareti daha var: taşımalı sandık. Taşımaya kafayı takmışlar bir kere. HDP seçmeninin oyunu çalmak için HDP’liler sandıktan uzak kalsın, sandığa erişemesin, iradesi sandığa yansımasın diye sandıkları kaçırıyorlar. Batıda sandık taşıma, neden? Güvenlik nedeniyle imiş. Ne güvenliği? Zaten ne zaman güvenlik deseler, bilin ki orada bir güvensizlik var.

YSK’da bunların artık dümen suyunda. Talimat veriyorlar, YSK sandıkları taşıyorlar. 24 Haziran’da 150 bin oyu böyle çarçur ettiler. Şimdi bir daha buna hazırlanıyorlar. Biz de diyoruz ki, bu sandığı nereye götürürsen götür peşindeyiz. Biz o sandığı yakalarız, oyumuzu kullanırız. O sandıktan barış çıkar, demokrasi çıkar, HDP çıkar.

Sandığımıza, oyumuza, geleceğimize sahip çıkacağız. 31 Mart’a kadar, 7 gün 24 saat çalışacağız. Herkese sesimizi ulaştıracağız. Buraya gelmesi engellenen, evet engellenen, herkese, bu hakikatin sesini, HDP’nin sesini halklarımızın ve mücadelemizin sesini mutlaka ulaştıracağız. Hep birlikte geleceğimize sahip çıkacağız. Ne dedik başlarken, bu ülke bizim dedik, biz halklar olarak iktidara geleceğiz ve hep birlikte yöneteceğiz dedik. Yerel demokrasi dedik, radikal demokrasi dedik. Hep birlikte, Batman Ya Me Ye!

Burada Yılmaz Güney Sineması’nı yıkmışlar. Biz o sinemayı yeniden yapacağız. Yılmaz’ın filmlerini seyrettireceğiz. Sonu mutlu biten filmler seyredeceğiz. Tıpkı sonu mutlu bitecek olan bu mücadele gibi. Serkeftin hevalno!

Demokrat Haber’e Destek Olmak İçin Tıklayın >>>

YORUM EKLE