Temelli'den CHP'ye: Ne paleti, ülke yanıyor ülke; gelin bu yangına bir kova su siz dökün

HDP Eş Başkanı Temelli Van'da konuştu

Temelli'den CHP'ye: Ne paleti, ülke yanıyor ülke; gelin bu yangına bir kova su siz dökün

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, darbe koşulları ve engellemeler nedeniyle saatler sonra Van'a ulaştı. Halk ile bir araya gelmesine izin verilmeyen Temelli, yaptığı açıklamada, kendilerine yönelik engellemelerin "darbe fotoğrafı" olduğunu söyledi.

CHP'ye ve sol sosyalist siyasi yapılara seslenen Temelli, "Neymiş kardeşim; palet davası, ne paleti? Ülke yanıyor ülke! Gelin bu yangına bir kova su siz dökün. Başka yerlerde, başka şeylerin peşine düşmeyin. Şimdi bu yangını hep beraber söndürme zamanıdır" dedi.

Temelli'nin açıklamaları şöyle:

AKP - MHP blokunun ders almasını bekledik. Ama onlar ders almadılar, onlar 31 Mart yenilgisinin rövanşını almak peşindeler. 

Onlar savaş politikalarını, zulüm, şiddet politikalarını devam ettirme peşindeler. Bu siyasi darbeyi gerçekleştirenler 12 Eylül darbesinin mirasçılarıdır. 12 Eylül Darbesi'nin hukukunu hala topluma, halklarımıza, emekçilere, kadınlara dayatmaya devam ediyorlar. Bu mirasa sahip çıkıyorlar. 28 Şubat’ın mirasına sahip çıkıyorlar. Bu utanmazlığı, bu rezilliği bu topluma reva görüyorlar. 

19 Ağustos darbesi ile aslında bu mirasla ne kadar barışık olduklarını bir kez daha ortaya koydular. Darbe mirasına sahip çıkanlar darbecidir. Darbeciler her gün yaptığı açıklamalarla bu hukuku yaşatma peşinde olduklarını gösteriyorlar. 

KONUŞTUKÇA YÜZLERİNDEKİ MASKELER DÜŞÜYOR

Irkçılık yapıyorlar. Konuştukça yüzlerindeki maskeler düşüyor. O denli ırkçılar ki, o denli Kürt düşmanlıkları var ki Kürt'e karşı konuşurken akla hayale gelmeyen şeyler söylemekten geri durmuyorlar. Kürt nüfusuyla ilgili yorum yapmaktan geri durmuyorlar. Kürt ailelerinde kaç çocuk var hesabı üzerinden bu ırkçılığı açığa vuruyorlar. 

Katlanamadıkları bu: Kürt halkının iradesi, Kürt halkının Türklerle birlikte, bu topraklarda yaşayan tüm kadim halklarla birlikte ortaya koymuş oldukları bir arada yaşama iradesi. Buna katlanamıyorlar. Buna katlanamadıkça Türkiye'yi dipsiz bir kuyuya sürüklüyorlar. Düştükçe de tüm Türkiye halklarını, emekçileri, kadınları peşlerinden sürüklüyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Dün olduğu gibi her gün ama her gün hakikatin, demokrasinin, barışın sesini yükseltmeye devam edeceğiz. 

Onlar düşecek. Düştüler. Bu darbe bataklığının içinde debelendikçe yok olmaya devam ediyorlar. Onlar düşsünler. Ama bilsinler ki biz asla onlarla birlikte hareket etmeyeceğiz. Onların karşısına dikileceğiz. Darbe hukukuna karşı barışı, demokrasi savunmaya devam edeceğiz. 

ÖCALAN'IN GÜÇLÜ İRADESİNE KARŞI YAPTIKLARI BU

Barış diyenleri tutukladılar hapsettiler. Çözüm diyene tecrit uyguladılar. Tam 4 buçuk yıl boyunca sayın Abdullah Öcalan'a tecrit uygulayarak bu ülkede çözümsüzlüğü dayattılar. Ülkeyi çözümsüz bıraktıkça ülke bu darbe bataklığında debelenmeye devam etti. Çözüm mümkündür. Sayın Öcalan dedi ki, "açın bu yolu, 1 haftada bu ülkeye barışı getireyim". Bu denli güçlü bir iradeyi ortaya koydu. Bu iradeye karşı, bu sese, bu barış çağrısına karşı yapılan budur; kayyım atamaktır. Belediyeleri gasp etmektir. Bu iradeyi yok saymaktır. Tıpkı 4 yıl boyunca yaptıkları gibi. Tıpkı 4 yıl boyunca bu ülkeye kayyımı, OHAL'i dayattıkları gibi, demokratik siyasete tasfiyeyi dayattıkları gibi. 2016’da OHAL darbesi ile bu ülkeye kayyımı dayatarak birçok belediye eşbaşkanımızı tutukladılar, hala tutuklu eşbaşkanlarımız var. Geçmiş dönem eşbaşkanlarımızı tutukladılar, arkadaşlarımız cezaevinde, birçok vekilimiz cezaevinde. Hiçbir suçları yok. Gidin bakın dosyalarına, bir tek delil bulamazsınız. 

Biz bütün bunlara rağmen demokratik siyasette mücadelemizi yükselttik. Dedik ki bu ülkeyi bu kayyım utancından hep birlikte kurtaracağız. Kürt illerinde atanan kayyımları süpürüp atacağız. İşte 31 Mart'ta yaptığımız budur. 31 Mart’ta kayyımları süpürüp attık. Bunu içine sindiremeyenler birçok belediye başkanımızın mazbatasını vermeyerek irademizi gasp etmeye başladılar. İstanbul'a kayyım atadılar, 23 Haziran'da yine güçlü bir iradeyi ortaya koyduk İstanbul'da.

Kayyımı kabul etmeyeceğimizi belirttik. İstanbul'dan kayyımı süpürüp attık. Bunu içine sindiremeyenler şimdi Amed'e, Van'a, Mardin'e kayyım atadılar. Bunu da kabul etmiyoruz. Bir an önce bu karar geri çekilmeli. Bir an önce arkadaşlarımız görevlerine iade edilmeli. Bunu bekliyoruz. Bunu yapmadıkları sürece her gün, her yerde sesimizi çıkaracağız, demokratik meşru mücadelemizi sürdüreceğiz. Asla bu irademizden vazgeçmeyeceğiz. Bu irade öyle sandığa hapsedilecek bir irade değildir. Onlarca yıldır gelen bir iradedir. Demokrasi sandıkta başlar ama sandıktan öncedir. Her türlü hakkın savunusudur. 

KADIN MÜCADELESİNİ SİNDİREMEYEN FAŞİSTTİR

Bakın eşbaşkanlığa karşı çıkıyorlar. Diyorlar ki, "eşbaşkanlık sistemi suçtur". Hayır suç değildir. Gerçek bir demokrasi mücadelesidir, eşit temsiliyet mücadelesidir, kadın özgürlük mücadelesidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı toplumsal cinsiyet eşitliğinin temsilidir. Bugün kadına yönelik şiddet sokakta kol geziyor. Her gün bir kadın katlediliyor. Kadına yönelik şiddet AKP iktidarıyla beraber yükselmiştir. Kadın siyasi çalışma hayatından, toplumsal hayattan dışlanmakta, yok sayılmaktadır. İşte kadınlar vardır, kadınların mücadelesi vardır, eşbaşkanlık mücadelesi bu mücadeledir. Gerçek bir demokrasi mücadelesidir. Bunu içine sindiremeyenler faşisttir. O yüzden faşizme karşı mücadele bir kadın mücadelesidir. 

Kayyım atayanlar bize iftira atmaya devam ediyorlar. Diyorlar ki halkın, belediyenin kaynaklarını çarçur ediyormuşuz. 2016 yılına kadar belediyelerde iktidarda kaldık, bir kuruş yolsuzluk yoktur. Onca belediye incelemeye alındı, onca müfettiş geldi, Sayıştay geldi; bir kuruş yolsuzluk bulunmadı. Bir kuruş yolsuzluk bulamadı ama 31 Mart'a kadar görevde kalan kayyımlar her gün yolsuzluk yaptı, yolsuzluk ifadesi bile utandı. Bu denli yaygın bir talan, bir gasp vardı. Bu gaspa izin verenler bunun hesabını sormak yerine hala bizim belediyelerimize iftira ediyorlar. 

İÇİŞLERİ BAKANI ALDIĞI HEDİYELERİ AÇIKLASIN

Dün sevgili Mardin belediye eşbaşkanımız Ahmet Türk açıkladı. İçişleri Bakanına sordu, "aldığın hediyeler nedir" diye. Çıksın cevap versin neymiş o hediyeler, hep beraber öğrenelim. Yok hediye almadıysa, o kayyımın yaptığı yolsuzluk kanıtlanmıştır. Çıksın hesap versin. 

Kuruş yolsuzluk yoktur 31 Mart'tan sonra. Mazbatasını alan belediye eşbaşkanarımız bu halkın bir kuruşuna bile zarar vermemiştir. Tam tersine o kayyımlar bu halkın SGK primlerini ödememiş, elektrik borcunu ödememiş, su borcunu ödememiş, kaynakları talan etmiş ama bizim belediyelerimiz gelir gelmez borç ödemeye başlamıştır. 

Bütün hakları gasp edilmesine rağmen bir tek kuruş bile ziyan olmamıştır. Yalan söylüyorlar, kendi hırsızlıklarını, yolsuzluklarını kamufle etmek için halka yalan söylüyorlar. Tüm bu yalanlara karşı tüm Türkiye'ye çağrı yapıyorum. Her şey bütün çıplaklığı ile ortadadır, her şey ortada. Barış, demokrasi mücadelesinde buluşup bu kayyımcı zihniyete, bu darbe anlayışına karşı yan yana gelmeliyiz. 

Ülke yangın yerine dönmüştür. Emekçilerin emekleri gasp edilmektedir. Ocaklara yangın düşmüştür. Ülkede yanmayan orman kalmamıştır. Her yer yanıyor. Ülkede şimdi vicdanlar yanıyor. Kürt halkına karşı yapılan bu müdahale bütün ülkenin vicdanını yakmıştır. Yakmaya devam etmektedir. Sesleniyorum bütün Türkiye'ye. 

VİCDANI OLAN HERKES BU YANGINI SÖNDÜRMEYE GELSİN

Neymiş kardeşim; palet davası, ne paleti? Ülke yanıyor ülke! Gelin bu yangına bir kova su siz dökün. Başka yerlerde, başka şeylerin peşine düşmeyin. Şimdi bu yangını hep beraber söndürme zamanıdır. Tüm Türkiye’deki demokrasi güçlerine, tüm sol sosyalist tüm siyasi yapılara, herkese sesleniyoruz. Gelin vicdanı olan herkes herkes bu yangını söndürmeye koşsun. Koşun, herkesi bu yangını söndürmede herkesi yan yana bu demokrasi mücadelesinde görev almaya çağırıyoruz. Sesinizi çıkarın, ses verin. Gelin omuz omuza verin. 

Dedik ki ancak yan yana gelirsek bu kayyımdan bu tek adam zihniyetinden bu AKP - MHP blokundan kurtulabiliriz. 31 Mart’ta nasıl kurtulduysak, 23 Haziran’da nasıl kurtulduysak şimdi de yan yana geleceğiz. Tüm Türkiye halkları, emekçileri, kadınları bu mücadelede yerini alacak. Her akşam, her gün sokaklarda sesimizi çıkaracağız. Kornalara basacağız, tencerelere vuracağız, düdüklerimizle ses çıkaracağız. 'Buradayız' diyeceğiz. Susmuyoruz, susmayacağız. Varız, var olmaya devam edeceğiz. Hakkımız gasp edildi, hakkımızı geri alana kadar her yerde halkımızla birlikte mücadeleyi yükselteceğiz.

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2019, 15:37

Tıkla, Demokrat Haber’e Şimdi Destek Ol >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER