Sosyal medya teklifine şerh: OHAL yöntemlerinin devamı

HDP, sosyal medya düzenlemesine, “Getirilecek sistemin OHAL yöntemlerinin devamı olduğu ve halkın bilgiye erişiminin hedef aldığı açıktır” şerhi düştü

Sosyal medya teklifine şerh: OHAL yöntemlerinin devamı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), sosyal medyada düzenlemeleri öngören 9 maddelik “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi”ne muhalefet şerhi düştü.

Şerhte, söz konusu kanun teklifinin, düşüncenin suça dönüştürülmesinde ve halkın gerçeklere erişmesini engellediği eleştirisi yapıldı.

‘İSTİBDAT DÖNEMİ’

AKP iktidarı boyunca internet yasaklarının çeşitli gündemlerle uygulandığına dikkat çekilen şerhte, basın ve yayına getirilen sansür nedeniyle sosyal medya mecrasının alternatif haber alma kanalı olduğu belirtildi.

AKP iktidarının getirdiği yasaklar nedeniyle “istibdat dönemine” benzetildiği şerhte, “Türkiye, uzunca bir süredir basın-yayın özgürlüğünün ihlali, tutuklu gazeteciler, kapatılan yayın organları ve sosyal medyaya dönemsel olarak getirilen kısıtlamalar nedeniyle dünya gündeminde yer alan bir konumdadır. Türkiye basın-yayın özgürlüğü bakımından her daim otosansür mekanizmalarının da işletildiği bir geçmişe sahiptir” denildi.

İKTİDARA CAN SİMİDİ

Şerhte, basın-yayın üzerindeki sansür ve oto-sansüre dair şu örnek verildi:

“2004 yılında Pamukova’da gerçekleşen bir tren kazasının ardından bir gazetecinin Ulaştırma Bakanının istifa edip etmeyeceğine yönelik sorusuna dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘sen hangi gazetedensin’ şeklindeki sorusu sorar. Bu miladi gelişmenin akabinde gazeteciler soru sormayı dahi unutur pozisyona getirilmiş, iktidarı eleştirenlere yaşam hakkı tanınmamıştır. İktidar yaptığı trafik kazalarını görünmez kılmak istemektedir. Bu görünmezliğin sağlanması için de bu kanun teklifi iktidarın sığındığı bir can simidi olmuştur. Ancak iktidarın kendisine seçtiği can simidinin ülke halklarını nefessiz bırakacağı tartışmasızdır.”

‘YEŞİL KÜRE’ HATIRLATMASI

Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım platformlarının halkın haber alma hakkının sağlandığı mecralar olduğunun belirtildiği şerhte, teklifin yasaklarla özgülenmiş bir metin olduğu ifade edildi.

Şerhte, “Kanun teklifi metni, internete adeta matbaada basılmış korsan yayın muamelesinin dışa vurumudur. Kendisini afişe eden 'yeşil küre’ fikri ne kadar dijital iletişimden ve sosyal medya dinamiklerinden anlayan bir aklın ürünüyse, bu kanun teklifini de o şekilde yorumlamakta beis yoktur” ifadeleri yer aldı.

Şerhte, sosyal medya mecralarında geçmiş dönemlerde engelleme ve sansür verileri şöyle sıralandı:

“* Twitter’e 2012 yılı başı ile 2019 yılının birinci yarısında gönderilen 7 bin 396 mahkeme kararından toplam 5 bin 487 (yüzde 74) mahkeme kararının Türkiye’den gönderildi.

* Türkiye tarafından şikayet edilen toplam 84 bin 258 hesaptan Twitter sadece 2 bin 243 hesap için engelleme kararı vermiştir.

* 2013’ün ikinci yarısından 2017 sonuna kadar Facebook Türkiye’den toplam 24 bin 137 içeriği çıkartırken, 2019 içinde toplam bin 135 içeriği çıkartmıştır. 2018’de çıkartılan içerik sayısı ise 2 bin 381’dir.

* Google’den ise; 2009-2019 yılları arasında çıkartılması talep edilen 65 bin 973 içerikten 47 bin 167 tanesi mahkemeler tarafından talep edilmiş, mahkeme kararlarına istinaden Google tarafından 17 bin 62 içerik çıkartılmış veya Türkiye’den görünmez kılınmıştır. Mahkemeler dışında gelen (BTK, emniyet birimleri, devlet kurumları, gerçek ve tüzel kişilerden) toplam 5 bin 353 taleple 18 bin 725 içeriğin çıkartılması talep edilmiş, Google bu diğer taleplere istinaden 7 bin 989 içeriği çıkartmış veya Türkiye’den görünmez kılmıştır. Dolayısıyla, 2019 birinci yarı yıl sonu itibarı ile talep edilen 65 bin 973 içerikten 25 bin 51 tanesi çıkartılmış veya Türkiye’den görünmez kılınmıştır.

SON İKİ YILDA 90 BİN HESAP İNCELENDİ

Hakkında işlem yapılan sosyal medya hesaplarına ilişkin de şu veriler paylaşıldı:

“2018 yılında 26 bin 996 sosyal medya hesabı incelenirken, 13 bin 544 hesap hakkında yasal işlem başlatıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından 1 Ocak-31 Aralık 2018 verilerinde ise 42 bin 406 hesabın incelendiği, 18 bin 376 kişi hakkında işlem yapıldığı belirtildi. 2019 yılında ay ay açıklanan verilerde, 44 bin 424 hesap incelenirken, 22 bin 728 hesap hakkında işlem yapıldığı, yıl sonu yapılan toplu veri açıklamasında ise 53 bin 814 hesabın incelendiği, 24 bin 224 kişi hakkında işlem yapıldığı verileri paylaşıldı. 2019 yılının Ekim ayında Barış Pınarı Harekatı ile ilgili ‘örgüt propagandası’ yaptığı iddia edilen bin 297 hesap tespit edilirken, 452 kişi gözaltına alınmış ve 78 kişinin tutuklandığı açıklanmıştır.“

Şerhte, açıklanan verilerle birlikte iktidarın yeni yasal düzenlemenin yasallaşması sonrasında olacakların göstergesi olduğu belirtildi.

OHAL’İN DEVAM UYGULAMASI

Şerhin devamında getirilen kanun teklifinde yer alan maddelere tek tek şu şerhler düşüldü. Birinci maddede yer alan “sosyal ağ sağlayıcı tanımı” ile sosyal medyanın bürokrasiye kurban edildiği vurgulanırken, “Kanun koyucu adeta geniş bir tanım yaparak, dilediği zaman tüm iletişim mecralarını denetim altına almak niyetini ortaya koymaktadır. Kanunun yürürlüğe girmesiyle uçtan uca şifreli iletişim olanağı sağlayan uygulamaların dilendiğinde kapsama alınması söz konusu olabilecektir” denildi.

İkinci maddede yer alan “idari para cezaları ve buna dair tebligat usulüne” ilişkin düzenleme ile alternatif kanalların kapatılmasını sağlamak için getirilen bir uygulama olduğu vurgulanan şerhte, “Halihazırda pek çok televizyon kanalı, basın yayın organı OHAL sonrasında KHK’ler ile kapatılmış, muhalif kanalların yayınları engellenmiştir. Getirilecek olan sistemin OHAL yöntemlerinin devamı olduğu ve halkın bilgiye erişiminin hedef aldığı açıktır. Bu haliyle kanun değişikliğinin tamamen sosyal medya şirketlerine yaptırım uygulama amacı ile yapıldığı görülmektedir” diye belirtildi.

Üçüncü madde ile getirilen ve önerilen idari para cezalarının suç ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanarak, amacın muhalif kanalları ve muhalifleri sindirmek olduğu kaydedildi.

GENİŞ MÜSTEHCENLİK TANIMI

“İçerik çıkarılması ve/veya erişim engellenmesi” maddesinde geniş bir katalog suçlar tanımı getirildiğine dikkat çekilen şerhte, şu ifadeler yer aldı: “Çocuk istismarı, pornografisi gibi suçlarda içeriğin kaldırılması/erişimin engellenmesi yoluna gidilmesi şüphesiz ki yerinde olacaktır ancak bahsi geçen katalog suçlardan olan ve kanunda tanımı bile bulunmayan dolayısıyla çok geniş yorumlanmaya müsait ‘müstehcenlik’ suçunun yer alıyor olması kabul edilebilir değildir. 2015 yılına kadar eşcinselliğin, ‘Genel Ahlaka Karşı Suçlar’ başlığı altındaki müstehcenlik suçu içinde değerlendirilip cezalandırıldığı unutulmamalıdır.”

HDP, katalog suçlar yerine uluslararası hukukta öngörülen asgari noktalar baz alınarak çocuk pornografisi, nefret söylemi, şiddete çağrı ve soykırımı teşvik suçları kabul edilmesi önerisinde bulundu.

GEÇMİŞTEKİ SÖYLEMLERİN SİLİNMESİ

“İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği“ maddesine ilişkinde şu eleştirilere getirildi: “Politik eleştiri ve ifade özgürlüğü bakımından temel bir ilke olan kamuya mal olmuş kişilerin kişilik haklarının dar yorumlanması elzemdir. Ancak örneğin cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında cezaevinde olan yurttaşların sayısının çokluğu niyeti de ifşa etmektedir. Ancak bu düzenlemeyle aslında amaçlananın, unutulma hakkının tanınması olmayıp, iktidarın geçmişteki söylem ve eylemlerinin silinmesidir. Halihazırda geçmişteki söylemleriyle örtüşmeyen iktidar şimdi her mecrada karaladığı ilişkilerinin de unutulmasını ve gündemleştirilmemesini öngörmektedir. Unutulma hakkını savunan iktidarın 17-25 Aralık benzeri yolsuzluk dosyalarının, hakeza FETÖ ile birlikteliklerine ait geçmişin silinmesini amaçladığı hususu zaten izah dışıdır.”

TEMSİLCİ ATAMA

Sosyal medya mecralarına temsilci atanmasının “sosyal ağ sağlayıcıları üzerinde bir baskı kurarak, içerik değerlendirmelerini etkileyebilecek ve sansür olarak yorumlanabilecek ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı sonuçların doğmasına sebep olabileceği kaydedildi.

Güncelleme Tarihi: 28 Temmuz 2020, 17:31

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER