Selahattin Demirtaş: HDP’siz hiç kimsenin zaferi mümkün değil

Demirtaş, cezaevi koşullarındaki seçim çalışmalarını anlattı

Selahattin Demirtaş: HDP’siz hiç kimsenin zaferi mümkün değil

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, cezaevi koşullarında yürüttüğü seçim çalışmalarını ve seçilmesi durumunda yapacaklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Demirtaş, seçildiği takdirde ilk icraatının, “Çatışmalarda evladını yitirmiş bir Türk anne ile bir Kürt anneyi buluşturup, ikisinin de ellerinden öpüp barışı sağlayabilmek için desteklerini ve dualarını istemek” olacağını söyledi.

Muhalefetin HDP’siz ittifakına değinen Demirtaş,”HDP’siz hiç kimsenin zaferi mümkün değil. Anketler de meydanlar da bunu gösteriyor” dedi.

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu WDR'den Burhan Ekinci’nin sorularını yanıtladı.

HDP’nin ikinci kez cumhurbaşkanı adayı oldunuz. Bu kez tutuklusunuz. İlk dönem ile şimdikini karşılaştırdığınızda nasıl bir fark görüyorsunuz?

İlk aday olduğumda miting meydanlarında sınırsız gökyüzünün altında kampanyamı yürütüyordum, şimdi hücremin demir parmaklı penceresinden görünen bir avuç gökyüzü ile idare etmek zorundayım. Ama buradan görünenin de aynı gökyüzü olduğunun farkındayım.

Seçim kampanyanızı nasıl yürütüyorsunuz? Kampanya çalışmalarına yardımcı olabiliyor musunuz?

Maalesef kampanya yürütme koşullarına sahip değilim. Burada imkanlarım yok denecek kadar az. Sadece avukatlarımla ve posta yoluyla dışarıya mesaj gönderebiliyorum. Benim adıma partim HDP ve milyonlarca genç arkadaşım bu kampanyayı üstleniyor. Ben de onlara elimden geldiğince destek oluyorum.

Diğer adaylarla yarışta kıyaslanamayacak düzeyde dezavantajlısınız. Onlar sahada, siz cezaevindesiniz. Bu sizde nasıl bir etki yaratıyor?

Bu müthiş adaletsiz ve eşitsizlik durumu nedeniyle daha çok da seçmenlerim adına üzgünüm. Ama kişisel olarak moralli ve güçlüyüm.

Bu dezavantajı avantaja dönüştürmek mümkün mü?

Bunu ancak dışarıdaki milyonlarca gönüllü genç ve kadın arkadaşım yapabilir. Yoksa benim dezavantajlı durumum negatif bir etki yapar. Seçmenler kampanyayı her yerde omuzlayıp çalışırsa bu dezavantajı en aza indirgeyebiliriz belki. Ama cezaevinde olmanın avantajı yok. Öyle olsaydı emin olun diğer adaylar da kendilerini cezaevine attırırdı.

Rakip adaylara bir mesajınız var mı?

“Bu haliyle hanginiz kazanırsanız kazanın, gönül rahatlığıyla o koltuğa oturabilecek misiniz?” diye sormak isterdim. En az birinin cevabını da tahmin edebilirim; “Evet oturabilirim, zaten hep ve adil olmayan koşullarda seçim kazandım ve çok rahat da oturdum koltuğa” diyecektir. Ben yine de sormuş olayım.

Bir de TRT meselesi var. Parti sözcünüz Ayhan Bilgen’in Twitter hesabından sorduğu gibi biz de soralım. “TRT mi size gelecek yoksa siz mi TRT’ye çıkacaksınız?”

Bu konuda YSK’nın nasıl bir karar vereceğini henüz bilmiyorum. Belki de benim için özel olarak CRT (Cezaevi Radyo Televizyonu) diye bir kanal kurulur, ben de merak ediyorum ne yapacaklarını.

CHP’nin adayı Muharrem İnce sizi ziyaret etti. Görüşmeniz nasıl geçti? Olası bir ittifak söz konusu mu?

Sayın İnce’nin ziyareti dayanışma ve nezaket çerçevesindeydi, ittifak vb. gibi konuları konuşmadık.

Mevcut durumda HDP’siz muhalefet ittifakının Erdoğan karşısında zaferi mümkün mü?

HDP’siz hiç kimsenin zaferi mümkün değil. Anketler de meydanlar da bunu gösteriyor.

Seçim Yasası’nda yapılan son değişiklikler birçok kişiyi seçim güvenliği konusunda endişelendiriyor. Sizin endişeleriniz ne boyutta?

Biz HDP olarak seçim güvenliği için her türlü tedbiri alıyoruz, alacağız. Diğer partiler de bu konuda hazırlıklar yapıyor. Çok fazla endişeye gerek yok. Gençler sandık kurullarında görev almayı talep etmeli ve halkın iradesini korumalıdır. Bunu yaparsak hiç kimse seçim hilesi yapamaz. Asıl hile seçim kampanyasındaki eşitsizliklerdedir, OHAL koşullarının yarattığı baskılardadır.

Sizce, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olması durumunda Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Erdoğan’ın politik önermelerinin Türkiye’yi her açıdan daha da zora sokacağını düşünüyorum. Tek adam rejimi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması ekonomiye de, demokrasiye de, dış ilişkilere de ciddi zararlar veriyor, vermeye devam eder.

Siz kazanırsanız Türkiye’de neler değişecek?

Daha katılımcı, çoğulcu bir demokrasi için çabalayacağım. Yeni bir anayasa ile birlikte demokratik parlamenter sisteme, özgürlükçü bir yönetim anlayışına geçiş yapacağız. OHAL’i kaldırıp AB sürecinde müzakerelere yeniden başlayacağız. Dış politikada daha barışçıl bir pozisyon alıp, içeride de Kürt sorununu barışçıl yolla çözeceğiz. Bütün bunlar ekonomiye de nefes aldıracak. Enflasyonu, işsizliği, cari açığı düşürecek şekilde yerli üretime dayalı bir kalkınma modelini hayata geçirebileceğiz.

Cumhurbaşkanı seçildiğiniz takdirde ilk icraatınız ne olacak?

Çatışmalarda evladını yitirmiş bir Türk anne ile bir Kürt anneyi buluşturup, ikisinin de ellerinden öpüp barışı sağlayabilmem için desteklerini ve dualarını isteyeceğim.

Başkanlık sistemine karşı mücadele verdiniz. Siz başkan/cumhurbaşkanı seçilirseniz, 16 Nisan referandumunda kabul edilen anayasal değişikliklerin hangilerini iptal edeceksiniz?

Tamamını değiştirmek için bir anayasa yapım sürecini destekleyeceğim.

Tutukluluğunuz, hakkınızda açılan davalar ve yargılanmanıza ilişkin Avrupa devletlerinin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tam bir ikiyüzlülük ve duyarsızlık sergiliyorlar. Zaten başka türlüsünü de beklemiyordum. Avrupa hükümetleri insan hakları ve demokrasi konusunda mülteciler meselesi başta olmak üzere sınıfta kalmış durumda. Ben Avrupa halklarının ve demokrasi mücadelesi veren kesimlerin tutumunu daha anlamlı ve önemli buluyorum.

1,5 yılı geçti tutukluluğunuz. Yargı sürecinden ne kadar umutlusunuz?

Hakkımda şu ana kadar 102 soruşturma, 34 dava açıldı. 500 yıldan fazla hapis cezası ile yargılanıyorum. Suçlamaların tamamı siyasi demeç ve konuşmalarım hakkındadır. Ben bir tür siyasi rehineyim, tutuklu değilim. Şu ana kadar da hiçbir şekilde adil bir yargılama görmedim. Durumumu yargı değil, halkın siyasi mücadelesi belirleyecektir.

Cezaevindeyken en çok hayalini kurduğunuz ve özlediğiniz şey nedir?

Cezaevi bir hayaller dünyasıdır. Çocuklarımı çok özlüyorum elbette.

Selahattin Demirtaş’ın geriye dönüp baktığında “keşke”leri var mı?

Keşke’leri olmayanlar değişemez, gelişemezler. Hele hele siyasetçiler için bu fazlasıyla geçerlidir. Benim de çok sayıda keşke’m var tabii ki. Bir gün çıkınca uzun uzun anlatırım belki.

Kaynak: WDR

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2018, 23:05
YORUM EKLE