Mithat Sancar: Seçim zamanı çözüm süreci ihtimalinin dillendirilmesi siyasi ahlaksızlıktır

Sancar, cumhurbaşkanlığı danışmanının 'çözüm süreci'yle ilgili sözlerini değerlendirdi

Mithat Sancar: Seçim zamanı çözüm süreci ihtimalinin dillendirilmesi siyasi ahlaksızlıktır

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın partisinin İstanbul Beylikdüzü seçim bürosunun açılında STK ve iş dünyasının temsilcileriyle yaptığı sohbet, haberlere “HDP’nin oy oranı yüzde 12 ve ikinci tura kalmazsak Muharrem İnce’yi destekleriz” başlıklarıyla yansıdı.

Sancar, Gazete Duvar’dan Özlem Akarsu Çelik'e o sohbeti anlattı, “Muharrem İnce’yi destekleriz diye bir cümle kurmadım. Bizim hedefimiz faşist zihniyeti, diktatörlük macerasını durdurmaktır. Bunun da yolu HDP’nin barajı aşmasından geçmektedir. Adayımız Selahattin Demirtaş, bu hesapları bütünüyle bozabilecek tek adaydır. O nedenle hedefimiz 24 Haziran’da barajı aşmak ve Demirtaş’ı ikinci tura çıkarmaktır” dedi.

Sancar, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yalanlanan Cumhurbaşkanının Başdanışmanı İlnur Çevik’in seçim sonrası bir çözüm sürecinin gündeme gelebileceği yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak da “Seçim zamanı çözüm süreci ihtimalinin dillendirilmesi siyasi ahlaksızlıktır” diye konuştu.

Sancar’ın açıklamalarından başlıklar şöyle;

Seçim normal şartlarda, adil bir ortamda yapılsaydı HDP’nin baraj sorunu olmazdı. Ancak çok olağandışı şartlarda olağanüstü hal (OHAL) yönetimi altında bir seçime gidiyoruz. Kürt illerinde OHAL’i aşan uygulamalar var. Sıkıyönetim, yer yer savaş hali diyebileceğimiz bir düzen söz konusu. Medyanın durumuna değinmeye bile gerek yok. İktidar yayın organlarının büyük çoğunluğunu kontrol altında tutuyor. TRT başta olmak üzere ana akım veya iktidara yakın medya organlarında bize yer verilmiyor. HDP siyasi operasyonlara maruz kalmaya devam ediyor, çalışmalarımız engelleniyor. Koşullar böyleyken Kürt illerinin kırsal kesimlerinde zorla oy değiştirme operasyonlarının yapılma ihtimali yüksektir. 1 Kasım 2015’de çok fazla örneği yaşandı. 16 Nisan’da da aynı şekilde uygulamalar oldu. Oralarda sandık görevlisi bulundurmamız da mümkün olmuyor. Oylarımızdan zorla, hileyle, tehditle, baskıyla çalma söz konusu olacak. Bunu görüyoruz. Böyle olunca da bir baraj riskimiz var. Bunun sebebi seçimin yapıldığı şartlar ve iktidarın politikalarıdır.

BİZİ BARAJ ALTINDA BIRAKMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPACAKLAR

AKP- MHP koalisyonu ayakta kalmanın başlıca şartı olarak bizi baraj altında bırakmayı görüyor. Meclis’te çoğunluğu elde edebilmek için başvurabilecekleri en etkili yol bizi baraj altında bırakmaktır. Oyların baskıyla, tehditle değiştirilmesi veya sandık sonuçlarının da hileyle başka türlü kayıtlara geçirilmesi söz konusu olabilir. Bunun önüne geçmek için bizim çok daha geniş bir kesimden oy almamız gerekiyor. Bütün demokratların, Türkiye’de demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana kaygısı olan tüm kesimlerin bu gerçeği göz önünde bulundurarak HDP’ye oy vermesi gerekiyor. Bu HDP’ye destek olarak anlaşılmasın, diktatörlük ile demokrasi arasındaki serüvenin kaderini belirleme meselesidir. Biz barajı aştığımız takdirde ilk turda AKP-MHP koalisyonu Meclis çoğunluğunu kaybedecek görünüyor. O nedenle bizi baraj altında bırakmak için ellerinden geleni yapacaklar.

HEDEFİMİZ BU FAŞİST ZİHNİYETİ, DİKTATÖRLÜK MACERASINI DURDURMAKTIR

Hedefimiz bu faşist zihniyeti, diktatörlük macerasını durdurmaktır. Bunun da yolu HDP’nin barajı aşmasından geçmektedir. Adayımız Selahattin Demirtaş da iktidarın bu hesaplarını bütünüyle bozabilecek tek adaydır. O nedenle 24 Haziran’da barajı aşmak ve Demirtaş’ı ikinci tura taşımak hedefimizdir. Barış ancak demokrasi şartlarında özgürlüklerle gelebilir. Diktatöryal hevesler barışın önündeki en büyük engellerdir. Bunlara karşı en etkili cevap da sandıkta verilecektir.

Birçok yerde standlarımıza tacizler oluyor. Başka türlü saldırılara yeltenirler mi cesaret edebilirler mi bilmiyorum ama bunlara da hazırlıklı olmak lazım. Son üç yılda yaşadığımız tecrübeler bize bir fikir verebilir. Seçim ortamını provokasyonlara karşı bütün demokrasi güçlerinin şimdiden kararlı bir duruş sergileme hazırlığını yapmaları lazım. Ancak bu şekilde boşa çıkarabiliriz bu saldırıları. Tacizlere, saldırılara karşı hem hukuki girişimlerde bulunacağız hem de dayanışma ağını genişletmek için çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız.

HEYETİMİZ YSK İLE SANDIK TAŞIMA KONUSUNU GÖRÜŞECEK

İlk örneğini Hakkari Valiliği’nin YSK’ya başvurusuyla gördüğümüz sandık taşıma, bizim oylarımızı çalmanın bir yöntemi olarak kullanılacaktır. Bu yasanın çıkarılmasının başlıca amacı HDP idi. AKP-MHP koalisyonu bizi baraj altında bırakma planını adım adım uyguluyor. Başka türlü seçim hilelerine de başvuracakları yönünde yeterince kanaat var. Hukuk yollarını işleteceğiz, tüm imkânları kullanacağız. Bir heyetimiz YSK’ya giderek sandık taşıma konusunu görüşecek. Yerellerde de arkadaşlarımız girişimlerde bulunacak. Onlar bizi şaşırtmıyorlar ama biz onları şaşırtalım. Dayanışmayı büyütelim, HDP’yi sahiplenelim. Her yerde sandıkları ve oylarımızı koruma konusunda seferberlik yapalım. HDP, Türkiye’nin her yerinde güçlü bir şekilde sahiplenilir ve desteklenirse çaldıkları oy bizi baraj altında bırakmaya yetmeyecektir. Aksi takdirde tek adam rejimi, diktatörlük inşası yolunda çok olumsuz bir tabloyla karşılaşma ihtimalimiz var.

HEDEFİMİZ DEMİRTAŞ’I İKİNCİ TURA TAŞIMAK. BU OLMAZSA İKİNCİ TURA KALAN ADAYIN VAATLERİ SEÇMENİN TERCİHİNİ BELİRLEYECEK

Adayımız Selahattin Demirtaş’ın ikinci tura kalacağına inanıyoruz. Öncelikle diğer adaylar ikinci tura Demirtaş kaldığında ne yapacaklar sorusunu cevaplamalılar. “İkinci turda Muharrem İnce’yi destekleriz” diye bir sözüm olduğu şeklinde haberler yapıldı. Böyle bir cümle kurmadım. O toplantıda çeşitli ihtimalleri değerlendirdik. Bu konuda kararı parti kurullarımız, organlarımız her yönüyle tartışacaktır. Bu tür değerlendirmeleri hem gereksiz görüyoruz hem de zamansız buluyoruz. Demirtaş ikinci tura kalmadığı takdirde kalan adaya nasıl destek verileceğini o adayın vaatleri ve söylemleri belirleyecektir.

İkinci tur hesabı yapan adaylara Demirtaş’ın “HDP bu seçimin kilit partisidir. HDP ile protokol yapacağım” sözünü dikkate almalarını öneririm. Hem barajı geniş bir dayanışma ağıyla, halkların birlikte desteğiyle aşacağız hem de Demirtaş’ı ikinci tura taşıyacağız. Eğer bu olmazsa kilit parti biz olduğumuza göre kalacak adayların da seçilmesi büyük ölçüde bizim seçmenimizin tercihine bağlı olacaktır. Her adayın ikinci tur hesabını bu gerçeği dikkate alarak yapmasında fayda var.

DEMİRTAŞ İÇERİDEYKEN ADİL BİR SEÇİMDEN, EŞİT BİR YARIŞTAN SÖZ EDİLEMEZ

Selahattin Demirtaş’ın çıkarılabileceğine dair bilgiler ortalıkta dolaşıyor. Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını hapiste yürütmesi vicdanlarda rahatsızlık yaratıyor, seçimin adil olmasına da gölge düşürüyor. Demirtaş içerideyken adil bir seçimden, eşit bir yarıştan söz edilemez. Demirtaş serbest bırakılmalıdır. Demirtaş’ın serbest kalması iktidarın lütfuna bırakılacak bir mesele değildir. Özgürlük talebi ne kadar kuvvetli savunulursa onun yolunun açılması da o kadar mümkün olur. Yargı ve iktidar bu yola gitmezse Demirtaş 24 Haziran’da halkların özgür iradesiyle ve oylarıyla özgürleşecektir. Demirtaş’a vereceğimiz her oy, düşüncelerinden ötürü onunla birlikte zindanlarda tutulanların da özgürlüğünün garantisi olacaktır.

Seçim öncesi bu tür söylentilerin, ihtimallerin gündeme getirilmesi açık söyleyeyim ahlaksızlıktır. Son üç yılda bu iktidarın neler yaptığı ortadadır. Kürt sorununda bu koalisyon ve bu zihniyetle neler yapılabileceğinin yeterice örneğini yaşadık. Yıkım politikası izleniyor. Çöktürme planı adı altında program uygulanıyor. Seçimler yaklaştı, yeniden böyle bir çözüm süreci ihtimalinin dillendirilmesi, siyasi ahlaksızlıktır. Kaldı ki, Kürt halkı da HDP de bu tür manipülasyonlara, ucuz manevralara kanacak durumda değildir. Kimse saf değildir. Acıyı, yıkımı bire bir yaşayan insanlar bu manevraların ne amaçla gerçekleştirildi.

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2018, 12:39
YORUM EKLE