Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 'icraat programı' sorusu: 100 gün doldu, ne oldu?

Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 'icraat programı' sorusu: 100 gün doldu, ne oldu?

Hükümetin ekonomik programını eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan, 100 günlük icraat programını açıkladı. 100 gün doldu, ne oldu?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu, 1000 liranın altında emekli maaşı olmaması için hazırladıkları kanun teklifini Meclis'e sunacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, Kadir Mısıroğlu'nu resmi kıyafetle ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanını sert sözlerle eleştirdi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle: 

Hakkari'de 7 askerimiz şehit oldu. Onlar bu ülkenin güvencesi için can verdiler.

"100 günlük icraat programını Sayın Erdoğan açıkladı. 100 gün doldu, ne oldu? 100 günlük programın açılışında milletimize sesleniyoru, yastık altından gelin dövizleri çıkartın, yerli ve milli direnişinizi dünyaya karşı ortaya koyun dedi. Bazı vatandaşlar sahte ve bir dolarları aldı meydanlarda yaktı.

Bu krizden nasıl çıkabiliriz onun yollarını anlatmaya çalıştık. Ve dedik ki eğer Türkiye bu krizi aşacaksa, Türkiye egemn güçlerin himayesine girmeyecekse bu krizi aşmak zourndadır. Bunun için 13 maddelik bir öneri paketini paylaştık. İsraftan sakının dedik. İsraf yaparsanız krizin önünü alamazsınız dedik.

Liyakata önem verin dedik, sorunu çözebilecek kapasitede olanları göreve getirmezseniz aşamazsınız dedik. Akılcı bir borçlanma politikası takip edin dedik. Vergi politikasını yeniden düzeltin dedik. Rant ekonomisini değil üretim ekonomisini destekleyin dedik. Bir ülke üretmez sadece tüketirse egemen güçlerin söylediklerini yapmak zorunda kalırlar dedik.

HÜKÜMETİN 100 GÜNLÜK İCRAAT PLANI

3 Ağustos'ta 100 günlük icraat planı açıkladılar. 100 günlük programın açılışında "Buradan milletimize sesleniyorum yastık altından dövizlerinizi çıkarın yerli ve milli direnişimizi tüm dünyaya gösterelim" dediler. bunun üzerine protestolar yapıldı.

Bunlar havuz medyasında günlerce yayınlandı. 100 günün sonunda döviz hesapları arttı, TL hesapları eridi. Bizim insanımız akıllı, kendisini garantiye almak istiyor. E sana bakıyor bu lüks için para mı harcayacağım diyor. Ben çocuklarımın geleceğini düşünmek zorundayım diyor.

"Vatandaşlarımızın mesnetsiz ihbarlar nedeniyle suçlanmaması için kapsamlı tedbirler alınacak" diyor. Yani vatandaş lekelenmeme hakkı üzerinden korunacak. Bu uygulama için ne yapıldı. Bir örnek vereceğim, Cenk Yiğiter KHK ile atıldı.

Atılması yetmedi dergilerde yazı yazması yasaklandı, yetmedi bazı bilimsel toplantılara katılması yasaklandı, kamuda çalışması yasaklandı, yetmedi vakıf üniversitelerinde de çalışmayacaksın dendi. Avukat olmak istiyoruim dedi, avukatlık da yapamazsın dedi. E o zaman yeniden üniversiye gireyim dedi, girdi sınavı kazandı öğrenci de olamazsın dediler. Sonra siz bana herşeyi yasakladınız bari yurtdışına çıkayım, çalışayım dedi. Onu da yasakladılar. Tek örnek mi hayır, Eren Erdem de aynı şekilde.

Bunların hepsi bu şekilde, öğrenciler, akademisyenler hapiste okudukları, yazdıkları için hapiste. Hiç biriniz lekeli değilsiniz, lekeli olanlar size bu acıları çektirenlerdir. Bunların karşısında durmak da bizim görevimizdir.

"Çocuklarla cinsel istismarla mücadelede cezaları artıracağız" dediler 100 günde buna bile önlem almıyorlar. Biz veriyoruz teklifi reddediyorlar. Yap kardeşim, biz de destek verelim. Üstelik seçimden önce partiler bir araya geldi bunda uzlaştık.

Hayvanlara dönük şiddet yasası çıkaracağız dediler, geldi mi hayır gelmedi. Onlar bizim dünyamızın parçası. Biz bu dünyada tek başımıza yaşamıyoruz. Dünyanın bir dengesi var, arılar olmasa insanlığın sonu gelir. Biz bunları korumak zorundayız.

Emekli aylıklarının en az 1000 TL'ye tamamlanması sözü verdiler. Ben seçimlerden önce de sonra da bin liranın altında maaş alan binlerce emekli var dediğimde Kılıçdaroğlu yalan söylüyor dediler. Baktılar doğru söylüyoruz bunu teklif ettiler. Ne zaman yapacaklar ilk 100 gün içinde yapacaklar. Kanun teklifi yine gelmedi. Biz kanun teklifi hazırladık, madem söz verdiler. Biz teklifi getiriyoruz göreceğiz.

KANUNLAR NEREDE?

'Şehit yakınları ve gazilerin SGK'ya borçlarını sileceğiz' dediler, kanun geldi mi gelmedi. 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için 300 milyon lira para toplandı. Sayın Erdoğan ne oldu bu para?

Asgari ücretli kardeşime sesleniyorum, saraya karşı durmak senin borcundur. Kendi maaşına yüzde 26 zam. Asgari ücreti göreceğiz bakalım. Tarım Bakanı 'Biraz daha tavuk ve balık yersek Türkiye kendi kendine yeter' diyor. Tavuğa yüzde 200 zam gelmiş. Bunlar bakan falan değil, Türkiye ateş gibi yanıyor. Daha reel sektör krizi görmedi, mutfaklara da yansımadı."

İnsanlar geçinemiyor ve böbreklerini satmaya başladı. Üç çocuk babası bir kişi, '2 yıldır iş bulamadım, böbreğimi satacak duruma geldim. Şu anda çaresiz bir şekilde böbreğimi satmayı bekliyorum' diyor. Sarayın, damadın bunlardan haberi var mı?Her 10 vatandaşımızdan 7'si Türkiye'de kriz var diyor. Demeyenler dolarla ihale alanlar. Büyük ihaleleri kapatanlar için kriz yok. Vatandaş her kuruşun hesabını yapıyor.

Bu krizin tek bir sebebi var, basiretsiz yönetim. Freni olmayan bir kamyona bindik yokuş aşağı gidiyoruz. Fatura kime çıkıyor. Vatandaşa çıkıyor. Kasaya damadını koyarsan böyle olur. Ekonomiyi betona gömersen böyle olur. Üretmek yerine rantı tercih edersen böyle olur."

'Sendikalaşma oranını yükselteceğiz' dediler. Yapabilen işçi varsa tebrikler. Flormar işçileri sendikalaştı hepsini işten attılar. Çalışma Bakanlığı sahip mı çıktı? Ve sanıyorlar ki 100 gün geçti millet unuttu. Millet unutabilir ama Kılıçdaroğlu unutmaz.

AMELİYATLAR DURDU

Ameliyatlar durdu, ilaç yok piyasada. Doktorlar eldiven alacaklar, eldiven yok. Hasta yakınına eldiven al diyorlar. Valilikler genelge yayınlıyor, hasta sevk etmeyin diye. Piyasada 175 ilaç yok. Ameliyatlar durmuş vaziyette. Bunların dışında hastaneye başvurduğunuzda 14 ayrı ödeme alınıyor. Ne adım atarsanız para ödüyorsunuz ama hiçbir Suriyeli bunu ödemiyor.35 milyar dolar harcadık diyorlar Suriyelilere yalan. Onlar da sefalet içerisinde yaşıyor."

HÜKÜMETİN İSRAF HARCAMALARI

İsraf haramdır. Onurlu her insan karşısında durur. Bir birikimi hak etmediği şekile harcıyorsunuz demektir. 100 günde israfı önleyecekler. İsrafı önlemek için plan belirleyeceklermiş. Yahu siz bu milletin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz. Bindiniz Katar'ın lüks uçağına geziyorsunuz. Doğu Akdeniz'de petrol arıyor Katar sesini çıkaramıyor. Neden çünkü kayığına bindi.

"Asgari ücretli kardeşime de sesleniyorum. Seni perişan eden Saray'a karşı durmak senin namus borcundur. Kendi maaşına yüzde 26 zam, asgari ücrete ne kadar zaman yapacak bakalım, göreceğiz.

İşi ehline değil, kasayı damada emanet ettiler. Üretmek yerine rantı dercih edersen böyle olur. Bu basiretsiz bir yönetimdir. Eğemen güçlere karşğ direnmenin tek yolu ekonomik olarak güçlü olmaktır. Herşeyimiz var ama aynı anda da yoksuluz. Gencimiz var, sanayicimiz var. Her türlü imkanımız var ama kriz içinde yaşıyoruz. Nedeni basiretsiz yönetimdir. Tarımda kendi kendimize yeten bir ülkeydik. Ne oldu da bu hale geldik?

CEMAL KAŞIKÇI TEPKİSİ

2 Ekim'de İstanbul'da cinayet işlendi. Cemal Kaşıkçı eritildi ve yok edildi. Cinayeti işleyenler her türlü hazırlığı yapıp geldiler. Resim görevle geldiler. Cinayeti işlediler ellerini kollarını sallayarak yurt dışına gittiler. Şimdi Saray'da oturan zat "Biz bu ses kayıtlarının hepsini kim istediyse dinlettik. İstihbarat örgütümüz hiçbirşeyi saklamadı. Kayıt gerçekten felaket. Hatta Suudilerin istihbaratçısı 'herhalde eroin aldı" diyor. Bunu gazetecilere anlatıyor. Bu ses kaydını önce sen dinledin, sen cinayeti bildiğin halde neden serbest bıraktın diye sormuyorlar.

100 günün sonunda ne oldu pahalılıkta rekor kırıldı. Lükse şatafata tam gaz. 'O devletin itibarı' diyorlar. Zinhar değil. Bir ülkesinin itibarı üretmektir. Tasarrufu vatandaş yapacak, saray şatafat içinde yaşayacak. 

"EKONOMİYİ BETONA GÖMERSEN BÖYLE OLUR"

Bu krizin tek bir sebebi var, basiretsiz yönetim. Freni olmayan bir kamyona bindik yokuş aşağı gidiyoruz. Fatura kime çıkıyor. Vatandaşa çıkıyor. Kasaya damadını koyarsan böyle olur. Ekonomiyi betona gömersen böyle olur. Üretmek yerine rantı tercih edersen böyle olur."

Tarım Bakanı 'Biraz daha tavuk ve balık yersek Türkiye kendi kendine yeter' diyor. Tavuğa yüzde 200 zam gelmiş. Bunlar bakan falan değil, Türkiye ateş gibi yanıyor. Daha reel sektör krizi görmedi, mutfaklara da yansımadı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA ELEŞTİRİ

11 Kasım 2018'de Birinci Dünya Savaşı bitti diye buluşurlar. Bizim için savaş Mondros Müterekesi ile bitmişti. Yani dönemin yöneticileri teslim olmuştu. Dönemin önemli liderleri Osmanlı savaşa sokanlar bir Alman zırhlısına binerek yurdu terk ettiler.

İnglizlerin isteği ile Mustafa Kemal'in ordugahı dağıtıldı. Çanakkale'nin iki yakası işgal edildi. 9 Kasım 1918'de düşman askerleri çıktı. Binlerce şehidimizin yattığı Çanakkale'de teslim oldular. Yani yüzyıl önce.. 13 Kasım 1918'de Gazi Mustafa Kemal İstanbul'a gelir. Ve Galata Rıhtımı'na gider. Giderken düşman donanmalarını görür ve "Geldikleri gibi giderler" der.

Bu bir reddiyedir. Çanakkale'nini şgaline karşı çıkan bir reddiyedir. Bunu en iyi Gençliğe Hitabe'de anlatır.

Şeyhülislam Mustafa Kemal ve arkadaşlarının katledilmesini ister. Bu fetva üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşları idama mahkum edilir. Rifat Börekçi bu fetvaya karşı çıkar. Bunun üzerine Rifat Börekçi ve arkadaşları idama mahkum edilir.

Sonrasında Kurtuluş Savaşı başlar. Mustafa Kemal Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurar ve başkanlığına vatansever Rifat Börekçi'yi getirir. Düşünün 98 yıl önce Atatürk ve arkadaşları için idam kararı verildi, 98 yıl önce müftü Rifat Börekçi ve arkadaşları için idam kararı verildi. Bunlar düşmanı temizlediler, inancımızı özgürce yaşadık. İyi ki aramızda Rifat Börekçiler, Mustafa Kemaller var. 98 yıl önce Damat Feritler vardı. Şimdi geldik aynı tablo yine toplumun önünde.

İlk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi ve şimdi 18. Diyanet İşleri Başkanı'na bakın. Bu Diyanet Başkanı "Keşke Yunan galip gelseydi" diyen adamın önünde diz çöküyor.

Bu ülkenin minarelerinde ezan özgürce okunsun diye canımızı dişimize taktık. Sen şimdi gidiyorsun "Keşke Yunan galip gelseydi" diyen adamın önünde diz çöküyorsun. Ben bunu kabul etmiyorum. Bunun insani duygularla ne ilgisi var, ziyarete resmi kıyafetle gidiyorsan diyaneti temsil ediyorsun. Bunu bilmiyorsan o koltuğu derhal terk et.

Güncelleme Tarihi: 13 Kasım 2018, 22:22

Demokrat Haber’e Destek Olun >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER