HDP’li Gülüm: Meclis bir an önce toplanmalı ve yeni bir düzenlemeyle cezaevleri boşaltılmalıdır

“AKP’nin ayrımcı politikalarının bir devamı olarak ayrımcı ve özellikle siyasi tutsaklara yönelik düşmanlık hukukuyla uygulanan bir yasa oldu”

HDP’li Gülüm: Meclis bir an önce toplanmalı ve yeni bir düzenlemeyle cezaevleri boşaltılmalıdır

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, koronavirüs salgını nedeniyle cezaevlerinde yaşanan sorunlara dikkat çekmek için bir basın toplantısı düzenledi.

Cezaevlerinde, gıda, hijyen malzemesi ve maske sıkıntısı olduğunu dile getiren Gülüm, siyasi mahkumların infaz düzenlemesinden yararlanmaması için vakalrın gizlendiğini söyledi.

Gülüm, “Bütün bu önlemlerin biran önce Adalet Bakanlığı tarafından bütün hapishanelerde alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatalım ama en acil olarak şunu söyleyelim: Gerçekten burada yapılabilecek en önemli tedbir, cezaevindeki insanların hayatlarını yok etmemek, ölüme mahkum etmemek adına alınacak en büyük tedbir bir an önce yeni bir yasal düzenlemeyle cezaevlerinin boşaltılmasıdır. Çünkü siyasi mahpuslara yönelik bu düşmanca tavır toplumda ciddi bir tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İnsanlar Adalet Bakanlığından, hükümetten bu konuda eşitlik beklemektedir. Ayrımcı son düzenlemeden vazgeçilmesini beklemektedir. Cezaevleriyle ilgili olarak Meclis toplanmalı ve yeni bir yasal düzenlemeyle cezaevleri boşaltılmalıdır” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) yayınladığı “Covid-19 Hapishane İzleme Haftalık Bülteni”nde yer verilen sorun ve önerilere de değinen Gülüm, iktidarın ayrımcı İnfaz Yasası’nı eleştirerek şunları söyledi:

Bizi izleyen herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Cezaevlerinde İnfaz Yasası sonrası gelişmeler üzerine de bir bilgilendirme yapmak istiyoruz.

‘DÜNYADAKİ BEKLENTİLERİN AKSİNE CEZAEVLERİ BOŞALTILMADI’

Şimdi cezaevlerinde her ne kadar Adalet Bakanlığı tarafından tüm tedbirlerin alınmış olduğu, cezaevlerinin güvende olduğu söylense de özellikle ailelerden gelen avukat meslektaşlarımızdan gelen bilgiler cezaevlerinde durumun hiç de sağlıklı olmadığı yönünde. Bundan önce de biliyorsunuz bir İnfaz Yasası çıkarıldı. Ama bu İnfaz Yasası maalesef eşitliği ve adaleti sağlayan bir yasa olmadı.

Düşmanla savaş hukukunun bir gereği olarak, AKP’nin ayrımcı politikalarının bir devamı olarak ayrımcı ve özellikle siyasi tutsaklara yönelik düşmanlık hukukuyla uygulanan bir yasa oldu. Oysaki Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve insan hakları izleme örgütlerinin cezaevlerine ilişkin birçok çağrısı olmuştu. Siyasi tutsaklarının bırakılması, yine güvenlik koşullarının sağlanması, ama bunlar sağlanırken de özgürlüklerin askıya alınmaması çağrıları olmasına rağmen maalesef bu yönde kararlar çıkmadı.

‘SİYASİ MAHPUSLARIN AF KAPSAMINA ALINMAMASI İÇİN KORONA VAKALARI GİZLENDİ’

İnfaz Yasası her ne kadar koronadan kaynaklı çıkıyor gibi görünse de aslında Meclis görüşmelerinde özellikle AKP kanadı bu konudaki gerçek düşüncesini açıklamış oldu. Açıkça şöyle dendi: Biz 2 yıldır bu yasa için çalışıyorduk, bunu geçireceğiz dediler ve cezaevinden çıkarmak istedikleri kişilere yönelik infazda indirim ve af yasası çıkarmak istediklerini açıkça söylemiş oldular. Yine bu süreçte Adalet Bakanlığı tarafından cezaevlerine ilişkin açıklamalar yapıldı ama bu açıklamalarda açık cezaevlerinde vaka tespit edildiği, bunun da burada çalışanlar ve gardiyanlar üzerinde bir risk oluşturduğu yönündeydi. Kapalı cezaevinde ise hiçbir şekilde koronaya dair bir belirti olmadığı yönündeydi. Buralarda sorun yaşanmadığına dair açıklama yapmıştı Adalet Bakanı. Çünkü özellikle kapalı cezaevlerinde siyasi mahpusları af kapsamına almamak için durum gizlendi. Oysaki aynı süreçlerde Bafra Hapishanesi’nde tutuklu bulunan  M.Y COVİD-19 nedeniyle hayatını kaybetmiş üstelik ailesine dahi haber verilmeden defnedilmiştir.

‘TEST SONUCU NEGATİF ÇIKAN MAHPUSLARIN DURUMU YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN’

Yine Aliağa Kadın Hapishanesi’nde 2 mahpus karantina koğuşuna alınmış ve ardından yapılan testleri pozitif çıkmıştı. İzmir Buca Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan şikayetlerle sağlık kurumuna sevk edilen H.A'nın COVİD-19 testi de pozitif çıkmıştı. Yine Silivri 5 No’lu Cezaevinde iki mahpusun belirtileri olması üzerine testleri yapılmış ancak halen test sonuçları kendilerine bildirilmediği gibi yakınlarına da bildirilmemiştir.

Şöyle bir gerçeklik var ki; hem tabip odalarının açıklamalarından hem de Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarından biliyoruz, testlerin negatif çıkması kişide Covid-19 virüsünün olmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü testlerde  yüzde 30-40’lara varan bir yanılma payı var, o yüzden sadece testlere değil bulgulara bakarak da Covid 19’un olmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Bu anlamıyla da dışarıda da içerde de test negatif çıktı denilerek Covid -19 olmadığı söyleniyor ama sağlık örgütleri kıstasları açısından uygun bir tespit değil. Bu anlamıyla da durumun cezaevlerinde değerlendirilmesi gerekiyor. Son süreçte Çağdaş Hukukçular Derneği, İnsan Hakları Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, MED TUHAD-FED'in cezaevlerinde ne gibi sorunlar yaşandığına dair açıklamaları oldu. Cezaevi komisyonumuzun da dahil olduğu bu çalışmada belirtilen temel sıkıntılar şunlardı:

‘DEZENFEKSİYON GÖSTERMELİK, HİJYEN ÜRÜNLERİNİN TEMİNİ SIKINTILI’

Cezaevlerinde ciddi bir dezenfektan sıkıntısı yaşanıyordu. Bazı cezaevlerinde dezenfeksiyon ya hiç yapılmadı ya da göstermelik yapılmış. Kimi cezaevlerinde hijyen ürünleri ya hiç verilmemiş ya da sınırlı sayıda verilmiş. Bu ürünler bazı cezaevlerinde fahiş fiyatlarda satılıyor ya da mahkumlar bunları kantinlerden almak istediklerinde kalmadı denilerek satış dahi yapılmıyor. Birçok cezaevinde mahkumlar havalandırmaya çıkarılmıyor. Maske ve eldiven dağıtımları yok. Bazı cezaevlerinde ilaçlama için gelenlerin girmeleri ile çıkmalarının bir dakikayı bulduğu dolayısıyla bu kadar kısa sürede nasıl bir dezenfekte işlemi yapılabildiğini mahpuslar soruyor. Koğuşlar çok kalabalık. Bazı cezaevlerinde sadece sıvı el sabunu dağıtılıyor, ıslak mendil, kolonya, eldiven gibi malzemeler ise verilmiyor.

‘HASTANE SEVKLERİ YAPILMIYOR’

Bazı cezaevlerinde sıcak suya erişimde ciddi sıkıntı var, bazı cezaevlerinde temiz içme suyu bulmak sorun. Çünkü musluklardan akan sular kirli. Bu süreçte hastalanan mahpusların hastaneye sevklerinde ciddi sıkıntılar var. Sevk edilmiyorlar ki biliyoruz cezaevlerinde ağır hasta mahpuslar olmak üzere 1500'e yakın hasta mahpus var. Aynı zamanda farklı farklı hastalıklar gelişebiliyor. Buna rağmen hastanelere sevklerde ciddi problemler yaşanabiliyor.

‘TELEFONLA GÖRÜŞME HAKLARI KISITLANDI’

Haftada iki kez 10 dakika yapılması gereken telefon görüşmeleri konusunda bir kere ve 20 dakika olmak üzere bir kısıtlamaya gidilmiş. Hatırlatmak gerekiyor; mahkumların aileleri ve avukatlarıyla yüz yüze görüşmeleri kaldırıldı. Avukatlarla sınırlı sayıda telefon görüşmeleri yapılıyor. Birçok cezaevinde sorun olmasına rağmen biz hepsini burada anlatamayacağımız için birkaç tanesinden örnek olarak aldık, onları söylemek istiyorum.

‘İNFAZ KORUMA MEMURLARI MASKE TAKMIYOR, HİJYENE DİKKAT ETMİYOR’

Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesindeki mahpuslar sıcak suyun ve temiz suyun verilmediğini, kantinden aldıkları sabunun bile ellerinden alındığını, hasta kişilerin revire ya da hastaneye kaldırılmadığını belirtiyor. Gebze Kadın Hapishanesinde, salgının ülkede görülmesinden bu yana idare tarafından koğuşların yalnızca 1 kere kabaca dezenfekte edildiği, mahpuslara 1 kere temizlik malzemesi verildiği, bunun dışında temizlik ve hijyen malzemelerinin mahpuslar tarafından ücret karşılığında ancak kantinden temin edildiği, mahpuslar maske, eldiven gibi malzemelerin de verilmediği, infaz koruma memurları tarafından sabah akşam sayımlarına kalabalık şekilde girildiği, üst araması yapıldığı, telefon görüşmelerine gidilirken dahi infaz koruma memurları tarafından üst aramalarının yapıldığı, infaz koruma memurlarının büyük bir çoğunluğunun maske ya da eldiven kullanmadığı belirtiliyor. Oysa bu dönem bu üst aramalarının, sayımların koğuşlara girilerek yapılmaması gerekiyor. Kaldı ki cezaevlerinde zaten mahpuslar ne avukatları ne yakınlarıyla kimse ile temas halinde değil ve bu aramaların da anlamı olmadığı çok açık.

‘KANDIRA’DA YEMEK İHTİYAÇLARI KARŞILANMIYOR’

Kandıra 1 Nolu F Tipi cezaevinde, açık cezaevinde önceden yemekler yapılıyordu, İnfaz Yasası ile birlikte açık cezaevlerinin boşaltılmasından sonra Adalet Bakanlığı hiçbir tedbir almadığı için yemeklerin yapılacağı yerler kalmadı. Bunun üzerine Kandıra 1 Nolu F Tipi cezaevinde yemek yok. Günlerce hazır çorba paketleri verildi. Kantinden alışveriş yapma hakları da kısıtlanmış durumda. Bu alışverişler 15 günde bire çıkarılmış durumda. Yemek ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir durum var.

‘KOAH VE KANSER HASTASI BERFİN DOĞAN’A CİDDİ BİR TEDAVİ YAPILMIYOR’

Yine Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevinde Berfin Doğan, sağlık durumu ciddi, kötüye gidiyor. 20 yaşında olmasına rağmen KOAH ve kanser olmasından dolayı ciddi sağlık sorunları var. Bu iki hastalık da özellikle COVİD-19 konusunda özel risk oluşturuyor. Ama cezaevinde ciddi bir tedavi sağlanmıyor, hastaneye götürülüp ciddi bir tedavisi sağlanmıyor. 

‘BİR MASKE 17 TL’YE SATILIYOR’

Yine Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevinde temizlik malzemesi olarak sadece salgının ilk dönemlerinde bir kalıp sabun verilmiş. Temizlik ve hijyen malzemeleri verilmemiş. Dezenfektanlar ücret karşılığı kantinden temin ediliyor. Aynı zamanda çok pahalı ve kötü, gerçekten dezenfekte işlevi gören malzemeler değil. Eldiven kantinde bulunmuyor, bir adet maske 17 TL’ye satılıyor. O yüzden cezaevlerinde temizlik yapılamıyor; revir ve sevkler askıya alınmış durumda. Z.B isimli mahkum bir hafta kadar önce nefes darlığı yaşamış revire götürülmemiş. Aynı odada kalan arkadaşları tarafından havalandırmaya çıkarılıp sağlık koşulları düzeltilmeye çalışmış.

‘KİŞİ BAŞINA 10 GÜNDE BİR MASKE’

Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevinde bir mahpusun aktarımı şöyle: Covid-19 ile ilgi hiçbir tedbir alınmadığını, koğuşta 25 kişi kaldıklarını, koğuşun ve diğer bölgelerin hiçbir şekilde dezenfekte edilmediğini, 10 günde bir kişi başına 1 tane maske verildiğini, idarenin maskelerin kullanılıp yıkanıp tekrar kullanılmasını söylediğini, revire çıkmada ciddi sıkıntılar olduğunu, bazı mahpusların hastalık belirtilerine rağmen çıkarılmadıklarını ve mahpusların çok endişeli olduklarını belirtiyor.

‘SİNCAN’DA 3 MAHPUSTA COVİD-19 BELİRTİSİ VAR’

Sincan Kadın Kapalı cezaevinden bir mahpusun aktarımları; 5 kişi kalıyorlar, 3 mahpusun hastalığı var, belirtileri Korona Virüs belirtilerine benziyor; yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik gibi belirtileri var. Cezaevi idaresi ilgilenmiyor. Sürekli talep etmelerine rağmen herhangi bir tıbbi müdahale yapılmıyor, infaz koruma memurları maske ve eldiven takmadan gidip geliyorlar koğuşlara, bunlardan dolayı kaygıları yüksek.

‘İ.Ö. FİZİKİ-PSİKOLOJİK İŞKENCELERE KARŞI BİR AYDIR AÇLIK GREVİNDE’

Trabzon Beşikdüzü Cezaevinde İ.Ö tek kişilik hücrede tutuluyor, ailesi ile yaptığı görüşmede, kendisine karşı fiziki-psikolojik işkenceler yapıldığını belirtiyor. Gece yarıları gizli bir şekilde hücresine girip aramalar yapıldığını ve baskı altında olduğunu iletiyor. Bu uygulamalara karşı 1 aydır açlık grevinde ve uygulamalar devam ettiği sürece açlık grevini sürdüreceğini söylüyor.

‘NURETTİN SEMO SÜREKLİ TEHDİT EDİLİYOR’

Yine Bolu F Tipi Cezaevinde Nurettin Semo'ya yönelik Korona Virüs günlerinde tehdit çok daha fazla artmış durumda, ölümle tehdit ediliyor, tecritte tutuluyor, arkadaşlarının birlikte kalma talebine rağmen tecritten alınmıyor. Bu koşullarda tecrit tabii ki çok daha ciddi sonuçlar üretiyor. Nurettin Semo daha önce de tehditler almıştı. Bu aslında süreklileşen bir durum, idarenin buna karşı bir tedbir almadığı gibi göz yumduğu gibi bilgiler de var.

‘SİYASİ TUTSAKLAR ÖLÜM ORUCU EYLEMİ YAPIYOR’

Yine çeşitli hapishanelerde mahpuslar ölüm orucu yapıyor. Ölüm orucunun bağışıklık sistemini zayıflattığı ve salgın nedeniyle çok ciddi risk altına soktuğunu da hepimiz biliyoruz.  İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Hapishanesinde Mustafa Koçak adil yargılanma talebiyle 293 gündür ölüm orucunda. Av. Aytaç Ünsal Burhaniye T Tipi Hapishanesinde adalet talebiyle 78 gündür, Av. Ebru Timtik ise Silivri Kapalı Hapishanesinde 109 gündür adalet talebiyle ölüm orucunda.

Cezaevlerinde yaşanan sorunlar bunlarla da bitmiyor. Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevinde Merve Aydoğan ve arkadaşlarının ciddi sağlık sorunları var. Görme kaybı ciddi noktaya ulaşmış durumda ancak ısrarına rağmen hastaneye sevk edilmiyor. Revire birkaç defa çıkarılmış ama revirden her seferinde farklı bir teşhisle, farklı ilaçlar verilerek tekrar koğuşuna gönderilmiş. Bir an önce hastaneye sevk edilmesi gerekiyor.

Şimdi bunlar süremiz kısa olduğundan kısaca özetleyebildiğimiz sorunlar. Aslında bütün cezaevlerinde benzer sorunlar yaşanıyor.

‘AYRIMCI UYGULAMA SON BULMALI, MECLİS TOPLANARAK YENİ BİR DÜZENLEME YAPMALIDIR’

Cezaevlerinde yaşanan bu sorunların aslında çözümü çok net ve belli. Bu konuda ilk yapılması gereken şey İnfaz Yasasında yaratılan eşitsiz ayrımcı düzenlemenin bir an önce son bulması, Meclis'in acilen toplanması ve yeni bir düzenleme ile tüm siyasi mahpusların acilen tahliye edileceği bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Asıl çözüm buradan geçiyor. Yine ağır hasta mahpusların 60 yaş üstü olanların, hamile çocuklu kadınların ve özellikle çocuk tutuklu ve hükümlülerin bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Çünkü en acil risk grubunda olanlar özellikle bu kesimler. Yine adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olanların özellikle risk grubunda olması nedeniyle taleplerinin kabul edilerek bir an önce serbest bırakılmaları gerekiyor.

‘TUTUKLAMA İSTİSNADIR, ADLİ KONTROL YÖNTEMLERİ UYGULANARAK CEZAEVLERİ BOŞALTILMALIDIR’

Tutuklama aslında hukukumuzda istisnai bir durumdur asıl değildir ama buna rağmen bu ülkede bir çok insan tutuklu yargılanmaktadır. Tutuklamanın istisna olduğu gözetilerek bir an önce farklı farklı tedbirlerle de olsa adli kontrol hükümleri ile de olsa bırakılmaları gerekiyor. Yine mahsuplara bu dönem içerisinde disiplin cezaları fazlaca uygulanmaya başladı. Özellikle yeni yasa ile birlikte ağırlaştırılmış hale gelen disiplin soruşturmaları mahpusların birçok temel hakkını ihlal eder durumda. Disiplin cezalarının uygulanmasından bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. Ve savunma hakkı bu dönem kısıtlanmış durumda. Savunma hakkı kapmasında avukatlar ile görüşme olanağı sağlık açısından mümkün olmasa da telefonla düzenli görüşme hakkının sağlanması gerekiyor. Sağlığa erişim hakkı çok temel bir insan hakları meselesi, uluslararası kurumların bu konuda fazlaca koyduğu kural var. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Cezaevi Kurallarının 2 Nolu tavsiye kararında, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin durumlarına bakılmaksızın aynı kalite ve standartlarda ülke genelinde mevcut kapatılmamış olan kişilere sağlanan tıbbi bakım erişim hakkına sahip olması beklenir ki bütün bu kurallar Türkiye’yi de bağlamaktadır.

‘AİHM KARARLARINDAKİ KOŞULLAR SAĞLANMIYOR’

Birçok AHİM kararında mahpusların sağlıklı bir ortamda barındırılması gerektiği, yeterli beslenmenin sağlanması gerektiği, bulaşıcı hastalıklardan korunması gerektiği de açık olarak belirtilmiştir. Buna rağmen tüm bunlar sağlanmıyor. Sağlık güvencelerinin sağlanması için özellikle bir yasal düzenleme ile hapishanelerden tahliye edilinceye kadar mahpusların  sağlıklarının korunabilmesi için de çeşitli tedbirlerin alınması gerekiyor. Acilen temizlik malzemelerinin sağlanması ve bunun ücretsiz sağlanması gerekiyor. Çünkü mahpuslardan ücret talep etmek aslında onların bu sağlık hakkından mahrum olması anlamına gelmektedir. Bu nedenle dezenfekte ilaçlarının ve hijyen malzemelerinin bir an önce ücretsiz sağlanması gerekiyor.

‘VİTAMİN TAKVİYESİ YAPILMALI, DENGELİ BESLENME SAĞLANMALIDIR’

Yine ortak kullanım alanlarının her gün dezenfekte edilmesi gerekiyor, koğuşların düzenli olarak temizlenmesi gerekiyor; vitamin takviyesi yapılması, dengeli beslenmenin sağlanması özellikle acil taleplerden bir tanesi. Yine hapishanelerde görev yapan personelin hastalık ile ilgili bilgilendirilmesi, mahpusların hastalık ile ilgili bilgilendirilmesi ve özellikle infaz koruma memurlarının özellikle de mahpuslarla iletişim kuran memurların asgari azami kurallara dikkat edilmesinin sağlanması gerekiyor. Bu konuda gerekli tedbirlerin sadece söylenmesi yeterli değil, aynı zamanda bu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı da kontrol edilmelidir. Telefon görüş hakkının daha fazla arttırılması gerekiyor. Zira bu dönemde yüz yüze görüşmeler maalesef yapılamıyor. Hijyen kurallarına hapishaneye girecek her kişi açısından dikkat edilmesi gerekiyor. Kim girerse girsin bu önlemlerin sıkı tutulması gerekiyor. Mahpuslarla çalışan tüm görevlilere koruyucu giysi malzeme temin edilmesi özellikle risk grubunda olan çalışanlar başta olmak üzere hapishane çalışanlarının çalışma koşullarının da düzeltilmesi gerekiyor.

‘TUTSAKLARIN HASTANELERE RİNGLERLE DEĞİL HİJYENİK ARAÇLARLA SEVK EDİLMESİ GEREKİYOR’

Kurumda düzenli ve yeterli sayıda sağlık personelinin bulunması gerekiyor. Yine hastaların gidebileceği sağlık birimlerinin, hastanelerin organize edilmesi gerekiyor. Görüşmelerin hasta mahpus haklarını ihlal etmeyecek şekilde organize edilmesi gerekiyor, ortak görüşme alanlarının sık sık dezenfekte edilmesi ve mahpusların yakınları ile haberleşmesini engellemeyecek imkanların yaratılması gerekiyor. Mahpusların özellikle sağlık kurumlarına götürülüp getirilirken eskisi gibi ring araçları ile değil hijyenin ve sağlık güvencesinin sağlandığı araçlarla taşınması gerekiyor.

Yine hapishanelerde karantina uygulamaları ve mahpusların sağlık durumu konusunda başta mahpus aileleri ve avukatları olmak üzere kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi gerekiyor. Gerçekten bu konuda çok ciddi bir sorun var. Aileler bilgi alamıyor, avukatları bilgi alamıyor. Yine sağlık örgütleri ve hukuk camiası bu konuda bilgi alamıyor. Bu konuda sağlıklı bilginin alınabilmesi, yol ve yöntemlerin geliştirilmesi gerekiyor.

‘İMRALI CEZAEVİ DAHİL BÜTÜN CEZAEVLERİNDE SİVİL BİR HEYET İNCELEME YAPMALIDIR’

İmralı Cezaevi dahil olmak üzere Türkiye'deki tüm hapishanelerde alınmış olan tüm tedbirlerin standartlara uygun olup olmadığı konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi için aralarında hukukçuların, insan hakları örgütlerinin, hükümet temsilcilerinin olduğu bir heyetin kısa bir süre içerisinde oluşturularak cezaevlerinde inceleme yapması gerekiyor. Çünkü bu konuda gerçekten kamuoyunda çok ciddi bir kaygı var ve bu kaygının bir an önce giderilmesi gerekiyor. Korona Virüs salgını nedeniyle aile ve avukatlarla görüşmeleri yasaklanan veya kısıtlanan tüm mahpuslara tanınmış olan 20 dakika telefonla görüşme hakkının İmralı'da bulunan mahpuslara da bir an önce sağlanması gerekiyor.

‘MECLİS BİR AN ÖNCE TOPLANMALI VE YENİ BİR DÜZENLEME İLE CEZAEVLERİ BOŞALTILMALIDIR’

Bütün bu önlemlerin biran önce Adalet Bakanlığı tarafından bütün hapishanelerde alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatalım ama en acil olarak şunu söyleyelim: Gerçekten burada yapılabilecek en önemli tedbir, cezaevindeki insanların hayatlarını yok etmemek, ölüme mahkum etmemek adına alınacak en büyük tedbir bir an önce yeni bir yasal düzenlemeyle cezaevlerinin boşaltılmasıdır. Çünkü siyasi mahpuslara yönelik bu düşmanca tavır toplumda ciddi bir tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İnsanlar Adalet Bakanlığından, hükümetten bu konuda eşitlik beklemektedir. Ayrımcı son düzenlemeden vazgeçilmesini beklemektedir. Cezaevleriyle ilgili olarak Meclis toplanmalı ve yeni bir yasal düzenlemeyle cezaevleri boşaltılmalıdır.

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2020, 23:04

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER