HDP’den muhalefete 'barış anayasası' çağrısı

Sancar, muhalefete “Gelin bu ülke için bir barış anayasası üzerinde hep birlikte çalışalım” çağrısında bulundu

HDP’den muhalefete 'barış anayasası' çağrısı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, 1 Haziran’da başlattıkları “Demokratik Mücadele Programı”nın 3'üncü aşaması kapsamında Muğla’da düzenlenen halk buluşmasına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Muhalefete ‘Barış Anayasası’ çağrısında bulunan Sancar, “Gelin bu ülke için bir 'barış anayasası' üzerinde hep birlikte çalışalım. Herkese düşen yükümlülükler var barış konusunda. Bir de gerçekten rolünü oynayabilecekken kendisinden bu imkanlar esirgenenler var. Öcalan'dan bahsediyorum. Eğer bugün, tecrit politikası sonlandırılırsa barış konusunda çok önemli rol oynayacağını biliyoruz. Bu iktidar barış için insanların yol almasını engellemek istiyor. Yol açabilecekleri de tecrit altında tutuyor. İşte biz 'barış için hep birlikte mücadele edelim' derken bu yolu açabilecek olan partilerin, kurumların katkı sunmasını istiyoruz, bu konuda katkı sunacak insanların da önünün açılmasını istiyoruz. Barışı hep birlikte inşa edebiliriz. Bu konuda önyargılara, komplekse gerek yok. Hepimiz tarihi sorumluluklar altındayız. Herkesin de bu sorumlulukların ağırlığını idrak etmesi gerekiyor” dedi.

 ‘BARIŞ LÜTUF EDİLMEZ, İNŞA EDİLİR’

Demokrasi yürüyüşünün 3’üncü aşamanın temel hedefinin barış ve özgürlük olduğunu kaydeden Sancar, “Barış” cümlesini sadece HDP’nin ve Kürtlerin telaffuz ettiğini söyledi.

MA’nın haberine göre, “Barış” isteyenlerin zayıf olduğu algısının yaratılmak istendiğini ifade eden Sancar, “Oysa demokrasi buluşmalarımızda çok açık söyledik. Hep birlikte demokrasiyi inşa edebiliriz. Yürüyüşümüzde de bu inşa gücünü ortaya çıkarmak için buluşacağımızı belirtmiştik. Şimdi de barışı ancak birlikte inşa edebiliriz. Eğer barış için emek vermesek ve mücadele etmesek demokrasiye ve özgürlüğe ulaşamayız. O yüzden diyoruz. Demokrasi özgürlük için de barışa ihtiyaç var. Barış sadece Kürtlerin ve HDP talebi değildir. Bu ülkede şu ceberut iktidarı bitirmenin yoludur. Çünkü despot yönetimler ve ceberut iktidarlar faşizm ile savaşla besleniyorlar. Savaş yolu ile kendilerini sağlamlaştırmak istiyorlar. Savaşa karşı barış dediğimizde istediğimiz şey elbette silahların susmasıdır. Elbette 40 yıllık çatışmanın sona ermesidir. Yüzyıllık Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözülmesidir. Elbette demokrasinin inşa edilmesinin önünün açılmasıdır. O yüzden diyoruz ki barış kimseden lütuf edilmez. Barış ancak halkların ortak mücadelesi ile sağlanır. Yani barış lütuf edilmez inşa edilir” diye konuştu.

‘KIVILCIMLARA İHTİYAÇ VAR’

Program kapsamında 1 Eylül’e doğru barışı inşa etmek için bir araya gelmek istediklerini ifade eden Sancar,  şöyle devam etti:

“Türkiye’de demokrasiye, özgürlüğe, ekmeğe, aşa ve onurlu bir yaşam ihtiyaç duyan herkes barış için de mücadele eder. Barış soyut bir kelime ve içi boş bir kelime değildir. Barışı nasıl inşa edebiliriz. Herkesin üzerine düşen yükümlükleri var. Tek tek hepimiz ırkçılığa ve nefret söylemlerine itiraz ederek barış yoluna katkıda bulunabiliriz. Barışın inşası sadece tek tek bireylerin çabasıyla yetmeyecektir. Toplumsal güçlere yükümlükler ve sorumluluklar düşüyor. Emek ve meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerine özel görevler düşüyor. Şimdi hem Kürtçe illerindeki sivil toplum örgütlerine özel çağırılar yapıyoruz. Savaşı kader olarak görmekte vazgeçin. Savaş politikalara karşı çaresiz olduğu duygusunu geride bırakın. Gelin barış için çalışmaları başlatın ilerletin. Bir araya gelme gücümüz ve imkânlarımız var. Ben inanıyorum Türkçe illerindeki bütün sivil toplum örgütlerinde bu inanç ve irade vardır. Bunun ortaya çıkarmasını sağalacak vesilelere ve kıvılcımlara ihtiyaç vardır. Eğer Kürt bölgesinde böyle bir inisiyatif başlar ve batıda da bunun karşılığı ortaya çıkarsa barış talebi halka büyüyecektir.”

Sancar, Kürt sorununa atıfta bulunarak, muhalefete “Barış planınız nedir?” diye sordu. Sancar ayrıca, HDP’yi yalnızlaştırmak, Kürtleri izole etmek için her türlü kirli yönteme başvuran iktidara karşı hep birlikte karşı durmak gerektiğini söyledi.

Demokrasi ittifakı oluşturmanın temel yolunun iktidarın yararlandığı en temel kaynağı kurutmak olduğunu dile getiren Sancar, savaş politikalarına tepki göstererek, herkesin iktidarın diliyle konuşmak yerine barışın yolunu nasıl açacağına dair kafa yorması gerektiğini ifade etti.

 ‘İMKANLAR YARATIRIZ’

HDP barış konusunda üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu kaydeden Sancar, şöyle konuştu:

HDP’nin varoluş sebebi barışı sağlamaktır. Şüphesiz barış sadece çatışmaları durdurmaktan ibaret değildir. Çatışmaları durdurabilir, ateşkesler ilan edebilirsiniz, eylemsizlikler ilan edebilirsiniz; fakat bu çatışmayı yaratan asıl kaynaklar orada durduğu sürece o çatışmasızlık durumunun hiçbir teminatı yoktur. Yeniden daha şiddetli bir çatışma ortamının doğması an meselesidir. O yüzden barış dediğimizde silahların susmasını sağlayacak ortak bir plana ihtiyaç var ama aynı zamanda bu çatışmanın kaynağında yatan 100 yıllık Kürt sorunun çözümünde birlikte adım atmaya da ihtiyaç var. Biz HDP olarak onurlu barışı ve Kürt sorununda demokratik çözümü varlık nedenimiz olarak görüyoruz. Bu iki eksikliği ortadan kaldırın HDP'ye ihtiyaç kalmaz. Fakat bu iş sadece HDP’ye bırakılamaz. Herkes elini bu zor görev için taşın altına koymak zorundadır. Eğer barışı sağlayamazsak demokrasiye ulaşamayız dedik, gerçekten de ulaşamayız. Elbette tersi de olacaktır. Biz demokrasiye ulaşmak için savaş politikalarının tümünü reddeden bir güç inşa etmek zorundayız. Demokrasiye giden yolu açtığımızda Kürt sorunun çözümü için imkanlar yaratırız. Demokrasi ve barış mücadelesi iç içedir. Kürt sorunun çözümü meselesi demokrasi sorunundan ayrı değildir”

Karadeniz'de yaşanan sel felaketine değinen Sancar, iktidarın rant politikalarını da eleştirdi.

Sancar, yaşanan insan kaynaklı felaketlere karşı “dur” deme gücüne sahip olduklarını söyledi.

‘BARIŞ ANAYASASI ÜZERİNDE ÇALIŞALIM’

Muhalefete fazlasıyla görev düştüğüne değinen ve bu bağlamda muhalefete çağrıda bulunan Sancar, devamla şöyle konuştu:

“Gelin bu ülke için bir 'barış anayasası' üzerinde hep birlikte çalışalım. Herkese düşen yükümlülükler var barış konusunda. Bir de gerçekten rolünü oynayabilecekken kendisinden bu imkanlar esirgenenler var. Öcalan'dan bahsediyorum. Eğer bugün, tecrit politikası sonlandırılırsa barış konusunda çok önemli rol oynayacağını biliyoruz. Bu iktidar barış için insanların yol almasını engellemek istiyor. Yol açabilecekleri de tecrit altında tutuyor. İşte biz 'barış için hep birlikte mücadele edelim' derken bu yolu açabilecek olan partilerin, kurumların katkı sunmasını istiyoruz, bu konuda katkı sunacak insanların da önünün açılmasını istiyoruz. Barışı hep birlikte inşa edebiliriz. Bu konuda önyargılara, komplekse gerek yok. Hepimiz tarihi sorumluluklar altındayız. Herkesin de bu sorumlulukların ağırlığını idrak etmesi gerekiyor. Barışın anayasasını kurma görevimiz var dedim. Bizim bu ülkede barışın anayasasını kurabilmemiz için haklarda ve özgürlüklerde eşitlik noktasında buluşmamız lazım. Halkların eşit haklara ve özgürlüklere sahip olduğunu hiç olmazsa prensip olarak herkesin kabul etmesi lazım. İnançların özgür ve eşit olması gerektiğini, demokrasi isteyen herkesin hiç olmazsa prensip olarak kabul etmesi lazım. Bunu beyan etmesi lazım. Beyanın ötesine de geçmemiz gerekiyor, biliyorum ama öncelikle şu ortak kabulü ortaya çıkaralım; halklar ve inançlar için özgürlüklerde eşitlik istiyoruz, haklarda eşitlik istiyoruz.”

‘HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ’

Barış mücadelelerinin sona ermeyeceğine vurgu yapan Sancar son olarak, “Hep birlikte bu mücadeleyi yürütme azminden, kararlılığından, ısrarından vazgeçmeyeceğiz. Hep birlikte başaracağız” dedi.

Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2020, 12:11

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nizamettin Aktaş
Nizamettin Aktaş - 1 ay Önce

Bundan kırk yıl önce ülkenin en dinamik kurumu DİSK demokrasi cephesi çağrısı yapmıştı. Başta sol partiler olmak üzere tüm kesimler üç maymunu oynadı. Sonrası darbe ve darber.
yer yüzünde var olan devletler içinde son altmış yılını darbe anayasası ile yaşayan tek bir ülke var Türkiye.
Kurucu kadronun vesayeti olan devlete millet,devlete dil ve devlete din şiarı darbe anayasaları ile güvenceye alınmış,yetmemiş birde VASİ kurumlar oluşturuldu.
YÖK,MGK,DİYANET;RUTÜK gibi.
Dünyada iki anayasası olan tek ülke
dünyada iki meclisi olan tek ülke.
HDP bu gün insana dair değerlerin erdem ve onuru onun iradesi olan sivil anayasa çağrısına tüm kesimler üç maymunu oynuyorlar.
Yüz yıllık cumhur istiklal mahkemeleri ile başladı, sıkı yönetim,dgm ve istinaf ve sulh ceza hakimliği.
Ülke üçe bölündü.
1- İHvan (ratikatlar ittifakı,) ve ırkçı ve İslamcı bir kesim
2- kemalistler,milliyetçiler ve bir kısım İslamcılar
3- HDP bileşeni Kürt siyasi partileri,barış imzacıları ve az sayıda sol ve demokrasi derdi olan az sayıda demokratik kurum ve kişiler
Ülke hukuken ikiye bölündü.
Kürtler ve hdp ile az sayıda sol ve var olana itiraz edenlere ceza delil aramak yok,ceza peşin
Cezasızlık (Katil,tecavüz,hırsız,uyuşturucu ve rüşvet ) serbest
Aç olana aç bırakıldığı anlatılamayan insanların ülkesi
İşsize işsiz bıraktılar sizi izah edilemeyenlerin ülkesinde
Kürtler demokrasi derdine düşmüş.
.

SIRADAKİ HABER