HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Hatip Dicle’den oluşan İmralı heyeti Öcalan’la 4 saat süren bir toplantı yaptı.

Saat 16:00 itibariyle de İmralı Adası'ndan ayrıldılar.

HDP’den yapılan yazılı açıklamayla, görüşmenin detayları şu şekilde anlatıldı:

“Heyetimiz 29-11-2014 tarihinde İmralı Adası'nda, Sayın Öcalan'la yaklaşık 4 saat süren bir görüşme gerçekleştirmiştir. Heyetimize DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle de dahil olmuştur.

Yapılan görüşmede; çözüm sürecinde gelinen aşama, AKP Hükümeti’nin mevcut politika ve yaklaşımları, Kürt Ulusal Kongre çalışmaları, Kobanê ve Rojava başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmeler ve diğer güncel olgular detaylı bir şekilde tartışılıp değerlendirilmiştir.

Sayın Öcalan, uzunca bir süredir üzerinde çalıştığı "Barış ve Demokratik Müzakere Süreci Taslağı"nı genel hatlarıyla olgunlaştırdığını ve devlet heyetiyle detaylı bir şekilde üzerinde tartıştıklarını, gelinen nokta itibarıyla üzerinde müzakere yürütülebilecek bir çerçeve olduğu konusunda mutabık kaldıklarını belirtmiştir.

Bu müzakere taslağı, heyetimizle de paylaşılmış olup en kısa zamanda halklarımızın da bilgi, öneri ve katkılarına sunulacaktır.

Heyetimiz, paylaşılan bu taslakta belirtilen 'Çözüm Önerileri'ni, 'Müzakere Başlıkları'nı ve 'Eylem Planı'nı sürecin bütün tarafları ve paydaşlarıyla tartışıp, olgunlaştırarak, ortaya çıkan sonuçları en kısa süre içerinde Sayın Öcalan'a aktaracaktır.

Sürecin bundan sonraki tüm aşamalarında, demokratik çözümün yasal güvencelerinin oluşturulmasının elzem olduğu ve bu güvenceler sağlanmadan nihai barış ve demokrasi hedefine varmanın mümkün olmadığı, Sayın Öcalan tarafından net, ısrarlı ve kararlı bir şekilde vurgulanmıştır.

Bu kapsamda, hem Habur Sürecinde barış gruplarının ülkeye girişleri ve devamında bu insanların maruz kaldığı kabul edilemez mahkumiyetler değerlendirilmiş, hem de sürecin başlangıcında gerillanın geri çekilme yürüyüşünün anlamlandırılmak yerine bölgeye dönük kalekol ve HES yapımına odaklanılmış olması etraflıca ele alınmıştır.

Sayın Öcalan, yasal güvence sağlanmadan yaptığı bu çağrılarında yanılgılı olduğunu ve bu yanılgısından dolayı tüm Türkiye halklarına özeleştiri verdiğini belirtmiştir.

Bu bağlamda; kendisinin yüksek ısrar ve uyarılarına rağmen, tüm bu süreçlerde gerekli yasal düzenlemeleri yapıp pratikleştirmeyen devleti ve hükümeti de meseleye özeleştirel temelde yaklaşmaya çağırarak, burdan çıkarılacak derslerle bundan sonraki süreçte, özellikle yasal düzenlemeler bahsinde, kendi üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmiştir.

Tarafların belirtilen hususlarda süreci doğru, ciddi ve kararlı yürütmesi halinde, en fazla 4-5 ay içinde tüm Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözümün sağlanabileceğini vurgulayan Öcalan, bu ciddiyet ve kararlılığın gösterilmemesi durumunda, bölgesel kaosun derinleşeceği ve darbe mekaniğinin sonuç alabileceği uyarısını yapmıştır. 

Sayın Öcalan, anlamlı ve yasal tüm boşlukları giderilmiş müzakerelere geçilmesi durumunda tarafların "Tahkim edilmiş bir ateşkes" ve bu ateşkesi denetleyecek bir "İzleme Kurulu" oluşmasının önemine değinerek,  süreçte bozucu bir alan olarak karşımıza çıkarılan "kamu düzeni"nin de ancak ve kalıcı olarak bu şekilde sağlanabileceğini belirtmiştir.

Sayın Öcalan, Kobanê ve Şengal direnişinde yer alan halkımız başta olmak üzere tüm Rojava ve Güney Kürdistan halkına, 21. yüzyılın onur savaşı diyebileceğimiz buradaki direnişle dayanışma içerisinde olan, katkı sunan bütün halklar ve siyasal yapılara özel selamlarını iletmiştir.

Ayrıca, mücadelemizi Ortadoğu'dan çıkarıp tüm insanlığa taşıyan Kadın Hareketine ve cezaevlerinde bulunan bütün tutsaklara da özel selamlarını iletmiştir.

27 Kasım vesilesiyle, insanlık mücadelemizi bugünlere taşıyan şehitleri saygıyla anarak bütün kadro yoldaşlarına da selam ve başarı dileklerini göndermiştir.”